24 Kasım geldi yine -3

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖĞRETMEN ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Atamalar MADDE 13 – (1) İlk atama kapsamında aday öğretmenliğe yapılacak atamalar, KPSS puan üstünlüğüne göre tercihler de dikkate alınarak ilan edilen kontenjanlar dâhilinde elektronik ortamda gerçekleştirilir. Puan eşitliği hâlinde atanacak aday bilgisayar kurası ile belirlenir.

Yukarıdaki madde-13 ile günümüzde atanmak çok zor! Günümüzde eğitim fakültelerini bitirip, KPSS’de başarılı olup, sınıftaki öğrencilere kavuşan çok az öğretmenden biri olmak oldukça zor ve meşakkatli bir yolda yürümeyi kabul etmek demektir. Bu yolun sonunu görmeyen birçok eğitim fakültesi mezunu, geçinmek için başka başka işlerde de çalışmış, çalışmakta ve böyle giderse de çalışacaklardır.

Ayrıca tam 20 yıl önce; “5.750 Kadroluk 2002 Yılı Öğretmen Atamaları Hakkındaki Davaları Sonuçlandı” başlığı altında öğretmen camiasına çalım atılmıştır.

Bilindiği üzere 2002 yılının sonuna doğru, Milli Eğitim Eski Bakanı Necdet Tekin tarafından 5.750 sınıf öğretmeni kadrosuna öğretmen ataması yapılacağı belirtilmişti. Ancak, eski Bakan, Talim ve Terbiye Kurulu Kararını değiştirmeden, yapılacak sınıf öğretmeni atamalarında fen-edebiyat mezunlarına öncelik verileceği yönünde düzenlemeler getirmişti.

Aslında bunun tam olarak ne olduğunu şöyle anlatalım. Yolculuğunuz esnasında, akaryakıt almak için tüm yolcuların bulunduğu otobüs ile durduğunuzu düşünün. Hemen yanınıza bir tırın şoför kapısı açıldığını, tırı kullanan şoförün otobüsün direksiyonuna geçtiğini hayal edin. O şoförün kullandığı otobüste yolculuk yapmaya razı gelir misiniz? Maalesef 20 yıldır bu yolculuk devam ediyor. Acaba sistemin hamalları olan öğretmenlere verilen kıymet sizlikten dolayı olabilir mi?

1997 yılında öğretmenlik tercihi yapan öğrencilerin başarı sıralamasında daha iyi yerlerde oldukları da ortadadır. Yıllar ilerledikçe eğitmen kadromuzun kalitesi maalesef düşmüştür. Son 10 yılda bu kadro nereye çapa atmıştır acaba?

Günümüzde OECD ülkeleri arasındaki eğitim & öğretime kamunun ayırdığı para ile 36 ülke arasında 34. sırada bulunmasının da sebebi öğretmen camiası olmamalı değil mi? Eğitim & Öğretimde özel sektöre pek sıcak bakmayan gelişmiş ülkelere inat, ülkemizde bu oran %25,1 ile OECD ülkeleri içinde birinci sırada olmamızı sağlıyor. (Kaynak: Evrensel.net) Sanırım bu durumun sebebi de sınava tabi tutulan saygıdeğer öğretmenlerimiz değildir?

Buraya kadar anlatılanlardan, eğitime ister toplumun devamının sağlanmasın da, ister bireysel ve toplumsal değişmeyi başlatan bir süreç olarak bakılsın; son tahlilde eğitimin, toplumsal, ekonomik, kültürel vb. alanların gelişmesinde ya da kalkınmasında son derecede etkili bir kurum olduğu konusunda uzlaşıldığı görülmektedir. Son yıllarda da değişme kuramı yerine, daha çok yenilik kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Bu anlamda yenilik, önceden tasarlanmış belirli bir değişme, bir rastlantıdan çok istenmiş ve planlanmış bir eylem olarak algılanmakta ve tanımlanmaktadır. (M.Dinçer)

Sayın hocamın sözlerinden, toplumu ayakta tutan kültürel değerler ile aynı toplumun paraya verdiği kıymet, yer değiştirmek için çok hevesli olduğunu anladım.

Aslında eğitim-öğretim sistemi bas bas bağırıyor. Öğrenciler üzerinde istendik yönde davranış değişikliği sağlamak ne mümkün? Öğretmen referans merkezi olmaktan uzak. En ufağından en büyüğüne tüm yönetim camiası, öğretmene ceza vermek için hazırda bekliyor gibi? S.Ü. Fizik Öğretmenliğini okurken inanın bana sırtıma çok güneş doğdu. Hiç yorulmadık, hiç gocunmadık, sadece çalıştık. Maalesef öğretmen arkadaşlarımdan duyduklarım beni üzüyor: “İnanın hocam, bu kadar çaba ve çalışma sonrası başka bir sektörde 2 kat, 3 kat mesafe kat ederdik.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.