Konyalı Abi
Gökkuşağı’nı boşaltmak kolay; rektörlük bu 8 soruya cevap verecek mi?
70 esnaf, 400’ü aşkın aile ve binlerce öğrenci… Elektrik, doğal gaz ve yangın güvenliği gerekçe gösterilerek tahliye gündemde. Peki eksikler giderilebiliyorsa neden çözüm değil tahliye konuşuluyor? Esnafa neden alternatif yer gösterilmiyor? Ve en kritik soru: Gökkuşağı boşaltıldıktan sonra bu alan ne olacak?
Eğitim-öğretim dönemi başladı.
Konya yeniden öğrencilerle hareketlendi.
Üniversiteye yeni başlayan gençler kampüslerine, fakültelerine ve dersliklerine kavuşurken, üniversitenin hemen yanı başında yıllardır öğrencilerle iç içe yaşayan Gökkuşağı AVM’de ise bambaşka bir gündem var:
Tahliye.
Yaklaşık 70 iş yeri…
Bu iş yerlerinden geçimini sağlayan 400’ü aşkın aile…
Onlarca çalışan…
Ve yıllardır buradan alışveriş yapan, yemek yiyen, kırtasiye ve diğer günlük ihtiyaçlarını karşılayan binlerce öğrenci…
Şimdi bütün bu insanlara dokunacak bir karar konuşuluyor.
Gerekçe ne?
Elektrik.
Doğal gaz.
Yangın güvenliği.
Teknik eksiklikler.
İnsan hayatını ilgilendiren hiçbir güvenlik sorununu küçümseyemeyiz.
Bir üniversitenin bulunduğu yerde hele ki binlerce öğrencinin kullandığı bir alanda güvenlik konusunda “idare eder” anlayışı kabul edilemez.
Eksik varsa tamamlanmalıdır.
Risk varsa ortadan kaldırılmalıdır.
Mevzuata aykırılık varsa düzeltilmelidir.
Buraya kadar kimsenin itirazı yok.
Ama itirazımız tam da bundan sonra başlıyor.
Güvenlik gerekçe, tahliye tek çözüm mü?
Bir binada elektrik sorunu varsa elektrik tesisatı yenilenir.
Yangın tedbirleri yetersizse gerekli sistemler kurulur.
Doğal gazla ilgili sorun varsa teknik şartlara uygun hale getirilir.
Bina güvenliğiyle ilgili başka eksiklikler varsa uzmanlar gelir, inceleme yapar, maliyet çıkarılır ve yapılması gerekenler belirlenir.
Bütün bunların yapılması teknik olarak mümkün değilse o zaman tahliye konuşulur.
Ama bize anlatılanlara göre esnaf, gerekli düzenlemelerin yapılabileceğini, hatta bunun maliyetinin yaklaşık altı aylık kira bedeli seviyesinde karşılanabileceğini söylüyor.
Bu doğru mu?
Araştırılsın.
Yanlış mı?
O da belgesiyle ortaya konulsun.
Fakat doğruysa o zaman çok daha ciddi bir soru ortaya çıkıyor:
Gökkuşağı güvenli hale getirilebiliyorsa neden tahliye ediliyor?
İşte Rektörlüğün kamuoyuna bunu anlatması gerekiyor.
Çünkü mesele artık sadece 70 esnafın meselesi değildir.
Mesele kamuoyunun bilgi alma hakkıdır.
Sayın Rektör, bu insanlar nereye gidecek?
Bir karar vermek kolay.
Bir yazı hazırlamak kolay.
Bir tarih belirlemek kolay.
“Şu tarihe kadar tahliye edin” demek de kolay.
Peki sonra?
Otuz, otuz beş yıldır burada ticaret yapan insan nereye gidecek?
Yanında çalışan insan ne yapacak?
Ailesinin geçimini bu dükkândan sağlayan esnaf ne yapacak?
Yıllardır oluşturduğu müşterisini, düzenini ve ticari çevresini bir gecede başka bir yere nasıl taşıyacak?
Bir kamu kurumu kararının insani ve ekonomik sonuçlarını düşünmeden hareket edemez.
Hele söz konusu kurum bir üniversiteyse hiç edemez.
Çünkü üniversite yalnızca mevzuat uygulayan bir idari mekanizma değildir.
Üniversite akıldır.
Bilimdir.
Çözümdür.
Toplumsal sorumluluktur.
O halde soruyoruz:
Esnafa çıkacak başka bir yer hazırlamadan tahliye kararı almak hangi sosyal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaktadır?
Öğrenci bu hesabın neresinde?
Bir de meselenin neredeyse hiç konuşulmayan tarafı var:
Öğrenciler.
Eğitim-öğretim dönemi başladı.
Binlerce genç yeniden üniversite çevresinde.
Gökkuşağı yıllardır sadece esnafın ekmek kapısı olmadı; öğrencilerin de günlük yaşamının bir parçası oldu.
Öğrenci burada yemek yedi.
Alışveriş yaptı.
Kırtasiye ihtiyacını karşıladı.
Fotokopisini çektirdi.
Arkadaşıyla buluştu.
Bütçesine uygun seçenek aradı.
Bugün öğrencilerin barınmadan beslenmeye, ulaşımdan kırtasiyeye kadar ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya olduğu ortada.
Tam da böyle bir dönemde öğrencilerin kullandığı bir ticaret alanı ortadan kaldırılacaksa üniversite yönetiminin öğrenciye de söyleyecek bir sözü olmalıdır.
Gökkuşağı gidecekse öğrencinin alternatifi nedir?
Bu karar alınırken öğrencilerin görüşü alındı mı?
Öğrenci temsilcileriyle konuşuldu mu?
Tahliyenin öğrencilerin günlük yaşamına ve bütçesine etkisi hesaplandı mı?
Yoksa onlar da karar verildikten sonra sonucu öğrenecek olanlar arasında mı?
Üniversite öğrencisi yalnızca dersliğe girip çıkan bir sayı değildir.
Üniversite yönetmek, öğrencinin hayatının bütününü görebilmektir.
Asıl tehlike belirsizliktir
Ve gelelim meselenin en hassas noktasına…
Bugün esnaf arasında birtakım soruların ve iddiaların konuşulmaya başlanması beni üniversite adına gerçekten üzüyor.
“Burası neden boşaltılıyor?”
“Boşaltıldıktan sonra ne yapılacak?”
“Başkasına mı verilecek?”
“Yeni işletmeler mi gelecek?”
“Birileri buradan rant mı sağlayacak?”
“Burası birilerine peşkeş mi çekilecek?”
Bunlar ağır sorulardır.
Açıkça ifade edeyim:
Elimizde kanıt olmadan hiç kimseyi rant sağlamakla, birilerine menfaat temin etmekle veya kamu malını peşkeş çekmekle suçlayamayız.
Böyle bir suçlamayı gerçekmiş gibi ortaya atmak doğru değildir.
Ancak şu da bir gerçektir:
Bir kamu kurumunun adı böyle söylentilerle anılmaya başlamışsa orada ciddi bir iletişim ve şeffaflık problemi vardır.
Ve bunun çözümü insanlara “susun” demek değildir.
Çözümü açıklamaktır.
Belge ortaya koymaktır.
Planı kamuoyuyla paylaşmaktır.
Sorulara cevap vermektir.
Şeffaf olmaktır.
Çünkü cevap verilmeyen her soru yeni bir şüphe üretir.
Belirsiz bırakılan her konu yeni bir söylentiye kapı açar.
SAYIN REKTÖR, KAMUOYU BU 8 SORUNUN CEVABINI BEKLİYOR
Bu nedenle meseleyi uzatmadan, açık ve doğrudan soruyorum:
1 — Gökkuşağı AVM’nin elektrik, doğal gaz ve yangın güvenliğiyle ilgili eksikliklerinin giderilmesi teknik olarak mümkün müdür, değil midir?
Mümkün değilse bunun teknik raporu kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
2 — Esnafın, “Gerekli düzenlemeler yaklaşık altı aylık kira bedeli seviyesindeki bir maliyetle yapılabilir” iddiası doğru mudur?
Bu konuda üniversitenin yaptırdığı ayrıntılı bir maliyet ve fizibilite çalışması var mıdır?
3 — Tahliye kararı gündeme gelmeden önce binanın güçlendirilmesi, yenilenmesi veya gerekli güvenlik yatırımlarının yapılması seçeneklerinin tamamı gerçekten değerlendirilmiş midir?
Değerlendirildiyse neden uygulanamayacağı esnafa ve kamuoyuna açıklandı mı?
4 — Yaklaşık 70 esnaf ve bu iş yerlerinden geçimini sağlayan 400’ü aşkın aile için neden alternatif bir alan oluşturulmadan tahliye gündeme getirilmiştir?
Üniversitenin bu insanlara gösterebileceği geçici veya kalıcı başka bir alan bulunmamakta mıdır?
5 — Eğitim-öğretim dönemi başlamışken, Gökkuşağı’nın tahliye edilmesinin öğrenciler üzerindeki ekonomik ve sosyal etkisi araştırılmış mıdır?
Öğrencilerin ihtiyaçlarını nerede ve hangi şartlarda karşılayacağı konusunda hazırlanmış bir alternatif plan var mıdır?
6 — Gökkuşağı AVM tamamen boşaltıldıktan sonra bu alanın geleceğine ilişkin üniversitenin planı nedir?
Yıkılacak mı?
Yenilenecek mi?
Başka bir amaçla mı kullanılacak?
Yeniden ticari alan olacak mı?
Kamuoyunun bunu bilmesinin önünde ne engel vardır?
7 — Bu alanın gelecekte başka kişi, şirket veya işletmelere kiralanması, tahsis edilmesi ya da farklı bir ticari modelle değerlendirilmesi söz konusu mudur?
Değilse bunun açıkça söylenmesi, bugün esnaf arasında dolaşan “rant” ve “peşkeş” söylentilerini bitirmez mi?
8 — Üniversite yönetimi, esnaf temsilcileri, öğrenci temsilcileri ve bağımsız teknik uzmanların katılacağı açık bir toplantı yapmaya hazır mıdır?
Hazırsa masa kurulsun.
Değilse neden?
Bu sekiz sorunun cevabı yalnızca esnafı değil, öğrencileri ve Konya kamuoyunu da ilgilendiriyor.
Çünkü burası kamu malı, sorular da kamunun sorusu
Kimse üniversitenin karşısında değil.
Kimse Sayın Rektör’den kanunları çiğnemesini istemiyor.
Kimse yangın riskinin görmezden gelmesini istemiyor.
Kimse elektrik veya doğal gaz tehlikesinin üzerinin örtülmesini istemiyor.
Tam tersine…
Güvenliği sağlayın.
Ama çözüm ihtimalini de tüketmeden insanları kapının önüne koymayın.
Esnafın sorumluluğu varsa yerine getirsin.
Maliyet varsa konuşulsun.
Teknik engel varsa belgesi ortaya konsun.
Gerçekten tahliyeden başka çare yoksa bunu da bilimsel ve teknik gerekçeleriyle açıklayın.
Ve o zaman dahi bu insanlara:
“Başınızın çaresine bakın”
demek yerine;
“Size şu alternatifi hazırladık”
diyebilin.
Kamu yönetimi budur.
Gökkuşağı boşalacaksa yerine ne gelecek?
Aslında bütün tartışmayı tek bir soru özetliyor:
Gökkuşağı AVM boşaltıldıktan sonra oraya ne olacak?
Üniversite yönetimi bu soruya açık, net ve tereddütsüz cevap verdiği anda birçok söylenti zaten sona erecektir.
Ama cevap verilmezse insanlar sormaya devam edecektir.
Ve sormalıdır da.
Çünkü söz konusu olan özel bir mülk değil, kamuya ait bir alan ve kamu kurumunun aldığı bir karardır.
Şeffaflık bir lütuf değildir.
Kamunun hakkıdır.
Gökkuşağı’nın renklerini karartmayın
Sayın Rektör;
Bu meseleyi yalnızca bir tahliye dosyası olarak görmeyin.
O dosyanın içerisinde insanlar var.
70 esnaf var.
400’ü aşkın ailenin ekmeği var.
Çalışanlar var.
Ve eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte binlerce öğrenci var.
Bir üniversitenin büyüklüğü yalnızca kampüsünün metrekaresiyle, bina sayısıyla veya öğrenci sayısıyla ölçülmez.
Üniversitenin büyüklüğü, zor zamanlarda nasıl bir yönetim anlayışı ortaya koyduğuyla da ölçülür.
Şimdi önünüzde önemli bir fırsat var.
Esnafı çağırın.
Öğrenciyi çağırın.
Uzmanları çağırın.
Belgeleri masaya koyun.
Kapıları kapatmak yerine bir masa kurun.
Eksikleri birlikte belirleyin.
Çözüm mümkünse çözün.
Mümkün değilse neden olmadığını açıklayın ve esnafa alternatif gösterin.
En önemlisi de Gökkuşağı’nın geleceğini Konya kamuoyuna açıkça anlatın.
Böylece “rant”, “peşkeş”, “birilerine mi verilecek?” gibi söylentilerin de önünü kesin.
Çünkü bir kamu kurumunu söylentiden koruyacak olan sessizlik değil, şeffaflıktır.
Bugün mesele Gökkuşağı AVM’nin duvarları değildir.
Mesele güven meselesidir.
Mesele esnafın ekmeğidir.
Mesele öğrencinin ihtiyacıdır.
Mesele yüzlerce ailenin yarınıdır.
Ve mesele bir kamu kurumunun aldığı kararın arkasında, bütün Konya’ya dönüp:
“İşte gerekçemiz, işte raporumuz, işte çözümümüz ve işte bu alanın geleceği”
diyebilmesidir.
Bunu yapabiliyorsanız çıkın ve anlatın.
Çünkü Gökkuşağı’nı boşaltmak kolay.
Asıl mesele, Gökkuşağı boşaldığında geride bırakacağınız 70 esnafa, 400’ü aşkın aileye ve binlerce öğrenciye vereceğiniz cevaptır.
Bir kapıyı kapatmak birkaç dakika sürer.
Ama o kapının arkasında bırakılan insanların hayatlarını yeniden kurması yıllar sürebilir.
Gökkuşağı’nın renklerini karartmayın.
Önce çözümü gösterin, sonra tahliyeyi konuşun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.