Ömer Tokgöz
Asırlık Maziden Günümüze Dursunoğlu (Tahir Paşa) Cami
Dursunoğlu veya Tahir Paşa Camii, Konyalıların şehir içinde hemen yanı başlarında gördükleri mütevazı bir ibadet merkezidir. Arapoğlu Makası’nın hemen girişinde yer alması, Zafer Meydanı’na ve Dershaneler Sokağı’na yakınlığı nedeniyle gün içinde binlerce kişinin önünden geçtiği oldukça tanınan bir yapıdır. Kaynaklarda Dursun Fakih veya Dursunoğlu Mescidi olarak geçse de halk arasında daha çok Tahir Paşa Camii olarak bilinir. Cami, Karamanoğulları’nın tanınmış şahsiyetlerinden Dursunoğlu Mehmet Bey tarafından XV. yüzyılın başlarında babası Dursun Fakih için yaptırılmıştır. Ne yazık ki yanı başındaki Dursunoğlu Medresesi günümüze ulaşamamıştır.

Orijinal kitabesi günümüze ulaşmayan yapının, giriş kapısı üzerinde talik hatla yazılmış üç satırlık mermer bir tamir kitabesi yer almaktadır. Kitabeye göre hicri 1306(miladi 1888) yılında Mecidiye-zadelerden Tahir Paşa ile kardeşi Ali Bey tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır. Bu köklü onarımdan dolayı mescit halk arasında Tahir Paşa adıyla anılmaya başlamıştır.
Tahir Paşa camiinin talik hat ile yazılmış üç satırlık tamir kitabesi şöyledir:
İşbu cami-i şerif mürur-i zamanla müşrif-i harab olmasıyla
Taleben li-merzatillahi teala Mecidiye-zade Tahir Paşa
ve Ali Bey taraflarından tecdiden tamir ve inşasına muvaffak olunmuştur. 1306
Günümüz Türkçesiyle: Bu mübarek cami, zamanın geçmesiyle yıkılacak ve harap olacak dereceye geldiği için; sırf Yüce Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, Mecidiye-zâde Tahir Paşa ve Ali Bey tarafından baştan aşağı tamir edilip yeniden inşa edilmeye muvaffak olunmuştur (başarılmıştır).
Camiyi yeniden ihya eden Tahir Paşa’yı yakından tanıyalım. Tahir Paşa Osmanlı dönemi devlet adamı ve şairdir. 1848 yılında Konya’da doğdu ve 1893 yılında vefat etmiştir. Kabri Üçler mezarlığındadır. Babası Sille Müftüsü Hacı Ali Efendi’nin “Mecidiye” lakabıyla tanınan oğlu Hacı Mehmet Efendi’dir. 1863 yılında başlayan memuriyet hayatında farklı görevler aldı. 1889 yılında terfi ederek Paşa ünvanı aldı. Tahir Paşa, resmî ve idari işlerin yanı sıra şiir ve edebiyatla da yakından ilgiliydi. Çoğunlukla klasik/divan tarzı şiirler yazan Tahir Paşa, “Zehrî” mahlasını kullanmıştır.

Kapı Camii’nin kuzey cephesindeki kapısının üzerinde yer alan kitabe de Tahir Paşa tarafından kaleme alınmıştır. Mecidiye-zade” lakabıyla olduğu kadar hayırseverliğiyle de tanınan Tahir Paşa, kardeşi Ali Bey ile birlikte Dursunoğlu Camii’ni esaslı bir onarımdan geçirtip, hicri 1306 yılında avlusuna da bir şadırvan yaptırtmışlardır. Bundan dolayı cami, halk arasında Dursunoğlu adından çok Tahir Paşa’nın adıyla bilinmektedir. (https://www.konyapedia.com/makale/3409/tahir-pasa-mecidiyezade-zehri)
Mimari açıdan incelediğimizde; taş ve tuğla malzemeyle inşa edilen yapı, dört taş üzerine oturtulmuş sekizgen tamburlu geniş bir tuğla kubbeyle örtülüdür. Kıble tarafındaki minaresinin kaidesi kesme taş, gövdesi ise tuğla işçiliğindedir. Yapının kuzeyindeki son cemaat yerini dört devşirme mermer sütun üstünde yükselen üç kubbe taşır. Bu sütunlardan sağdakinin üzerinde sekiz satırlık Yunanca bir yazıt, ortadaki iki sütun başlığında ise antik dönem güvercin figürlerinden dönüştürülmüş yaprak kabartmaları dikkat çeker.
Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’ nın da vurguladığı gibi; dışarısı son derece süslü ve gösterişli olmasına rağmen caminin içi son derece mütevazıdır. Ahşap sade bir kapıdan girilen iç mekânda çini, nakış veya tezhip bulunmaz; mihrabı sade sıva ile kaplanmıştır. Caminin girişinden itibaren kuzey, doğu ve batıdan saran bir ağaçlık ve yeşil alan içindedir. (İ. Hakkı Konyalı, Konya Tarihi, Enes Kitap Sarayı, 1997, Ankara, sf: 345-350)
1999 yılında cemaatle birlikte başlatılan bir projeyle bahçeye Selçuklu motifleriyle işlenmiş bir açık hava kitaplığı kazandırılmıştır. Camiye ibadete gelenlerin veya avludan geçerken soluklanmak isteyenlerin kitapla buluşması son derece kıymetli bir adımdır. Kütüphanede Temel İslam bilimleri eserlerinin yanı sıra İslam Ansiklopedisi ve Meydan Larousse gibi kaynaklar yer almaktadır.

Şüphesiz ki buraya güncel ve dikkat çekici yazarların eserlerinin eklenmesi kütüphaneye ilgiyi artıracaktır. Ayrıca pasif durumdaki fıskiyeli havuzun çalıştırılması, akşam namazları sonrası için aydınlatmanın güçlendirilmesi ve kış aylarında kullanım için alanın cam balkon/ısıtıcı takviyesiyle korunaklı hale getirilmesi bu güzel irfan köşesini daha da cazip kılacaktır.
Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum; camiyi ilginç kılan bir diğer detay da komşu apartman duvarına asılan yazılı büyük metal levhalardır. Bu levhalarda Peygamber efendimizin (sav) Veda Hutbesi ile Fatiha ve Bakara surelerinin mealleri yer alır. Gece aydınlatması yapılırsa bu levhaların farkındalığı ve okunurluğu daha da artacaktır. Girişte yer alan 138 yılık tarihi şadırvan tekrar kullanıma sokulmalıdır. Cami bahçesinde âtıl vaziyette duran Roma dönemine ait taşlar koruma altına alınmalı veya Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmalıdır.
Günün karmaşası içinde Arapoğlu Makası’ndan Zafer’e adımlarken yanı başımızda yükselen bu narin yapı, sadece taştan ve tuğladan ibaret bir mimari eser değildir. Dursunoğlu (Tahir Paşa) Camii; Karamanoğulları’nın köklü mirasını Osmanlı’nın estetik anlayışıyla harmanlayan, Konya’nın şehir hafızasındaki en nazlı mühürlerden biridir. Adeta istiridye kabuğu içindeki bir inci görünümündedir. Şehrin en işlek damarlarından birinde yer almasına rağmen bahçesine adım attığınız an sizi karşılayan o deruni sükûnet, yapının asli görevi olan ibadethane ruhunu asırlardır diri tuttuğunun en açık kanıtıdır. Bize düşen; önünden her gün geçip gittiğimiz bu tarihi mescidimizin farkında olmak, onun şehir dokusuna kattığı eşsiz güzelliği hissetmek ve bu mütevazı ibadet mekânını yaşatarak gelecek nesillere aktarmaktır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.