Hacı Mehmet Arıkan

Hacı Mehmet Arıkan

İyilik

İyilik gerçekten iyi midir? Bu soruya hiç kimsenin "hayır" diyeceğini sanmıyorum; çünkü iyilik, özü gereği güzeldir. Şayet bugün kendimize "Hangi iyilikleri yaptım?" diye sorduğumuzda zihnimizde birkaç güzel an canlanabiliyorsa, hayatımızda bir şeyler yolunda gidiyor demektir. Elhamdülillah...

İyilik, kelime anlamı olarak kısa görünse de manen tarifi zor bir kavramdır. Zira hayatımızdaki her türlü yapıcı faaliyet, iyiliğin kapsamına girer. İyilik denince akla sadece maddi yardımlar gelmemelidir; ruhu besleyen manevi iyilikler de bir o kadar kıymetlidir. İhtiyaç sahibi birine el uzatmak, bir kötülüğe engel olmak, yoldaki bir engeli kaldırmak, güzel bir söz söylemek, selam vermek veya içten bir dua etmek... Bu örnekleri yüz binlerce, hatta milyonlarca kez çoğaltmak mümkündür.

Nitekim Bakara Suresi 177. Ayet-i Kerime'de iyiliğin kapsamı şöyle açıklanmaktadır:

"İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmektir. Sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara ve ihtiyaç sahiplerine harcamaktır. Namazı kılıp zekâtı vermek, verilen söze sadık kalmaktır. Darlıkta, hastalıkta ve zor zamanlarda sabretmek; bollukta ve sağlıkta ise paylaşarak şükretmektir."

İyilik sadece bu dünya için değil, ahiret mutluluğu için de en büyük sermayedir. Bu nedenle hayatımızdaki güzel eylemleri artırmalı; dünya ve ahiret mutluluğunu bu yolla aramalıyız. İnsan doğası gereği yatırım yapmayı sever; ancak unutulmamalıdır ki en kalıcı yatırım, toprağın altına, yani ebedi hayata yapılan yatırımdır.

İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz; samimiyetle yapılan her eylem değerlidir. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Yapılan iyiliği asla başa kakmamak. Birine yardım ederken bunu başkalarının yanında dile getirmek veya sürekli hatırlatmak, karşı tarafı mahcup duruma düşürür ve iyiliğin manevi değerini yok eder. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin de ifade ettiği gibi: "İyilik yapar gibi görünmeyin; iyilik yapın, görünmeyin."

"İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir" sözü bu durumu ne kadar da güzel özetler. Bu söz bize, iyiliğin bir çıkar beklentisiyle değil, tam bir samimiyetle yapılması gerektiğini; karşılığın ise kullardan değil, yalnızca Allah’tan beklenmesi gerektiğini hatırlatır.

İyiliği çoğaltmak tamamen bizim elimizdedir. Toplumun en küçük birimi olan ailede, çocuklarımıza iyiliğin güzelliğini anlatarak ve onlara bizzat örnek olarak bu bilinci aşılayabiliriz. İyilik parça parça yayılan bir şeydir; yakın çevremizden başlayarak tüm dünyaya ulaşabilir. Bunun için asla geç kalmış sayılmayız. Nefes alıp verdiğimiz sürece iyilik yapmak için vaktimiz var demektir.

Peki, dünyadaki kötülükleri nasıl bitirebiliriz? Bu sorunun cevabı aslında çok basittir: Daha fazla iyilik yaparak. Kötülüğün karanlığını ancak iyiliğin ışığıyla dağıtabiliriz. Belki de küçük gördüğümüz bir dokunuş, sadece bir insanı değil, binlerce kalbi hayata bağlayacaktır.

Sonuç olarak; iyilik iyidir. Onu yaymak ve yaşatmak için her türlü çabayı göstermeliyiz. Yarın çok geç olabilir; bu yüzden bugünün işini yarına bırakmamak gerekir. Şimdi harekete geçme vakti... İyiliklerde buluşmak ümidiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.