Konyalı Abi
Selçuk Üniversitesinde Yapılanlar: Görevlendirme mi, Ayrıcalık mı?
Üniversiteler yalnızca eğitim veren kurumlar değildir. Aynı zamanda adaletin, liyakatin, hesap verebilirliğin ve kamu vicdanının temsil edildiği kurumlardır. Bu nedenle devlet üniversitelerinde yapılan her görevlendirme, kullanılan her kamu kaynağı ve ödenen her ek ders ücreti toplum adına sorgulanabilir olmalıdır.
Son yıllarda Selçuk Üniversitesi ile ilgili akademi çevrelerinde ve kamuoyunda dile getirilen iddialar, üniversitelerde görevlendirme sisteminin yeniden tartışılmasına neden olmaktadır.
İddialara göre bazı öğretim üyeleri yıllardır çeşitli kamu kurumlarında, spor federasyonlarında ve vakıf üniversitelerinde görevlendirilmelerine rağmen üniversitedeki maaşlarını almaya devam etmiş, hatta fiilen derse girmedikleri hâlde tam ek ders ücreti aldıkları ileri sürülmüştür.
Bu iddiaların kamuoyunda en çok konuşulan örneklerinden biri de Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Şahin’dir.
Kamuya açık bilgilere göre Prof. Dr. Metin Şahin, 2003 yılından 2024 yılına kadar Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanlığı görevini yürütmüştür. Günümüzde ise uluslararası taekwondo yönetiminde görev almaktadır.
Elbette bir akademisyenin ülke sporuna hizmet etmesi, federasyonlarda veya uluslararası kuruluşlarda görev üstlenmesi başlı başına eleştirilecek bir durum değildir. Tam tersine, bu görevler ülkenin uluslararası temsiline katkı sağlayabilir.
Ancak kamuoyunun cevabını beklediği soru başka bir noktadadır:
Federasyon başkanlığı gibi yoğun mesai gerektiren görevler yürütülürken üniversitedeki eğitim faaliyetleri nasıl yerine getirildi?
Üniversitede adına tanımlanan dersler gerçekten işlendi mi?
Ek ders ücretleri hangi fiilî çalışmaya dayanılarak ödendi?
Bu sorular yalnızca bir kişiyi değil, geçmiş üniversite yönetimlerinin uygulamalarını da ilgilendirmektedir.
Son dönemde üniversite çevrelerinde konuşulan bir başka gelişme ise Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın göreve gelmesinin ardından görevlendirme uygulamalarını yeniden değerlendirdiği yönündedir.
İddialara göre yalnızca federasyonlarda görev yapan akademisyenler değil, başka üniversitelerde ve çeşitli kamu kurumlarında görevlendirilen bazı öğretim üyelerinin de ders yükleri yeniden gözden geçirilmiş, fiilen yürütülmediği değerlendirilen dersler üzerlerinden alınmış veya ders görevlendirmeleri azaltılmıştır.
Eğer bu iddialar doğruysa, bu yaklaşım üniversitede eşitlik ilkesinin yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir adımdır.
Ancak burada şu soru da cevabını beklemektedir:
Bugün ders yüklerinin azaltılması veya kaldırılması, geçmişte yapılan uygulamaların hukuka uygun olduğu anlamına gelir mi?
Yıllarca devam ettiği iddia edilen uygulamalar hakkında herhangi bir idari veya mali inceleme başlatılmış mıdır?
Üniversite yönetimi geçmiş dönemlerde yapılan görevlendirmeleri ve ek ders ödemelerini incelemekte midir?
Varsa kamu zararı tespit edilmiş midir?
Tespit edilmişse bu zararın tahsili için herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?
Kamuoyunda konuşulanlara göre yeni yönetim bazı uygulamalara son vermiş olabilir. Ancak kamu kurumlarında esas olan söylenti değil, resmî açıklamadır.
Üniversite yönetimi bu konuda sessiz kalmak yerine kamuoyunu bilgilendirmelidir.
Özellikle aşağıdaki soruların açık şekilde cevaplandırılması üniversiteye duyulan güveni artıracaktır:
* Başka kamu kurumlarında görevlendirilen kaç öğretim üyesi bulunmaktadır?
* Başka üniversitelerde görevlendirilen öğretim üyelerinin ders yükleri hangi esaslara göre belirlenmektedir?
* Spor federasyonlarında görev yapan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri hangi kanuni dayanağa göre yapılmıştır?
* Prof. Dr. Metin Şahin’in Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanlığı yaptığı dönemde üniversitedeki ders yükü nasıl planlanmış, dersler fiilen nasıl yürütülmüştür?
* Görevlendirme süresince fiilen verilmeyen dersler için ek ders ücreti ödenmiş midir?
* Yeni yönetim döneminde ders yükleri neden değiştirilmiştir?
* Geçmiş uygulamalar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma yürütülmekte midir?
Bu soruların cevapları yalnızca birkaç akademisyeni değil, bütün üniversite camiasını ilgilendirmektedir.
Çünkü aynı fakültede her gün ders veren, öğrencileriyle ilgilenen ve akademik yükü omuzlayan öğretim üyeleriyle, yıllarca kurum dışında görev yaptığı iddia edilen kişilere farklı uygulamalar yapılmışsa, bundan en büyük zararı çalışma barışı ve adalet duygusu görür.
Hiç kimse akademik unvanı, idari gücü veya kurum dışındaki makamı nedeniyle denetim dışında tutulamaz.
Üniversiteler kişilere göre değil, kurallara göre yönetilmelidir.
Şayet yeni yönetim gerçekten görevlendirme sistemini gözden geçiriyor ve fiilen yürütülmeyen dersleri yeniden düzenliyorsa, bu olumlu bir başlangıçtır.
Ancak gerçek anlamda şeffaflık, yalnızca bugünü düzeltmekle sağlanamaz.
Geçmiş uygulamalar da incelenmeli, hukuka uygunluk denetlenmeli ve sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca birkaç öğretim üyesinin aldığı ek ders ücreti değildir.
Mesele, devlet üniversitesinde kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.
Mesele, kamu kaynaklarının hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığıdır.
Mesele, yıllardır özveriyle ders veren akademisyenlerin emeğine aynı hassasiyetin gösterilip gösterilmediğidir.
Eğer gerçekten geçmişte bazı öğretim üyeleri uzun yıllar boyunca fiilen ders vermeden ek ders ücreti aldıysa, bu durum yalnızca idari bir tercih olarak görülemez; kamu yönetimi, mali disiplin ve akademik etik açısından da açıklığa kavuşturulması gereken bir konudur. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, bunu ortaya koyacak olan da yine resmî belgeler ve şeffaf bir açıklama olacaktır.
Selçuk Üniversitesi, köklü geçmişi ve akademik birikimiyle Türkiye’nin önemli yükseköğretim kurumlarından biridir. Bu nedenle üniversitenin itibarını koruyacak olan şey, iddiaları görmezden gelmek değil; gerektiğinde incelemek, denetlemek ve kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.
Üniversitelerin itibarı güçlü kişileri korumakla değil; hukuku, eşitliği, şeffaflığı ve kamu yararını korumakla yükselir.
Görevlendirme, kamu hizmetinin gerektirdiği meşru bir uygulamadır. Ancak görevlendirme adı altında kişiye özel ve denetimsiz bir ayrıcalık oluşmuşsa, bunun açıklığa kavuşturulması hem üniversite yönetiminin hem de kamu adına denetim yapan kurumların sorumluluğudur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.