Gariplik Yemen’de veya Mezarda mı?

Mezar taşları dünyadan ahirete yolculuk simgeleridir. Türk İslam kültüründe mezar taşları ölümün sıcak yüzü olarak karşımıza çıkarlar. Bir zamanlar kabirler yerleşim yerlerinin her yerinde cami, dergâh, tekke gibi yerlerde var olmuşlardır. Mahalle ile iç içe olarak hem mezarlık olarak hem bir hazire ve toplumsal hayatla iç içe konumdadırlar. Kabir taşları aynı zamanda bir yazı sanatı ve taş işçiliği estetiği olarak insanı karşılayan bir niteliktedir.

omer-tokgoz-1.jpg

Bir zamanlar öyleydi demek daha doğru. 20.yüzyılın başından itibaren mezar taşları bu atmosferden tasfiye edildiler. Bir kısmı 1924 sonrası harabeye dönen dergâh, tekke vs. içinde adeta mahsur kaldı. Bir kısmı virane ve mezbele konumunda kayboldu gitti. Yol ve imar aşkına kaldırılıp bir kenara kaldırılmaları da sık karşılaşılan bir durumdu. Mesela Konya'da 1925-32 arası Valilik/belediye kararı olarak onlarca mezarlık iptal edildi. Nitelikli olanların bir kısmı eski eserler müzesine kaldırıldı. Geri kalanlar ise şahide/kaide ne varsa kaldırım taşı olarak ve yol yapımında malzeme olarak kullanıldılar. Kaldırılan 38 Müslüman mezarlığı ve hazireler ile birlikte kaldırılan Hristiyan kabristanları da dikkate alındığında kaldırılan mezarlık sayısı altmışa ulaşmaktadır. (https://www.konyapedia.com/makale/3094/mezarliklar.)

omer-tokgoz-2.jpg

Günümüzde mezarlıklar ise toplumsal hayatın içinde olan bir yer değil, tahsis edilmiş yerlere sadece cenaze defin yerleri olarak şekillendi. Ne estetik hat işçiliği ne de harika taş işçiliği ve kompozisyon güzelliği kaldı. Mezar kitabelerindeki hikmetli sözler ve edebi içerikler de ayakta kalamadı. Mezar taşları çoğunlukla düz bir yazı ile klasik nüfus bilgileri yer, doğum ve ölüm tarihi ve nispeten meslek adı içeren basit taşlar haline dönüştüler. Şimdilerde kitsch denilebilecek çok renkli taşlar ve yazılar moda oldu. Kötü bir taklit ile bazı Osmanlıca yazılmış mezar taşları da görülüyor.

omer-tokgoz-3.jpg

Mezar taşı yapımına modern teknoloji hatta ultra modernlik rüzgarları da girdi. Şimdilerde bazı şahidelere mültimedya kitler yerleştiriliyor. Mezar taşına yerleştirilen tuşlu/sesli ve barkotlu şahideler ortaya çıktı. Bu yöntemle artık mevtanın yaşarken alınmış veya yakınlarının uygun gördüğü sesli mesajını dinlemek mümkün hale geldi. Şahide üzerine konulan dijital barkot sayesinde vefat eden kişinin hayat bilgisi, ses, fotoğraf ve görüntüsünü cep telefonu üzerinden dinlenebiliyor. Bir de vefat eden kişinin sosyal medyada ve mecralarda dijital ölümü ve djital izlerinin silinmesi işlemleri var. Niye derseniz bazen vefat edeli yıllar olmuş bir kişiye bundan haberi olmayanlar doğum günü mesajı bile gönderiyorlar. O konuyu inşallah başka bir yazıda ele alalım.

Mezarlık sosyolojisi alanında zaman içinde dönüşümler yaşandı. Tanzimat döneminden başlayarak erken Cumhuriyet dönemi uygulamalarına kadar gelen çizgide ülkemizde siyasal, sosyal ve ekonomik değişimler gerçekleşti. Alfabe değişikliği ister istemez aileden bir iki kuşak sonrakiler veya insanlar nezdinde mezar taşlarının da okunurluğunu ve bilinirliğini azalttı. Selçuklu ve Osmanlı kültüründen uzaklaşıp gitme eğilimleri mezar yapımı ve şahide yazım şeklinde de ortaya çıktı Bir dönem mezar taşlarında “hu”, “hüvelbaki”, “hüvel hallakul baki” gibi klişelerin daha az yer aldığı görülüyor

omer-tokgoz-4.jpg

Geçiş döneminde aile büyükleri, gönüllü uzman kişiler ve tapu, nüfus gibi kamu kurumlarında Osmanlıca bilenler mezar taşları okumada insanlara yardımcı oldular. Reddi miras benzeri uygulamalardan zamanla dönüş oldu. Kabristanların sanat değeri ve kültürel miras yönü idrak edildi. 1970'lerden sonra maşeri vicdan ve siyasal konjoktür mezar taşları sosyolojisine olumlu bir yaklaşım sağladı. Tarihi mezar taşlarına daha çok değer verildi. Üniversiteler tarafından yapılan araştırma ve yayınlar bu bilinci destekledi. Birçok mezarlık restore edildi. Ahlat mezarlığı bu konuda en son yapılan nitelikli çalışmalara örnektir. Taş işçiliği müzelerinde mezar taşları önemli bir yer tuttu. Konya’da Sırçalı medrese müzesinde ve Konya Büyükşehir Belediyesi mezarlıklar Müdürlüğü bünyesinde olmak üzere iki mezar taşları müzesi bulunmaktadır.

omer-tokgoz-5.jpg

Peki mezar taşı yapımında bu sanatsal seviyeye nasıl ulaştık? Kimler emek verdi. Taşların niteliği ve dönemsel olarak nitelikleri nasıl bir evrim geçirdi. Sanat niteliği yüksek taşların yapımı ve kullanılan gösterişli malzemenin maliyetini kimler rahat karşılayabildi. Şatafatlı, mutantan ve görece maliyetli taşları yaptıranların sosyal statüleri nedir? Ekonomik boyutun mezar taşı seçimi, dizaynı ve kompozisyonuna etkisi ne düzeydedir. Taş işçiliğinin kat ettiği imalat ve süsleme sanatı ile mezar taşı hat işçiliği ve kompozisyonu ile bağlantısı nasıl şekillenmiştir.

Mezar taşı işçiliği sanatının geçmişte bir odası, kethüdası, eğitimi ve belli bir yöreden meslek erbabı olma gibi parametreleri var mıdır? Ortalama imalat süresi ve maliyeti ne kadar tutmaktadır. Mezar taşı yapımında kullanılan malzeme mermer veya nitelikli taş olunca iklim şartlarına direnci artmaktadır. Varsıl kişiler mermer tercih ederken yoksul kişiler daha basit ve ucuz taşları tercih etmişlerdir. Mesela Konya’da orta gelir düzeyi ve fakir kesimler Sille taşını tercih etmişlerdir. Ancak Sille taşı zamana direnci az olan ve zamanla çabuk eriyen bir taştır. Üzerlerindeki yazılar silikleşmekte veya yüzey parçalanmaları fazla olabilmektedir. Bu konuların yeni araştırmalar ve çalışmalarla açıklığa kavuşturulması yararlı olacaktır. (https://konyabakis.com/yazarlar/omer-tokgoz/ucler-mezarliginda-mechul-kitabe-1386)

omer-tokgoz-6.jpg

Konya merkezde en eski ve tarihi mezarlıklardan olan Musalla mezarlığı, Üçler mezarlığı ve Kasım Halife mezarlığında incelemeler yaptım. Eski ve yeni muhtelif mezar taşlarının fotoğraflarını çektim. Cumhuriyet döneminden itibaren yapılan mezar taşlarının Selçuklu ve Osmanlı dönemi mezar taşları gibi sanatsal yönü, hat yazıları estetiği ve kültürel miras yönü göreceli olarak azalmıştır. Üzerlerindeki hikmetli sözler açısından ise iyidir. Günümüzde yapılan mezar taşları için yaygın bir söylem olan bu ülkenin tapusudur gibi bir tarihi ve mimari özelliklerden bahsedemeyiz. Son 50 yılda yapılmış mezar taşlarını irdelediğim zaman dikkat çeken bazı özellikler ise şunlardır:

Yakınlarda yapılan mezar taşlarında kitabesi iki üç renk ile yazılmış mezar taşları görülüyor. Futbol takımı amblemli olanlar var. Mesela Konyaspor taraftar grubu lideri olduğu için Konyaspor logolu, Fenerbahçeli olduğu için kulüp logolu ve üzeri sarı lacivert mozaik taş döşenmiş ve Beşiktaş logolu kabirler yaptırılmış. Memur babalarına liyakat ve düzgün çalışması için teşekkür edilen şahide bende memur olduğum için dikkatimi çekti. Trafik kazasında ölen Nesrin ve Ayşegül kardeşlerin hayırsever babasına atfen ağıt formatında kabirler var. 3 katlı mermer üstüne şahide taşı konulmuş gösterişli ve maliyeti yüksek mezarlar da var.

Yazıma konu olan gariplik konusuna gelirsek: Gurbet, garip, yalnızlık gibi konular hem yaşarken hem öldükten sonra geçerli olabiliyor. Camilerde özellikle hatim dualarında, perşembe günleri yatsı namazından sonra ve genellikle bayram namazlarından sonra hayırlı bir teamül olarak uzun dualar yapılır. Bu dualarda bir fasıl da kimi kimsesiz kalmamış, ardından dua edeni kalmamış kabristandaki mevtalar içinde bir Fatiha istenir. Son 10 yıldır yaptığım mezarlık saha ziyaretleri ve araştırmalarında bu kolektif dua çağrısının değerini daha iyi anladım. Niye derseniz şu veya bu şekilde ya ilgilenecek aile yakınları yok ya da başka şehirde yaşıyor olmalılar. Ziyaret edeni 150-200 yıl önceye ait mezar taşları ise bu anlamda daha yalnız kalmış durumdalar.

Başlığa konu olan mezar taşı ise Konya Üçler mezarlığında bulunuyor. Hicri olarak 1303 yılında ve miladi olarak 1885 yılında vefat eden Fatıma hanımın mezar taşında şunlar yazılı:

Leysel garib garibüş-Şâm u vel Yemen

belil garib garibül lahd u vel Kefen,

Nazır el hac Mustafa ağanın kerimesi

İsibzâdelerin valideleri Fatıma Rahimehumullah teâlâ ruhlarına fatiha

Fi 2 Safer Sene 1303

Şahidenin baş tarafında yer alan bu tür özlü sözlere edebiyatımızda cevami-ül geniş anlamları kısaca ifade kelimeler denilir. Bu cümlede: Anadoluya ve Konya’ya uzak olan yerler anımsatılarak gariplik Şam’da Yemen'de tek başına ve yalnız kalmak değildir. Gariplik mezarda kefenle yalnız kalmaktır" şeklinde bir benzetme yapılmaktadır. Fatıma hanıma Allah rahmet eylesin.

Konya’nın en eski mezarlıkları olan Musalla mezarlığı ve Üçler mezarlığında ilgili kurumlarımız gerekli önlemleri alıyorlar. Mezarlıkların temizlik ve bakımlarını yapmaktadırlar. Ancak eski yeni fark etmez mezar taşlarının bir kısmı ise zamanla ve dışsal etkilerle korunmaya ve bakıma muhtaç durumdadır. Bazı alanlardaki mezarlar taş olarak eskimiş, mail-i inhidam olmuş, kırılmış, ters takla atmış, yarısına kadar toprağa gömülmüş, yazıları oksitlenmiş, mezarlık içine yürüme yolları açılırken mezarın bir kısmını kapatmış ya da Osmanlıca bir kitabenin tam da tarih kısmını kapatan biçimde olan kabirler gözlemledim.

Sosyal medya yazılarımda ve köşe yazılarımda bu hususların giderilmesi içinde kamuoyuna ve yetkili kurumlara elimden geldiğince sesleniyorum. Mezarlarında ilahi fermanı bekleyen ve garip kalan bu mevtalar için ilgili kurumlarca ilave önlemlerin alınması fiziki yalnızlıklarını gidermede önemli bir adım olacaktır. Biz yaşayanlara düşen ise uzaktan yakından bu insanların varlığını bilmek ve duamıza dahil etmek olmalıdır. Bu vesileyle cümle vefat eylemiş insanlarımıza Allah rahmet eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.