Ömer Tokgöz
Konya Nostaljisi Üzerine
Nostalji günümüzde oldukça popüler bir kavram. Nostalji deyince aklımıza sağlıktan askerliğe, çocukluk günlerine, okul günlerine ve günümüzdeki yaygın anlamıyla eskiye özlem duymak gelmektedir. İnsanlar bir yandan bugüne ve yarınlara dair umut ve özlemler beslemekte diğer yandan geçmişe özlem duymaktadırlar. Yitik cennet mahalle olgusu modern zamanların getirdiği bir sıkıntı gibi algılanmaktadır. Geçmiş bazen eski bir siyah beyaz fotoğrafta bazen antika bir eşyada canlanmaktadır. Ya da her nasılsa ayakta kalmış bir kerpiç ev görüldüğünde insanları çocukluk günlerinin neşeli ve hüzünlü anıları ile birlikte mahalle atmosferi kuşatmaktadır.

Konya geçmişten bugüne birçok uygarlıkların yaşadığı önemli bir şehirdir. Dokuz bin yıllık tarihi kesitte antik yerleşim yerlerinden Frigler, Hititler, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin ayrı ayrı birer tarihi değer ve kültürel miras oluşturmuştur. Konya yakın tarihi hakkında basılı ansiklopedi, kitap, akademik yayınlar ve sempozyum bildirileri, yüksek lisans ve doktora tezleri, web sayfaları bulunmaktadır. Konya tarihi konusunda Romalılar döneminden Selçuklu ve Osmanlı ve Cumhuriyetin ilanından bugüne yapılan araştırmalar, raporlar, seyahatnameler, hikâye, roman ve hatıra kitapları, tablo, gravür, fotoğraf, belgesel filmler, Etnoğrafya müzesi, Arkeoloji müzesi ve Koyunoğlu müzesindeki devasa koleksiyonlar bulunmaktadır. Bu yönüyle Konya maşeri vicdanda yaşayan birçok tarihi ve kültürel miras unsuruna sahiptir. Kültürel olgulara ve yaşanmışlıklar üzerine zengin bir mirasa sahip bir şehirdir.

Sosyal medyada nostaljik içerikte şehir sayfaları tüm Türkiye genelinde ve Konya’da oldukça popüler ve yoğun ilgi görüyor. Dijital kültür ortamında sosyal medya sayfaları herkesin içinde yer aldığı popüler bir mecra oldular. Artık nerdeyse tüm şehirler adına ve önemli ilçeler hatta köy/mahalle adına açılmış nostaljik fotoğraflar yayınlayan sayfalar bulunuyor. Sosyal mecralarda sıradan insanların hayatına ışık tutan siyah beyaz fotoğraflar yoğun ilgi görüyor. Bu tür nostalji sayfaları yakın ve uzak geçmişe yolculuk yapma imkânı veren önemli bir uğrak noktası olmuştur.

Bu değerlere reel ve nostaljik olarak yaklaşımlarda görsel bir sanat dalı olan fotoğraf çok önemli bir rol oynamaktadır. Fotoğraf sanatı bu kültürel ve tarihi mirasın 142 yıllık bir zaman dilimini dijital olarak ve sosyal mecralarda görme imkânı tanımaktadır. Dünyada İlk fotoğraf 1822 yılında Fransa’da çekilmiştir. Osmanlı devletinde 1839 yılında Takvim-i Vekayi isimli resmi gazetede halka Fransa’da fotoğraf diye bir şeyin icat edildiği duyurulmuştur. Konya’nın ilk fotoğrafları Amerikalı arkeolog John Henry Haynes tarafından 1884 yılında çekilmiştir.
Konya fotoğraf tarihi olarak 1884'lerde ilk fotoğrafların çekildiğini baz alırsak elimizde 142 yıllık arşivler bulunmaktadır. 1884 yılından 1960 yılına kadar olan 100 yıllık zaman dilimi siyah beyaz fotoğraflarda yaşayan Konya olarak tarihi ve nostaljik bir karakter taşır. 1960-2010 yılları arası çekilmiş olan siyah beyaz ve renkli fotoğraflar ise yakın dönem olarak kısmen nostaljik karakter taşımaktadır. Bu anlamda Konya’nın ilk fotoğraflarını çeken Amerikalı gezgin John Hanry Haynes Gertrude Bell, Guillaume Berggren ve padişah 2.Abdülhamit dönemi çekilen Yıldız sarayında bulunan Konya fotoğrafları fevkalade önemlidir. Bu fotoğraflar sayesinde 142 yıl önceki Konya’nın şehir dokusu ve tarihi hakkında ve sosyal, ekonomik ve toplumsal görünümü üzerine bilgi edinmiş oluyoruz. Hatta bu fotoğraflar sayesinde Ulvi Sultan türbesi, Şerafettin Camisi türbesi ve İnce Minareli medrese gibi önemli tarihi eserlerin restorasyonu yapılabilmiştir.

Acizane yedi yıldır “Konya Eski ve Yeni Fotoğraflar” sayfasında yönetici olarak paylaşımlar yapıyorum. Geçen zaman içinde altı bin civarında açıklamalı fotoğraf paylaştım. İkibin, üçbin ve beşbin fotoğraf sayısına eriştiğimde medyaya röportajlar verdim. Konya Mimarlar odasında “Geçmişten Günümüze Fotoğraflarla Konya” ve HİSDER derneğinde davetleri üzerine “Siyah Beyaz Fotoğraflarda Yaşayan Konya” başlıklı sunumlar yaptım. Sayfamızı 57 bini aşkın üye sayısı ile yoğun bir ilgi görmektedir. Sayfa üyelerimiz yoğun bir şekilde paylaşımlar ve yorumlar aktif katılım vermektedir. Sürekli yeni fotoğraf paylaşımları ile üyeler arası etkileşim devam etmektedir. Konya Eski ve Yeni Fotoğraflar sayfasını yurt dışından ve yurt içinden takipçileri bulunmaktadır. (https://www.facebook.com/share/g/1FBaKUHCe1/)
Sosyal medyada yer alan nostalji sayfalarına aynı zamanda eleştirel bir bakışla yaklaşıyorum. Çoğunlukla siyah beyaz ve nostaljik görünen fotoğraflar ile birlikte yapılan anlatımlar rasyonel bilgiye değil, kökeni belirsiz rivayetlere dayanmaktadır. Gördüm ki önce magazinel sonra fantastik video bazlı paylaşımlarda doğru ile yanlış birlikte verilmektedir. Tek tek bu paylaşımlardaki yanlışları düzeltmek için yorum yapmakla uğraşmak yerine kendim bu alanda yayın yapma kararı aldım. Bu nedenle yıllardır Konya kültürü, tarihi ve kültürel mirasına ilişkin derlediğim ve ulaştığım bilgilerimi sosyal medya üzerinden rasyonel bilgilerle ve sahih bir çizgi gözeterek paylaşmaya başladım. (https://www.konyamimod.org.tr/tr/gecmisten-gunumuze-fotograflarla-konya)
Halen birçok sosyal mecra sayfasında genel geçer bilgilere dayalı olan, ciddi bir kaynağa ve rasyonel açıklamalara dayanmayan video ve görseller yayınlanıyor. Çoğunlukla isimsiz alıntılar ve kulaktan duyma eksik olan hatta yanlış bilgilerle yayınlanıyor. Çoğunlukla da uydurma ve posttruth anlatımlara dayandığı için içi boş paylaşımlara dönüşebiliyor. Bu kopukluğu giderecek en doğru adım rasyonel bilgi ile fotoğrafı bütünleştirmektir. Bilimsel kaynaklara dayalı ve doğrulanmış bilgi ile fotoğrafı bir araya getirmek var olan eksiklikleri, yanlışları ve tevatürden kaynaklanan sıkıntıları giderecek yegâne anahtardır. Bu anlamda nostaljik fotoğrafların arka planını ve bize göstermekte olduğu anı yakalamak ve kuşatmak gerekir. Konya tarihi ve kültürü konusunda bu tür sayfaları hazırlayan ve yöneten kişilerin kent sosyolojisi, fotoğraf sanatı, estetik boyut, kültürel yapılar, mimari eserler ve sanat tarihi açısından bilgili ve donanımlı olması şarttır.
Nostaljik fotoğraflar demişken her tarihi eski olan fotoğraf veya siyah beyaz olan her fotoğraf içerik olarak bazen bir değer taşımaz. Sadece çekim tarihi eskidir o kadar yani. Ama bize basit gelen sıradan bir fotoğraf bile kendi içinde o günkü sosyal, kültürel ve günlük yaşantıya ilişkin bir iz taşıyabilir. Sosyolojik, antropolojik ve folklorik açıdan donanımlı bir gözle bakılırsa her fotoğraf aydınlatıcı bir bilgi ve yorum kaynağı olabilir.

Ortalama her 25-50 yılda bir kentin ana arterleri, mahalle ve sokaklar üzerinde kentsel bir dönüşüm yaşanmaktadır. Yapılan yeni imar planları ile kent değişmektedir. Mahalle sokaklar, caddeler baştan sona hercümerç olmaktadır. Mesela çok iyi bilinen kadim mahalleler olan Araplar, Şeker Tekke, Sedirler, Uluırmak gibi semtler kısmen ya da tamamen görünümünü kaybetmiştir. Müstakil bahçeli ve bir iki katlı kerpiç evler yıkılmıştır. Bu mahalleler beton bloklarla tanınmaz hale gelmiştir. Valilik, Bedesten ve Türbe civarındaki Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriuyet döneminin tarihi mahalleleri yok olmuştur. Dolav, Civar, Kalecelp, İhtiyareddin, Gazi Alemşah, Şeker Furuş, gibi mahalleler isim ve mekân ortadan kalkmıştır. Şükran mahallesi denilip geçilmiştir.
Ülkemizde Tanzimat döneminden başlayarak batılılaşma ve asrileşme (modernleşme) adına paldır küldür atılan adımlar ile paralel giden imar ve yol çalışmaları tarihsel dokunun yok olmasında temel etkendir. Tarihi mahalleler, sokaklar, nitelikli Konya evleri, tarihi çeşmeler gibi şehrin kadim dokusunu gözetmeden kentsel dönüşüm adına ortadan kaldırılmıştır. Adeta mahalleyi traşlayarak yapılan gofret küpü gibi üst üste dizilmiş apartman ve sitelerden oluşan kentsel dönüşüm blokları belki şehre yeni bir çehre kazandırmaktadır. Ancak genç kuşak, orta kuşak ve üst yaş kuşağındaki insanların belleğindeki sokak, mahalle ve cadde anılarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Kentsel dönüşüm çalışmaları çoğu kez rant odaklı şekillenmektedir. Bu yönüyle kentsel dönüşüm bizde kuşaklar arası bir kopma ile beraber kentsel hafıza ve bilinç kaybına yol açmaktadır. Artık herkes çocukluğundaki sokağı aramakta ve yitik cennet olmuş mahallesini nemli ve hüzünlü gözlerle anmaktadır.
İşte tam da bu noktada fotoğraflar sayesinde artık olmayan ve hatıralarda kalan o günlere gidebilmekte ve o günkü sosyal yaşantıdan haberdar olmaktayız. Eski Konya'da nerede ne vardı, nereden nereye geldik diyerek biz pastoral bir naiflik içinde ve mazideki realiteden kopuk bir hayat düzlemi tasavvur ediyoruz. Nerede o eski ve mutlu günler deyip o günlerde insanlık vardı. Parasız ama mutluyduk gibi duygular ve yakınmalar dile getiriliyor. Oysa hayat sürekli geriye bakarak ve takıntılı biçimde özlem duyularak yaşanmaz. Maziye olduğu kadar, yeni olana ve yaşadığımız günlere de değer vermeliyiz. Yarına doğru giderken mazi, hal ve istikbal hakkında maddi ve manevi değerleri koruyan, yaşatan ve ferdan ferda benimseyen bir tavrımız olmalıdır.
Fotoğrafların bilgi destekli açıklanmasına özen gösterilmelidir. Bilgi ile fotoğrafı bütünleştirmek için acizane önerim Konya hakkında tarih yönüyle, mimarlık yönüyle sanat tarihi yönüyle, sosyolojik ve antropolojik yönüyle ve ekonomik gelişmeler yönüyle ortaya konulmuş yüzlerce eserden yararlanmamız gerekir. Şehrin mekanlarının ve kültürel miras unsuru eserlerin ve geçmişte yaşanan olaylar hakkında yazılı kaynak olup olmadığını mutlaka araştırmak gerekir. Mutlaka akademik açıdan bir yayın ve araştırma olup olmadığının irdelenmesi lazımdır. Bu aşamaları geçtikten sonra rivayetler değil kaynaklar ve gerçek bilgiler üzerinden fotoğraf ve fotoğrafın biz anlattıkları örtüştürülerek teyit edilmesi gerekir.
Bu bağlamda nostalji sayfalarında yıllardır gözlediğim birinci hastalıklı durum sürekli polemik yapılmasıdır. Fotoğraf yalın haliyle görülmek ve irdelenmek yerine öznel politik tartışmalar öne geçmektedir. Şu veya bu şekilde politik kamplaşmalar ve toplumsal yarılmalar bu sayfalara taşınmak istenmektedir. Birileri fırsattan istifade gece yarısı içindeki kin ve nefreti kusarak doğru bir paylaşım yaptığını zannetmektedir. Söz meclisten dışarı taşların bağlı köpeklerin serbest olduğunu varsaymaktadır. Kişisel hakaret girişimleri, tarihi kişiler ve politik karakterler üzerine hakaretler bilişim suçları kapsamındadır. Bu anlamda nostaljik sayfa yönetimleri sayfa etik kuralları üzerinde hassas olmalıdır. Sayfalarda kaos ve tartışma çıkaran gerçek profiller, fake ve çakma profiller ivedilikle engellenmelidir. Bu türden paylaşımlar, yorumlar ve kişilere fırsat verilmeyip silinmelidirler. Bu anlamda Konya Eski ve Yeni fotoğraflar sayfası en disiplinli ve 7/24 gözetim ve denetleme yapan ve politik tartışmalara ve kişisel hakaretlere izin vermeyen bir sayfa politikası ile doğru bir yoldadır.
Nostaljik sosyal medya sayfalarında görülen ikinci durum ise maziye düşkünlük olarak değerlendirdiğim husustur. Yaygın biçimde sürekli geçmişe güzelleme yapılmasıdır. Sosyal medyada nostalji adına sürekli olarak bugünlerden, yeni olandan ve modern hayattan şikayetçi olan paylaşımlar görülmektedir. Marazi ve yanlış bir tutumla geçmişe dönük a’dan z’ ye her şeyi ve her tür basit objeyi dahi eskiden kullanılmıştı diye yüceltme yoluna gidildiği görülmektedir. Oysa ne mazi baştan başa iyi ve güzeldir ne de yeni ve modern olan bizatihi çirkin ve kötüdür. Sürekli olarak bugünleri ve güncel yaşantıyı ve davranışları beğenmeyip ah vah diyerek hayıflanarak normal biçimde yaşanılmaz. Maziperestlik ve şanlı tarih hastalığı yanlış bir nostaljidir. Sağlıklı bir ruh hali de değildir. Sürekli geriye veya dikiz aynasına bakılarak sağlıklı bir otomobil sürülemeyeceği gibi sürekli maziye güzelleme yapılması geçmişe sahip çıkma durumu değildir. Nostalji kavramının 16.yüzyıl sonunda memleketini özleyip psikolojik olarak rahatsızlanan askerler için kullanılan tıbbi bir hastalık tanısı ve tedavi durumu olduğu da unutulmamalıdır. Nostalji kavramı latince kökenli olup bizde nostalji kelimesine karşılık olarak bir dönem daüssıla kelimesi kullanılmıştır. (https://lutfisunar.net/gerceklikten-kopmayan-nostaljiye-ihtiyac-duymaz/)
Nostaljik sayfalarda gördüğüm üçüncü eleştirel nokta bilgi yetersizliğidir. Eski Konya'da nerede ne vardı ve bugün nereden nereye geldi sorusu önemli bir sorudur. Biz bugün bunların kıymetini bilirken, korunmasını isterken, maziye olduğu kadar, güncele ve yarına ilişkin de rasyonel, bilimsel ön görülerimiz olmalıdır. Ecdat yadigarı tarihi eserleri koruma ve kültürel miras unsurlarını yaşatma konusunda objektif hemşehri bilincimiz olmalıdır. Geçmişe bakıp ah vah ederek veya ahir zamana denk geldik diyerek Konya mahvolmuş tarzında karamsarlıklara kapılmamalıyız.
Nostaljik sayfalarda sık görülen dördüncü eleştirel nokta ise tutarlılığı olmayan politik yaklaşımlardır. Yüzeysel bilgilerle Osmanlı dönemini, erken Cumhuriyet dönemini veya çok partili dönemde tarihi eserlere yönelik uygulamaları eleştirerek veya suçlayarak bir yere varamayız. Ciddi anlamda Konya tarihi, kültürü, ekonomisi, sosyal yaşamı, mimari envanterlerimizi bilmek, konuşmak ve okuyarak bilgi sahibi olmak gerekir. Tek başına fotoğraf ile tarih yazamayız. Bilimsel ve rasyonel bir tarafı olmayan öznel yaklaşımlarla tarihi fotoğraflar üzerinden polemik çıkarmak yanlış bir tutumdur. Sosyal medyayı ve nostalji sayfalarını buna alet etmemek gerekir. İki adım sonra gerçekler ortaya çıkar ve sahte yaklaşımların yaldızı dökülür.
Mademki sosyal mecralarda ve nostalji sayfalarında bilgi temelli paylaşım esastır. Değerli okuyucularıma bu yönde bir tavsiyede bulunmak isterim. Konya kültürü ve tarihi üzerine başlangıç olarak Merhaba gazetesi “akademik sayfalar” ansiklopedisini hem araştırma yönünden hem makaleler yönünden okumaya başlayabilirler. İkinci olarak uzun zamandır yayınlanan ve 20 cildi aşan ve KTO tarafından yayınlanan ve Konya ekonomisi, ticareti ve sosyal hayatının irdelendiği İpekyolu dergisini incelesinler. Üçüncü olarak 10 cilt olarak Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanan Konyapedia ansiklopedisi maddelerine okusunlar. Bu yayınlar online olarak PDF şeklinde okunabiliyor. İsteyen Konya ansiklopedisi hariç bilgisayara ve cep telefonuna da indirilebiliyor.
Birde o günlerde olup biten ve gündelik hayatın içinde olan doğrudan ve dolaylı olarak şahitleri olan insanlar vardır. Sözlü tarih dediğimiz bu kişilerin o günlere dair hatırladıkları ve sıradan olmayan tespit ve bilgileri önemlidir. Yazıya dökülmüş ve teyit edilmiş içerikler bu anlamda sözlü tarih olarak kıymet taşır. Ancak unutulmamalıdır ki Rivayet ve duyumlara itibar ederek tarihi eserleri, kişileri ve olayları izah edemeyiz. Rivayetler, masal, destan gibi unsurlar rasyonel ve sahih bilgilerden sonra veya elimizde başka bilgi yoksa belki dikkate alınabilir.
Sonuç olarak nostalji ile birlikte reel hayattan kopmadan güncel yaşamın içinde kültürel, sosyal, tarihi kıymetlerimizin farkına varmalıyız. Altını çizdiğim bu kaynakları tarayarak Konya tarihi, kültürü, ekonomisi, sosyal yaşamı ve mimari envanterlerimizi öğrenmek ve bilgi sahibi olmalıyız. Rasyonel bilgi ve bilimsel araştırmalar olmaksızın sadece fotoğraftaki ögelere bakarak yorum yapmak yüzeysel bir girişim olur. Tek başına fotoğraf ile tarih yazamayız veya geçmişi yargılayamayız. Ne demişler her şeyin azı yararlı, ortası kararlı ve fazlası zararlıdır.
Günümüzde internetin yaygınlaşması ve akıllı telefonlar sayesinde sosyal medya klasik medya ile başa baş gitmekte hatta ön plana geçmiştir. Sosyal mecralarda kişisel sayfalar kadar kent nostaljisi içeren sayfalar ayrı bir ilgi odağı olmuştur. Bu sayede kenarda köşede kalan ve unutulan albümler ve fotoğraflar gün yüzüne çıkmıştır. Sosyal medya ve fotoğraf birlikteliği hatıralarda yaşayan kolektif belleği canlandırarak önemli bir sosyal boşluğu gidermiştir. Konya özelinde ve ülke genelinde teyit edilen bilgi kaynakları ile bağdaşan sosyal medya sayfaları bu anlamda hemşerilik bilincine ve kültürel birikimine önemli zenginlik katmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.