Seçimde Geçti Sıradaki Gelsin

Ülkede atraksiyon bitmiyor. Tam şunu geçelim de nefesleniriz diyorsun; sen misin bunu söyleyen! Yahu bunu da yaşadık daha kötüsü ne olabilir ki diyorsun? Zirvenin, referans ayarlarını değiştiriyoruz. “Yok artık!” yorumunu yapanların sayısı toplumda her geçen gün artıyor. Toplum olarak şaşırmamaya başladık.

Derin bir nefes alalım ve bu toplumun, dolayısıyla bizim de derdimiz olan konuları münasip bir lisan ile yukarıya iletelim. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Sonuçta yazmanın yani tarihe iz bırakmanın amaçlarından biri de bu değil mi? Mesela; yaklaşık olarak (1dolar; 23 lira).

Reis tekrar herkesin Cumhurbaşkanı oldu. Su aktı yolunu buldu, vatandaş kararını verdi. Öyle ya da böyle nihayete varan seçim sonrası, saygı duyulma zamanı geldi. Bırakın seçilen işine başlasın, çünkü çözülmesi gereken acil konular var. Öyle ki bir kaç konu var ki kronikleşmiş durumda.

Ülkemizde kahvehaneler halkın tartışma, paylaşma mercileridir ve misyonu çok mühimdir. Asıl sosyal medya ya da kamuoyu buralardır. Hükümetlerin ne kadar başarılı olduklarını alelade bir kahvehaneye giderek öğrenebilirsiniz. Ancak 2,3 saat ayırıp dinlemeyi bilirseniz. Ülkenin vaziyetini, sorunlarını öğrenebilirsiniz. Diğer öğreneceğiniz konu ise vatandaşların sorunlara karşı bakış açısıdır. Hangi pencereden baktığıdır. Böylece toplumun hangi soruna ne kadar önem gösterdiğini de öğrenmiş olursunuz. Size yalan söylemeyeceğim, bazen benim için çok önemli olan bir konu, buralarda dile bile getirilmiyor.

Halk için mühim olan, özellikle kangrene doğru giden problemler, bu platformlarda dilden dile dolanır. Benim kulaklarıma geleni arz edeyim. Cuma namazı çıkışı, kahvehanede çift kaşarlı tost yemeyi her zaman sevmişimdir. Namazdan gelenler, kahvehanede oturanlara laf atışları standarttır: “Hoca seni sordu.” / “Peki sen ne dedin?” / “Ne diyecem aslan gibi, tembelliğinden gelmiyor.” Dedim.

Tost gelince biraz beklersin, çünkü kaşar sıcaktan halen hareket ediyordur. Yavaş yavaş ekmeğin arasında yayılmaktadır. Tavşan kanı çay dumanı üstünde gelir ve boğazdan yağ gibi kayar. Okey taşlarının sesine açılan tavla sesleri karışır, derken memleket konularından önce düğün dernek konuları netleştirilir. Sonuçta önümüz yaz, gerçi mevsimlerin pek haberi yok gibi?

Tostlar yenir, oyunlar şiddetlenir; önce birisi siyasi bir ima da bulunur. Sonra onun karşı görüşü servisi karşılar. Derken konudan konuya sörf başlar. Karşılıklı laf atışları, kinaye yüklü espriler… Derken bir konu gelir; ülkemizdeki mülteciler! Ortam gerilir, espriler yerini net cümlelere bırakır. Çok açıktır söylenenler. O zaman anlasın, kabak gibi ortadadır herşey! Halk mültecilere verilen bu imtiyazlara razı değil.

Şurada çıkan kavga bastırıldı, burada olan olaylar basına yansımadı! Cümlelerin altındaki kin ve nefret, sözlerin kahvenin duvarlarında yankılanırken kendini göstermeye başlar. Allah’tan lafı geçen, nabzı şerbetleyen Ağabeyler girer konuya:

“Beyler sakin olun, öfkeyle kalkan zararla oturur. Elbet Devlet’in bildiği birşey vardır. Koca Devlet, size mi soracak ne yapacağını?”

Var ya, Allah bu Ağabeylerimizden razı olsun. Sosyoloji Biliminde araştırılıp, üzerilerine çok rahat doktora tezi yazılacak insanlar…

Çaylar hazırsa, lafı uzatmadan bağlayalım; kolay olan kırıp dökmektir. Zor olan ise soruna çözümle gelmektir. Biz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.