Ömer Tokgöz
Mengüç caddesindeki tarihi Konya evleri
Anadolu'nun birçok yerinde geleneksel Türk evi tarzında mütevazi evler, meskenler görülür. Bunlardan bazıları çok daha iyi korunmuş ve bugüne yıkılmadan gelebilmiştir. Safranbolu, Beypazarı evleri, Boğazdaki devasa yalılar ve Konya'da Mengüç caddesinde ve Türbe önündeki dillere destan evler bu tarz evlerdir. Araplar, Sedirler, Şeker Tekke, Keçeciler, Sedirler i, Uluırmak, Kurtuluş, Uzunharmanlar, Kovanağzında çok az ev kaldı, hatta yok bile. İki katlı, cumbalı, haremlik, selamlık, hariciyeli, hayatlı eve denilir konak diye. O da çok az şekilde Türbe önünde, Mengüç caddesinde, Sarı Yakup, Topraklık Mahmut Dede sokak, Hatip ile Gödene mahallesinde ve en çok Akşehir'de Konya evi var. Akşehir çok şanslı, tam 2 bin ev restore edildi.

Akçeşme Mahallesi Konya’nın kadim semtlerindendir. Buradaki kayda değer konakları ve evleri vakti zamanında hangi Konyalı ve maddi durumu iyi olan bir eşraf ve esnaftan hemşerimiz yaptırdı bilinmez. Bir zamanlar öyleydi demek daha doğru. Bugün Akçeşme mahallesinden geriye mesken olarak kalan ve mahalle sakinlerinin yaşadığı bir alan bulunmamaktadır. Bölgeye ismini veren gödene taşından yapılmış tarihi Akçeşme, Akçeşme İlkokulu, Çukur cami ve koruma altına alınan Mengüç sokak/caddesi evleri kalmıştır. Birde oldukça büyük bir açık otopark alanı ortaya çıkmıştır.
Mengüç caddesinde restore edilen evler tarihi Konya evlerine emsal oluşturan tipik örneklerden oluşuyor. Restore edilen evler yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bir katlı ve iki katlı konak tarzı ve kerpiç evlerden oluşan evlerin ayrı yaşantı tarzı ve bahçeli, hayatlı ve tandırlı bir yapısı vardı. Yılda en az bir kere taş kireç ile badana yapılır mis gibi kokardı. Kalın duvarlar küçük pencereler görülürdü. Sokakta seyyar satıcılar geçerdi. Seyyar tezgâh arabaları ile haftanın belirli günleri satış yaparlardı. Kimisi mefruşat kimisi sebzeci kimisi tas tabak satardı. Veresiye defterleri bile vardı. Mahalleli amcalar, dedeler, teyzeler başına toplanır alışveriş yaparlardı.

Şehirde sosyal ve ekonomik açıdan farklı gelir ve yaşantı düzeyine sahip toplum kesitleri olması doğaldır. Mahalle olarak dahi bu farklılıkların ve çarpıcı görünümlerin olması bir dünya realitesidir. Mesela Çimenlik ve bugün olmayan Hacı Yusuf Mescit ve eski Şeker Tekke ile Sedirler ve Araplar mahallesindeki evler ile Türbe önü, Akçeşme ve Bedesten civarındaki mahalle görünüm bir değildir. Fiziken aynı görünümde olmadığı gibi aynı refah düzeyine öteden beri sahip olmamıştır. Peki mahalle nedir denildiğinde bendeniz “yitik cennet mahalle” diyorum ve dikkat edilmesi gereken üç önemli nokta vardır. “Mahalle teriminin Osmanlı şehri için üç temel anlamı vardır. İlk anlamıyla mahalle, şehir ve kasabalarda benzer özellikler taşıyan kişilerin birlikte yaşamlarını sürdürdükleri bir mekândır. İkinci anlamıyla birbirlerini tanıyan, adeta bin kişilik bir aile gibi, birbirinin hakkını koruyan ve bütün sorunlarını kendi içlerinde halleden, bir ölçüde birbirinin davranışlarından sorumlu, sosyal dayanışma içinde olan kişilerden oluşan ve aynı mescitte ibadet eden bir cemaattir. Üçüncü anlamı ile mahalle tahrir defterlerinde adları tek tek kaydedilmiş vergi mükelleflerinin oluşturduğu bir topluluktur.” (https://www.dibace.net/iki-katli-ev-turk-evi-midir/)
Günümüzde müstakil bahçeli ev adeta lüks ölçeğinde bir ekonomik duruma tekabül etmektedir. Bugünkü deyimle bu konaklar varsıl insanlara aittir. Yoksul ve asgari ücretle zar zor geçimini sağlayan ve maişetini çıkaran insanlara ait değildir. Günümüzde de şehrin 20 km dışında Gödene ve Ardıçlı'da yaşayan Toki Türkleri ne eski zamanlarda ne şimdiki zamanlarda bu çeşit konak veya dubleks, tripleks denilen villa türü evleri yaptıramaz veya satın alamaz ya da kiralayamaz. Hali vakti biraz yerinde olan da şehir merkezinde gofret kat denilen site ve bloklarda topluca ikamet etmektedirler.

Mengüç caddesi Çarhacı Ali paşa sokak başında, Karatay Belediyesi'nin arka tarafında güzel bir konak yer alıyor. Restore edildi ve bir STK tarafından kullanılıyor. Önceden Tekke mahallesi iken sonra Yunusoğlu mahallesi olmuştu. 1850 yıllarında yapılmış Mengüç caddesinde tipik bir iki katlı Konya Konağıdır. Ev Helvacızade Hacı Tahir Efendi sülalesine ait olup Tahir Efendi 1874 yılında bu konakta doğmuş ve 1956 yılında vefat etmiştir. İki katlı ve cumbalı olarak yapılan konak kapı ve cumbalarındaki işlemeler ile dikkat çekmektedir. Restorasyon öncesi pencerelerde ferforje karınlı/kafesli tip pencere demirler varken şimdi düz demir konulduğu görülmektedir. Şu an bir STK tarafından kullanıldığı görülen konakta eve payanda olarak yaslanmış kör tapalı ve pasif bir sokak çeşmesi bulunmaktadır. Çeşme Tahir Efendi tarafından yaptırılmıştır. Havuzu stili özgün tasarımı ile dikkat çekmektedir. Sokak çeşmesinin faal hale getirilmesinde eski mahalle kültürünün yaşatılması açısından fayda vardır.
Hemen bu konağın arkasında daha yeni tarihli iki ev dikkat çekmektedir. Soldaki biraz daha eski zamanlardan bir konak havasında, yeşil olan ise daha yeni ve modern ev tarzının yansıması olarak duruyor. Yeşil evin çift kanatlı yeşil renkli ahşap kapısı ise otantik bahçeli ve hayatlı ev kapısı şeklinde yapılmış. Kapının her iki kanadında birer tane alınlık bulunuyor. Ayrıca her iki kanadında iki tane kapıyı çakmak/çalarak haber etmek için iki küçük bilezikli tokmak bulunuyor. Bir küçük madalyon ise kapıya anahtar deliğine anahtar sokup açarken esneyen kapıyı tutma amaçlı monte edilmiştir. Evlerin her ikisinde de küçük te olsa bir bahçe arka ve yan taraflarında bahçe bulunmaktadır. Kapı tokmaklarının ikisi de aynı ebatta olduğu için büyük ve ağır olan gelen erkek ziyaretçiyi, küçük ve hafif olan kadın ziyaretçiyi işaret eder şeklinde bir ayrım görülmemektedir.

Tarihi Konya evleri denilince Mimar Celile Berk 1951 yılında hazırladığı doktora tezinde 55 tane Konya evini incelemiştir, fotoğraflamıştır. Geçen 75 yılda bu evlerin tamamı kaybolmuştur. Günümüze sadece Nakipoğlu evi gelebilmiştir. Mimar Celile Berk doktora çalışmasının önsözünde şöyle demektedir: “Türk yapı sanatının ev bahsî bugün henüz tamamen başarılmamıştır. Avrupa memleketlerinin birçoğunda yapılmış olduğu gibi, memleketin örf ve âdetlerinden, malzeme ve ikliminden, etraftaki tesirlerden; kısaca, hayatından doğan bina şekilleri ve bunların karakteristik vasıfları, bizde henüz iyice aydınlanmış değildir.
Halbuki, bir memleketi temsil eden, yalnız onun resmi binaları değildir. Memleket halkının öz ruhunu ve karakterini taşıyan, hayatlarını içinde geçirdikleri ve onun en esaslı bir parçası haline gelen evleri de burada mühim bir mevki işgal eder. Son zamanlara kadar ihmal edilmiş olan bu cihet, yakın zamanlarda iyice hissedilmeye başlanmıştır. Bilinmeden, görülmeden, mahvolup giden bu nice kıymetleri birer birer tespit etmek, meşakkatli bir iş olmakla beraber, biran evvel yapılması lâzım gelen bir vazifedir de. Anadolu tarihinde mühim bir yer işgal eden, muhtelif devirlerin en kuvvetli medenî devletlerinin idaresi altına girmiş olan ve bugün dahi Türkiye'nin önemli şehirlerinden biri olan Konya, Anadolu'nun belli başlı bölgelerinden birinin merkezidir.
Türk evi, iklim, malzeme vs. bakımından muhtelif bölge ve tiplere tasnif edilecek olursa, Konya bunların içinde belli başlı ayrı bir grup teşkil edecektir. Onun için Konya evi "Türk evi" konusuna mühim bir tesir icra edecektir. Bugüne kadar Konya'ya asırlar boyunca gelen birçok âlim, şarkiyatçı ve seyyahlar, şehrin yalnız cami, medrese ve Mevlevîlerini uzun uzun etüt etmişlerdir. Halbuki, kültürü bu kadar yüksek olan bir diyarın sivil mimarîsi de şartların imkân kıldığı nispette, ileride olacaktır. Nitekim Konya için bu böyledir.” (Celile Berk Konya Evleri, https://polen.itu.edu.tr/entities/publication/f74c22b8-6b03-4241-a9b0-71386bded774)
Günümüzde Mengüç caddesinde olduğu gibi bu alanlar restore edildikten sonra neredeyse yarıya yakını nargile kafe, restoran, kafeterya tarzı ticari kuruluşlarca işletilmektedir. Kalan yarısı ise ney sanatı, iş kadınları girişimciliği, bazı dergâh ve çeşitli STK'lara ait yerler şeklinde kullanılmaktadır. Evler çok şükür ki ayaktadır; fakat ironiktir ki içinde yaşayan Konyalı aileler (biri dışında) bulunmamaktadır. İki bitişik konak ise yıllardır boş vaziyette durmaktadır. Bu tarihi Konya evlerine can veren ve mahalleyi yaşatan insandan arındırılmış hali bana garip geldi. Sizce de bir eksiklik veya çelişki değil mi?
Mengüç sokak evleri gibi öncelikle Aziziye mahallesine dahil edilen Pir Esat, Durak Fakih, Sarı Yakup mahallesindeki ve Bit pazarı tarafında kalan Konya evleri ivedilikle restore edilmelidir. Bütünleşik bir ada ve mahalle konsepti içinde mümkünse ev sakinlerinin yaşadığı bir ev olarak ayakta tutulmalıdır. Kadim şehir Konya ile bağdaşmayan Bit pazarı ise toz toprak ve salaş ortamdan kaldırılıp gösterilen nezih ve sağlıklı bir yerde kurulmalıdır.
Bir diğer boyut ise restore edilen evlerin tahsis edildiği STK’ların etkin ve aktif şekilde bu konakları kullanıp kullanmadığı noktasıdır. Evler tahsis edilirken Konya kültürü ve tarihi mirasını yansıtacak STK’lar tercih edilmelidir. Tarihi evler ticari bir faaliyetin öngörüldüğü kafe, restoran, nargile cafe/kafe türüne tahsis edilmek yerine Konya Büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin kültür/sanat merkezleri ve KOMEK atölyeleri şeklinde kullanılması daha faydalı olacaktır. Bu evlerde Konya’nın geleneksel ve kaybolmakta olan mesleklerinin yaşatılmasını temin edecek adımlar atılmalıdır.
İlla bir ticari bir boyut olacaksa, bu alanlar popüler tüketim kültürüne değil; geleneksel zanaat dallarına açılmalıdır. Konya’nın kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarıyla uğraşan keçeciler, kaşıkçılar, halı-kilimciler, bakırcılar, çanak-çömlek ve testi ustaları, çıkrıkçılar, geleneksel çocuk oyuncağı üreticileri, çini ve cam sanatçıları, emektar terziler ve gömlekçiler bu konaklarda faaliyet göstermelidir. Ancak o zaman bu taş ve kerpiç duvarlar hüzünlü birer dekor olmaktan kurtulur ve geçmişin o mis kokulu mahalle ruhu yeniden can bulur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.