Çumra Belediyesindeki Kamuoyuna Yansıyan Olay, Ruhsat mı, Bağış mı, Yoksa…

Çumra’da kamuoyuna yansıyan ve cevap bekleyen ciddi bir iddia var.

Bir sosyal medya kullanıcısının Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, tavuk çiftliği kurmak isteyen bir vatandaşın ruhsat başvurusu sürecinde önce “olmaz” cevabıyla karşılaştığı, aradan bir süre geçtikten sonra yeniden başvuru yaptığında ise kendisine, “işiniz olur ama bağış tarzında bir para almamız lazım” denildiği öne sürülüyor.

Söz konusu iddianın yer aldığı sosyal medya paylaşımına şu bağlantıdan ulaşılabiliyor:

https://www.facebook.com/story.php?story_fbid=10227653749729821&id=1849064888&rdid=BJvt0bslJEfUHGjS#

Paylaşımda yer alan belge görüntüsünde, Çumra Belediyesi’ne ait olduğu belirtilen bir tahakkuk fişi görülüyor. İddiaya göre bu süreçte 750 bin TL kredi kartı çekimi ve 250 bin TL çek olmak üzere toplam 1 milyon TL’lik bir ödeme gündeme geliyor.

Burada sorulması gereken çok net bir soru var:

Bir iş kanuna ve yönetmeliğe aykırıysa, para verilince nasıl uygun hale geliyor?

Eğer bir tavuk çiftliği ruhsatı mevzuata göre verilemiyorsa, bunun cevabı açıktır: Ruhsat verilmez. Ama eğer ruhsat verilebiliyorsa, o zaman vatandaştan “bağış” adı altında para talep edilmesinin izahı nedir?

Kamu kurumlarında bağış, gönüllülük esasına dayanır. Vatandaşın işiyle, ruhsatıyla, izniyle, başvurusuyla bağlantılı şekilde para talep edilmesi ise en hafif tabirle kamu vicdanını yaralar. Çünkü vatandaşın gözünde bunun adı bağış değil, baskıdır. Hatta iddialar doğruysa, bunun adı bambaşka bir hukuki tartışmanın kapısını açar.

Belediyeler vatandaşa hizmet etmek için vardır. Ruhsat, izin, imar, denetim gibi yetkiler kamu adına kullanılır. Bu yetkiler hiçbir şekilde vatandaşı sıkıştırmanın, yatırımcıyı baskı altına almanın ya da “önce para, sonra işlem” anlayışının aracı haline getirilemez.

Bugün mesele sadece bir tavuk çiftliği meselesi değildir.

Mesele, Çumra’da yatırım yapmak isteyen insanların karşısına nasıl bir idari anlayış çıktığı meselesidir. Mesele, kamu gücünün adil ve şeffaf kullanılıp kullanılmadığı meselesidir. Mesele, vatandaşın belediye kapısına gittiğinde hukukla mı, yoksa keyfi uygulamalarla mı karşılaştığı meselesidir.

Eğer iddialar asılsızsa, belediye çıkıp açıkça belgeleriyle kamuoyunu bilgilendirmelidir. “Bu ödeme şunun içindir, şu mevzuata dayanır, şu karar doğrultusunda alınmıştır” demelidir.

Ama eğer iddialarda doğruluk payı varsa, bu konu yalnızca siyasi tartışma konusu olarak kalamaz. Savcılık, mülki idare ve ilgili denetim birimleri derhal harekete geçmelidir. Çünkü kamu kurumlarının güvenilirliği, söylentilerle değil, açık ve şeffaf denetimle korunur.

Bir başka önemli konu da şudur:

Vatandaşın, yatırımcının, esnafın, sanayicinin belediye karşısında kendisini çaresiz hissettiği bir yerde kalkınmadan söz edilemez. İnsanlar iş kurmak, üretmek, istihdam sağlamak isterken önlerine mevzuat değil de keyfi engeller çıkarıldığını düşünüyorsa, orada büyük bir güven sorunu var demektir.

Burada siyasi sorumluluk bakımından da üzerinde durulması gereken önemli bir nokta vardır. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu iddialardan haberdar olması halinde, kamuoyunda böyle ağır bir şaibenin partisinin üzerinde kalmasına razı olmayacağına inanıyorum. Eğer bu iddialar doğruysa, böyle bir belediye başkanının bir gün dahi o makamda ve partide tutulmaması gerektiği açıktır. Çünkü mesele artık yalnızca yerel bir tartışma değil, kamu yönetimine ve siyasete duyulan güven meselesidir.

Bugün Çumra’da cevap bekleyen soru şudur:

Bu para gerçekten bağış mıdır?

Eğer bağışsa, neden ruhsat süreciyle birlikte anılmaktadır?

Eğer ruhsat için alınmışsa, bunun hukuki karşılığı nedir?

Ve en önemlisi: Kamu gücünü kullananlar, vatandaşa hizmet etmek için mi makamda oturuyor, yoksa makamı bir baskı aracına çevirmek için mi?

Çumra halkı bu soruların cevabını hak ediyor.

Kimse peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Ancak hiçbir iddia da “nasıl olsa unutulur” denilerek üzeri kapatılmamalıdır. Çünkü kamu yönetiminde asıl olan şeffaflıktır, hesap verebilirliktir ve adalettir.

Bir memlekete çivi çakmak, sadece bina yapmakla olmaz.

Adaletli olmakla olur.

Vatandaşa eşit davranmakla olur.

Ruhsatı, izni, imarı, kamu yetkisini pazarlık konusu yapmamakla olur.

Çumra’da şimdi herkesin cevabını beklediği soru budur:

Bu bir bağış mıydı, yoksa vatandaşın işi üzerinden alınan zorunlu bir bedel mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.