Ahmet Murat ile muhayyel söyleşi

  • Karamanlı 'dır.
  • 2014 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü 'nü "Kalbin Kararı" adlı kitabıyla kazanmıştır.
  • 1992-1994 yılları arasında Mısır’da bulundu. El-Ezher Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, 1997’de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı.
  • Yüksek lisans ve doktorasını Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde bitirdi.
  • Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nde, Tasavvuf ana bilim dalı öğretim üyesi olarak çalıştı.
  • Çeşitli tv kanallarında programlar hazırlayıp sundu, yayınevlerinde, süreli yayınlarda editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı.
  • Özel’in yayınlanmış şiir kitapları dışında, telif ve çeviri akademik yayınları, makale ve bildirileri bulunmaktadır.
  • Şazeliyye, Kuzey Afrika ve Endülüs tasavvufu, Türk modernleşmesi sürecinde tasavvufi yapılar başlıca ilgi alanlarını oluşturmaktadır.
  • Beyhude olan nedir?
  • Evin içinde mayalanmayan bir İslam'ı, meydanlarda, camilerde tutmuş görmeyi beklemek beyhudedir.
  • Hangi erdemler edep cümlesindendir?
  • İyiliğe nezaketin, bilgiye üslubun, imana muhabbetin, dindarlığa görgünün eşlik etmesi beklenir. Bütün bunlar, “edep” dediğimiz harç cümlesindendir.
  • İbadeti ne yapmak gerekir?
  • Arifler, "Edebin, ekmekteki un, ibadetinse ekmekteki tuz gibi olsun" demişler. İbadeti yerine getirmekle yetinmek değil, ibadeti, ondan daha yoğun ve çok olan bir edebin içinde eritmek anlamına gelir bu.
  • Dini semboller özünü yitirirse ne olur?
  • Dini sembollerin özünü yitirmesi şekilciliği ve giderek putperestliği doğurur.”
  • Kaderle barışık olmak insanda erdemler oluşturur?
  • Kaderle barışık olmak geri kafalılığa ve mıymıntılığa değil, atılganlığa daha çok yakışan bir erdem. Kaderle barışıksan , ölümden korkmazsın. Kaderle barışıksan, cesur olursun. Hak ararsın , hak yemezsin. Böylece hep haklı kalırsın.
  • Dikkatimizin durumu nasıldır?
  • Dikkatimiz dakiktir, yani kırılgandır ve dağılmaya, ufalanmaya, parçalanmaya açıktır...
  • Kalbine ne oldu?
  • Sesi kısıldı bağırmaktan kalbinin
  • Sonuç nasıl olur?
  • Sonuç: Herkes niyetinin karşılığını alır.
  • Kudüs nasıl bir yerdir?
  • Kudüs, böyle bir yerdir: Maddi ve manevi bir kavşaktır. Her zaman mecburen yolumuzun üzerindedir. Bizi buluşturur, kendisi hakkında konuşturur, dert ya da deva olur. Kudüs'ü yok sayarak ne bugünü, ne yarını anlayabiliriz. Müslüman'ın siyasetinin ufkunda da o vardır, maneviyatının ufkunda da. Siyasetin miracı da, maneviyatın miracı da Kudüs'e uğramak zorundadır.
  • Sidi Muhammed Buzîdî Hazretleri anlattığı bir eline felç inmesiyle ilgili enteresan bir farkındalık var onun sözünü paylaşır mısınız?
  • Bir gece vaki olan bir inme sebebiyle bir elimi hareket ettiremez oldum. Hareket edebilen elimle felçli olanı tuttum. Bana öyle geldi ki, hissetmediğim elim sanki başkasının elidir. Felçli olan kendisini tutan eli hissetmiyordu. Evdekilerden ışığı yakmalarını istedim. Işık yandığında, sağlıklı elimin inmeli elimi tuttuğunu görünce, şunu düşündüm: 'İşte bu, Rabbiyle birlikte olduğu hâlde, onu tanımayan, onun varlığını yanında hissetmeyen kimsenin hâlidir."
  • Cami neye benzer?
  • Cami, öte yandan bir kalbe benzer. Çok bariz bir biçimde, nabzı yöneten, bakışı ve niyetleri yönlendiren, manevi tansiyonumuzu yükselten bir mekanizmayla, kapılarından aldığı müminleri içinde bir miktar beklettikten, gezdirdikten ve gündelik olanı onlardan süzdükten sonra tekrar dışarı gönderir. Süleymaniye'nin üç yöndeki kapısından içeri girenler ve çıkanlar, bu giriş ve çıkışlarının arasında geçen sürede başkalaşırlar.
  • Süleymaniye ve kardeşleri olan camiler ne yaparlar?
  • Süleymaniye ve kardeşleri olan camiler aslında bir içe dönüklüğü duyumsatırlar. İnsanı o denli kavrarlar, kuşatırlar ki, adeta göğüslerine bastırırlar. Bu göğüste dışarıyı görmek, duymak, bazen de hayal etmek bile zorlaşır. Sizi içeriyle, içle meşgul edecek o denli çok şey sunarlar ki, dışarısı geçici olarak bir tür hatıraya dönüşür.
  • Neyi izliyorsunuz?
  • İnsan yalnız doğar yalnız ölür bu doğru Bu doğrudaki acıyı izliyorum
  • Biz neyin telaşındayız?
  • Gördüklerimiz bizi yeterince meşgul etmiyor. Biz, görünmenin telaşındayız.
  • Annelerimiz/babalarımız çocuklarının içlerine ne koyabilirler?
  • Annelerimiz/babalarımız çocuklarının içlerine, onları hayatları boyunca çekip çevirecek bir "hiss-i dinî", bir "düstûr-ı ahlâkî" yani bir pusula koyabilirler. Ama yeterince derine, itinayla ve mutlaka sevecenlikle, dostça gömülmüş olmak şartıyla.
  • Bir kitaptan aldığımız ders ile bir insanın hayatından aldığımız ders arasında ne fark vardır?
  • Bir kitaptan aldığımız bir kalp dersi, bizde olsa olsa çizikler, yırtıklar açar. Oysa bir insanın, hakiki hayatının içinden taşıp gelen bir ders, vicdanımızda ve ruhumuzda yivler açarak oraya yerleşir. Ağaca yapılan aşı gibi, o dert, o acı, o derin duyuş, bize eklenir, bizde yeni bir idrak meyvesi verecek bir fışkına dönüşür.
  • Bereket nedir?
  • Bereket, Cenâb-ı Hakk'ın azımızı çok etmesi, zaafımızı güç kılmasıdır. Allah bizden her hâlükârda o işleri değil, aynı işleri kabul edeceği şekilde yapmamızı istiyor. Yani aynı "İslami" işleri, nasıl olursa olsun yapmak değil, onun istediği gibi yapmakla sorumluyuz.
  • Poz verirken sen?
  • Poz verirken sen, sen değilsin. Verdiğimiz pozlar bizi görünür kılmaya değil, bazı ödünç poz kalıplarına mahkûm ederek görünmez kılmaya yarıyor.
  • Bir davetim olsa bir sorunuz olur muydu?
  • Davetli listesinde kaç meczup var?
  • Namazda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
  • Namazda beden dilimizi özgürce kullanmamızı engelleyen bazı kalıp davranışlar vardır. Mesela kıyamda dururken bile, bizi güçlü ve iddialı gösterebilecek jestlerimiz yoktur. Rükunun ve secdenin kendisiyse bizzat zayıflığımız hakkında ifşada bulunurlar. Dolayısıyla namaz sırasında kişiliğimizi, mesela renkliliğimizi, yaratıcılığımızı, bunalımımızı, enerjikliğimizi sergileyebileceğimiz yollar kapalıdır. Beden dillerimiz klişelere gömülmüştür. Aynı saflarda, bir örnek hareketleri topluca yaparken, her birimiz ötekinden ne kadar istesek de ayırt edilemeyiz. Sıradışı olmak, namaz dışı olmakla sonuçlanır. Bunun başlıca sebebi, kişiliklerimizin sahnesi olan gündelik hayatın caminin dışında kalması ve yine caminin bir sahne olmayı kabul etmemesidir.
  • Görünmemek nasıl bir duygu oluşturuyor bizde?
  • Görünmediğimizde yok olduğumuzu, unutulduğumuzu, bir yer kaplamaz olduğumuzu sanıyoruz. Yeterince iyi, yeterince derin, yeterince hakikatli göremediğimizden olsa gerek, gördüklerimiz bizi yeterince meşgul etmiyor. Biz, görünmenin telaşındayız. Kalabalık bir sınıfta yapılan yoklamada, yok sayılma korkusuyla oturamayan, eli aşağı inemeyen, endişeyle dolu çocuklar gibiyiz.
  • Camideki insan kimdir?
  • Camideki insan, kişisel iradesinin ilahi iradeye yenilmesini arzulayan, bunun için de saf değiştiren bir askerdir.
  • Camiler sizin için ne ifade eder?
  • Camiler bütün yapılar içinde benim için en ilgi çekici, tahayyülümü en çok hareketlendirenler oldu hep.
  • Halimiz nasıl?
  • Ekmek sıcak, Allah güzel, sen iyi
  • Aşığın durumu nedir?
  • Aşık çektiği ıstıraba müpteladır.
  • İç değişince ne olur?
  • İç değişince dış da değişir. Deruni tecrübenin başkalaşması, tecrübe sahibinin varlığı ve varoluşu idrakinde farklılığa yol açacaktır.
  • Hayatın sorusuna kitaplarda cevap arayanların durumu nasıldır?
  • Bir de hayatın sorusuna kitaplarda cevap arayanlar vardır. Bunlar hakikatli okurlardır. Mutsuzlukları kalıcıdır, çünkü her seferinde önlerinde cevaplardan daha çok soru bulurlar. Kitaplarını okudukları diğer mutsuzların varlığıysa onları umutlandırır. Hep birlikte şu yalan dünyada cevaplarını bulamayacakları bazı sorularla boğuşan müstesna bir kavim olmuşlardır.
  • Bazı kalpler neden taşa benzetilir?
  • Taşlar yer değiştirmezler. Bu onların özsel olarak değişmedikleri anlamına da gelir. Bu sebeple, kalbin sertliğine işaret eden taş kalpli olmak, değişim kabul etmemek demektir. Yani bir hâlden diğer hâle, bir duyuştan diğer duyuşa gitmemek, tepkisiz kalmak. Oysa gitmek, bir yeri terk etmek, bir yeri kastederek yürümek, yolcuyu değiştirir.
  • Görgü neyi gerektirir?
  • Görgü, umur görmüş olmayı gerektirir. Görmüş geçirmiş olmayı; övgüye doymuş, yergiyi dinlemeyi bellemiş olmayı da gerektirir.
  • Tevbeyle ilgili neler söylersiniz?
  • Sıkça yaptığımız hatalar için aynı tevbeleri her zaman yerinde hazır bulacağımızı düşünüyorsak yanılıyoruz. Çünkü tevbeleri de hayati görmemek, bir süre sonra tevbeden mahrumiyetle cezalandırılmayı doğurabilir. Velilerden birinin şu sözü buna işaret sayılmalı: "Sen günahını gözünde büyüttükçe o Hak katında küçülür; sen ibadetini gözünde küçülttükçe o Hak katında büyür." Tevbe bize, işlenen hatayı yeniden işleme fırsatı vermek için değil, onu gözümüzde büyütmek ve yeniden işlememek içindir.
  • Ne yapalım?
  • Bir hayal daha kuralım: Bir ikindi vakti Lahorlu hacılarla oturmuşuz, Mescid-i Aksa'nın avlusundayız; bir zamanlar buralarda İsrail bayrağı dalgalanıyordu hafazanallah, filan diye gülüşüyoruz.
  • Söz ne yapar?
  • Söz, içerideki bazı arkları açar, bazı kapıları tıklatır, bazı ışıkları yakar.
  • Hangisi daha değerlidir?
  • Hakikatin kendisi, mevzimizden daha değerlidir.
  • Büyük şehirlerde eksik olan nedir?
  • Büyük şehirlerde eksik olan şeyin ne olduğunu apaçık anlıyorum: boşluk. Değerli, ilham veren, sessiz boşluk.
  • Bir İngiliz bizde olan neyin farkına varıyor?
  • Bir İngiliz'in, Kuzey Afrika'da karşılaştığı bir derviş topluluğu hakkındaki şu ifadesini hiç unutmadım: " Ölçülü bir neşe içindeydiler."
  • Karşıdakini dinlemenin ödülü var mıdır?
  • Karşıdakini dinlemenin ödülü, kendini anlamaktır.
  • Söze ihtiyacımızın olmadığı bir durum olur mu?
  • Hakikatin yalınlığına ve doğrudanlığına tahammül edebilseydik, söze, hele süslü söze hiç ihtiyacımız olmazdı..
  • Bu dünyada her şey geçici mi?
  • Bu dünyada murada ermek de, erememek de geçicidir.
  • Süleymaniye'yi uzaktan seyretmek ne gibidir?
  • Süleymaniye'yi uzaktan seyretmek, kalıcı ve hükmedici bir ilkeyi hatırda tutmak gibidir. Süleymaniye'yi seyretmekten değil de, seyretmeklerden bahsedebilirim.
  • Kalp yaralanır mı?
  • kalp yaralanmaz çünkü yaradır.
  • Kudüs’ü yok sayabilir miyiz?
  • Kudüs'ü yok sayarak ne bugünü, ne yarını anlayabiliriz.
  • Ümit ve tamah ilişkisi nasıldır?
  • Ümidini kestiğin şeyden hürsün, tamâh ettiğin şeyin ise kölesi...
  • İnsan nedir?
  • İnsan bakıştır ve bunun içten içe farkındadır.
  • Buluşma bizde nasıl bir duygu uyandırır?
  • Buluşmanın, bizim o bambaşka, o cânım "göresim geldi" ifademizdeki gibi, sözü daha derindeki başka bir sebebe, özlemeye bağlayan bir gerekçesi vardır."
  • Farklı bir şiddet çeşidinden bahsediyorsunuz paylaşır mısınız?
  • Muhataplarımızın havsalasını zorlamak, vakitsiz uyarılarda bulunmak, bilgi ve idrak seviyelerine göre konuşmamak da şiddettir.
  • Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.
  • Not:Bu muhayyel söyleşi yazarın eserlerindeki cümlelere sorular üretilerek kurgulanmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.