Kamil Erdoğan
Kapitalizmin Gölgesinde Ramazan
Herhangi bir internet araştırma butonuna “Ramazana hazırlık” yazdığınız zaman karşınıza çıkacak bilgi ,resim ve videoların onda dokuzu yeme içme hazırlığı hakkındaki paylaşımlar olacaktır. Bunlardan bazıları ramazan için 9 çeşit buzluk hazırlığı, buzluğa atmalık 13 yemek tarifi, ramazana hazırlık hamuru, ramazana hazırlık kavurma, ramazana hazırlık glutensiz pide tarifi, ramazana hazırlık sunum... Arama sayfaları bu şekilde uzayıp gidiyor. Aralarında her ne kadar manevi başlıklar olsa da geneli yemek hazırlığı şeklinde sıralanıp gidiyor. Arama siteleri bu başlıkları kullancıların arama tercihlerine göre sıralayor. Oruç denilince aklımıza yemek gelen bir çağda yaşıyoruz.
Küresel sistem Ramazan ayını pazarlama aracına çeviriyor. Dini imanı olmayan kapitalizm aylar öncesinden reklam çalışmalarına başlıyor. Açlık duygusunu kullanarak insanları sömürme yoluna gidiyor. Marketler, mağazalar, eğlence mekanları bir yılda yapacağı ciroyu bir ayda kazanabiliyor. Gıda şirketlerinin iftar sofraları için yaptığı satışlar bile bir çok şirketin bir yılda kazanacağı paraya denk gelebiliyor. Araştırmalar en çok tüketimin yapıldığı ayın ramazan ayı olduğunu söylüyor. Ve maalesef en çok israfın yapıldığı ayın da ramazan ayı olduğunu gösteriyor. Ramazan ve oruç kavramı peygamberimizden bu yana bir çok yol kazası geçirmiş bu süreçte ters dönerek ifade ettiği anlamların tam tersini bürünmüş haldedir. Müslümanın bedensel ihtiyaçları en aza indirip, ruhuna yatırım yapacağı, Allah ile bağlarını güçlendireceği ay olan ramazan ayı kapitalizmin elinde oyuncağa çevrilerek, yeme ,içme, eğlenme ve tüketme ayına dönüştürülüyor. Bir çok müslüman ramazan ayından kilo almış olarak çıkıyor. Zaten iki olması gereken öğün sayısını üçten ikiye düşürdüğünü düşünerek sahurda tıka basa, iftarda tıka basarak sağlımıza ve ruhumuza ciddi anlamda zarar verebiliyoruz.
Peygamber efendimiz ve sahabelerinin ifftar ve sahurlarını incelediğimizde normal günden farklı şeyler yemediğine şahit oluyoruz. Oysa günümüzde annelerimizin ve eşlerimizin en çok ne pişirip hangi yemeği yapsam derdine düştükleri ay ramazan ayı olabiliyor. Müslüman kanıyla beslenen onlar değilmiş gibi bir çok yahudi ve yahudi dostu olan islam düşmanı gıda firmaları 7/ 24 medyada boy göstererek gıda reklamı yapıyor. İnsandaki susuzluk hissini fırsata çevirerek “ kolasız iftar olmaz” algısını zihinlere yerleştirmeye çalışıyorlar. En çok coca cola tüketiminin ramazan ayında olduğu bir oruçlar peygamber efendimizin sünnetine uygun bir orucu nasıl bir tutabiliriz? Ramazan kolisi dağıtım ugulamasını kim çıkardı bilmiyorum ama bu fikir gıda şirketlerini çok mutlu etmiş olmalı. Bunun yerine kişinin eline bizzat para vermek daha mantıklı mı olur diye düşünüyorum. Her saça aynı tarağı vurmak isabetli bir karar olmayabilir. Para verirsek uygun olmayan yerlere harcayabilirler demiş olsak bile gıda kolisi verdiğimiz zaman da o erzaklara vereceği parayı uygun olmayan yerlere verebilir.

Git gide Ramazan ayının ve oruç kavramının içinin boşaltılıp geleneksel bir kültüre dönüştürülmeye çalışıldığı bir çağda yaşıyoruz. Oruç denilince yemek , ramazan denilince iftar sofraları akla gelen ,erişte ve mantıya endekslenmiş bir Ramazanın kişinin ruhuna ne kadar katkısı olacağını düşünmek mecburiyetindeyiz. Restoranların hınca hınc dolduğu, alışveriş merkezlerindeki kuyrukların zirve yaptığı, eğlence mekanlarının tıka basa dolduğu ,camilerin ise teravih haricinde rölanti hızında devam edip mukabele için müşteri bulunamadığı bir Ramazan Allahın emrettiği Ramazan olmaktan uzaktır. Ramazan boyunca insanları sömüren kapitalizm bayramın gelmesiyle birlikte altın vuruşunu yapıp Tatiller, alışverişler ve oteller ile hesabı kapatıyor. Oruçluya iftar ettirmenin sevabı ile ilgili hadis-i şerif yanlış anlaşılarak lüks sofralar hazırlanıp, geride bir çok israf edilmiş nimetle sofralardan kalkılabiliyor. Oysa kişi ne kadar açıkmış olsun mütevazi bir sofra insana gösterişli bir sofradan daha lezzet ve mutluluk verir. Acıkmış insana soğan ekmek bile en lezzetli katık olur.
Yine son dönemlerde içinde zamanla gizli tehlikler oluşmaya başlayabilir mi diye düşündüğüm bir durum var; Son zamanlarda çocuklara ramazanı sevdirmek , orucu benimsetmek adına bir çok farklı uygulamalar oluşmaya başladı. Çocuklarımız gereğinden fazla hediyelere, aktivitelere , etkinliklere ve ikramlara boğulmaya başlayıp etkinliklerden başı dönmeye başladı. Bunun neresi kötü diyebilirsiniz . Şurası kötü; İçerisinde çocuğu sorumluluk sahibi yapmayı amaçlamayan çalışmalar eksiktir. Çocuklarımızın sürekli olarak hediye almaya , mutlu edilmeye ve eğlendirilmeye alıştırıldığı çalışmaların bir tarafı eksik kalmaktadır. Bu çalışmaların amacı çocuklara bilinç katmaksa ne mutlu , ama amaç günü doldurmak , birşeyler yapmış olmaksa bu durum yeterli olmayacak bilakis zarar bile verebilecektir. Yavrularımız sayısız şamata , eğlence ve ikramın gürültüsünde ramazanın manevi nefesini hissetmekten uzaklaşmaya başladılar. Son dönemlerde kuruluşlar sürekli olarak çocukları mutlu etmek üzerine çalışmalar yapmaya başladı. Bu kadar ikram, hediye ve etkinlik yerine birazda çocuklarımıza dini sorumluluklar verip görev bilincinin tadına varmalarını sağlasak güzel olmazmı.
Son tahlilde nefis terbiyesi olan ramazan ayını nefis şölenine dönüştürmek ramazanın ruhuna aykırı bir durumdur. Bizler lüksten, gösterişten abartıdan ve israftan uzak durup sadeliği şiar edinen bir dinin mensuplarıyız. Hem ruhumuzun hem de bedenimizin şifası az yemektedir. Hem iftarda hem sahurda az yemeyi alışkanlık edinmek lazım. Gösterişli ,abartılı ve sonu israf olan sofralar kurmaktan uzak durmak gerekiyor. Şimdiden herkese hayırlı ramazanlar diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.