Konyalı Abi
Kim Olursa Olsun, Her Kuruşun Hesabı Sorulsun!
Milletin alın teri kimsenin şahsi serveti olamaz!
Bir ülkenin kalkınması yalnızca yollarla, köprülerle, hastanelerle ve fabrikalarla ölçülmez. Gerçek kalkınma; adaletin, dürüstlüğün, güvenin ve hesap verebilirliğin de güçlenmesiyle mümkündür.
Devletin kasasındaki her kuruş, milletin ortak emeğinin ürünüdür. Çiftçinin tarlada döktüğü alın teri, esnafın sabah erkenden açtığı dükkân, işçinin üretime kattığı emek ve vatandaşın ödediği vergiler, millî bütçenin temelini oluşturur.
Bu nedenle kamu kaynaklarını korumak, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda millî ve vicdani bir sorumluluktur.
Kim olursa olsun, her kuruşun hesabı sorulsun!
CUMHURBAŞKANININ KALKINMA GAYRETİ, MİLLETİN ALIN TERİ
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin kalkınmasına yönelik çalışmalarında tarımın, esnafın, eğitimin, sağlığın ve altyapının önemli bir yeri bulunmaktadır.
Çiftçiye sağlanan desteklerden sağlık yatırımlarına, eğitim hizmetlerinden üretim ve istihdam projelerine kadar kamu kaynaklarının toplumun ihtiyaçlarına yönlendirilmesi, devlet yönetiminin temel sorumlulukları arasındadır.
Bu hedefler doğrultusunda gece gündüz çalışıldığının ifade edildiği bir yönetim anlayışında, ayrılan kaynakların gerçekten amacına ulaşması da en az kaynak ayrılması kadar önemlidir.
Çünkü çiftçiye ayrılan para çiftçiye, eğitime ayrılan kaynak öğrenciye, sağlığa ayrılan bütçe hastaya ulaşmalıdır.
Milletin alın teriyle oluşan bütçenin bir kuruşunun bile usulsüzlük, çıkar ilişkisi veya yolsuzluk nedeniyle kaybolmasına göz yumulmamalıdır.
DEVLETİN İÇİNDE DE OLSA DIŞINDA DA OLSA!
Kamu kaynaklarını kişisel çıkarına aktardığı iddia edilen kişiler hakkında, bulundukları makama ve siyasi ilişkilerine bakılmaksızın etkili soruşturma yürütülmelidir.
Bu kişiler hükümet içinde görev yapanlar, kamu kurumlarıyla iş yapanlar, belediye yöneticileri veya devletle ticari ilişki kuran kişiler olabilir.
Önemli olan kim oldukları değil, ne yaptıkları ve bunun hukuken kanıtlanıp kanıtlanmadığıdır.
Hiçbir siyasi yakınlık, hiçbir makam, hiçbir unvan ve hiçbir dostluk ilişkisi hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmamalıdır.
Devletin içinde olmak ayrıcalık, devletin dışında olmak muafiyet sebebi değildir!
ÇALINAN KAMU KAYNAĞI, MİLLETE GERİ DÖNMELİDİR!
Yolsuzlukla mücadele yalnızca suçluların cezalandırılmasıyla sınırlı kalmamalıdır.
Hukuka aykırı biçimde elde edildiği mahkeme kararıyla belirlenen kamu kaynaklarının, kanuni yollarla geri alınması da sağlanmalıdır.
Çünkü milletin bütçesinden usulsüz biçimde çıkarılan para, bir kişinin özel servetine dönüşmemelidir.
Sayın Cumhurbaşkanı'ndan beklenen kararlı tutum da budur: Devletin imkânlarını kötüye kullananların, kendi siyasi çevresinden olsalar dahi, bağımsız yargı tarafından soruşturulmasının ve hesap vermesinin önünde hiçbir engel bulunmaması.
Cumhurbaşkanı'nın siyasi iradesiyle desteklenen etkin denetim mekanizmaları ve bağımsız yargının hukuka uygun kararları, bu mücadelede birbirini tamamlamalıdır.
Hukuken kanıtlanan yolsuzlukların failleri hesap vermeli, haksız kazançlar sahiplerine bırakılmamalıdır.
ÖNCE KENDİ KAPIMIZIN ÖNÜNÜ SÜPÜRMELİYİZ!
Yolsuzlukla mücadelede samimiyetin en büyük göstergesi, insanın kendi siyasi çevresindeki yanlışlara da karşı çıkabilmesidir.
Sadece siyasi rakibinin hatasını görmek, kendi tarafındaki usulsüzlüğü görmezden gelmek adalet değildir.
Gerçek adalet, dost ile rakip arasında ayrım yapmamaktır.
AK Parti açısından da 2028 seçimlerine giden süreçte önemli bir tartışma konusu budur: Kamu kaynaklarının denetiminde, parti içinden veya dışından kimseye ayrıcalık tanınmaması.
Şeffaflık, bağımsız denetim, kamu ihalelerinde açıklık ve hukuki hesap verebilirlik, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün vatandaşların ortak talebi olabilmelidir.
HESAP SORMAK İNTİKAM DEĞİL, ADALETTİR!
Elbette yolsuzlukla mücadele, insanların delilsiz biçimde suçlanması veya siyasi hesaplaşmaların aracı hâline getirilmesi değildir.
Suç işleyenle suçsuz olanı ayıracak olan bağımsız ve tarafsız yargıdır.
Masumiyet karinesi korunmalı, soruşturmalar delillere dayanmalı, mahkeme kararları hukuka uygun biçimde uygulanmalıdır.
İFTİRAYA KARŞI DA ADALET SAĞLANMALIDIR!
Yolsuzlukla mücadelede üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir başka önemli husus da suçsuz insanların asılsız iddialarla hedef hâline getirilmesidir.
Hiç kimsenin siyasi, şahsi veya başka çıkarlar uğruna masum insanlara iftira atmaya, onların onurunu, haysiyetini, aile huzurunu ve toplum nezdindeki itibarını zedelemeye hakkı yoktur.
Bir insanın yıllarca emek vererek kazandığı güven ve saygınlık, delilsiz suçlamalarla bir anda yok edilmemelidir. Suçsuzluğu ortaya çıkan kişilerin yalnızca hukuken aklanması yeterli görülmemeli; zedelenen itibarlarının korunması ve uğradıkları zararların hukuk çerçevesinde giderilmesi de sağlanmalıdır.
Nasıl ki kamu malını haksız yere kullananlardan hesap sorulması gerekiyorsa, bilerek ve isteyerek gerçek dışı suçlamalarda bulunup masum insanların hayatını karartanlardan da hukuk önünde hesap sorulmalıdır.
Ancak bu sorumluluk, iyi niyetle ve makul gerekçelerle yapılan ihbarları veya meşru eleştirileri engelleyecek biçimde uygulanmamalıdır. Gerçeği ortaya çıkarmak isteyenler korunmalı, kasıtlı iftirada bulunanlar ise hukuka uygun biçimde sorumlu tutulmalıdır.
Çünkü gerçek adalet yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, suçsuzu korumak, haksızlığa uğrayanın hakkını teslim etmek ve hiç kimsenin kişilik haklarının siyasi ya da şahsi hesaplaşmalara kurban edilmesine izin vermemektir.
Adalet, suçlunun hesap verdiği, masumun ise güven içinde yaşadığı bir hukuk düzenidir.
Bununla birlikte, yolsuzluğu kanıtlanan hiç kimse siyasi gücüne veya makamına güvenerek sorumluluktan kaçamamalıdır.
Devletin görevi yalnızca kamu bütçesini oluşturmak değil, o bütçenin her kuruşunu korumaktır.
SON SÖZ: MİLLETİN HAKKI MİLLETTE KALMALIDIR!
Bu ülkenin çiftçisi üretmek, esnafı ayakta kalmak, işçisi geçimini sağlamak, gençleri iyi bir eğitim almak ve hastaları nitelikli sağlık hizmetine ulaşmak için mücadele ediyor.
Milletin büyük emeklerle oluşturduğu kaynakların birileri tarafından hukuka aykırı biçimde kişisel kazanca dönüştürülmesi kabul edilemez.
Kamu kaynaklarını korumak, milletin geleceğini korumaktır.
2028'e giderken tartışılması gereken yalnızca kimin yöneteceği değil, yönetenlerin nasıl denetleneceği ve millete nasıl hesap vereceğidir.
Bu ilke iktidar için de muhalefet için de geçerli olmalıdır.
Hiç kimse hukukun üzerinde değildir.
Hiçbir makam milletin hakkından daha değerli değildir.
Hiçbir siyasi yakınlık yolsuzluğa kalkan olmamalıdır.
SAYIN CUMHURBAŞKANIM, KİM OLURSA OLSUN, HER KURUŞUN HESABI SORULSUN!
Çünkü devletin bütçesi milletin alın teridir. Milletin alın teri de kimsenin şahsi serveti olamaz!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.