Türkiye Mehmet Şimşek’e mahkûm mu? Maliyenin başina Prof. Dr. Ahmet Kesik neden getirilmiyor?

Ekonomide artık kişilere değil, liyakate, devlet tecrübesine ve milletin refahına öncelik verilmelidir.

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sıkıntılar, artık yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilemeyecek kadar derinleşmiştir. Hayat pahalılığı, yüksek faizler, üretim maliyetleri, vergi yükü ve gelir dağılımındaki sorunlar toplumun hemen her kesimini etkilemektedir.

Gazeteci ve siyasetçi Savcı Sayan'ın Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben kaleme aldığı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ekonomi yönetimini sorguladığı yazısı, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken önemli sorular içermektedir.

Savcı Sayan'ın sorduğu şu soru, aslında ekonomi yönetiminde yaşanan tartışmaların özünü oluşturmaktadır:

“Bu millet Mehmet Şimşek'e mahkûm mu? Bu ülkenin başka yetişmiş ekonomisti, başka maliye bakanı olacak insanı yok mu?”

Bu soruya verilecek cevap açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti, ekonomisini tek bir kişiye emanet etmek zorunda olan bir ülke değildir. Bu devletin yetiştirdiği çok değerli akademisyenleri, ekonomistleri, maliyecileri ve üst düzey bürokratları bulunmaktadır.

Bunlardan biri de hiç kuşkusuz Prof. Dr. Ahmet Kesik'tir.

EKONOMİDE BAŞARIYI KİMİN ÜZERİNDEN ÖLÇÜYORUZ?

Mehmet Şimşek, Haziran 2023'ten bu yana Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini yürütmektedir.

Aradan üç yılı aşkın süre geçmiştir.

Ancak vatandaşın en önemli gündemi hâlâ geçim sıkıntısıdır.

Emekli aldığı maaşla geçinmekte zorlanıyor. Memur ve işçi alım gücünü korumaya çalışıyor. Esnaf artan maliyetlerden şikâyet ediyor. Çiftçi üretim maliyetleri altında eziliyor. Sanayici finansmana erişimde güçlük yaşıyor.

Kredi faizleri, kiralar, vergiler ve hayat pahalılığı milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor.

Elbette ekonomideki bütün sorunları tek bir bakana yüklemek doğru değildir. Geçmişten gelen yapısal sorunların, küresel ekonomik gelişmelerin ve önceki dönemlerde alınan kararların da bugünkü tabloda payı bulunmaktadır.

Ancak üç yılı aşkın süredir ekonomi yönetiminin başında bulunan bir bakanın uyguladığı politikaların sonuçlarını sorgulamak da son derece doğaldır.

Ekonomik istikrar adına vatandaş sürekli fedakârlık yaparken, bu fedakârlığın refaha ne zaman dönüşeceği açıklanmalıdır.

Ekonomide başarı yalnızca uluslararası finans kuruluşlarının değerlendirmeleriyle, bütçe rakamlarıyla veya mali disiplin hedefleriyle ölçülemez.

Asıl başarı, vatandaşın alım gücünün yükselmesi, üretimin artması, yatırımların güçlenmesi ve gelir dağılımında adaletin sağlanmasıdır.

MEHMET ŞİMŞEK'İN BAŞARISI MI, MALİYE BÜROKRASİSİNİN BİRİKİMİ Mİ?

Türkiye'de ekonomi yönetimi tartışılırken üzerinde yeterince durulmayan önemli bir konu bulunmaktadır.

O da ekonomi politikalarının hazırlanmasında ve uygulanmasında devlet bürokrasisinin üstlendiği roldür.

Bir maliye bakanının başarısı değerlendirilirken, arkasındaki uzman kadroların, bürokratların ve teknik ekiplerin katkıları görmezden gelinmemelidir.

Mehmet Şimşek'in geçmişte Maliye Bakanlığı yaptığı dönemlerde de Türkiye'nin köklü maliye bürokrasisi önemli görevler üstlenmiştir.

İşte burada Prof. Dr. Ahmet Kesik'in adı özellikle anılmalıdır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik, yalnızca akademik unvan taşıyan bir isim değil; kamu maliyesi, bütçe yönetimi ve devletin mali işleyişi konusunda uzun yıllara dayanan bürokratik deneyime sahip bir akademisyendir.

2012 yılına kadar Maliye Bakanlığı bünyesinde üst düzey görevlerde bulunmuş olması, kendisinin kamu maliyesi alanındaki kurumsal tecrübesini göstermektedir.

Geçmişte uygulanan ekonomik ve mali politikaların hazırlanmasında, dönemin tecrübeli bürokratlarının ne ölçüde belirleyici olduğu da objektif biçimde değerlendirilmelidir.

Çünkü bir ekonomi politikasının siyasi sorumluluğunu bakan üstlenirken, teknik hazırlığını ve kurumsal altyapısını çoğu zaman uzman bürokratlar oluşturur.

Bu nedenle şu sorunun sorulması gerekir:

Geçmiş dönemlerde Mehmet Şimşek'e atfedilen ekonomik başarıların ne kadarı siyasi tercihlerden, ne kadarı Prof. Dr. Ahmet Kesik gibi deneyimli maliye bürokratlarının bilgi ve çalışmalarından kaynaklanmıştır?

Bu sorunun cevaplandırılması, hem kurumsal emeğin hakkının teslim edilmesi hem de gelecekte ekonomi yönetiminde kimlerden yararlanılması gerektiğinin belirlenmesi bakımından önemlidir.

PROF. DR. AHMET KESİK NEDEN CİDDİ BİR ALTERNATİF OLMASIN?

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan ekonomi yönetimi, yalnızca finans piyasalarının beklentilerini dikkate alan bir anlayışla sınırlı kalmamalıdır.

Devletin mali yapısını bilen, kamu kaynaklarının nasıl yönetileceğine hâkim, bütçe disiplinini sosyal adaletle birlikte değerlendirebilen kadrolara ihtiyaç vardır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik'in önemli özelliklerinden biri, akademik bilgi ile kamu yönetimi tecrübesini bir arada taşımasıdır.

Kamu maliyesi alanında akademik çalışmalar yürütmüş, aynı zamanda devletin mali yönetim mekanizmaları içerisinde sorumluluk üstlenmiştir.

Bu iki birikimin bir arada bulunması, ekonomi yönetiminde dikkate alınması gereken önemli bir avantajdır.

Çünkü teori ile uygulama her zaman aynı şey değildir.

Ekonomiyi kitaplardan bilmek başka, devlet bütçesinin hazırlanmasında, kamu harcamalarının yönetilmesinde ve mali kararların uygulanmasında görev almak başkadır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik, bu iki alanı bir araya getiren isimler arasında değerlendirilmelidir.

Bu nedenle Prof. Dr. Ahmet Kesik'in Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilmesi seçeneğinin ciddi biçimde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Elbette hiçbir kişi tek başına bütün ekonomik sorunları çözemez.

Ancak Türkiye'nin yetiştirdiği tecrübeli akademisyen ve bürokratların bilgi birikiminden yararlanmak, ekonomi yönetiminde yeni bir yaklaşım geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

EKONOMİ YÖNETİMİNDE DEĞİŞİM NEDEN DÜŞÜNÜLMESİN?

Türkiye'de zaman zaman bazı isimlerin görevlerinden ayrılması hâlinde ekonomik istikrarın zarar göreceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

Oysa güçlü devletler, kurumları ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde ayakta durur.

Bir ülkenin ekonomik geleceğinin tek bir bakanın görevde kalmasına bağlı olduğu düşüncesi, devletin kurumsal kapasitesine de haksızlıktır.

Mehmet Şimşek'in uyguladığı ekonomi politikalarının olumlu ve olumsuz sonuçları elbette objektif biçimde değerlendirilmelidir.

Ancak bu politikaların toplum üzerindeki maliyeti de aynı açıklıkla tartışılmalıdır.

Vatandaşın alım gücünün korunamadığı, üreticinin finansman sıkıntısı yaşadığı ve geniş toplum kesimlerinin ekonomik gelecek konusunda endişe duyduğu bir ortamda alternatif politikaların değerlendirilmesi son derece doğaldır.

Ekonomi yönetiminde değişim istemek, ekonomik istikrara karşı çıkmak değildir. Tam tersine, daha güçlü ve toplumsal refahı önceleyen bir ekonomik yönetim arayışıdır.

Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca mali disiplin değildir.

Mali disiplinle birlikte üretim, yatırım, istihdam, sosyal adalet ve sürdürülebilir kalkınmadır.

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK ÇAĞRI

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Türkiye, çok güçlü bir devlet geleneğine ve yetişmiş insan kaynağına sahiptir.

Devletimizin çeşitli kurumlarında uzun yıllar görev yapmış, akademik birikimini bürokratik tecrübeyle birleştirmiş değerli isimlerimiz bulunmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik de bu isimlerden biridir.

Kendisinin kamu maliyesi alanındaki akademik çalışmaları, Maliye Bakanlığındaki geçmiş görevleri ve devlet yönetimi tecrübesi dikkate alındığında, ekonomi yönetiminde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bugün milletimizin beklentisi son derece açıktır.

Vatandaş daha adil bir vergi sistemi, daha güçlü bir alım gücü, üretimi destekleyen finansman politikaları ve ekonomik geleceğe güvenle bakabileceği bir ortam istemektedir.

Bu beklentileri karşılamak için mevcut ekonomi politikalarının sonuçları kapsamlı biçimde değerlendirilmeli, gerektiğinde farklı kadrolar ve yeni politika seçenekleri gündeme alınmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde milletle kurduğu güçlü bağın korunması bakımından da ekonomi politikalarının toplumsal sonuçlarının dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.

Bir bakanın görevde kalması, hiçbir zaman milletin refahından daha önemli olmamalıdır.

Devlet yönetiminde esas olan kişilere bağlılık değil, liyakat, başarı ve kamu yararıdır.

MALİYE BAKANLIĞININ BAŞINA PROF. DR. AHMET KESİK GETİRİLMELİDİR

Bugün Türkiye'nin ekonomik geleceğini konuşurken yalnızca mevcut yönetimi eleştirmekle yetinmemek gerekir.

Alternatifleri de ortaya koymak zorundayız.

Benim bu konudaki önerim açıktır:

Hazine ve Maliye Bakanlığı için Prof. Dr. Ahmet Kesik'in ismi ciddi biçimde değerlendirilmelidir.

Akademik bilgi birikimi, kamu maliyesindeki uzmanlığı ve üst düzey bürokratik deneyimi, bu önerinin temel gerekçeleridir.

Türkiye'nin ekonomi yönetiminde yalnızca uluslararası finans piyasalarını tanıyan değil, devletin mali yapısını, kamu harcamalarının işleyişini ve toplumun ekonomik ihtiyaçlarını da bilen isimlere ihtiyacı bulunmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik'in bu bakımdan önemli bir seçenek olduğunu düşünüyorum.

Böyle bir görevlendirmede elbette yalnızca geçmiş tecrübe değil, uygulanacak ekonomi programı, ekip tercihi, güncel ekonomik sorunlara yönelik çözümler ve ortaya konulacak hedefler de belirleyici olmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca bakan değişikliği değildir.

Mesele, ekonomik yönetim anlayışının milletin refahını daha fazla öncelemesidir.

SON SÖZ: TÜRKİYE HİÇ KİMSEYE MAHKÛM DEĞİLDİR

Savcı Sayan'ın dile getirdiği şu ifade, tartışmanın en önemli noktasını oluşturmaktadır:

“Millet devlet için değil, devlet millet için vardır.”

Bu söz, ekonomik yönetimin de temel ilkesi olmalıdır.

Devletin görevi yalnızca vergi toplamak, bütçe dengelerini korumak ve mali hedeflere ulaşmak değildir.

Devletin asıl görevi vatandaşın refahını artırmak, üretimi desteklemek, sosyal adaleti sağlamak ve toplumun geleceğe güvenle bakmasını temin etmektir.

Türkiye Mehmet Şimşek'e mahkûm değildir.

Türkiye hiçbir bakana, hiçbir bürokrata ve hiçbir ekonomik yönetim anlayışına mahkûm değildir.

Bu ülkenin yetişmiş akademisyenleri, ekonomistleri ve devlet tecrübesi bulunan maliyecileri vardır.

Prof. Dr. Ahmet Kesik gibi akademik birikimi ve bürokratik tecrübeyi bir arada taşıyan isimler varken, neden farklı seçenekler değerlendirilmesin?

Neden kamu maliyesini yakından tanıyan tecrübeli kadroların bilgi ve birikiminden daha fazla yararlanılmasın?

Neden milletin refahını önceleyen alternatif ekonomi politikaları gündeme getirilmesin?

Bu soruları sormak bir kişiye karşı olmak değildir.

Bu soruları sormak, Türkiye'nin ekonomik geleceğine sahip çıkmaktır.

Çünkü mesele Mehmet Şimşek'in koltuğu değil, 86 milyonun refahıdır.

Mesele kişilerin vazgeçilmezliği değil, devletin kurumsal gücüdür.

Mesele bir ekonomi programını ne pahasına olursa olsun sürdürmek değil, milletin hayatını kolaylaştıracak doğru politikaları uygulamaktır.

Ve unutulmamalıdır:

MAKAMLAR GEÇİCİDİR, DEVLET KALICIDIR. DEVLETİN GÜCÜ KİŞİLERDEN DEĞİL, LİYAKATLİ KADROLARDAN GELİR.

TÜRKİYE MEHMET ŞİMŞEK'E MAHKÛM DEĞİLDİR. PROF. DR. AHMET KESİK GİBİ YETİŞMİŞ DEĞERLERİNİ DEĞERLENDİRECEK GÜCE VE BİRİKİME SAHİPTİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.