Şaziye Noyan
ASLINDA HEPMİZ BİRAZ YALNIZIZ…
Yalnızlık… Tek kelimeyle ifade edilen ama anlamı herkes için başka olan bir kelime. Kimisi için bir tercih kimisi için zorunluluk hâli. Kimisi kendi yalnızlığıyla evinde arkadaş olmuş kimisi kalabalıkların içinde yalnız kalıp kaybolmuş. Kimisi yalnızlıktan çok korkmuş kimisi yalnızlıkta huzur bulmuş. Hal böyle olunca yalnızlık kavramı psikolojiden edebiyata birçok alanda kendine yer bulmuş. Freud yalnızlığı anksiyeteye sebep gösterirken Erikson gelişim kuramında yakınlık kurabilme ve yalnızlığa çekilme arasındaki mücadeleden bahseder. Edebi eserlere bakınca hikâyenin kahramanını güçlendiren bir öge olarak karşımıza çıkmakta. Ya bir yabancı şehre gelir ve düzen değişir. Ya da bir kişi çetrefilli heyecanlı bir yolculuğa çıkıverir.
Dini açıdan yalnızlık kavramına baktığımızda İslam’ın ilk ayetlerinin nazil olduğu anda Hz. Muhammed (sav) Hira Mağarası’nda tek başına uzlet hâlindedir. Bugün İslam’da hâlâ tefekkür geleneği sürdürülmektedir. Özellikle Ramazan ayının son on gününde mümin kimseler itikafa çekilerek yalnızca Allah ile hemhal olmaktadır. Zamanlarını Rabbimize dua ederek, namaz kılarak, zikrederek geçirmektedir. Bu durum yalnızca İslam’a has bir özellik olmayıp farklı dinlerde de insan ile yaratıcısı arasında kurulan ilişkinin yalnız kalındığında daha ihlaslı olduğu düşüncesinin varlığı görülmektedir. Anlaşılacağı üzere bu bireyin kendi tercihiyle yöneldiği bir yalnızlık hâlidir. Fiziksel olarak yalnız olsa da manevî olarak Rabbi ile temas hâlindedir.
İkinci kısma geldiğimizdeki yalnızlık hâli insanın kendini terk edilmiş kendi arzu ve isteğiyle değil de istemeden yalnız kaldığı hâlidir. Bu durumda bulunan mümin kişiye en güzel cevap yine Kur’an’dan gelir. Peygamberimizi Rabbimiz “Rabbin seni terk etmedi. Sana darılmadı da…” diyerek teselli etmiştir. (Duhâ Suresi 93/3). Hitap resulümüzedir ancak bu biz müminler için de bir umuttur. Rızık sadece para ve puldan ibaret değildir. Hayırlı bir eş, hatırı sayılır iyi insanların içinde olmak, anlamak ve anlaşılmak da rızıktır. Elbette dünya hayatının farklı imtihanları vardır. Allah bazen rızıklarımızı bir miktar kısarken bazen bereketlendirir ve çoğaltır. İçindeki yalnızlık hissiyle mücadele eden biri varsa ona cevap yine aynı surenin devamında gelir. “Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.” (Duhâ Suresi 93/5). Kişi sabrettiği zaman Rabbinin lütfuna mahzar olacaktır. Ancak beklemek her zaman kolay değildir. Hele de birey kalabalıkların içinde yalnız kalmışsa, kimse sesini duymuyor anlatmak istediğinde sesi çıkmıyorsa yine sığınacağı limanı Allah’tır. Kur’an’da Allah (cc) “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona fısıldadıklarını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız." buyurmaktadır. Dolayısıyla sizi yaratan sizi hiçbir zaman kendi başınıza bırakmamıştır. Aksine sizin kaldırabilme ihtimaliniz olmayan bir yükü sizin omzunuza yüklemez.
Son olarak yetişkinlik çağına gelmiş ancak henüz hayatını birlikte geçireceği kimseyle bir araya gelmemiş veya sevdiği kişiye kavuşması nasip olmamış kimseler için yalnızlık kavramı farklı bir anlam kazanmaktadır. Tasavvufta sevdiğine kavuşamadığı için Rabbi ile hemhal olmuş farklı hikâye örnekleri vardır. Leyla’nın aşkı ile yanmaya başlayan Mecnun Mevla’nın aşkına ulaşmış ve farklı bir mertebe kazanmıştır. Bakara Suresi 216. ayette bahsedildiği gibi sizin sevip istediğiniz bir şeyin sizin için hayır mı şer mi olduğunu siz bilemezsiniz. Bununla beraber gönlünüzün seçtiği kişinin size hayırlı olması için dua edebilirsiniz. Furkan Suresi’nin 74. Ayetinde müminler kendileri için hayırlı bir eş ve göz aydınlığı evlatlar istemek için dua ederler. Sizde hayatınızda biri varsa o kişinin sizin için hayırlı olması için; hayatınızda biri yoksa o kişiyle buluşabilmek için bu duayı okuyabilirsiniz. Yalnızlığınızın sebebi ne olursa olsun kalbinizin rehberi Kur’an olsun. Tekrar görüşene değin selametle kalın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.