Yanlış iş Bağdat’tan döner

Yaklaşık 20 hatta 25 yıl önce bir arkadaşım eşiyle birlikte tatil yapmak üzere Kuş Adasına gidiyor. Daha yeni evli olan bu dostum, park etmek için arabasıyla ara sokaklara dalıyor. Taksi durağının önünden geçerken ordu evinin yerini sormak için yavaşlıyor. Ağzını açıp soramadan, duraktan bir taksici fırlıyor ve yüksek sesle; “Devam et kardeşim!” diyor. Bunun üzerine askeri şahıs olan kişi tartışmamak için devam ediyor. İleride jandarmanın sorumlu olduğu Ordu Evinin otoparkına yanaşınca, sorumlu Çavuş ama Arnold Schwarzenegger’in Kuşadası şubesi gibi, kendini göstermiş. Arkadaşım otoparkı kullanmak isteyince Çavuş sormuş; “Az önce bağıran taksici size mi bağırdı Komutanım?” Evet cevabını alınca çavuş sinirli yüz ifadesiyle: “Anahtarı üzerine bırakıp siz gidin Komutanım.” Demiş.

Rütbeli asker olan arkadaşım, bundan sonrasını gülümseyerek anlatmaya başlayınca iyice merak etmiştim. “Yaklaşık 2-3 saat sonra eşimle arabayı almaya gelince gördüklerime inanamadım. Az önce bana ileri-geri konuşan taksici benim arabayı yıkamış, şimdide siliyordu. Beni gören Çavuş, hemen yanıma geldi.”

“Komutanım; 1-2 saat daha koybolun, arabaya pasta/cila da attıralım.” Demişti.

Devlet Organları içerisinde en önemli yeri tutan kollu kuvvetleri gerektiği saygıyı sivil hayatta gördüklerini pek düşünmüyorum. Yani, illa asker ya da polis olması şöyle dursun; Gazi, Şehit yakını olanların bunu ifade etmesine karşın o saygıyı pek gördüğünü görmedim. Melek Mosso diyor ya şarkıda “arada sırada değil, her an aklımdasın.” Bunu aklımızdan çıkartmayalım.

Özellikle iki meslek gurubunu bu yazıda açık açık uyarmak istiyorum. Taşımacılık adı altında taksi, dolmuş ya da servis işi yapan şoförler. Bir de alım satım adı altında konut, arazi, araç ticareti yapanlar. Pek tabi, aralarındaki işini ahlakıyla yapanları tenzi ederim. Ancak, bu ekibin azınlıkta kaldığını da düşünüyorum.

İzmir Otogar civarında yolcu karşılayacağım, arabamla park yeri arıyorum. Azıcık yavaşladım, sol şeritten çok rahat kamyon geçebilir. Bir korna sesi geliyor ama böbreklerim yer değiştiriyor. Şu havalı kornalardan dostlar. Allah’tan araçta çocuk yok! Elimi dışarı çıkardım, 1 dakika anlamında ricacı oldum. Yola çıkış yapmak için sinyal yaktım. Yolu kullanan diğer araçların geçmesini beklediğim esnada aynı kornayı tekrar çalmaz mı? Hakikaten katil olmamak elde değil! “Ne yapıyorsun anlamında” el işaretime dolmuşu kullanan yaratık bağırmaya başladı. Küfürlerini sıraladıktan sonra “İndirme lan beni aşağıya?” dedi. Şeytanın kol gezdiği bu saatlerde ne yaptım dersiniz? Topuk! Hemen oradan uzaklaştım. Kendimden korkarım çünkü. Şimdi benim sorum şu; bu yaratığı ve diğer yaratıkları nereye şikayet edersem birşeylerin değiştiğini görebilirim? Unutmayın adaletin bittiği yerde toplumun vergi ödeyen ve düzenli kalması için yaşayanlar kendi adaletini sağlamaya başlar ki, bunun önünü almak imkansız olur. (Allah yaşatmasın.) Benim anladığım şu; yaratığın bana bağırırken bile bana güveniyor olması onore edici! Neden mi güveniyor, benim krizi sırtlanıp düzenin bozulmasına izin vermeyeceğimi biliyordu. Lakin, ben bu şekilde onore olmak istemiyorum. Kimse istemez sonuçta. Yanlış işin geri dönmesi için Bağdat’a kadar gitmesini beklemek mi gerek? Asıl aslan yüreklilerin borcun içinde ailesine bakarken boğuşanların olduğunu düşünüyorum. Her türlü kanun ve yönergeye uyan, otobanda geçiş ihlali yapınca bile avans hesabından devlete olan borcunu ödeyen ekip. Bu insanların, düzen bozulmasın diye ortaya koyduğu gayret, takdiri şayan! İyi de hayvan iyice terledi dostlar! Daha ne kadar yük çekecek? Bir de ortak yaşam alanı olan trafikte ezmeyin…

Yoksa, bişeylerin düzelmesi için seçimin gelmesini mi beklemeliyiz?

Takriben emlakçılar 4 milyonluk bir evin satışından (%2) 80 bin lira alıcıdan, (%2) 80 bin lira da satıcıdan KDV hariç alıyorlar. KDV ne kadar, o da (%18)’den hesaplayın dostlar. Bence bugün çayı-kahveyi bırakın soğuk su ya da soda içelim. Çünkü hazmı kolay olmayacak. 160 bin lira tek evden kazanmak demek, 14 tane asgari ücret kazanmak demek. Ya da 5 tane öğretmen maaşı almak demek. Sizce bu durum ne kadar hak? Bu paranın karşılığında ne hizmet alıyoruz. Masaj yapsa bir ay durmadan masaj yapması gerekir. Emlakçı, tapu hizmetlerinde yardım istediğin zaman bile burun kıvırıyor! Bu durumu tutun aklınızda, sonuçta tek bir sabıkayı bırakın, park cezacı bile olmayan öğretmen tüm kurallara uyduğu için cezalandırılıyor gibi durmakta? Sadece öğretmen değil; bütün memurlar iyi hal belgesini almadan memur olamaz ken, bu iş guruplarında neden bu belgeler istenmiyor? Hadi istenmiyor, önceden insanlar sabıkanın, yani yanlış yapmış olmanın ayıbını yaşarlardı. Onuru-gururu kırık, boynu bükük olurlardı. Bu insanların iffete verdikleri değeri şimdi çok daha iyi anlıyorum. Şimdi; adam 3 ay içerde 5 ay dışarda ve ayrıcalık peşinde! Bu nasıl adalet dostlar? Adaletin kaybolma eğilimde olduğu bu günlere notum olsun; bu iş böyle olmaz!

Devletin kestiği parmak acımaz! Ama kesmediği parmak başa bela olmaya başladı, benim ve ailemin özgürlüğü işgal altında. Unutmayalım bu Devlet, kollu kuvvetlerin omuzlarında olduğu kadar, üç kuruşa geçinmeye çalışan ve geçiktirmeden vergi veren vatandaşlarının da omuzlarındadır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.