Takavit Değil, Emekliyim

Eskiden Takavit kahveleri vardı. Bazı kahveler emeklilerin gittiği yerlerdi. Tekaüt kelimesinden galat-ı meşhur olarak yanlış telaffuz ile halk emekli olana takavit derdi. Günümüzde ise yerel yönetimlerin açtığı emekli konakları var. Emeklilik bizde Fatih Sultan Mehmet devrinden beri var. Tanzimat döneminde emeklilik işlemlerinde bir yeniden yapılanma olmuştur. Endüstriyel gelişmeler sonrası Avrupa’da çıkan sosyal güvenlik ilkeleri ve kurumsal boyut dönemi ise içinde olduğumuz dönem. Çalışma hayatı emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan işçi için uzun bir süreyi kapsar. 25 yıl insanın posasını çıkaracak bir zaman dilimi haline geldiği için emekli olmak sonuçta varılacak bir sonuç ve hülya oluyor. Emekli ol rahat et mantığı biraz da oradan çıkmış.

Dile kolay memur olarak 34 yıl İİBK/İŞKUR bünyesinde her düzeyde emek verip çalıştım. Ama sanki ben "emeksiz" olarak bugüne kadar dolaşıp durdum da sosyal güvenlik sistemi gereği bağlanan bir emekli maaşı ve tedavi imkanlarına mı hak kazanmış oluyorum? Sıfat olarak bana "emekli" deniyor. Çalışırken neydim peki? Emeksiz denilebilir mi? Hangi emek ve hizmet diye sorsam işçi başka cevap verir, benim gibi memur ve bürokrat geçmişi olanlar başka cevap verecektir.

Emekli için görece yaşam standardı düştü ve tüketim sepeti fiyatları yukarıya doğru yükseldi ise ne yapması gerekir? Emekli maaşının geçim ve yaşam ücreti olarak yeterliliği korunamamıştır. Emekli ikramiyesi de bunca yıl çalışıp çabaladıktan sonra yeni bir ev veya sıfır araba alma gibi özlemlere yetmemektedir. İlk akla gelen cevap: Emeklilerin ayağını yorganına göre uzatması gerekir. Sonra sosyal güvenlik kurumlarının reorganize olması beklenir. Hükümet ve devlet düzeyinde de ekonomik istikrar ve fiyat istikrarını sağlayıcı adımlar eş zamanlı atılmalıdır.

whatsapp-image-2026-09-30-at-15-23-02.jpeg

Bir emekli olarak başta kendime ve ülkesine yıllarca çalışarak emek vermiş, üretmiş ve ömür tüketmiş herkesi saygıyla anıyorum. Sürekli emeklinin düşük yaşam koşullarını konuşmak iyi bir durum değil. Emekliye sürekli maaş zammı istemek de anlamsız. Lakin emekli niye bu durumda ve sorun nedir diye irdelemek gerekiyor. İlk göze çarpan husus sosyal güvenlik kurumlarının mali portresinde yatıyor. Emekli kurumlarının aktif/pasif dengesi yıllardır düşüktür. SGK emekli maaş bağlama oranları düşürülmüştür. Çalışsaydım alacağım maaşın %50’sini alabiliyorum. Başkaca bir gelirim yok, emekli ikramiyesi ise her yıl için 17 bin TL gibi oldukça düşük bir rakamdı.

Eskiden emekli ikramiyesi ile ev alınırdı diye bir cümle çok yaygındır. Şimdi normal bir memur emeklisi bırakın evi, hobi bahçesi bile alamıyor. Araba ancak ikinci ele denk gelir veya mevcut olanı satıp biraz daha modellisini almak şeklinde olabilir. Peki bu hangi yılda, hangi şehirde ve hangi kurumdan emekli olmuş bir memurdu? Bu soruların cevabı belirsiz olduğu için bu cümle somut bir veri değil, sadece dillerde pelesenk olmuş bir özlemdir.

Hep emekli konuşulur ama ülkemizde kaç çeşit emekli vardır? Kabaca 10 ayrı gelir düzeyinde ve 16 milyonluk bir emekli kitle var. Hepsi birbirinden ayrı ekonomik ve sosyal düzleme sahiptir. Mesela Arabası, yatı, katı, yazlığı, devre mülkü olan da emekli. En alttakiler bağlamında evsiz, kirada, bisikleti bile olmayan, dolmuşa, otobüse, metroya kart basan da emekli. Üstüne bir de oğlu kızı evlenmemiş, üniversitede okuyan veya askere evlat gönderen emekli de var. Görece belirli bir kesimin ise ya evi ve arabası yok ya da bunlardan birine sahiptir. Tek maaş geliri olan emekli de ilerde ücret aşınması riski ile karşı karşıyadır.

Emekliler refah durumu itibarıyla niye 10 ayrı kesimdir demiştim. Niye derseniz 657 sayılı Devlet Memurları kanununa göre maaş ve ücret düzeyleri farklı olan 10 ayrı çalışma sınıfı bulunuyor. Sendikalar Kanunu’na ve İş Kanunu’na göre farklı iş kollarında farklı ücret düzeyinde çalışan düşük ve yüksek emekli maaşı bağlanan çalışan işçi kesimi vardır. Dolayısıyla emekli maaş bağlanma oranları birbiriyle örtüşen ve ayrışan emekli kişiler vardır. Bu farklılıklar emeklilerin ekonomik ve siyasal taleplerin değişkenliğinin temel sebebidir.

Yaygın görüşlerden biri en düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalıdır. Peki asgari ücret tam anlamıyla bir kişinin emeğinin karşılığı ve bir ay ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir ücret midir? Maalesef değil. Adı asgari ama her sektörde temel ücret haline gelmiştir. İster göstermelik ister fiili haliyle realite budur. Belirlenme şekline işçi tarafı şerh koysa bile kurul kararları geçerli oluyor. Öncelikle asgari ücret tek/bekar çalışan için ayrı ve aile modeli için ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Asgari ücret o zaman vergi dışı olmalıdır. Tüm işverenler için genel ücret düzeyi olmamalıdır. Asgari ücret insani yaşam süreçlerine göre belirlenmelidir.

whatsapp-image-2026-09-30-at-15-23-02-1.jpeg

Emekli için en düşük maaş bağlama oranı asgari ücretin bir buçuk katı olmalıdır şeklinde toplumsal bir mutabakat sağlanmalıdır. Bunu sağlayacak ekonomik istikrar gözetilmelidir. Olası bir yüksek enflasyon veya ekonomik kriz halleri doğduğunda SGK devreye girmelidir. Daha kişi çalışırken gelecekteki emekli günleri için ekonomik önlem alınmalı ve ona göre fazla prim tahsil edilmelidir. Buna rağmen bir buçuk asgari ücretle emekli olmuş kişi ekonomik politikalar ve konjonktürel dalgalanmalar nedeniyle gelir yetersizliğine sahipse SGK değil Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yerel Yönetimler koordinasyonunda mali destek almalıdır.

1990’lı yıllarının sonlarında SSK’nın durumu, yetersizlikleri ve yeniden yapılanması gündem olmuştu. SSK' nın mevcut durumu hakkında Ankara’da 1999 yılında yerel bir TV’ de Memur Sen Konfederasyonu adına değerlendirmeler yapmıştım. O dönemde dönemin Çalışma Bakanlığını üstlenen bakan hakkında “Yaşar Okuyan canımıza okuyan” ve “mezarda emekliliğe ve sefalet ücretine hayır” kampanyası yaptık. Ankara’ da Cumhuriyet tarihin en büyük katılımlı mitingini işçi ve memurlar olarak yapmıştık. Emek platformu mitingi ve raporlar dikkate alınmadı. SSK’nın faturası çalışanların emeklilik yaşını yükseltmek ve prim sürelerini artırmak olarak emekçilere çıkarıldı. Yanlış adımlar yıllar sonra karşımıza EYT sorunu olarak çıkmıştı.

Türkiye'de borsa, altın ve döviz borsası olmayınca 1946-2000 yılları arası toplanan emeklilik fonları nominal şekilde kalmıştır. Ekonomik istikrarsızlık, yüksek enflasyon nedeniyle fonlar reel anlamda aşınmıştır. Finansal anlamda fonlar artan oranda değerlendirilememiştir. Yurt dışı piyasalarda da kullanılamamıştır. O yıllarda SSK ve Emekli Sandığı adına turizm bölgelerinde yazlık otel almak, Ankara’da iş hanı yaptırmak gibi emlak yatırımları ön plana geçmiştir. Fonların yetersiz kalması ile başta SSK olmak üzere çıkmaza girmiş ve emekli maaşlarının ödenememesi gibi durumlar yaşanmıştır. Hazine ve dış borçlar ile işler yürütülmeye çalışılmıştır.

SGK sistemi işçinin/memurun çalışırken korunması ve emeklilikte sağlıklı yaşaması için nirengi noktası bir sosyal güvenlik kurumu ve anayasal bir kurumdur. Çalışanların çalışmayanı finanse etmesi var olan prim fonuna güncel nakit akış bağlamındadır. SGK prim fonları devasa bir mali kaynak demektir. SGK mali fonlarını kurumsal aktüeryal denge içinde çalışanların ödediği primleri koruyarak, nemalandırıp geliştirerek ve işleterek sürdürür. Fonları bugünkü ve yarınki harcamalar için ihtiyat payı olarak tutar ve kullanır. Çalışanın ödediği primler kendisine sağlık, yaşlılık, maluliyet gibi 7 ayrı kanaldan kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere mali destek olarak fonların dönüşü var.

Sosyal Güvenlik Kurumları için bazı temel parametreler korunmalıdır. Ödenmeyen emekli priminin karşılığını aktüeryal bağlamda kaynaksız yükseltmek külliyen zarar demektir. Ülkede aktif sigortalı sayısının düşük kalması, bağımlılık oranını yükseltmekte ve mali giderleri şişirmektedir. Kayıt dışı ekonomik gelişmeler prim gelirlerini azaltmaktadır. SGK’ye primlerin hiç ödenmemesi veya en az düzeyde (aü) bildirilip ödenmesi piyasa geleneği haline gelmiştir.

Emeklilik sisteminin etkin ve verimli yönetilmesi için sigortacılık ve fon yönetimi eğitimi almış personel ve üst yönetici istihdam edilmelidir. Bu durum; özerk yönetimi, hesap verilebilirliği ve kurumsal fonların verimli kullanılmasını sağlayacaktır. Ülkedeki enflasyonu tek haneli rakamlarda tutmak üzere anayasal ekonomiye geçilmelidir. Ücret ve emek gelirlerinin GSMH içindeki payının ortalama iyi düzeyine çıkarılması, korunması ve geliştirilmesi amaçlanmalıdır. Ekonomik istikrar dışsal etkilerle bozulabilir. Ekonomide yaşanabilecek geçici ve kalıcı yüksek enflasyon dönemlerinde mevcut prim düzeyleri yetersiz kalabilir. Çalışanın 5-10 yıl sonraki alacağı emekli maaşını aşındırma riskine karşı aktüeryal önlem alınmalıdır. Devlet ve çalışan ilave prim desteği ödemelidir. Bu hamle gelecekteki düşük emekli maaşı riskine karşı nominal ve reel önlem alma adımıdır.

Emekliyim mutluyum, hayatın içindeyim diyebilmek ise bu ülke için yıllarını vermiş herkesin doğal hakkıdır. Gönül ister ki Cahit Sıtkı Tarancı’nın 'Memleket isterim' dediği gibi ülkemizin her yeri ferahlık içinde olsun. Değerli okurlarım bir gün gelir emekli olursanız tekaüt olmayın. Sosyal güvenceli yaşlılık aylığı ile ele güne ve muhannete muhtaç olmadan üretken olmaya gayret edin. Hayatın geri kalanında keyfinize bakın. Varsa veya nasip olursa torun sevin vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.