Gemiye binenler - 2

Görev belliydi artık.

Bir gemi yapacaktı.

Geminin yapımı, planı, projesi Allah’a ait.

İnsanlık ilk defa gemiyi tanıyacak, gemiye şahit olacak. Geminin denizlerde yüzmesinin Allah'ın bir nimeti olduğunu anlayacak…

Emir gereği çalışmaya başladı Hz. Nuh (as).

İnsanların alay etmelerine aldırmadan çalıştı.

Etraftan alaycı bakışları yok sayıp devam etti işine. Çünkü Allah emretmişti. Allah'ın emrini yerine getirmenin görevi olduğunu çok iyi biliyordu. İmanı onun bu işi tamamlamasını sağladı. İman varsa imkanlar da olurdu…

Yapımını engelleme çalışmalarına karşın gemiyi inşa etti.

Gemi tamamlandı. Devasa boyutlardaki gemiye herkes bakakaldı.

Bu geminin işe yaramayacağını düşünenler inatlarına devam ettiler. Kurtuluş için geminin son çare olduğunu bir türlü kabule yanaşmadılar.

Derken yer yerinden oynadı. Allah'ın emri ile her yerden sular kaynadı. Yer gök su oldu. Her bir taraf, her bir yön sularla doldu.

Gemi suyun üzerinde yüzmeye başladı. Kurtuluş için tek yol gemiye binmekti.

Gemiye binecekler de belliydi: Her cins varlıklardan birer çift. Hz. Nuh’a inanmış olanlar…

“Ey oğulcuğum! Gel, bize katıl.” dedi Hz. Nuh.

“Ben dağa sığınacağım, suların ulaşamayacağı bir dağa. Yaptığınız gemiye asla binmeyeceğim.” dedi oğlu.

Aralarına dalga giriverdi.

Duyulan son ses oldu.

Azgın dalgalar Allah'a ve elçisine düşmanlık eden kim var kim yok hepsini bir bir yutuverdi.

Haklarında hüküm verilmiş olanlar asla gemiye binemeyecekti, binemediler.

Allah buna fırsat tanımadı. Allah'a ve Peygamberine düşmanlık ederek zalim olanlara acınmayacaktı. Kendi kendilerini suya atanlar işte bunlardı.

Sınanma sebeplerinin gereğini yerine getiremeyip kaybedenlerden oldular.

Dünyanın kendilerine kalıcı olacağı düşüncesi onları yanılttı. Hem de nasıl bir yanıltma, telafisi olmayan bir kayıp…

Hayatlarıyla ödedikleri bir sondu yaşadıkları.

İnanmışların başlangıcı bu gemiyle oldu. Emrin gereğini yerine getiren Hz. Nuh (as) gemiye binmesi gerekenleri bindirdi.

“Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: “Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun, de.” (Mü’minûn, 23/28)

Sınanma sebebini yerine getirenler kurtuldu. Kurtuluş Allah'ın gösterdiği yoldaydı. Hak ve hakikati tebliğ eden, insanları uyarı ile gerçeğe çağıran büyük kurtuluşun baş kahramanı Hz. Nuh, Allah'ın kendine öğrettiği gibi: “Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun.” dedi.

Gemideki herkes boğulup gitmekten kurtuldukları için şükrettiler. Güvendikleri Allah'ın yardımını görmekten mutlu oldular.

Tufan her şeyi içine alıp yok etti.

Ancak gemiye binenler kurtuldu.

İnsanlık onların soyundan çoğalmaya devam etti.

Kurtulmuşların soyu kıyamete kadar devam edecek…

950 yıllık bir iman küfür mücadelesi. Sabırla devam eden inananların kazandıkları bir mücadele. Allah'a ve onun gönderdiklerine karşı duruş gösterip zalimlerden olanlar cennet olarak gördükleri yaşamlarının cehennem olduğunu anladılar ama iş işten geçmiş, pişmanlıkları bir fayda vermemişti…

Gemi yükselen sularda yüzmeye devam etti. Kendisine çizilen rotanın sahibi Allah'tı. Yolunu bulacaktı, buldu.

Tabi ki insanın görevi duaydı. Hz. Nuh kendisine öğretildiği gibi dua etti:

“Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin” de.” (Mü’minûn, 23/29)

Her şeyi yaratan Allah'ın planı elbette gerçekleşecekti. Kader yaşanmaya devam etti.

Gemi Allah'ın dilediği bir yere ulaştı.

İnsanlar ve gemideki diğer canlılar Allah'ın nimetleri içinde yaşadılar…

Allah onlara nimetlerini verdi. İzzet ve şerefleriyle yaşamaya devam ettiler.

İnsanlar sınanmaya devam etti.

“Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.” (Mü’minûn, 23/30)

Denendiğinin farkında olmayanlar kaybedenlerin ta kendileriydi.

Denenmeyi kaybedenler boğulanlardı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.