İsmail Detseli
Bilgiç geçinen ukala vezir…
Çok eski zamanlarda padişahlardan birisinin bir veziri varmış. Çok bilmiş, ukala bir vezirmiş. Padişahın işlerine karışır, her şeyi berbat edermiş. Birgün padişah bu vezirini denemek için. Sayın Vezirim bana bir soru soruldu cevap veremedim. Sen bunu bir çözüver demiş. Hay hay padişahım ne deyince bir koyun kaç paradır diye sormuş? Vezir de bir altın olduğunu söylemiş. Al sana bir altın bir koyun al. Etinden et isterim, sütünden süt isterim, yününden yün isterim, yağından yağ isterim, koyunumu diri isterim, parasını geri isterim demiş. Çok bilgiç geçinip de hiçbir şey bilmeyen vezir müddet falan sormadan şaşırır tepdili kıyafet yaparak şehri terk eder. Bir tarlada çift süren bir köylüye rastlar. Ve ona misafiri olacağını söyler. Köylüde kabul eder. Köye dönüş hazırlığı yaparlar. Yolda uzunca bir yokuşu çıkmaları icap eder. Vezir köylüye yokuşun çok uzun olduğunu, birbirimize binerek yokuşun farkına varmayalım der. Köylü cevap vermez. Yokuşu çıkınca bir ormana rastlarlar. Ormanlık çok sık olduğundan vezir korkar ve köylüye burası çok korkunç tek giriyoruz çift çıkalım der. Köylü yine cevap vermez. Nihayet köylünün evine gelirler. Bu hane senin mi diye sorar? Evet cevabını alınca hanen güzelmiş ama bacası eğriymiş der. Bacanın eğriliği kızın gözü şaşı olduğundan söylenmiş bir sözdür. Köylünün kızı gelenleri karşılar misafirin kim olduğunu sorar.? Köylü kızına adamın kimliğini bilmediğini acayip birisi olduğunu yolda gelirken aralarında geçen konuşmaları kızına anlatır. Bilge kız, vezirin ne demek istediğini anlamıştır. Sözlerinin cevabını babasına söyler. Babası da gidip vezire böyle mi söylemek istediğini sorar. Evet ama bunları kimin bildiğini sorar. Kızının bildiğini söyleyince hemen vezirliğini bildirip kendi padişahtan aldığı soruyu kıza iletir. Kızda iki sene mühletle bunun kolay yapılacağını söyler. Kızdan akıl alan vezir hemen koşarak padişaha döner. Ve durumu çözdüğünü söyler. Ama padişah akıllı o da bu durumu kimden öğrendiğini vezire soruverir. Bir köylü kızının bildiğini söyleyince vezir oğluna almak istediği kızı padişah adına dünür giderek padişaha alırlar. Çok bilgiç geçinenler hiçbir şey bilmiyor demektir.
Bu veciz olay Şair İsmail Detseli tarafından şiire dökülmüştür.
Padişahla bilgiç vezirin veciz bir hikayesi
Nelere mal oldu vezirin ukalalık etmesi
Çok anlamlı hikâyenin bu kıssadan hissesi
Güzel olur bunu ozandan şiirsel dinlemesi
*/*/
Çok eskiden Padişahlar döneminde bir vezir
Ukala her şeyi Padişahtan daha iyi bilir
Bir gün gelir Padişah varır bunun farkına
Çağırır veziri kendi makam-ı huzuruna
*/*/*/
Der ki vezirim bir iş var içinden çıkamadım
Bir köylü soru sordu cevabını bulamadım
Hamile bir koyun alsak acaba kaç paradır
Vezir der Padişahım en iyisi bir altındır
*/*/*
Padişah al sana bir altın tiz gidesin pazara
Besili güzel bir koyun alıp gel çabuk bana
Bu koyunu da sen besle ortak olalım derim
Etinden bir parça et, sütünden de süt isterim
*/*/*
Bu kadar değil yün yağ hem de isterim peynir
Postunu sırtından al tekrardan bir post giydir
Sana iki yıl müddet var koyunu isterim diri,
Öyle güzel hesap yap ki parasını da ver geri
*/*/*
Çaresiz kalır vezir hesabı duyunca şaşırır
Tebdili kıyafet ederek ortalıktan sıvışır
Bir köylüye rast gelir tarlada çift sürerken
Yanına yaklaşır tedirgin usulca selam verir
*/*/*
Vezir der ki çiftçi kardeş nerelisin sorayım
Eğer kabul edersen sana misafir olayım
Kabul eder çiftçi köylü onun misafirliğini
Köyüne gitmek vaktidir toparlar her aletini
*/*/*
Yürür köylü ve misafir yola revan olurlar
Uzunca bir yokuşu çıkmaya mecburdurlar
Vezir der ki, çiftçiye ağa yokuş çok uzunmuş
Ben alışık pek değilim burayı çıkmak zormuş
*/*/*
Bu yokuşu çıkarken biraz konuşup gülmeye
Biraz sen benim bende senin sırtımıza binmeye
Köylü biraz şaşırır ama cevap vermez misafire
Der bu adam hasta galiba bak yaptığı teklife
*/*/*
Vezir binelim derken söylemek istediği şunu
Masal öykü anlatalım fark etmeyelim yokuşu
Hiçbir şey konuşmadan bitirirler o rampayı
Önlerinde bulurlar sık karanlık bir ormanı
*/*/*
Yine söz alır vezir bu ormanda ne yapalım
Burası çok karanlık tek girip çift çıkalım
Vezir korkar ormandan köylüye der bakalım
Yabani kurt kuş olur elimize sopa alalım
*/*/*
Köylü yine sabreder ses etmez misafire
Yolculuk tamamdır gelinir köylünün evine
Karşılar gelenleri çok güzel bir köylü kızı
Kız dünya güzeli ama gözleri biraz şaşı
*/*/*
Der ki vezir köylüye bu malik hane senin mi?
Hanen çok güzelmiş lakin bacası biraz eğri
Kız gizlice babaya sorar gelenin kimliğini
Bilmem kızım deyip söyler yolda her dediğini
*/*/*
Köylünün kızı hem güzel hem oldukça zeki
Anlar o anda hemen vezirin gönlündekini
Babaya izah eder yoldaki anlamlı her şeyi
Gözümün şaşılığı evimizin bacası eğri
*/*/*
Vezirin pek işine yarar kızın akıllı olduğu
Hemen sorar kıza padişahın dediği koyunu
Kız cevaben vezire bunun müddeti kaç yıl
İki yıl olursa bu işe yeter de artar bunu bil
*/*/*
Bir koyun alırım o yıl koyunu kuzulatırım
Sütten, yağ, peynir alır yününü de kırkarım
O yıl kuzuyu keserim etinden et veririm
Ertesi yıl koyundan kuzu doğacak bilirim
*/*/*
Alırım o kuzuyu satar paraya çeviririm
Koyununu diri parasını da geri veririm
Vezir aklı alınca durmaz tiz koşar saraya
Bir çırpıda durumu anlatır padişahına
*/*/*
Padişah vezire sorar üç gündür yokluğunu
İzah eder vezir çok düşünüp güç bulduğunu
Vezire inanmaz Padişah çok daha akıllı
Anlat bana der şimdi sen kimden aldın bu aklı
*/*/*
Vezir çaresiz kalır söyler şaşı kızın yerini
Padişah kıza oğlundan dünür yollar veziri
Alır o kızı oğluna düğün dernek yaparlar
Ömürleri uzun olur rahat huzurlu yaşarlar
*/*/*
Ozan İsmail’in bu kıssayı şiire döker
Bilmediğin konuda bilgiçlik etmeyin der
21 Ocak 2001 Konya
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.