Sabahattin Ali ile muhayyel söyleşi

  • Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Kırklareli’de doğdu. 1948 yılında hayatını kaybetti.

Sabahattin Ali kitapları ve şiirleri son yıllarda ülkemizde büyük ilgi görmektedir. Yıllardır düşmediği çok satanlar listelerinde yerini koruyan en sevilen eseri Kürk Mantolu Madonna’nın yanına diğer kitapları Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan eklenmiştir.

  • Size göre en korkunç şey nedir dünyada?
  • Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.

  • Çiçeklerin en güzeli nedir?
  • Yüzün çiçeklerin en güzelidir.

  • Bunalınca ne yapayım?
  • Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim.

  • Kitap okurken geçen zamanın anlamı nedir?
  • Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.

  • Unuttunuz mu?
  • Unuttum diyemem fakat üzerimde bir tesiri kalmamış.

  • Efendim?
  • Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?

  • İnsan her zaman aynı olmuyor değil mi?
  • Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.

  • Ümidiniz hala var mı?
  • Ben hâlâ her şeyin düzeleceğine inanıyorum.

  • Dünya hayatının manası nedir?
  • Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir.”

  • Kara gün kararır kalır mı?
  • Herhalde bu kadar sıkıntının bir hayırlı sonu olacak.

  • Benimle ilgili düşüncen nedir?
  • Sen her zaman herkesten güzelsin.

  • Nasıl yaşamak lazım?
  • Sessiz sedasız bir köşeye çekilip yaşamak lazım.

  • İnsanlar birbirlerinin nesine muhtaç?
  • İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçlar.

  • İnsan neye çabuk alışıyor?
  • İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.

  • Ne istiyorsunuz?
  • Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum.

  • İnsanlar neyi neye tercih ediyorlar?
  • İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

  • Bazen erken mi karşılaşıyoruz birbirimizle?
  • Ne olurdu? Birbirimize birkaç sene sonra tesadüf etmiş olsaydık! O zaman hayatımız belki bambaşka bir şekil alırdı.

  • Bekleyene ne olur?
  • Bekleyen her şey solar ve ölür. bu bir papatya da olabilir veyahut bir umut da.

  • Siz nerede yaşıyorsunuz?
  • Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.

  • Neyi çok seviyorsunuz?
  • Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.

  • Zor zamanda kim arkadaşlık etti size?
  • Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu.

  • Keder kimden geliyormuş?
  • Anladım insanlardan geldiğini kederin;
  • Uzak, herkesten uzak bir hayat süreceğim

  • Hayatla ilgili ne düşünüyorsunuz?
  • Hayat sahiden yaşanmaya değmeyecek kadar küçüklükler ve bayağılıklarla dolu!..

  • Siz ne istiyorsunuz?
  • Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.

  • İnsanların neden hesap vermesini istiyorsunuz?
  • Biz istiyoruz ki, bu topraklar üzerindeki insanlar, fikirlerinden dolayı değil, bu yurdun, bu halkın yararına veya zararına yaptıkları işlerden hesap versinler.

  • Tercihlerde ne düşünülmelidir?
  • Koltuğuna ısınmış beş on hazır yiyicinin keyfi, menfaati değil, milletin hayrı düşünülsün.

  • Ne var ne yok?
  • Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler var. Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler var...

  • Bugün canınız ne istiyor?
  • Bugün canım insan yüzü görmek istemiyor.
  • Hayat insanı ne yapıyor?
  • Hayat insanı değiştiriyor.

  • Umut konusunda nasıl bir çelişki yaşıyorsunuz?
  • Herkese umuttan bahsediyorum, içimde zerre kadar umut kalmamışken...

  • Marifet iltifata mı tabidir?
  • İstediğin kadar güzel resim yap... Anlayan, kıymetini bilen olmadıktan sonra...

  • Akıl mı tecrübe mi?
  • Bir zamanlar ben de başka türlü düşünüyordum her şeyi aklımla halletmeye kalkıyordum. Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum, o da tecrübe...

  • Onun varlığı mı yoksa yokluğu mu daha müessirdir?
  • Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette değildi; fakat yokluğu müthişti.

  • İnsan öngörülebilir bir varlık mıdır?
  • İnsan dedikleri mahlukun, içinde neler kaynaştığını biliyor muyuz? Öyle anlar olur ki, en ummadığımız adam en beklemediğimiz şeyleri yapabilir.

  • Bazen başımıza gelenleri abartıyor muyuz?
  • Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur. insan birazcık da kalender olmalıdır!

  • Kim içine kıymet verir?
  • Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir..

  • Size göre başına felaket gelenlere neden ilgi gösteririz?
  • Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.

  • Size gelen sorulardan en fazla önemsediğiniz soru hangisidir?
  • Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?

  • Okuduklarımız bir sonraki okumada farklı çağrışımlar yapabilir mi?
  • En çok okuduğum bir kitabın, en çok okuduğum bir satırı bile bana bazen başka şeyler söyleyebilir.

222222222222222222222222222222222

  • Hayatınızda dönüm noktası oluşturan kişi veya kişiler var mı?
  • Tesadüf onu önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin...”

  • Bir kişi ne kadar önemlidir?
  • Bir insan bir insana elbêtte yeterdi.

  • Başkalarına en çok sorduğunuz soru nedir?
  • Sen ne kitaplar okuyorsun?

  • Dünya nasıl bir yerdir?
  • Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur.

  • Şaşırdığınız enteresan bir durum var mı?
  • Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?

  • Ona ne dediniz?
  • Yalnız beni dinle, yalnız benim kalbimin tellerinde nağmeler bulmaya çalış."

  • Neyi idrak ettiniz?
  • Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.

  • Sıkıldığımız zaman ne yapalım?
  • Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.

  • İnsanlar neyi tercih ediyorlar?
  • İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

  • Zeka başımıza bela mı oluyor bazen?
  • Zekamız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak bana daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor...

  • Bazen bir şeyleri unutuyor muyuz?
  • Ben başkalarına taze hayat ve taze kuvvet vermeye kalkarken bunlara herkesten çok kendimin muhtaç olduğumu unutmuştum."

  • Görüştüğünüzde ona ne sormuştunuz?
  • Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?

  • Muhitinizden neden uzak duruyorsunuz?
  • Zaten muhitimden uzak duruşumun, vahşiliğimin bir sebebi de kitaplarda tanıştığım ve benimsediğim insanları muhitimde bulamayışım değil miydi?

  • Kadınlarımızda evlilik konusunda nasıl bir zihniyet değişikliği meydana gelmelidir?
  • Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkar (en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkartmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbirleriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimaği ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri tabiidir.

  • Kadın erkek ilişkilerinde ne hayalediyorsunuz?
  • Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim. bu kadar efendim.

  • İnsanın başına gelenler hayata bakışını olumsuz etkiler mi?
  • O kadar talihin kahrına uğramışım ki hayatta bana da mesut olmak nasip olabileceğine inanamayacağım geliyor.

  • İnsandan umudunuz var mı?
  • Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır. Hiç olmazsa bir tek sözü...

  • İnsanlar ne yapmaya meyilliler?
  • İnsanlar hadiseleri basitleştirmeye, bayağılaştırmaya ne kadar meraklı... Bütün hayallerimi bir aptalca laf berbat ediyor...

  • Sizin başkalarından farkınız nedir?
  • Benim başkalarından farkım, samimiyetim, düşüncelerimi açıkça söyleyip yapmamdır.

  • Sevgi dağılınca azalan bir şey midir?
  • Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.

  • İyilik nedir ?
  • İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cehveri içinde taşımamak demektir.

  • Size en acı gelen şey nedir?
  • Dünyada bana hiçbir şey, bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir...

  • Hayatı nasıl bir tempoyla yaşıyoruz?
  • Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: 'Dünyada neler gördünüz?' dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki..."

  • Gönlümüz nasıl çiçek açsın?
  • Çiçek açsın mı gönlünüz? O zaman tebessüm ediniz zarifçe tüm anlamsız boş hüzünlerinize..

  • Şimdi neyin vaktidir?
  • Belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. Yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.

  • Nasıl aramak?
  • Ne aradığımızı bilmeden aramak...

  • Elalem ne diyecek diyerek onları fazla mı dikkate alıyoruz?
  • Herkes ne diyecek?.. Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki... Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manâsız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?

  • Kötü gün de geçiyor mu yaşarken geçmeyecek gibi geliyor?
  • Hepsi bir varmış, bir yokmuş. İyi gün de kötü gün de düş gibi geçip gidiyor.

  • Nasıl bir özgürlük anlayışınız var?
  • Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam da yok. Kimse için "en" değilim, "daha" değilim bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.

  • Son olarak hayata ve insana bakışımız nasıl olmalıdır?
  • Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak...

  • Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.

  • Not: Bu muhayyel söyleşi Sabahattin Ali’nin sözlerine sorular üretilerek kurgulanmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.