Hilalalem
Kötülüğün kalabalıklığına inat…
İyiliğin yalnızlığıyla şereflenen insan…!
Bir amacınız var mı bilmiyorum neden yaşıyoruz acaba ne pişireyimler mi yoksa bugün nereye gitsemler mi bizi tetikliyor. En zengin koca en şahane ev en lüks araba çocukların kariyerleriyle övünen anne baba. Muhabbetsiz diplomalı ama vefa dan uzak evlatlar.
Sizi bilmem ama ben ya tutarsa diye gönüllere maya çalmaya geldim. Kötü insanların etrafındaki kalabalıklara inat iyi insanları kendi şerefleriyle yalnızlıklarıyla alkışlama gayretindeyim.
Ne acı ki; Hayvanların insan olarak yaratılmadıkları için Allah'a
şükrettiği bir çağdayız.
dünyanın yok olacağını düşünüp mars'a kaçmaya çalışanlar ile bahçesinde domates yetiştirme hayali olanlar aynı dünyada yaşıyor artık. sen o sırada otobüse binip efendi efendi işine gidiyor, ay sonunu nasıl getireceğini düşünmek zorunda kalıyorsun.
Yaşanmamış anıların, çocuklarımızın deneyimleyemeyeceği bir dünyanın matemini tutuyoruz hep birlikte.
İzlediklerimiz dinlediklerimiz kişiliğimizin özeti oluveriyor bir anda.
Seçiciliği kaybettiğimiz iyilik yapmayı enayilik saydığımız, her alanda domuzdan bir kıl koparmayı kar saydığımız iğrenç bir bataklığa saplanmış durumdayız.
Tüketmeyi sürekli alışveriş yapmayı Çizgin olmadan omurgasızca yaşamayı görgüsüzlüğü iğrençliği diyar diyar yayan saçma sapan insanların hayatını izleyerek ruhumuzu nasıl kirletiyoruz?
İnsanoğlu beğenmediği bir restorana bir daha gider mi? Sevmedigi hoşuna gitmeyen yemeyi bir daha yer mi? Ama bizler bize altın tepside sunulmuş sahte hayatların seyircisi olmuş ben de aynı konuma nasıl gelebilirim kariyeri içerisindeyiz. Kursağımıza giren yemekten cebimize giren paradan haram mı helal mi diye korkmadan birbirini sırtına basarak ilerleyen insanların kölesi olmuşuz.
Kabullenmek zorundayız, dünya eski dünya değil….
Evet, sistemler bozuk, kabul. büyük resmi görmeye çalışmaktan vazgeçmek zorundayız.
küçük resimleri görebilme yeteneği elde edersek ancak o zaman meseleyi çözebiliriz .
Mesela șu an bile birileri o küçük resimde komşusuna yemek götürüyor. birileri yabancı birine gülümsüyor. șu an bile, birileri annesini arıyor sadece sesini duymak için. birileri kapı komşusunun çöpünü götürüyor. herkes "çöküş" derken, birileri hâlâ sabah erken kalkıp kuşları besliyor.
küçücük, anlamsız, "büyük resme" hiçbir etki etmeyecek hareketler gibi duruyor bunlar.
herkes çöküşten bahsederken sabahın hayrında kalkıp kuşları besleyen o amcanın emeği "büyük resme" etki etmez belki. ama o kuşun karnını doyurduğu o küçük resim bizim son
kalemiz.
balkonunda çiçek sulayan teyzenin ellerini öpmek için kapısına gitmek zorundayız.
Bayramlarda tatil yerlerini değil anne babalarımızın yalnızlığına ortak olmakla, tanımadığımız bir çocuğun başını okşamakla, kendi öz değer ve kültürümüzü yaymakla mükellefiz.
Her zaman bir yedek planımız, bir kaydırma mesafesinde bekleyen "daha iyisi" ihtimalimiz var artık.
karşımızdakini bir insan olarak değil, bir "proje" olarak görüyoruz ve o projedeki en ufak bir estetik hata, bütün hikâyeyi ateşe vermemize yetiyor. birinin sarsaklığını, birinin acemiliğini ya da birinin sıradan bir zaafını gördüğümüzde hemen o "ick" duvarını görüyoruz.
kimseye katlanamıyoruz artık çünkü kendimize katlanmanın yolunu bulamadık henüz.
Proje arkadaşlıklar proje dostluklar sahte sarılmalar iğrenç dedikodular ve kısacık arkadaşlıklar… sahte dünyanın sahte insanlarıyla çevrilmiş kocaman bir mahalle.
Gelin bir savaş verelim iyiliği kucaklayıp kötülüğe sırtımızı dönelim. Sahte insanları ve hayatları gözlerimizin önünden silelim. İyiliğin savunucusu az diye kötülüğün yanında durmayalım. Ne kadar kalabalık olursan ol o kabri yalnız gireceksin unutmayalım…
Vesselam
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.