Hemen sinirlenme

Çarşı dediğimiz, merkezi bir yere gidin. Etrafınıza dikkatli bir şekilde bakın, en az 5-6 kişinin kavga etmese bile yüksek sesle tartıştığını görürsünüz! Toplum sinirli, oldukça gergin ve patlamaya hazır mayın gibi. Akşam televizyonların ana haber bültenlerinde, malesef cinayet haberleriyle dolup taşıyor. İnsanoğlu; hudutu olmayan isteklere cevap alamayınca, bolluğun ardından kıtlık baş gösterince, sığınacak liman ya da dinlenecek patika bulmak yerine hücuma geçiyor. Bence biraz düşünmek lazım?

Evet geçim zor! Maddi durumlar eskisi gibi değil. İnsanlar rahat değil ve sinirli! Arabamı park yerine almak için binadan çıktım. Hemen yandaki kırtasiyenin sahibi çıktı. “Hayırdır hocam?”

“Arabayı park yerine alacağım Rüstem Ağabey.” İnanın bana ses tonu hiç sevgi dolu değildi. Ayrıca kendi arabasını aynı park yerine almak istediğini yeni anladım.

“Olmas sa sen kendi arabanı al Rüstem Ağabey?” dedim. Bir karış suratla cevap verdi bana, su altından tarla bağışlıyor gibi: “Al, al sen al Hoca.” Tanıdıklarınız dahil, tartışmanın dozajından emin olmadan, sesinizi yükselmeyin dostlar! (Tavsiye)

Medeniyet nedir? Amacı nedir?

Toplumun hak ve hukuk çerçevesinde hayatını idame etmesidir. İnsanların düzenli ve adil bir hayat sürmesini amaçlar. Bu düzenin sağlanması için; adap, kural, yönerge, kanun… vb. ler hazırlanır ve hatta yıllara uygun şekilde revize edilir.

Hanım ile akşam yemeğini fazla kaçırınca, yakınımızdaki belediye parkındaki yürüyüş parkuruna gittik. Üç-beş tur atıp, iki bardak ta çay içer geliriz diye plan yaptık. Parka geldiğimde parkurda yürüyen insanlar, yürüyenlerin etrafında yanında getirdikleri portatif sandaldeyelerine oturanları gördüm. Bir de parkurda bisiklete, kaykaya binen çocukları. Birinci turu bitirmeden en az 7-8 kez çocukların kullandığı bisikletler tarafından ezilme tehlikesi atlaşmıştım. Bir de parkurun yanında kocaman bir levha gördüm. “Bisiklete binmek yasaktır.” Bu levhanın şöyle olmasını temenni ederdim: “Ey çocuk sahipleri, evlatlarınıza parkurda bisiklete binilmemesi gerektiğini öğretin!”

Elimi yüzüme alıp, hemen her çocuğu etrafta oturanların duyacağı şekilde uyardım; “Oğlum, evladım burası bisklet yolu değil!” Çok üzüldüğüm yanıtlar aldım 10-14 yaş aralığındaki çocuklardan: “Ne yapalım amca, bisiklet yolu mu var?” – “Sen yürümezsen yürüyüş yolu olmaz amca.” – “Parkuru sen sabah, biz akşam kullanalım amca.”

Bu zevzekliğin, medeniyetin merkezi denilen İzmir’in Karşıyaka’sında yaşanmış olması manidardı. Ahlaki yapının yıkılması uğruna evlatlarına toz kondurmayan anne ve babalar yaptıkları yanlışın diyetini malesef hep birlikte ödeyeceğiz. (Eleştiri)

Bu durumun altına bir halka takıp diğer konuya geçeyim, şayet çaylar hazır ise;

“Türkiye’de kimse iddia edemez ki ancak idealist insanlar öğretmen oluyor. Böyle bir iddası olan varsa tartışabiliriz tabii ama birçoğu memur olmak için öğretmen oluyor.”

Aslında, niyeti salih ama kendini ele veren bir açıklama. Bu ülkede tam anlamıyla kendini adayarak işine, öğrencisine, velilere ışık vermeye çalışan var mı? Bunu soran ama öğretmenin maddi durumunu, konumunu bilmeyen birinin sarfedeceği bir cümle gibi duruyor? Oldukça halktan kopmuşluğun, malesef üzülerek yazıyorum güç zehirlenmesinin ispatı. Zaten bu açıklamayı okuyan 100 adamın 70’inin sorduğu soru; açıklamayı yapan beyefendinin mercisi, yetkisi Devlet rütbe silsilesindeki yeri neresi? Bu tip talihsiz açıklamalar, hak ettiğinden daha kötü halde olan bu halka reva değildir. Ne olur dikkat edin, sayın büyüklerim…

Sayın okurum, saygılarımla efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum