Ömer Tokgöz
Güz Güllerine Mihrican mı? Değdi
Güz gülleri üzerine iki aydır Gödene yaylasında gül kareleri çektim. Gül üzerine yorumlu beş yazı ve makro ve mikro karakterli bazen yerde yuvarlanarak bazen etraftakilerin bu adam yerde ne arıyor diye garipsedikleri pozisyonlarda gül fotoğrafları çekip paylaştım. Bu altıncı ve son yazı. Niye derseniz gül insanı kendine aşık eder de ondan. Endemik vatan Türkiye'nin (kavram acizane bana ait) aromatik vatan Türkiye olarak eşsiz görüntü ve rayiha yaydığını ancak dibine varıp koklayınca fark edersiniz. Her biri de ayrı ayrı renk, koku ve güzellik sunar.

Başlıkta güz güllerine mihrican mı? değdi derken Selçuklu atalarımızın İran üzerinden Anadoluya geldiğini ve İran kültüründen etkilendiğini vurgulamak istedim. Farsçanın edebiyattan türbe mimarisine ve Nevruz şölenlerinden Sonbaharı isimlendirmeye kadar kültürümüzde oldukça çeşitli izdüşümleri bulunmaktadır. Nevruzu baharı müjdeliyor diye herkes bilir ama çoğu kimsenin kış mevsimine geçişi sembolize eden mihrican kavramından ve bayramından haberi yoktur. Türk halk edebiyatında mihrican başlıklı birçok hüzünlü türkü bulunmaktadır. Mihrican çocuk ismi olarak ta yaygın kullanılmaktdır. (https://islamansiklopedisi.org.tr/mihrican)
Ülkemizde güz çiğdemi olarak bilinen bitkiye Ankara’nın Beypazarı ilçesinde mihrican/mihircan gülü” adıyla anılmaktadır. Bitkinin Farsça olan bu adı, eskiden İran'da tam da çiçeklendiği dönemde kutlanan “Mihrican" bayramından kaynaklanıyordu. Nevruz'un aksine, güneşin yer altına inmesini ve doğanın uykuya çekilişini, yani sonbahara geçişi simgeleyen “Mihrican Bayram›"; sonbahar ekinoksundan birkaç gün sonrasına denk gelir ve aynı zamanda hasat bayramıdır. (Nursel İkinci, Yrd.Doç.Dr; Unutulmuş Bir Bayramın Habercisi “Mihrican Gülü)

Mihrican Fırtınası, “yaza veda ederek sonbaharın başladığını” gösteren, dolayısıyla bir mevsim geçişine işaret eden bir fırtınadır. Eylülün hemen başında gerçekleşen bu fırtına, artık günlerin kısalmaya, gecelerin uzamaya başlamasının, iklimin değişmesinin, dolayısıyla günün yeniden şekillenmeye başlayacağının habercisidir.
Gül tüm dünya coğrafyasında insanları kendine bağlayan bir nesnedir. Güllerin büyüleyici dünyası, binlerce yıldır insanlığı kendine çekmeyi başaran eşsiz bir sihir barındırır. Bu zarif çiçekler, antik medeniyetlerden günümüze kadar aşkın, güzelliğin ve zarafetin sembolü olarak kültürlerimizde yer almıştır. Güllerin büyüleyici dünyası sadece görsel güzellikle sınırlı kalmaz; her rengin kendine özgü dili, her çeşidin farklı karakteri vardır.
Gülün tarihi, insanlık tarihiyle paralel seyreden büyüleyici bir hikayedir. Bu çiçeklerin geçmişi, medeniyetlerin doğuşuna kadar uzanır. Antik Çağlardan Orta Çağ’a güller, M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamya’da ilk kez kültive edilmeye başlandı. Antik Mısır’da güller, tanrıça İsis’in kutsal çiçeği olarak kabul edilirdi. Firavunların mezarlarında bulunan gül kalıntıları, bu çiçeklerin ölümden sonraki yaşama olan inancın bir parçası olduğunu gösterir.

Antik Yunan’da güller, aşk tanrıçası Afrodit’le özdeşleştirildi. Yunan mitolojisine göre, güller Afrodit’in gözyaşlarından doğmuştu. Roma İmparatorluğu döneminde ise güller, lüks ve bolluk sembolü haline geldi. Zengin Romalılar, ziyafetlerinde yere gül yaprakları serpmeyi adet edindi.
Orta Çağ’da güller, Hıristiyanlık sembolizmine dahil oldu. Kırmızı güller İsa’nın kanını, beyaz güller ise Meryem Ana’nın saflığını temsil etti. Osmanlı İmparatorluğu’nda gül kültürü doruk noktasına ulaştı. İstanbul’un Gülhane Parkı, sarayın gül bahçelerinden adını almıştır. Osmanlı sultanları, özellikle gül suyu üretimine büyük önem verdi. Isparta’nın gül yetiştiriciliğindeki üstünlüğü bu dönemde başladı.
18-19.yüzyılda Avrupa’ya ulaşan Osmanlı gül çeşitleri, botanik dünyasında devrim yarattı. İngiliz gül bahçeleri, bu dönemde şekillenmeye başladı. Fransız aristokratları, Versailles’da görkemli gül bahçeleri oluşturdu.20.yüzyılda hibrit gül çeşitlerinin geliştirilmesi, modern gül yetiştiriciliğinin temellerini attı. Bu dönemde geliştirilen çeşitler, günümüz bahçe güllerinin atalarıdır.

Çiçek sembolizmi açısından güller, en zengin anlam yelpazesine sahip çiçeklerdir. Her rengin kendine özgü mesajı vardır. Güllerin Büyüleyici Dünyasına göz atalım. Kırmızı güller evrensel aşk sembolüdür. Tutku, derin sevgi ve romantizmin ifadesidir. Koyu kırmızı güller daha yoğun duygulara, açık kırmızı güller ise genç aşka işaret eder.
Beyaz güller saflık, masumiyet ve yeni başlangıçları temsil eder. Düğünlerde ve özel törenlerde tercih edilir. Aynı zamanda saygı ve hürmeti de ifade eder.
Sarı güller dostluk, sevinç ve yeni başlangıçların sembolüdür. Arkadaşlığı güçlendirmek için ideal bir seçimdir. Ancak bazı kültürlerde kıskançlık anlamı da taşır.
Pembe güller zarafet, şükran ve takdirin ifadesidir. Açık pembe güller nazikliği, koyu pembe güller ise derin minnettarlığı yansıtır.
İslam kültüründe güller, Hz. Muhammed'i (sav) sembolize eder. Peygamber efendimizin sevdiği çiçekler arasındadır. Gül suyu, temizlik ve kutsallık sembolüdür. Sufi geleneğinde gül, ilahi aşkın metaforudur. Hz. Ali'nin (ra) vefat öncesinde gül çiçeği istediği ve koklayıp vefat ettiği rivayet edilir.
Çin kültüründe güller, refah ve mutluluğu simgeler. Feng Shui’de güller, pozitif enerji çekmek için kullanılır. Japon kültüründe ise güller, hayatın kısalığını ve güzelliğin geçiciliğini temsil eder. Hind kültüründe güller, tanrıça Lakshmi’nin kutsal çiçeğidir. Bolluk ve bereket getirdiğine inanılır. Hindu düğünlerinde gül yaprakları, çiftlerin mutluluğu için saçılır. (https://rosadelamore.com/)
Son iki yılda ise hayatımızdaki gül ve çiçek üzerine dokuz (9) ayrı köşe yazısı yayınladım. Dün yine yürüyüş yaparken gül ve çiçeklere rast geldim. Havalar Gödene yaylasında Konya merkeze göre daha soğuk ve ayaz geçiyor. Burada sabahları -1-3 derece daha serin, elan -3 derece. Dolayısıyla bir haftadır devam eden ve kış başladı dedirten yağmurlu, sisli, puslu ve komple bulutlu bir hava artık hâkim. Son güllerin en son örneklerini inceledim ve fotoğrafladım. Artık neredeyse tüm güllerin yaprakları kıvrışmış, sararmış hatta neredeyse tamamı yaprak dökülmüş vaziyette. Hafta sonunda onlarda dökülür ve umudumuz gelecek bahara kalır. Gelecek baharda yeni gül kareleri ile buluşmak üzere esen kalın, hoşça kalın.
Nazlı Öksüz – Mihrican mı? Değdi
https://www.youtube.com/watch?v=lRLHvpQpG2c&list=RDlRLHvpQpG2c&start_radio=1
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.