Ömer Tokgöz
Konya’nın Sessiz Arşivi: Mezar Taşları
Bir topluma ait mezar taşları o toplumun tarihine tanıklık eden sessiz bir bir belge niteliğindedir. Tarihin izleri mezar taşlarında gözümüze çarpar. Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan eski mezar taşları, geçmişin mesleklerini ve yaşanmışlıklarını günümüze taşıyan birer arşiv galerisidir. Mezar taşı kitabeleri yaşanmış hayat hikayelerinin birer özetidir. Bir şahide başlığı veya satırı; bize o insanın mesleğini, hastalığını ve sosyal statüsünü gösterir.

Tarihi mezarlıklar maziden bugüne taşınan sosyolojik ve kültürel bir mirastır. Konya'nın tarihi mezarlıkları, geçmişin demografik yapısını ve toplumsal hafızasını aydınlatacak muazzam bir potansiyel barındırıyor. Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan mezar taşları vefat eden kişinin bilgileri ile birlikte maziye ışık tutmaktadır. Bu anlamda mezar taşları bizler için sosyolojik ve demografik bilgiler barındırmaktadır. Mezar kitabeleri en başta metfun olan kişinin mesleği, hastalık sebebi, vefat tarihi gibi en temel bilgileri barındırır. Bununla birlikte şahide başlıkları kişinin asker, bürokrat, esnaf, orta halli bir insan olma gibi meslek boyutunu da içermektedir.

Konya’daki Musalla, Üçler, Hacı Fettah ve Şeker Tekke gibi tarihi mezarlıkları bu anlamda zengin bir potansiyel içermektedir. Toplumun her kesiminden insanların sosyal ve ekonomik durumlarını yansıtan mermer, sade taş ve hat yazıları sanatlı veya sade yazılmış şahideler bulunmaktadır. Mezar taşları Konya'da genellikle yöresel taş olarak Sille taşı ve Gödene taşından veya muhtelif mermerlerden yapılmaktadır. Sille taşı ucuz ve yumuşak bir taş olup işlemesi kolay olduğu için tercih edilmektedir. Gödene taşı ise işlendikten sonra ve zamanla sertleşen bir yapıya sahip, tabiat şartlarına daha dayanıklı bir mermer türüdür. Sille taşı zamanla erimekte ve yıpranmaktadır. Bu yüzden mimari eserlerde Sille ve Gödene taşı birlikte kullanılarak dayanıklılık artırılmıştır.

Konya’daki tarihi mezarlıklar içinde Üçler mezarlığı ayrı bir yer ve öneme sahiptir. Üçler mezarlığı sekiz asırdan beri kabristan olarak kullanılan bir mezarlıktır. Mevlevi dergâhına ve Vilayete yakın olması sebebiyle mesleki nitelikleri yüksek kişilerin bulunduğu bir mezarlıktır. Daha çok dergâh ehli ve sufi meşrep insanlar, bürokratlar, ilmiye sınıfına mensup kişiler ve askerler kabirleri görülmektedir. (https://konyabakis.com/yazarlar/omer-tokgoz/ucler-mezarliginda-mechul-kitabe-1386)

Tarihi mezarlıklar içinde bulunan mezar taşları iki önemli risk altındadır. Bunlardan birincisi dil bariyeridir. Bu taşları Osmanlıca Türkçesi hakkında yeterli bilgisi olmayanlar veya sıradan insanlar çözümleyip anlam verememektedir. Dolayısıyla toplumun geneli için tarihi mezarlıklar meçhul olarak kalmaktadır. Meçhul bir şeyin de değerinin takdir edilememesi de doğaldır. Tarihi mezar taşları için ikinci önemli risk ve tehdit ise fiziksel tahribatlardır. (https://www.aa.com.tr/tr/kultur/-turk-islam-donemi-mezar-taslari-6-yilda-dijital-hafizaya-tasinacak/3656186)
Zamanla ayak veya baş taşı olan yazılı şahidenin yere düşmekte, bir kısmı toprak altında kalmakta, kırılmakta ve yazıları silikleşmektedir. Fiziksel risklerin en tehlikelisi ise yazıların oksitlenmesi, silikleşmesi veya kaybolmasıdır. Saha çalışması yaptığım Musalla mezarlığı, Üçler mezarlığı ve Kasım halife mezarlığındaki fiziksel tahribat ve riskleri yerinde gözlemledim. Kültür ve Turizm Bakanlığının pilot bazı illerde başlattığı mezar taşları envanter çalışması ve kitabelerin okunması projesi önemli bir adımdır. (https://www.aa.com.tr/tr/kultur/-turk-islam-donemi-mezar-taslari-6-yilda-dijital-hafizaya-tasinacak/3656186)

Bu bağlamda ülke genelinde ve Konya'da mezarlıkların ivedilikle bir plan dahilinde hem kültürel hem fiziksel olarak koruma altına alınması gerekmektedir. Toplumsal belleğin birbirine eklemlenmesi için mezar taşlarının çözümlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda “Tarihi Mezar Taşlarının Okunması ve Korunması” başlıklı 5 yıllık bir master plan önerisi geliştirdim:
* Zamana yenilen ve yıpranan, kırılan, kaybolmak üzere olan, çalınma riski olan taşlar korunma altına alınmalıdır. Taşlar temizlenip, restore edilmelidir.
* Mezar kitabeleri lise/üniversite öğrencileri, proje çalışanları, gönüllü kişiler İŞKUR- TYP programları ile desteklenip finanse edilmelidir.
* Konya Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Üniversite ve İl Kültür müdürlüğü iş birliğinde çalışma ekiplerine mezar taşı bakımı, temizliği, hat yazılarının okunması eğitimleri verilmelidir.

* Kitabeler okunmalı, barkotlanmalı ve web sayfasında bilgilerine yer verilmelidir. Vasıflı, vasıfsız ve tarihi nitelikte olanlar şeklinde taşlar ayrıştırılmalıdır. Varsa yaşayan yakınları ile irtibat sağlanmalıdır.
* Mezarlık bilgi sistemine giren veya mezarlıkları ziyaret esnasında bilgi edinmek isteyenler telefon aracılığıyla barkod okutarak mezar ve kişi hakkında bilgi edinmelidir.
Mezar taşları sosyolojisi bağlamında kadın mezar taşlarının üzerinde özellikle durmak gerekir. Toplumumuzda kadının sosyal statüsü mezar taşlarına doğrudan yansımıştır. Kadın mezar taşlarında çiçek ve zarafet ön plandadır. Başlıkta kavuk/sarık yerine çiçek motifleri (gül, lale, karanfil), gerdanlıklar veya servi ağaçları kullanılmıştır. Genç Yaşta ölen veya gelinlik çağında evlenmeden veya doğum yaparken ölen genç kadınların taşlarına kırılmış bir çiçek dalı veya gelinlik duvağını simgeleyen motifler işlenirdi. Kadın taşlarındaki kitabelerde genellikle kadının kendi başarılarından ziyade bir erkeğin "eşi", "kızı" veya "annesi" olduğu vurgulanırdı. Bu durum ataerkil aile yapısının ölüm sonrasındaki bir tür devamlılığıdır. Cumhuriyet döneminde de bu boyut devam etmiştir. Kadın mezarlarında filanca kişinin eşi, şu meslekteki kişinin eşi şeklinde şahideler çoğunluktadır. Musalla mezarlığında 2000’li yıllardan itibaren müstakil olarak kadının kendi mesleği ve eğitimini ön planda tutan mezar taşları görülmektedir.
Mezar taşlarındaki yazıların (kitabelerin) okunması ve çözümlenmesi, bir toplumun zihniyet dünyasına açılan kapıdır. Kitabeler sadece isim ve ölüm tarihinden ibaret değildir. Dönemin şairleri tarafından yazılmış edebi beyitler, ölümün felsefesi, fani dünyanın geçiciliği ve hayata duyulan özlem bu taşlara nakşedilmiştir. Tarihi mezarlıklar farklı toplum kesimlerinin yer aldığı bir kolektif mekandır. Kitabeler sadece isim ve ölüm tarihinden ibaret değildir. Dönemin şairleri tarafından yazılmış edebi beyitler, ölümün felsefesi, fani dünyanın geçiciliği ve nasihatler bu taşlara nakşedilmiştir. Taşların yıpranması veya kırılması, sadece mermerin yok olması demek değildir. O taşa kazınmış olan bir insanın, bir ailenin veya bir dönemin toplumsal hafızadan tamamen silinmesi anlamına gelir. Bu yüzden tarihi mezarlıklar ortak kültürel mirasımız demektir. Başta ilgili kurumlar olmak üzere üniversiteler, STK’lar, mezarın yakınları olan aileler ve gönüllü kişilerce sahip çıkılması ve özen gösterilmesi gereken yerlerdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.