Aile Hekimliğinden Sonra Aile Spor ve Egzersiz Merkezi Neden Konya’da Olmasın?

Türkiye’de hemen her mahallede bir aile sağlığı merkezi bulunuyor. Her vatandaşın kayıtlı olduğu bir aile hekimi var. Hastalandığımızda başvuracağımız bir sistemimiz, danışacağımız bir uzmanımız mevcut.

Bu, sosyal devlet anlayışının en önemli kazanımlarından biridir.

Ancak burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir soru var: Sağlık politikalarımız neden ağırlıklı olarak hastalandıktan sonraki sürece odaklanıyor?

Oysa çağdaş sağlık anlayışı, tedavi kadar korumayı da esas alıyor. Çünkü güçlü bir sağlık sistemi, yalnızca hastalıkları tedavi eden değil, hastalıkları önleyen bir sistemdir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 59. maddesi, devlete önemli bir sorumluluk yüklüyor:

“Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.”

Bu hüküm, sporun yalnızca bireysel bir tercih olmadığını; aynı zamanda kamusal bir sorumluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bugün aile hekimliği sistemiyle toplumun hastalıklarına karşı önlem alıyoruz. Peki toplumun hiç hastalanmaması için neden benzer bir yaklaşımı spor ve egzersiz alanında uygulamıyoruz?

Her mahallede aile sağlığı merkezleri varsa, neden mahalle ölçeğinde egzersiz merkezleri bulunmuyor?

Her vatandaşa bir aile hekimi atanabiliyorsa, neden her vatandaşa bir spor bilimci ya da egzersiz danışmanı atanmıyor?

Bu sorular ilk bakışta iddialı görünebilir. Ancak hareketsiz yaşamın; obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve ruh sağlığı sorunlarının başlıca nedenlerinden biri olduğu artık tartışmasız bir gerçektir.

Bugün sağlık sistemleri, bu hastalıklarla mücadele için milyarlarca liralık kaynak harcıyor. Oysa düzenli fiziksel aktiviteye erişimin artırılması, hem sağlık harcamalarını azaltabilir hem de toplumun yaşam kalitesini yükseltebilir.

Peki bu dönüşüm nereden başlamalı?

Neden Konya’da olmasın?

Türkiye’de aile hekimliği sistemi de önce pilot uygulamalarla başladı, ardından tüm ülkeye yayıldı. Benzer bir model, spor ve egzersiz alanında da hayata geçirilebilir.

Konya; güçlü yerel yönetim deneyimi, yaygın spor tesisleri, geniş mahalle yapısı, bisiklet yolları ve genç nüfusuyla bu modelin pilot uygulaması için önemli avantajlara sahiptir.

Ayrıca şehirdeki üniversitelerin spor bilimleri, sağlık bilimleri ve fizyoterapi alanındaki akademik birikimi, böyle bir projeye bilimsel destek sağlayabilecek düzeydedir.

Pilot uygulama kapsamında belirli mahallelerde “Mahalle Egzersiz Merkezleri” kurulabilir. Bu merkezlerde görev yapacak spor bilimcileri; çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar ve kronik hastalık riski taşıyan bireyler için kişiye özel egzersiz programları hazırlayabilir.

Aile hekimleri ile spor bilimcileri arasında kurulacak bir koordinasyon sistemi sayesinde, hareketsiz yaşam riski taşıyan bireyler yalnızca ilaç reçetesi değil, aynı zamanda egzersiz yönlendirmesi de alabilir.

Bu model; kronik hastalıkların önlenmesine katkı sunarken sağlık harcamalarını azaltabilir, toplumun yaşam kalitesini yükseltebilir ve spor bilimleri mezunları için yeni istihdam alanları oluşturabilir.

Konya, tarih boyunca pek çok alanda öncü şehirlerden biri olmuştur. Belki de şimdi, koruyucu sağlık politikalarında Türkiye’ye örnek olma zamanı gelmiştir.

Çünkü spor, yalnızca boş zaman etkinliği değil; Anayasa’nın devlete yüklediği bir sorumluluk ve toplum sağlığının vazgeçilmez bir unsurudur.

Aile hekimliğinden sonra neden aile spor bilimciliği modeli hayata geçirilmesin?

Ve bu dönüşümün ilk adımı neden Konya’da atılmasın?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.