Ömer Tokgöz
Quo Vadis? Konyaspor
Konyaspor'a bu hafta sonu Galatasaray ile yapacağı kritik maçta başarılar dilerim. Gönüllerin baş tacı Konya sporumuzun bu maçta ve diğer maçlarda onurlu bir direnç göstererek ligde üst sıralara tutunmasını istiyorum. Tüm taraftarlar gibi hızla düşme hattından süratle uzaklaşmasını bekliyorum. Keşke bu gerilimli noktaya düşmeden iyi bir sezon geçirmiş olsaydık. Ancak bir yandan yetersiz transfer planı ve kadro seçimi, tecrübesiz iki teknik direktör ile başarısızlıklar üst üste geldi.

Konyaspor tutkusu bende ilkokuldan önce rahmetli babamla gittiğim Konyaspor maçları ile başladı. 1960'lı yılların sonundan başlayarak daha 5-6 yaşlarından itibaren Konyaspor taraftarıyım. Konya sporun 1970-71 sezonunda 3.ligden 2.lige şampiyon olarak çıkışını yaşayan ve 1980'li yıllara kadar aralıksız maça giden biriyim. Bendeniz ilkokulda ve ortaokul evresinde Konyamızın iki güzide futbol takımında futbol oynamış öğretmenlerden ders aldım. Konyasporlu futbolcu Cankut Özbay Şehit Sadık İlkokulunda sınıf öğretmenimdi. Konya İdmanyurdu kulübünde futbol oynayan İlhami Coşkun ise beden eğitimi öğretmenimdi. Her ikisine de Allah rahmet eylesin.

1965 ila 1980 yılları arasında Konya’da alt yapıdan yetişen ve amatör ruhla oynayan futbolcular dönemidir. Toprak sahalarda formasını teriyle ıslatan oyunculardan kurulu bir dönemin ve başarıların hikayesidir. Diğer güzide şehir takımımız Konya İdmanyurdu yeşil beyaz renkleri ile alt yapıya yönelmiş ve futbol ile birlikte voleybol, basketbol ve atletizm dallarında bir çok başarıya imza atmıştır.
Son birkaç sezondur takıma musallat olan ve ha bugün ha yarın başarı gelecek derken niye hep düşme hattı civarında dolaşıp korkulu rüya görüyoruz. Üstüne birde takımın faydalı ve skorer oyuncularını gönderme hatası yapıldı. Maalesef ligin tabanına çapa atan bir takıma dönüştük. Adam gibi transfer, uyumlu kadro, süper lige yakışan tecrübeli bir teknik direktör ile neden lige başlayamıyoruz. Konya tabiri ile biz taraftarlar niye karnımızı kaşıyarak ve rahat şekilde bir maç izleyemiyoruz. Hep sonuçlara bakıp kahırlanıyoruz.

Futbol çıktığı andan itibaren seyirlik ve büyüleyici bir spor dalıdır. Bir futbol analizimde Marks bugünleri görse ve yaşasaydı “din kitlelerin afyonudur” yerine “futbol kitlelerin afyonudur” şeklinde söylerdi demiştim. Aslında Marks’ta doğru anlaşılmamış. Basma kalıp şekilde din ve metafizik değerler hakkında top yekün bir ret değil, “din vicdansız dünyanın vicdanıdır” demiştir.
Bu şehirde bir zamanlar iki takıma ve onlarca amatör takıma can veren bir alt yapı tekrar canlandırılmalıdır. Her sene düşme stresi içinde korkulu rüyalar görerek sezon yaşamayalım. İşe yarar bir delege ve kongre süreci olsun. Neşe içinde stadyuma giden ve güzel bir oyun izleyen taraftar olalım. İlkokula gitmeden Konyaspor maçına giden bir taraftar olarak Konyaspor’un Türkiye ve Avrupa da başarılı olmasını istiyorum. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/konyasporlu-olmak-beyanindadir/14255/)
Konyaspor ile ilgili arşivimde olan fotoğraflara baktığımda iki önemli fotoğrafa göz attım. Fotoğrafların biri 60 yıl öncesinden 1966 yılından, diğeri ise 22 yıl öncesinden 2004-2005 sezonundan çekilmiş idi. Her iki fotoğraf karesinde oluşturulan kadroların kalitesi apaçık fark ediliyor. Stadyuma gidip heyecanla seyredeceğimiz kondisyonu yüksek, fiziği güçlü, artistik becerisi fazla, seyir keyfi olan ve üç pasla her an gol atabilecek bir kadro. Demek ki başarı her dönemde nitelikli bir kulüp yönetimine ve oyunculara sahip olmaktan geçiyor. Bir teli kopan veya akort edilmezse ahenkli ses vermeyen müzik enstrümanı gibi futbol oyunu da böyle bir şey. Eksik olan hususlar giderilmediği sürece mutlu sonuç beklemek biraz hayalciliğe dönüşür.

Bu Sezon başlangıcı olarak yeni bir kadro, geçen yıla göre daha güçlü oyuncular ile başladık. Elbette takıma biraz zaman tanımak lazımdı. Teknik direktör değiştirdik, ancak olumsuz sonuçlar aldık. Sürekli yenilen ve mağlup olan Konyaspor’u galibiyet maçına ve serisine bir türlü taşıyamadık. Konyaspor olarak önümüzdeki üç dört hafta içinde oturmuş ve takır takır oynayan bir ekip olmamız gerekiyor. Galibiyeti yani neticeyi ve klas oyunu sergilemek zorundayız. Yoksa başarısız sonuçlar bizi düşme hattı içine doğru ve anafor içine çelecektir.
Futbolda dün yoktur, bugünkü başarı ve yarına dair beklentiler vardır. Mazideki başarılar takım ruhu ve genç kuşaklar için bir öğrenme vesilesi olarak değerlidir ama bugünkü başarıyı, istikrarı ve kaliteyi garanti etmez. Hele de hamasetle, mazideki başarılara güvenip gururlu bir takım avuntusuna yaslanarak bir şey elde edemezsiniz. Nitelikli kadro, alt yapı, bütçe, uyum, teknik direktör kalitesi, taraftar desteği, ligde hedef, Avrupa'da başarı gibi birçok faktör bir araya gelince başarı her sezon kovalanan ve yakalanan bir olgu olur. Her dönem muhteşem ve başarılı bir takım yakalamak kolay değildir. Zor bir iş ama mümkün.

Konya kent olarak son 25 yılda futbol dışındaki hiçbir spor dalında kalıcı başarı çizgisi oluşturamadı. Futbolda ise maalesef kendi alt yapımızdan veya amatör liglerden alt yapı oluşturmak diye bir derdimiz olmadı. Abdülkerim Bardakçı ve Ömer Ali Şahiner dışında bireysel planda başarılı bir Konyalı sporcu çıkmadı. Sportif dallarda bizim takımda yetişen bir şampiyon ve derece yapan bir kişi gören varsa el kaldırsın! Maalesef yok.
Keşke daha iyi ve güzel sonuçlar alınsın ve bizde gidip sahada veya TV'de gururla takip edelim. Elimizdeki telefondan keyifle maç izleyelim. Konyaspor ile birlikte Konya şehri yükselen bir değer olma kimliği kazansın. Konyaspor denilince gençler için sadece futbolda değil farklı birçok takım oyununda ve bireysel dalda başarılı ve aktif spor ocağı olsun. Bizde iştiyakla, sevinç ve gururla takımımızın başarılarını sahiplenelim. Başarıları gören ve takımı sahada sürekli destekleyen 12.futbolcusu olalım. Konyaspor bu ilde her zaman yeşil beyaz bayrakları ve sportif flamaları gururla taşınan bir kulüp potansiyeline sahiptir. Bu şehir her zaman başarılı takımın destekçisi olmuştur. Kötü zamanında sahip çıkmasını da bilmiştir.
Konya şehrinin kadim tarihi, başkent olma felsefesi, Mevlâna hoşgörüsü ve tasavvufi zenginliği, geniş coğrafyasının avantajları, üniversiteleri, müziği, sanayisinin üretim kapasitesi, ilim ve irfanının derinliği ile birlikte sportif alanda da var olmak zorundadır. Konyaspor futbol ve diğer sportif alanlardaki başarısı ve zaferleri ile Konya’nın marka değerine katkı yapacaktır. Sportif alandaki başarılar sayesinde ülke içinde ve dünyada kentin imajının yüceltildiği, yerel ve küresel planda tüm somut varlığının gündem olduğu ve bayrak direğinde gururla temsil edildiği zirve bir şehir olacaktır.
Lafla dünya şehri Konya demek kolay ama altı üstü boş bir sözdür. Zaten coğrafi konum olarak başka bir gezegende değil yer küre üzerindeyiz. O halde dünyada varız demek istediysek üretimde, kültürel alanlarda, eğitimde, teknolojide, temiz bir çevre ve şehirde başarılı olduğumuz kadar sportif alanda ve özellikle futbol alanında da başarılı olmalıyız. Süper ligde düşme hattının üstüne oynamaktan başka becerisi ve başarısı olmayan bir takıma sahip şehrimizin global dünyada ve Türkiye’de kimsenin umurunda olması düşünülemez. Lig üçüncülüğü ve süper kupayı bir kere almak ise işin başlangıcıdır, arkasının her sezon gelmesi ve istikrar kazanması şarttır.
Futbol etrafında dönen olumsuz olaylara bakıp konuyu top peşinde koşmanın beyhudeliğine bağlamamalıyız. Futbol ile birlikte gençlerin sportif ortamda atletik ve bedensel performans gelişimine, sağlıklı olmasına, disipline, ekip ruhuna, rekabet ve başarıya odaklanması temel amaç ve kazanım olmalıdır. Sportif etkinliklerin şehrin ekonomisine, konaklama ve dinlenme sektörüne, kentin tanınırlığına olan katkısına ve devasa kazanımlar içeren bir potansiyel olduğuna bakmak gerekir.
Bu vizyon ve misyon ile bir master plan dahilinde bireysel ve kurumsal olarak spora ve amiral gemisi olan futbola ve Konyaspor’a doğru yöneliş kentin tamamına bedensel ve ruhsal gelişim ve başarı olarak geri dönecektir. Konya’da spora ve Konyaspor’a verilecek önem ve yatırım bu kadim şehrin tarihi, huzuru, trafiği, folkloru, dostluğu, üretimi, yeşil alanı, Mevlâna dergâhı, etli ekmeği, düğün pilavı gibi akla gelen tüm değerleri kadar önemli ve gerekli bir husustur.
Acizane kanaatim beş senelik bir master plan dahilinde Konyaspor iyi bir yönetim ve transfer politikası eşliğinde başarıya ve ligin orta ve üst sıralarına tırmanmaya odaklanmalıdır. O zaman Konyaspor marka değer olarak gönüllerde taht kurar. 10 milyon taraftarı olan bir Konyaspor ürün satış mağazaları ile İstanbul’da, Erzurum’da ve Berlin’ de Londra’da Konyaspor ürünleri satar ve maçları izlenir hale gelir. Herkes zatında muhayyer ve istediği takımı tutabilir. Konyaspor şampiyonluk kovalayan ve kupalar kazandıran bir takım hale gelsin bakalım. O zaman ne taraftar olarak bizim ne kulüp yöneticilerinin bunca emek tüketmesine, sosyal medya kritiklerine hacet kalmaz. Kimsenin İstanbul kökenli üç büyüklerin taraftarlığına umutla bağlanmasına da ihtiyacı olmaz vesselâm.
(*) Quo vadis? Klasik Latince bir ifade olup " Nereye gidiyorsun? " anlamına gelir.
Burcu Güneş – Konyaspor geliyor bak
https://www.youtube.com/watch?v=eHCyLh2K8vc&list=RDeHCyLh2K8vc&start_radio=1
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.