Çelebi Çeşmesini Kim Kurtaracak?

Değerli okuyucularım kültürel miras ve ecdat yadigarı olan tarihi çeşmeler hakkında sekiz yıldır inceleme yapıyor ve bilgi topluyorum. Ecdadımızdan bize kültürel miras olarak kalan tarihi çeşmeler hakkında araştırmalar yapıyorum. Eserleri sadece masa başında ve internet üzerinde değil bizzat bulunduğu sahada inceliyorum. Tarihi çeşmeler başta olmak okul, türbe, medrese, mezarlık, milli anıt, Dar-ül Huffaz, 10.yıl Cumhuriyet anıtı vb. eserleri bulunduğu mahalde birçok defa ziyaret ediyorum. Doğrudan eserleri yerinde inceleyip ve gözlemleyip fotoğraflarını çekiyorum. Bazen rahat ve sakin ortamda incelemek için sabah namazından sonra Gödene Toki’den kalkıp 20 km yol yapıyorum. Bazen de gelen geçen araçların ortasında fırsat bulup düzgün bir kare yakalamaya çalışıyorum. Ne yapıyor bu adam diye bakan kişiler olmuyor değil. Meraklı hemşerilerim ile ve çevredeki esnaflarla sohbet ediyorum.

Son yıllarda özellikle Türk İslam medeniyetinin şahikası olan çeşmeler üzerinde yoğunlaştım. Bu alanda eser vermiş nice Konyalı yazar ve münevverlerin eserlerine göz atıyorum. Akademik dünyada yapılan çalışmaları her seferinde tekrar yeni bir çalışma olabilir diye kontrol ediyorum. Elde ettiğim bulguları mimari açıdan, sanat tarihi açısından, kullanılan malzeme yönünden, hayır ve hasenatı yapan kişi ve çeşmenin kitabesinin çözümlenmesi noktasından sıralayıp dosyaya dönüştürüyorum. Ulaştığım bulgu ve bilgileri sosyal medya üzerinden ve yerel medya üzerinden kamuoyunun takdirlerine arz ediyorum. Selçuklu ve Osmanlı döneminin izlerini her köşesinde barındıran Konya adeta bir kültür ve tarih hazinesi şehir konumundadır. Konya merkezde ve ilçelerinde bulunan birçok tarihi yapı yetkili kamu kurumlarınca koruma altına alınıp, restorasyonunun ardından eski güzel günlerine kavuşturulmaktadır.

3fc39830-f8cc-4f23-8d23-25dc0ff05e69.jpg

Tüm koruma amaçlı bakım, yenileme ve restorasyon çalışmalarına rağmen bazı tarihi eserler zamanla tahrip edilmekte, bakıma muhtaç hale gelmekte ve kötü durumda olabilmektedir. Bunlardan bir tanesi de Meram Gödene Mahallesi’nde bulunan 128 yıllık geçmişi bulunan 1898 yılında yaptırılmış olan tarihi Abdülvahit Çelebi çeşmesidir. Tarihi çeşmeler demişken bu alandaki genel görünüme bir göz atalım. Konya şehir merkezinde toplamda bin civarında tatlı su çeşmesi bulunmaktadır. Konya’ da çeşmeler malzeme olarak yerli bir taş olan Sille taşı ve Gödene mermeri ve taşından yapılır. Gödene taşı özellikle antik dönemlerden itibaren başta çeşme, türbe, medrese, okul vb. eserlerde Roma döneminde, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet döneminde yoğun olarak kullanılmıştır. Gödene taşının kullanıldığı eserlerin arasında Selçuklu Sultan türbeleri, Ak çeşme, Kız Öğretmen okulu, Ziraat abidesi, Atatürk anıtı, Yusuf Ağa kütüphanesi, Selimiye cami, Mevlâna dergâhı, Aziziye cami gibi mimari eserler başta gelmektedir.

4f0c86dc-3f28-4d92-b43e-4a04886caba9.jpg

Konya’da bulunan tatlı su çeşmelerinden 200 tanesi Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminden intikal eden tarihi nitelikte kitabeli ve vasıflı çeşmelerdir. KOSKİ genel Müdürlüğü tarafından 2010’lu yıllarda Konya merkezde bulunan 143 adet tarihi çeşme restore edilmiştir. Geçen zaman içerisinde restore edilmiş tarihi çeşmelerden maalesef tekrar kötü duruma düşenler bulunmaktadır. Özellikle Sedirler mahallesinde on civarında kör tapalı ve yeniden restore edilmeyi bekleyen tarihi çeşmeler bulunmaktadır. Yazımıza konu oaln Çelebi çeşmesi, ine Araplar çeşmesi, Saksağanlar çeşmesi, Paşa çeşmesi, Hacı Fatma Hanım çeşmesi, Karakayış çeşmesi, Servet sokak çeşmesi, Müftü Abdullah Efendi çeşmesi ve Güldan dede çeşmesi gibi otuz civarında tarihi çeşmenin acilen bakım ve restorasyona ihtiyacı bulunmaktadır. Mesela Araplar çeşmesinin kör tapalı durumunu beş yıldır dile getirmemize rağmen hala kör tapalı vaziyettedir. Yetkili kamu kurumlarınca kör tapalı, suyu kesik veya restorasyona ihtiyaç bulunan tüm çeşmelerle birlikte Çelebi çeşmesi ivedilikle koruma altına alınmalıdır.

8d9742e6-f265-4b5d-ab50-28ca420f47c5.jpg

Konya’daki çeşmelerden nitelikli (kitabeli) ve vasıfsız (kitabesiz) çeşmeler olarak ikiye ayrılır. Konya’nın en eski tarihli çeşmesi 1519 tarihinde Padişah Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır seferinden dönüşte yaptırılmış olan Yavuz Sultan Selim çeşmesidir. Çeşmeye Meram bölgesindeki Dutlu su kaynağından su getirilmiş ve Şems mahallesine yaptırılmıştır. Konum olarak Şemsi Tebrizi parkının sonundaki karşı sokakta ve eski 19 Mayıs ilkokulunun bahçe istinat duvarına bitişik durumdadır. İvedilikle bu çeşmenin de restore edilmesi yararlı bir adım olacaktır. Konya’ da en az beş asırdır çeşme musluklarından Meram bölgesinden gelen tatlı su kaynakları akmaktadır. Özellikle Çayırbağı, Dutlu, Kırankaya, Beypınar, Mukbil, Şadiye ve Yeşil Efendi suyu gibi yedi ayrı kaynaktan Konya çeşmelerine ücretsiz ve hayrat olarak tatlı su dağıtılmaktadır. Tamamen doğal, organik ve içimi tatlı olan sulardan şehre bedava tatlı su verilmektedir. Konya şehri tatlı su kaynakları ve çeşmeler açısından zengin bir alt yapıya sahiptir.

85c7820f-469b-48be-acf0-fd403c13d107.jpg

Sosyolojik olarak her mahallenin bir camisi ve çeşmesi vardır. Çeşmeler kültürel ve tarihi miras unsuru mimari su yapılarıdır. Çeşmeler semtlere ismini vermiştir ya da onlarsız mahalle tarif edilemez. Konya’da Ak çeşme, Şirin Hanım, Vali Ferit Paşa çeşmesi, Araplar çeşmesi gibi çeşmeler bulunduğu mahallenin merkezi noktasıdır. Çeşme aynı zamanda her mahallenin sakinlerinin buluşma noktasıdır. Her yaş ve kuşaktan insanın su doldurduğu ve sohbet ettiği bir konumdadır. Çeşme metafizik planda yeryüzünde İslami bir hassasiyet ve dini gayretle inşa edilen İslami bir eserdir. Çeşme vakıf olarak yapılır ve kişiye sevap getirecek bir sadaka-ı cariye olarak tanımlanır. Çeşme hayrat eseridir. Allah rızası için insanlara karşılıksız olarak sel sebil tahsis edilir. Çeşmeye uğrak verenlerden, kullananlardan ücret istenmez. Sadece yaptırana bir hayır duası beklenir. (https://www.tybkonya.org.tr/araplar-mahallesi-demek-araplar-cesmesi-demektir-266yy.htm)

85c7820f-469b-48be-acf0-fd403c13d107.jpg

Şahsi fikrim çeşme aynı zamanda ekonomi literatüründe artı değer denilen bireysel zenginliğin kamu/halk yararına kullanılmasıdır. Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında kimsenin aklına bunu kapitalist bir kazanç unsuruna çevirmek gelmemiştir. Suyu kazanca çevirmek ve insanlara para ile satmak bu topraklarda kimsenin aklına gelmemiştir. Zamanla tatlı su kaynaklarından getirilen suların ticari olarak satıldığı zamanlar da olmuştur. Özellikle evlere servis yapılması ve lokanta gibi yerlerde testi içinde ve şişelenmiş su satışı devreye girmiştir. Günümüzde ise suyun çeşitli ebatlarda pet şişelerde ve bir bardağının dahi şu kadar lira olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla vakti zamanında hayrat olarak yapılan tatlı su çeşmeleri hakkında bu açıdan da farkındalık kültürünü artırmalıyız. Belki ne olacak sıradan bir çeşme değil mi? deyip kıymetini bilmeden önünden geçip gideriz ama konuya vakıf olan kişilerin bakış açısı takdir edicidir: 1942’de konuk profesör olarak İstanbul’a gelen Alman mimar W. Schütte, İstanbul çeşmeleri için “Bayramlık elbiselerdeki pırlantalara benzeyen dört köşe kutular” benzetmesini yapmıştır.

173b244e-c623-45ce-bfc3-3e0e430ff09c.jpg

Şadırvandan sebile, çoban çeşmesinden mahalle çeşmesine envai çeşit mimari zarafete sahip su kültürünü yaşatmak için kamu kurumları ve toplumun tüm kesimlerine görevler düşmektedir. Çeşmeler sadece ilgili kamu kurumlarına değil toplumun tüm kesimlerine emanettir. Bu vesile ile altını çizeyim Topraklık, Sedirler, Meram, Araplar, Hacı Hasan başı Dörtyol, Bab-ı Aksaray, Türbe civarı, Hacı Fettah, Şemsi Tebrizi vb. kadim mahallelerde bakıma muhtaç pek çok tarihi çeşme bulunmaktadır. Kitabesi veya taşı çalınanlar olduğu gibi virane durumda ve kör tapalı durumdadır. Çeşmeler kaderiyle baş başa ve âtıl bir şekilde durmaktadır. Bu tür tarihi eserler ivedilikle koruma ve bakım altına alınmalı, suyu akıtılmalı ve uygun yerlerine mini bir plaket ile çeşmenin ismi, yapım tarihi konulmalı ve barkodlanmalıdır.

Çeşmeler bizim bu topraklardaki mimari ve sanat tarihi yönünden varlığımızın göstergeleri ve tapu senetlerimizdir. Çeşme deyince onun ayrılmaz bir parçası ise kitabesidir. Türk İslam kültüründe kitabeler mimari eserlerin künyesidir. Yaşayan kültürel mirası bizlere anlatan duvar panolarıdır. Kitabeler İslam medeniyeti çevresinde gelişmiştir. Özellikle Türk İslam kültürünün temel bir ögesi olarak kitabe demek edebiyat sanatı ve künye bilgileri içeren ve mimari eseri bize tanıtan barkod demektir. Bilindiği gibi günümüzde firmalarca yapılan ürünlerde barkod şifrelemesi yapılır. Bu sayede üretilen ürünler ve tüketilen ürünler için bir rehber olarak bilgiler herkesçe görülmektedir. Mimari eserlerde yer alan kitabelerde bize aynen ürün barkodu gibi mimari eserin tanıtımını yapmakta ve şifrelerini vermektedir. Şifreyi çözmek için dönemin kültürüne, o zamanların Türkçesine aşina olmak gerekir.

173b244e-c623-45ce-bfc3-3e0e430ff09c.jpg

Kitabeleri okumak için dönemin Türkçesi olan Arapça, Farsça ve Türkçenin müşterek kullanıldığı Osmanlıca ile tanışık olmak gerekiyor. Ayrıca kitabelerde yer alan ve meşhur olmuş ayet-i kerimelerde anlatılan çizgiyi anlamak için Kur’an meali ve tefsirlerini detaylı inceliyorum. Araplar mahallesi Saksağanlar sokaktaki iki satırlık bir kitabeden bir a4 sayfası açıklama çıkardığımı biliyorum.

Yazımızın başlığında Çelebi çeşmesini kim kurtaracak diye sormuştuk? Ülkemizde 1923'de çıkarılan bir yasa ile çeşmeler belediyelere devredilmiştir. Eski Şeriye sicillerinde çeşmeyi yaptıranın bilgisi ve yine eserin bir vakfiyesi var ise belediyede ve Vakıflar bölge müdürlüğünde kayıtları bulunmaktadır. 1950’li yıllardan itibaren şehirlerde merkezi su şebekesine geçilmiş ve evlere çeşme bağlanmıştır Ülkemizde çeşmelerin önemi ve mahalledeki merkezi niteliği 1970’li yıllara kadar devam etmiştir. Dolayısıyla mahalle çeşmesi sosyolojik olarak eski önemini yitirmiştir. Bugüne geldiğimizde kültürel ve tarihi miras unsuru ve su medeniyetimizin sembolü olan çeşmeler kâh ayakta durmakta, kâh restore edilmekte kâh viran halde kör tapalı vaziyette karşımıza çıkmaktadır.

Meram ilçesi Gödene mahallesinde bulunan Çelebi çeşmesi ise Konya su mimarisi ile ilgili eserlerde yer alan ancak nerede olduğu meçhul bir çeşme idi. Acizane 5-6 yıl önce bendeniz Gödene mahallesinde ve Toki konutları civarında endemik bitkileri keşif çalışmalarına başladım. Bu esnada iki hobi bahçesi arasında Çelebi çeşmesini uzaktan görmüştüm. Uzaktan bakınca sıradan basit bir köy çeşmesi olarak değerlendirmiştim. Hatta bu civarda Çayırbağı, Hatıp, Pamukçu, Karadiğin, Sarıkız, Bayat hattında 2-3 km.de bir tatlı su çeşmeleri akıp dururken bu çeşmenin kurumasına hayret etmiştim. 21 Aralık 2022 Çarşamba günü torunum Alya Yağmur ile gezmeye çıktık. Torunum ile Gödene içinde dolaşırken ilgisini çeker diye arabayı çeşmeye doğru çevirdim. Çeşmeye yakından bakınca düzgün sütunları ile kitabesi olduğunu gördüm. Çeşmeyi ve kitabeyi fotoğrafladım. Kitabenin okunması için sosyal medyada Osmanlıca çözümlemeler yapan bir sayfadan ve üyelerden yardım istedim. İnternette veri mühendisliği yaparak çeşme hakkında ayrıntılı araştırma yaptım.

58509a0f-fb84-450e-9164-d0b03a5a4f48.jpg

KOSKİ tarafından 2013 yılında yayınlanan Konya'nın tarihi çeşmeleri kitabını inceledim. Restore edilen, fotoğraflanan, tamir edilen ve kitabesi açıklanan 143 çeşme içinde bu çeşmenin yer almadığını gördüm. Dijital ortama aktarılan Konya ansiklopedisine göz attım. Prof. Dr. Haşim Karpuz tarafından yazılan bir makalede yer alan 2007 yılında çekilmiş Çelebi çeşmesine ait bir fotoğrafı inceledim. Konyapedia ansiklopedisinde çeşme hakkında bilgi olmakla birlikte kitabesine dair bir açıklamanın yer almadığını gördüm. Çeşmenin orijinal haline ait fotoğraftaki mimarisi ile virane hale gelmiş durumdaki çeşmeyi kıyasladım. Üstelik yamalı bohça gibi kırık dökük durumdaki mermer plakayı görünce uydurma bir yazı monte edilmiş olabilir diye de düşündüm. Osmanlıca kitabeler ve Mezar taşları sayfasından gelen çözümleme bilgisi üzerine kitabenin orijinal olduğuna ve Gödene Abdülvahit Çelebi çeşmesine ait bir kitabe olduğunu kesinleştirdim. Çeşmeyi keşfetmek bana nasip oldu.

Meram Gödene mahallesi harman yeri mevkiindeki çeşme Mevlâna Dergahının 20 yıl yönetimini üstlenen Abdülvahit Çelebi tarafından hicri 1315/miladi 1898 yılında yaptırılmıştır. Kitabeye göre 1898 yılında kız kardeşi Nesibe hanımın vefatından sonra çeşme yapılmasını vasiyet etmesi üzerine yaptırılmıştır. 128 yıllık tarihi çeşme 2008 yılında tahrip edilerek yarısına kadar yıkılmıştır. Çeşmenin Gödene tepesinden gelen memba suyu 2008 yılında Toki şantiyesi tarafından yetkisiz biçimde kesilmiştir. Çeşme o yıldan beri hem susuz kalmış hem de yaklaşık 20 yıldır kaderine terkedilmiş vaziyettedir. Çeşmeye giden su şantiye tarafından parasız ve kaçak olarak kullanılmıştır. 128 yıldır yöre halkına hizmet veren tarihi çeşme susuz kalmıştır.

Çelebi çeşmesinin kitabesinde “Postnişin reşadetlü Abdülvahid Çelebi Efendi marifetiyle hemşiresi Hacı Nesibe Hanım merhumenin vasiyetinden inşa buyurulan çeşme sene 1315, zilhicce” yazmaktadır. Çeşme miladi takvimle 1898 yılı Nisan ayı içinde inşa edilmiştir. Abdülvahid Çelebi bu çeşmeyi 1897 yılında kız kardeşi Nesibe Hanım’ın vasiyeti üzerine Konya’dan Hatunsaray/Akören istikametine giden yolcuların ve yöre insanının kullanması için yaptırmıştır. Çeşmenin memba suyu Gödene yaylasında olup çeşmeye gelen su başka yere aktarılmıştır. Abdülvahit Çelebi çeşmesinin 2007 yılında çekilen ve Konyapedia ansiklopedisinde yer alan bir fotoğrafı ile benim çektiğim fotoğraflara bakıldığında: Çeşme kısmen yıkılmış, ön cephe üstü tamamen kaybolmuş ve çeşme taban kaidesinin ve su yalaklarının toprağa gömülü hale geldiği görülüyor. 128 yıllık ecdat yadigarı tarihi tatlı su çeşmesi uğradığı talihsizlikler sonucu restore edilmeyi beklemektedir. (https://www.konyapedia.com/makale/104/abdulvahit-celebi-cesmesi)

Çelebi çeşmesini yaptıran Mevlevi dergâhı postnişini Abdülvahit çelebi kimdir?

Çeşmeyi yaptıran Abdülvahit Çelebi 1859 yılında Konya’da doğdu. Babası Mevlâna dergâhının önemli postnişinlerinden Mehmet Sait Hemdem Çelebi’dir. Kardeşi Mustafa Saffet Çelebi’nin 1305/1887 yılında vefatı üzerine onun yerine posta geçti. Abdülvahit Çelebi, bu dergâhın yirmi dokuzuncu postnişinidir. Abdülvahit Çelebi, kalender meşrep, iyi kalpli ve cömertliği ile ün salmış, halk nazarında çok sevilen bir şeyhti. Konya halkından her ihtiyaç sahibinin kendisine başvurduğu, fukaraları görüp gözeten, her ay gizlice tanıdığı yoksulları dolaşıp onlara yardımda bulunan biriydi. Meram'da köprü tarafına çok güzel bir sema yapılan bahçe ve 2.Abdülhamit'in Yıldız Sarayı’ndan esinlenerek dillere destan çiçeklerle donanmış bir Yıldız Köşkü yaptırmıştır. (https://www.konyapedia.com/makale/103/abdulvahit-celebi)

Konya halkının hala Dede Bahçesi diye bildiği ancak kimin dedesi ve hangi dedenin mülkü olduğunu bilmeden dinlenip çay içtiği Konya'daki Dede Bahçesi’ni de ihya ettirmiştir. Dede bahçesi adıyla anılmasını sağlayan bir mesire alanı ve havuzla donatan kişidir. Bahçeyi hem dergâh mensuplarına hem de Konyalıların kullanımına açmıştır. Bahçe 1924 yılında dergahlar kapatılınca Hazineye devredilmiş ve 1927 yılında Konya Belediyesi tarafından satın alınıp kameriye, tenis kortu, dans pisti ve çınar ağaçları ile donatılmış ve ücretli girilen bir dinlenme tesisi olarak devam etmektedir. Yirmi yıl kadar Mevlâna dergâhında vazife yapan Abdülvahit Çelebi, 18 Şaban 1325/26 Eylül 1907 Perşembe günü vefat etmiştir. (https://www.yenihaberden.com/semadan-dansa-mevlevi-dede-bahcesi-15531yy.htm)

Sözü çeşmelerin ve şairlerin aynı kaderi paylaştığını belirten Sezai Karakoç’un "Çeşmeler" şiirine bırakmak isterim. Ona göre çeşmeler de şairler de toplumun ortasında yüzyıllardır çağıldayıp duruyorlardır; ikisinin de alın yazıları unutulmak ve terk edilmektir. Buna rağmen, insanların bu umarsızlığına karşın çeşmeler onların susuzluğunu giderirken, şairler de ruh susayışlarını buralardan gidermişlerdir. Keşke “çeşmeler” şiirinin anlamı ile Abdülvahit Çelebi çeşmesinin bugünkü yıkık ve virane hali ile örtüşmeseydi değil mi? (https://www.antoloji.com/cesmeler-siiri/)

Çeşmeler/Sezai Karakoç

Benim yalnızlığımdan

Damıtılmış çeşmeler

Kurumuş unutulmuş

Ceşmelerin akışıyım

İnsanlık içinde

*/*/*

“Taşını kırarsınız çeşmelerin

Başını kırdığınız gibi şairlerin

Ama onlar

Yağmurlarla akrabadırlar

Yer konuğudurlar göklerin

*/*/*

Ölüydü insanlar

Yalnız yaşıyordu o yatır

Ve o çeşme

Ben de

Sıratı andıran bir çizgide

Soluyordum devrildim devrileceğim”

*/*/*

Mevlâna dergâhının 1887-1907 tarihleri arasında 20 yıl yöneticiliğini yapan Abdülvahit Çelebi acaba bugünleri görse ne derdi? İnsanların hayrına yaptırılmış bir çeşmenin bugün viran hale düşmesi ne kadar hazin bir durum değil mi? TV’lerde Selçuklu ve Osmanlı dönemini anlatan dizileri bir yandan hayranlıkla seyrediyoruz. Öte yandan Mevlâna dergâhı postnişini tarafından 128 yıl önce yaptırılan asırlık tarihi çeşme virane hale düşüyor. Çeşmenin suyu kesiliyor, taşları çalınıyor ve maalesef sahipsiz kalıyor. İlgili ve yetkili kurumlarca yapılacak çalışmalar ile Gödene Çelebi çeşmesi tekrar hizmet verir hale gelir inşallah. Yazımızın hareket noktası ve nihai amacı bu farkındalığın hatırlatılmasına yöneliktir. Çeşme en kısa zamanda 2007 yılında çekilen fotoğraftaki asli görünüme uygun biçimde restore edilmelidir. Çeşme hakkında kişisel sosyal medya hesabımdan 2022 yılı aralık ayı içinde paylaşım yaptım. Çeşmenin bu durumunun yerel basında haber yapılması için girişimde bulundum. Geçen süre zarfında 2024 ve 2025 yılı içerisinde TV programlarında Konya’nın tarihi çeşmelerini ve özellikle kötü durumda bulunan Çelebi çeşmesini özellikle dile getirdim. Bu yazımız vesilesi ile metruk durumda olan tarihi Çelebi çeşmesinin inşallah koruma altına alınmasına vesile oluruz. Uzun vadede ise toplumda tarihi eserlere yönelik olumlu tutum kazandırmak üzere aileler ve okullarımıza görev düşmektedir. Okullarda müfredat olarak yeni nesillere tarihi eserlere saygı bilincinin anlatılması ve kazandırılması izahtan varestedir. Mahalle camilerinde hutbe ve vaazlarda cemaate tarihi eserlere saygı gösterilmesi, sahip çıkılması, çocuklar ve gençlerin bu eserlere zarar verici olmaktan kaçınmalarına yönelik mesajlar verilmelidir.

Tarihi eserleri ve çeşmeleri koruma noktasında yetkili olan kurumlar ve ilgili STK’lar noktasında İl Koruma Kurulu, Vakıflar Konya Bölge Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğünün çalışmaları devam etmektedir. Ancak zamanla ortaya çıkan bu tür eksikliklerin giderilmesi için yetkili kurumların iş birliği halinde gerekli çalışmaları yaptıklarını biliyorum. Dile getirdiğimiz ve kaleme aldığımız birçok tarihi çeşmeye gerekli ilgiyi gösterdiklerine bizzat şahit oldum. Çelebi çeşmesi içinde gerekli adımları atacaklarını öngörüyor ve umut ediyorum. Bu bağlamda tarihi Çelebi çeşmesi için şu önlemler ivedilikle alınmalıdır. Atılacak adımlar için şimdiden teşekkürlerimi arz ediyorum.

  • Çeşme kimliği belirsiz kişilerce tahrip edilmiştir. Yasak ve suç olmasına rağmen taşları çalınmıştır. Çeşme kaidesi yarıya kadar yıkılmıştır. Konumu yola doğru iken hobi bahçeleri arasına taşınarak yeri ve yönü değiştirilmiştir. Tarihi çeşme üzerine isim yazdırılarak şahsa ait ve özel mülk gibi gösterilmiştir. Çeşmeyi tahrip eden bu kişinin ismi halen kırık vaziyette çeşme üzerinde bulunmaktadır. Çeşmenin ivedilikle orijinal hali ile yeniden yapılması projelendirilmelidir. Çelebi çeşmesi eğer tarihi eser olarak tescilli değilse ilgili kamu kurumlarınca tarihi çeşme olarak tescil edilerek kayıt altına alınmalıdır.
  • Çeşmenin mevcut yeri gözden ırak ve kullanışsız bir konumdadır. Bir asır önce yapıldığı zamanlarda Hatunsaray yoluna paralel yapıldığı için herkes görüp kullanmakta idi. Oysa şimdi hobi bahçeleri ve meskenler arasında ücra bir yerde kalmıştır. İnsanlar burada ne çeşmeden ne de tarihi öneminden haberdar değildir. Çelebi çeşmesi Gödene Parkı içinde bulunan emekliler konağı ve Gödene muhtarlık ofisinin bulunduğu alana nakledilmelidir. Çeşmenin buraya taşınması hem halkın kullanımı hem tarihi eserin görünür ve korunur olması açısından yararlı olacaktır. Çeşmenin 2008’de kesilen memba suyu da zaten Gödene tepesi eteklerinde bulunduğu için daha az masrafla su bağlanacaktır.
  • Tarihi eserler ve çeşmeleri korumak üzere yapılacak ihbar ve öneriler için 7/24 açık olacak şekilde bir alo bilgi hattı ve dijital ihbar hattı kurulmalıdır. Başta tarihi çeşmeler olmak üzere tüm tarihi eserlere mimari niteliği ve kitabeleri hakkında açıklayıcı barkod konulmalıdır. Yerel yönetimler ve İl Kültür müdürlükleri tarafından tarihi çeşmelere yönelik yayınlar hazırlanmalıdır. Turistik gezi rotalarına tarihi çeşmeler dahil edilmelidir.
  • Tarihi çeşmelerin korunması için güvenlik kameraları konulması yararlı bir adım olacaktır. Tarihi eserlere karşı suç işleyenlere yönelik yasal ve idari tedbirler ivedilikle uygulanmalıdır. 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kanununa göre kültür varlıkları olarak tescil edilmiş eserleri tahrip, boyama, hırsızlık, niteliklerini bozmak vb. suçların cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar para cezasıdır. İdari tedbirler kamuoyuna sık sık deklare edilmelidir.

Bu vesileyle Çelebi çeşmesini yaptıran Mevlâna dergâhı postnişini Abdülvahit Çelebiye ve kız kardeşi Nesibe hanıma yüce Mevla’dan rahmet dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.