Şaziye Noyan
İstemenin Usulü
İnsan kelimesinin köküne baktığımız zaman Arapça “nisyan” kelimesinden geldiğini görürüz. Nisyan “unutan” demektir. Peki insan neyi unutur ve unuttuklarını ne zaman hatırlar? İhtiyaç duyana kadar kendisine lazım olanı unutur. Keyfi yerinde mutluysa hastalığı ve sıkıntıyı unutur. İhtiyacı olana kadar kendisine lazım olanı unutur. Bezm-i elestte Rabbine verdiği sözü unutur. (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab,n-s-y). Aniden unuttuklarından biri lazım olup hatırladığı zaman ise elde etmek için istemeye başlar. Bu bazen sevgi, ilgi, iç huzuru gibi manevi bir yoksunluk bazen içmek için bir bardak su bir lokma ekmek gibi elle tutulur maddi bir yoksunluktur. Sonuç olarak istemek insanın tabiatında vardır. Ancak o zaman aklına şu soru gelir. Ben bunu kimden ve nasıl isteyeceğim? Üstelik her daim her isteğin elde edilebilmesi de mümkün değildir onun olduramayacağı şeyleri oldurana ihtiyacı vardır. Yeni bir iş, bereket, salih veya saliha bir eş, bir evlat, daha büyük bir ev…İnsanın isteyebileceği şeylerin bir sonu yoktur. Üstelik her dileğini bağır çağır istemekten çekindiği zamanlar vardır. İşte böyle zamanlarda insan kendisini açabileceği sonsuz ve sınırsız bir güce ihtiyaç duyar. Asıl unuttuğunu, istemeyi verenin kapısına gitmeyi hatırlar. Kendisini Rabbinin kapısında çaresizce ellerini Allah’a açmışken bulur. İçinde isteklerine ulaşmanın arzusu vardır. Kendine bir soru sorar ben nasıl dua etmeliyim? Dua etmenin üslubunu Rabbimiz bize Kur’an’da ; Resulallah (sav) ise sünnetinde göstermiştir.
Allah (cc.) bize bir musibet ulaştığı zaman sabır ve namazla Ondan yardım istememizi, kendisinin sabredenler ile birlikte olduğunu bildirir. (Bakara Suresi 2/153). O zaman bizlerin darlık yaşadığında musibete uğradığımda gideceği yer Rabbimizin bize nasip ettiği secdesidir. Resulallah(sav) “Kim sıkıntılı zamanında Allah’ın duasını kabul etmesini istiyorsa, bolluk zamanında çok dua etsin.” buyurarak bize Rabbimizi her an anmamız gerektiğini hatırlatmıştır.
Peki dua nasıl edilmelidir? "Resulullah (s.a.v.), bir adamın namazdan sonra Allah’a hamt etmeden ve Peygamber’e salât okumadan dua ettiğini işitti. Bunun üzerine: ‘Bu adam acele etti!’ buyurdu. Sonra onu çağırdı ve şöyle dedi: ‘Biriniz dua edeceği zaman önce Allah Teâlâ’ya hamd ü senâ ederek başlasın, sonra Peygamber’e (s.a.v.) salât okusun, sonra da dilediği şekilde dua etsin.” Buyurmuşlardır. Buradan anlıyoruz ki duaya hamd ve salavat ile başlanır. İstemeden önce verdiği her nimet için şükür sunulur. Sonra Rabbinin merhametine mahzar olma ümidiyle hataların affı dilenmelidir. Kur’an’a bakıldığında daha ilk insan olan Hz. Adem’in hatasından dolayı kendine zulmedenlerden olduğunu söyleyerek af dilediği görülmektedir. (Arâf Suresi 7/23) Peygamber (sav)’in ise Allah’ım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımın hepsini, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allah’ım! Bütün günahlarımı, bilerek ve yanlışlıkla işlediklerimi ve şaka yollu yaptıklarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. ”Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum bütün günahlarımı affeyle! Öne geçiren de Sen, geride bırakan da Sensin. Senin gücün her şeye yeter.” (Buhârî, Edebü’l-Müfred,688) şeklinde dua ederek af dilediği görülmektedir.
Ardından sıra artık Rabbimizden kalbimizde bulunan isteklerimizi dilemesindedir. Bu istek bazı zamanlarda bize isabet etmiş bir şerrin uzaklaşmasıdır. Hz. Eyyûb’un duasını örnek alabiliriz. “Allah’ım bana bir sıkıntı isabet etti, Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiya Suresi 21/83) diyerek dua edilebiliriz. Bazı zamanlarda Hz. Zekeriya örnek alarak “Rabbim! Bana tarafından temiz bir nesil ihsan eyle! Kuşkusuz sen duayı işitmektesin.” diyerek hayırlı bir evlat için dua edilebilir. (Âl-İ İmran Suresi 3/38) Kimi zaman ise “Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin.” ayetinin tecellisi olarak kimselere söylemediğimiz sırlarımızı Rabbimize anlatabiliriz. Bütün dualarda murat edilen ise kabulüne ulaşılan günleri görmektir.
Ağzınızdan dualarınız hiç eksik olmasın. Tekrar görüşüne değin selametle kalın….
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.