İsrail'de alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri yaşadıklarını anlattı

İsrail'de alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri yaşadıklarını anlattı

İsrail'in ablukasını kırmak ve Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yol alan Küresel Sumud Filosu aktivistleri, alıkonulmalarının ardından İsrail tarafından gördükleri şiddeti anlattı.

İsrail'in uluslararası sularda saldırarak alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nun İrlandalı aktivistleri, Türkiye'ye varışlarının ardından AA muhabirine, gözaltında yaşadıklarını aktardı.

İrlanda Cumhurbaşkanı Catherine Connolly'nin kardeşi 67 yaşındaki pratisyen hekim Margaret Connolly, Gazze'ye yiyecek, yakıt ve tıbbi yardım teslim etmeyi hedefleyen bir filo olarak uluslararası sularda seyrettiklerini belirtti.

Barışçıl bir misyon üstlendiklerinin ve silahsız olduklarının altını çizen Connolly, şunları söyledi:

"Üç gündür askeri güçler tarafından alıkonuluyorduk. (Üstümde) Sadece bir kazak ve bir süveterim vardı. Daha önce hiç gemi yolculuğu yapmamıştım. Benim için büyük, muazzam bir deneyimdi. Hayatımın beş yıl gibi gelen üç günü."

Yaklaşık 50 kişinin 3 gün boyunca yiyecek ve su olmadan "pis bir konteynerde yan yana uyuduğunu" dile getiren Dr. Connolly, kendilerine sabun ve tuvalet kağıdı dahi verilmediğini ifade etti.

"Tek bir ağrı kesicim bile yoktu"

Son 3 günde yaşadıklarını "barbarca, acımasız ve çirkin" şeklinde nitelendiren Connolly, şunları kaydetti:

"Kalbimden konuşuyorum. Bir ordunun bu kadar çirkin, iğrenç bir kontrolünü hiç görmemiştim. Koşullar korkunçtu. Yaraları temizleyecek hiçbir şey yoktu. Sırtımızda ve organlarımızda sayısız elektroşok yanığı oluştu. Diyabet, tansiyon ve astım ilaçlarım alıkonuldu. Bu yaralanmalar için tek bir ağrı kesicim bile yoktu."

Çıktıkları seferde ulaşmak istedikleri toprakların "binlerce yıldır Filistinlilere ait olduğunu" vurgulayan Dr. Connolly, "Siyonist İsrail devletinin cezasız kalmasına ve hiçbir yanlış yapmamış Filistin milletine bu kadar acımasız davranmasına öfkeliyim. Bebeklerin öldürülmesine, hastanelerin yıkılmasına, kuvözdeki küçük bebeklerin oksijen yetersizliğinden ölmesine nasıl göz yumabilirsiniz? İnsanların kucaklarında çocuklarıyla yaşadığı çadırları nasıl yakabilir?" diye konuştu.

İrlanda hükümetine tepki

İrlanda hükümetinin İsrail yanlısı politikalar izlediğini ve kendisini hayal kırıklığına uğrattığını söyleyen Connolly, "soykırıma ortak olmakla" itham ettiği hükümet liderlerine yönelik "Yazıklar olsun" ifadesini kullandı.

Connolly, İsrail'den tahliye edilmeleri sürecinde Türk hükümetinden destek gördüklerini anımsatarak Türkiye'ye teşekkür etti.

İrlandalı aktivist Cullen: İyileşeceğiz, evimize döneceğiz ve tekrar deneyeceğiz

İrlandalı aktivist Michael Cullen de uluslararası hukuka uygun ve şiddet içermeyen bir insani yardım misyonu üstlendiklerini ancak İsrail ordusunun "uluslararası sularda ve gün ışığında" bulundukları tekneye "plastik mermi ateşlediğini" ve bu sırada bazı arkadaşlarının vurulduğunu belirtti.

Müdahale sonrası İsrail ordusuna ait hapishane gemisine götürüldüklerini anlatan Cullen, "Çok korkutucu bir durumdu. Vardığımızda hepimiz dövüldük." diyerek, metal konteynerde gecelediklerini söyledi.

Karaya ulaştıklarında İsrail kolluk kuvvetlerince "kadınların dahi dövüldüğünü" aktaran Cullen, şunları söyledi:

"Hiç bu kadar çok insanın çığlık attığını ve ağladığını duymamıştım ve İsraillilerin insanlara acı çektirirken gözlerindeki o sevinci de görmemiştim. Böylesine kötülüğü görmek gerçekten mide bulandırıcı."

Filistin meselesini dünyanın gözü önüne tekrar getirmeyi umduklarını aktaran Cullen, "İyileşeceğiz, evimize döneceğiz ve tekrar deneyeceğiz ancak Filistin halkı medyada yeterince yer almıyor." dedi.

İsrail'in gittikçe daha fazla "cesurlaşarak saldırganlaştığını" kaydeden Cullen, "İsrail hesap vermeli ve dünyadaki her insan İsrail'i adalete teslim etmek için elinden gelenin en iyisini yapmalı." diye konuştu.

Avustralyalı doktor Webb-Pullman: 'İsrail'e hoş geldiniz' diyor ve insanlara vurup onları tekmeliyorlardı

Avustralyalı doktor Webb-Pullman, Filo'ya diğer sağlık çalışanları gibi Gazze'ye insani ve medikal yardım sağlamak için katıldığını söyledi.

Filistin halkına uygulanan "kötü muamele"nin ve özellikle de sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların farkında olduğunu belirten Webb-Pullman, "Bu yüzden bu filonun bir parçası olarak acil yardıma muhtaç insanlara tıbbi yardım ulaştırabilmek bizim için çok önemli." ifadesini kullandı.

Webb-Pullman, İsrail'in filoya müdahalesinde "çok agresif" olduğunu, tekneden sert müdahaleyle götürüldüklerini dile getirdi.

Limana götürüldüklerinde ise sürüklenerek indirildiklerini ve stres pozisyonunda tutulduklarını aktaran Webb-Pullman, burada yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Bir saatten fazla bekletildik ve bu sırada İsrailli askerler tarafından defalarca milli marş çalındı. (İsrailli askerler) 'İsrail'e hoş geldiniz' diyor ve insanlara vurup onları tekmeliyordu. Orada bulunduğumuz sürede bu davranışları sürdürdüler. Çok onur kırıcıydı."

Webb-Pullman, Filo'daki aktivistlerin dünyanın dört yanından insanlara yardım etmek amacıyla bir araya geldiğinin altını çizerek, "Biz suçlu değiliz." dedi.

İsrail tarafından hiçbir şekilde sağlık hizmetinin sağlanmadığını vurgulayan Webb-Pullman, teknedeki hastalara kendileri de şiddet gören sağlık çalışanlarının bakmak zorunda kaldığının altını çizdi.

Fransa vatandaşı Jouan: Direnmememize rağmen şiddet gördük

Filo'nun diğer bir katılımcısı Fransa vatandaşı Adrien Jouan, vücudundaki yara izlerini ve morlukları göstererek, İsrail tarafından fiziksel şiddet gördüklerini anlattı.

Teknedeki herkesin şiddete maruz kaldığını söyleyen Jouan, "Bir tür işkence gibiydi ancak Filistinlilere yaptıklarının yanında bu hiçbir şey sayılmaz." dedi.

İsrail'in her tekneye farklı müdahalede bulunduğuna dikkati çeken Jouan, kendi teknelerine ateş açılmadığını ancak başından beri hiç direnmemelerine rağmen askerlerden şiddet gördüklerini vurguladı.

Jouan, "(Müdahale sırasında) Onlara tepki göstermedim ya da cevap vermedim. Ancak yine de hiçbir sebep olmadığı halde şiddet gösterdiler. Bunu sistematik olarak yapıyorlar." ifadesini kullandı.

Belçikalı katılımcı Meyne: Filistinlilerin yaşadıklarıyla kıyaslanamaz

Belçikalı katılımcı Arno Meyne de İsrail'in müdahalesinin ardından hapishaneye dönüştürülen bir gemiye alındıklarını ve herkesin buraya yaralı şekilde geldiğini aktardı.

Gemide ise çok sayıda kişinin vücudunda kırık olduğunu ve kafa travması yaşadığını, cinsel saldırı vakalarının da olduğunu vurgulayan Meyne, "Çok zor şeyler yaşadık ancak Filistinlilerin yaşadıklarıyla kıyaslanamaz bile." dedi.

Kanadalı aktivist Lotayef: Aktivistler ağır şiddete maruz kaldı

Kanadalı aktivist Ehab Lotayef, elinin sargıya alındığını gösterdi.

Oradayken İsrailli bir askerin tercüme konusunda kendisinden yardım istediğini aktaran Lotayef, diğer bir İsrailli askerin ise bu durumdan "hoşlanmadığını" söyledi.

Lotayef, "İsrailli asker, insanlara su vermemden hoşlanmadı, bu yüzden geldi ve beni elimden bıçakladı." dedi.

Yaralandığı elinde his kaybı olduğunu aktaran Lotayef, aktivistlerin ağır şiddete maruz kaldığını ve kaburgalarının kırıldığını kaydetti.

Lotayef, "Çok kötü dövüldük. Bizi nefsi müdafaa amacıyla dövmediler. Ceza amaçlı dövdüler. Bizi cezalandırıyorlardı." ifadelerini kullandı.

Kanadalı aktivist Michael France: Gözlerin Filistin'e çevrilmesi gerekiyor

Kanadalı aktivist Michael France, hapishaneye dönüştürülmüş iki tekneden birinde yaklaşık 160 kişiyle nakliye konteyneri içinde götürüldüğünü anlattı.

Bu süreçte metal zeminde uyuduklarını dile getiren France, kendilerine karşı elektroşok cihazlarının kullanıldığını belirtti.

France, yüzündeki ve başındaki yaraların, yerde şiddet görmesinden kaynaklandığını ifade ederek, İsrailli askerlerin ayrıca çıplak ayaklarına asker botlarıyla bastığını söyledi.

Ameliyat geçirdiği her iki dizinde ve vücudunun pek çok yerinde yaralar olduğuna işaret eden France, "Şunu da söylemek gerekir ki bize yapılan muamele, Filistin halkına yapılan muamelenin yanında bir hiç. İşte bu nedenle bu insanlık krizi hakkında bir şeyler yapmaya çalışmak için buradayız." dedi.

France, gözlerin Filistin'e çevrilmesi gerektiğine dikkati çekerek, İsrail'den gördükleri muameleyi sadece Filistin bağlamında değerlendirebileceklerinin altını çizdi.

Yeni Zelanda'nın yerli halkı Maori kökenli aktivist Ormsby: Asker, 'Onunla geçirdiğim her dakika canımı yakacağını' söyledi

Yeni Zelanda'nın yerli halkı Maori kökenli aktivist Hahona Ormsby, İsrail'in teknelerine saldırısı sırasında alıkonulduklarını ve hapishaneye dönüştürülen tekneye nakledildiklerini anlattı.

Ormsby, aktivistlerin tutulduğu Aşdod Limanı'na götürülene kadar şiddete maruz kaldığını belirterek, "Genital bölgemden tekmelendim. Sandalyeye bağlanarak yumruklandım. Asker, 'Onunla geçirdiğim her dakika canımı yakacağını' söyledi." diye konuştu.

Kendisi hiçbir söz söylememesine rağmen İsrailli askerden şiddet gördüğünü aktaran Ormsby, elindeki ve dudaklarındaki yaraların duvara çarpılmaktan kaynaklandığını ifade etti.

Ormsby, hala ağrıları olduğunu ama kendi acılarının Filistinlilerin yaşadıklarıyla kıyaslanamayacağını vurgulayarak, "Benim acım onlarınkinin yanında küçük." dedi.

Hükümetlerin Filistinliler için harekete geçmesi gerektiğine dikkati çeken Ormsby, ülkeleri, İsrail'in yürüttüğü soykırıma karşı durmaya çağırdı.

Cezayirli aktivist Harkati: Maruz kaldığımız darp ve işkence Filistinli kardeşlerimizin yaşadıklarıyla kıyaslanamaz

Cezayirli aktivist Muhammed Harkati, filonun 14 Mayıs'ta Marmaris'ten Gazze Şeridi'ne doğru yola çıktığını hatırlatarak, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmak ve tamamen insani bir amaç için yola çıktıklarını vurguladı.

Harkati, "İnsani, barışçıl bir görevdi. Ancak uluslararası sularda olduğumuz sırada saldırıya uğrayarak kaçırıldık. Daha sonra da hapishanede tutulduk." dedi.

Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerin alıkonulduktan sonra İsrail'in güneyindeki Usdud (Aşdod) Limanı'na götürüldüklerini anlatan Harkati, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Usdud Limanı'ndan da hapishaneye götürüldük. Burada da darbedildik ve işkenceye uğradık. Maruz kaldığımız darp ve işkence Filistinli kardeşlerimizin yaşadıklarıyla kıyaslanamaz."

Gazze Şeridi'ne yönelik İsrail ablukasını kırmak için yola çıkan ve İsrail ordusunun saldırısına uğrayan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerle ilgilenebilecek ülkeler ve büyükelçiliklerinin olduğuna işaret eden Harkati, şunları söyledi:

"Filistinlilerin ise böyle bir imkanları yok. Bizler yiyip içebiliyorduk, onlar ise yiyip içemiyor. Dolayısıyla onlar da bizim gibi yaşıyor diyemeyiz. Bizim ile onlar arasında büyük bir fark söz konusu."

"Soruşturma sırasında bizi sıkı şekilde bağladılar"

İsrail'de soruşturmalar sırasında maruz kaldıkları kötü muameleye dair Harkati, "Soruşturma sırasında bizi sıkı şekilde bağladılar. Soruşturmalarda bir odadan diğer bir odaya götüren asker de bizi darbetti." dedi.

Cezayirli aktivist Harkati, İsrail ordusunun kendilerini alıkoyduğu süre boyunca ellerine plastik ve çelik kelepçeler takıldığını kaydetti.

"Üzerime bir koruma köpeği saldılar"

Küresel Sumud Filosu'na katılan Moritanyalı insan hakları aktivisti Prof. Dr. Muhammed Baba da İsrail güçlerinin köpeklerle kendilerine saldırdıklarını söyledi.

Baba, "Üzerime bir koruma köpeği saldılar. Ağızlığıyla göğsüme ve yüzümü vuruyordu. Bu saldırı, hapishaneye götürülmeden hemen önce gerçekleşti." ifadesini kullandı.

İsrail hapishanesindeki güvenlik güçlerinin söz konusu saldırıyı gerçekleştirdiğini aktaran Moritanyalı aktivist, "Bizim onlardan korkmadığımızı görünce bunu yaptılar." dedi.

İsrail ordusu, 44 ülkeden 428 aktivistin yer aldığı toplamda 50 tekneden oluşan filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken saldırı düzenlemiş ve aktivistleri hukuka aykırı şekilde alıkoymuştu.

Aralarında 78 Türk katılımcının da yer aldığı aktivistler, dün Usdud (Aşdod) Limanı'na getirilmiş, gece saatlerinde de Negev Çölü'ndeki Ketziot Hapishanesi'ne götürülmüştü. AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.