İsmail Detseli
İçki Bütün Kötülüklerin Anasıdır
Havaların soğuyup kar yağması ile göremez olduğumuz sokak ayyaşları şu günlerde gündüzleri havaları ısınması ile yine ortalıkta görünmeye başladılar. Şu son günlerde tv haberlerinde izlediğimiz sarhoşlarında trafikte yaptığı maskaralıklarda bunun bir göstergesidir.
Eskiden muhacir pazarı olarak bildiğimiz halen kapalı sebze pazarı olarak hizmet veren umumi pazarımızın içinde veya civarında sürekli görmeye alışık olduğumuz sokak ayyaşları ellerinde birer poşet içersinde yalandan domates salatalık gibi basit yiyecekler ve bir şişe de şarap veya rakı ile gelip kuytu bir köşede demlenirler. İçki bittimi para yokluğundan semt bakkalından bir şişe kolonya alıp içerler iyice olgunlaştılar mı başlarlar güçlerinin yettiği oranda ayakta durabildikleri kadarı ile kavga etmeye. Ağız burun düz kan revan içinde kalırlar düşe kalka giderlerdi.
Bu tip insanlar şimdi kenar mahallelerde görünür oldular birkaç tanesi de bizim mahalleye çöreklendiler şu son günlerde ellerinde biraz et tenha bir ağaç dibine çöküyorlar bir ateş yakıp eti ala sulu pişirip içkilerini yudumluyorlar. Geçenlerde bizim evin yakınlarında gördüm şöyle biraz geriden takip ettim dört kişilerdi. Her zaman alışık olduğum kavgaları biraz erken başladı. Daha az sarhoşlardı sanırım üçü bir olup bir tanesini iyice bir dövdüler. Dayak yiyen şahıs sallanarak ortadan kayboldu.
Öbürleri içmeye devam ettiler daha sonra birisi anırmaya birisi düşünmeye biriside ağlamaya başladılar. O zaman onları seyrederken aklıma bundan 55 yıl önce bir değerli hocamızın köy camisinde yaptığı bir Cuma vaazı nı hatırladım hocamız merhum Çumra okçu köyünden Mehmet Efendi adında Alim bir adamdı Allah gani rahmet etsin yattığı yer nur olsun. O yıllarda bizim köyümüzde de düğünler olurdu hem Pazar olur hem Perşembe olurdu bir Perşembe düğününde gençler içki içmiş kavga etmişler hoca bunları işitmiş vaaz konusunu içkiye ayırmıştı. Çünkü içkinin anası üzüm onunda dalı asma idi. Şöyle diyordu içkinin doğuşunu anlatırken,
Bir adam asma çıbığı dikiyormuş toprağa şeytan insan suretinde yanına gelmiş ne yaptığını sormuş ne yapıyorsun? Asma dikiyorum. Bunun hemen bu yıl meyve vermesini ister misin? Tabi isterim. O zaman tavsiyelerimi yap. Nedir?
Biraz merkep kanı biraz canavar (kurt) kanı biraz tilki kanı biraz domuz kanı birazda ayı kanı bul bunları asmanın dibine dök anında meyve verir der. Sende bundan mey yap içki imal et der adam denileni yapar hemen meyve olur o sene ve hasat vakti şeytan yine gelir. Ve içkiyi nasıl yapacağını tarif eder içki imal edilir.
O alkol içki her zaman insanoğlunun aleyhine işler yaptırır yuvaları bozdurur yuvaları yıkar evladı anadan ve babadan ayırır yavruları yetim koyar maalesef okullara kadar inen alkol gencecik dimağları perişan eder hanımları dul koyar hâsılı bütün kötülüklerin anası oluverir. Kap kaç adam öldürme soygun hırsızlık hepsinin kökeninde bu alkol vardır.
Trafik kazalarının bile çoğunda bu alkolün etkisi vardır. En sakin adamı gaddar cani katil vurucu kırıcı yan yakıcı ediverir yani hükmettirir her şeye dedi. Merhum hocamız, bunu kullananları bu tür hayvanlara benzetmişti o zaman onların anırma ağlama ve düşünmelerini dövüşmelerini seyrederken bu vaaz aklıma geldi de aktardım. Neyse ki bizim mahallede bir Osmanlı diktatör bir hanım kardeşimiz var. O bunları içki içerken görünce eline topladığı taşlarla yanlarına yaklaşıp ulen Köpeoğulları başka yer kalmadı içki içecekte burayı mı buldunuz diyerek taşları üzerlerine yağdırmaya başlayınca. Sarhoşlar çareyi kaçmakta buldular.
Ve düşe kalka ortadan kayboldular bir daha da gelmediler artık. Bu alkolün evlerden insanlardan neden uzak tutulması gerektiği zaten ortada Rabbimizin bunu haram edişinde de bir hikmet vardır değil mi? Bu konuda bir hatıramı daha anlatacağım. Bundan 45 yıl kadar önce bir tanıdığım vardı. Hüsnü abi İzmir de berber idi. İşi iyi evi barkı yerinde yuvası mutlu güzel bir hayat sürerken ne olduysa bu abi alkole dadandı. Tek tekçi olarak adlandırılan bir yerden sürekli içki içmeye başladı. Günler sonra adam alkole yenik düştü. Önce işini kaybetti, sonra eşi bir çocuğuyla evini terk etti. Hüsnü abi çareyi yine alkolde aradı. Kendisine yapılan nasihatleri dinlemedi.
Bir yıla varmadan üstü başı perişan bir sokak serserisi oluverdi. Vakurluydu serkeşliği de yoktu ama bu illeti de bırakamıyordu. Ve Bir gün ortalarda görünmez oldu. İzmir’in Eşref Paşa semtindeydi. Evini bir ben biliyordum. Çevredeki esnaflar bir araya toplanıp beni gidip bakmam için evine gönderdiler.
Baktım evin kapısı içerden kilitliydi. Geldim patronuma ve oradaki esnaflara söyledim. Birkaç kişi toplanıp karakoldan bir polis çağırdılar evine gittik. Ve pencereden kırdıkları ufak bir camdan benim cüssem ufak olduğundan kapıyı açmam için beni içeriye soktular. İçerinin loşluğunda ışığı yakınca ürperip oracıkta donakaldım.
Hüsnü abi tam kapının arkasına kendisini iple asmıştı. Korktum titriyordum. Patronum ve polis korkma geri çık gel dediler. Ben buna rağmen kendimi toparladım asılı duran Hüsnü ağabeyi bir kenara çekerek kapıyı açtım. Sonra bayılmışım. Beni doktora götürdüler bir moral iğnesi yaptırıp ayılttılar, Hüsnü ağabeyi de mezara götürdüler. Bu içki illetinden Allah herkesi korusun. Baksana günümüzde bile içki müptelası olanlar ne konuştuklarını bile bilmeyim alkolün verdiği cesaretle küfürbaz bile olabiliyorlar. Saygılarımla…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.