Konya’nın hafızasında mavi bir Skoda efsanesi!
1970’li yıllara ait bir fotoğraf, Konya’nın ulaşım ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olan Skoda pikapları yeniden gündeme getirdi.
Aziziye Camisi'ni ve Bedesten Çarşısı'nı gösteren 1970’li yıllara ait bir fotoğrafta, mavi renkli bir Skoda pikap kadraja giriyor. O dönem Konya’mızda bu araçların pikap ve station wagon modelleri, dolmuş taksi olarak son derece yaygındı. Sadece bu tek fotoğraf karesinden yola çıkarak bile döneme dair pek çok şey söylenebilir. Çekoslovakya menşeili olan Skoda’lar, Türkiye'de 1961-1973 yılları arasında montajlanarak üretildi. 1.200 cc motoru, 4 silindiri, 35 kW gücü ve saatte 105 km hızıyla mütevazı bir araç olsa da özellikle küçük esnafın vazgeçilmezi oldu. Zamanla otomobil görünümünden pikap modeline dönüştürüldü; aynı şasi üzerine arka koltuklar çıkarılarak karoser yeniden şekillendirildi ve "Skoda 1202" adıyla piyasaya sürüldü. 70’lerin ortalarında revize edilen bu model; kurbanlık taşıyan, kavun karpuz yüklenen, esnafın tüm yükünü çeken o bildiğimiz efsaneye dönüştü.

Skoda’yı asıl meşhur eden detay ise arka tekerleklerinin kamber açısının içe dönük olmasıydı. Araç boşken tekerler eğik durur, yük binince düzleşirdi. Halk arasında boş halindeki bu görünümünden dolayı araca ironik bir şekilde "Çarpık Bacak Skoda" hatta "Sıdıka" adı takılmıştı. Yerli montaj olanlarda aks kesmesiyle de bilinen bu araçlar; 100 km'yi pek geçmeyen ama yol tutuşu kuvvetli yapısıyla hatıralarda yer etti. Hatta esnaf arasında "Bir tek pulluğu eksik" benzetmesi yapılırdı.
Hafta sonları çoluk çocuk kasanın arkasına doluşulup Meram bağlarına, Parsana’ya ve Sille’de pikniğe gidilirdi. Semt aralarında sebze ve meyve satan seyyar satıcıların altında hep o vardı. 1970’li yıllarda Şerafettin Camii yanından Karatay ve Marangozlar sanayilerine kalkan dolmuşlar da yine Skoda’ydı. Ön, orta ve arka koltuklarına yeri gelir 8-10 kişi binerdi. Kaloriferi olmadığı için kışın içinde piknik tüpü yakılarak ısınmaya çalışılan bu konfor yoksunu araçlar, Konyalı birçok insanın da araba sürmeyi öğrendiği ilk otomobil oldu. Sanayide tamiri ve bakımıyla adını duyuran ustalardan Karatay Sanayisi'nde Dereli Zülkifli Küçükavcı ile Meram Sanayisi'nde Muammer Usta, bu kültürün unutulmaz isimlerindendir. Bu emektar markanın Konya’daki bir diğer izi ise sağlık sektöründeydi. 1954 model Skoda 1201 station wagon bir araç, uzun yıllar şehirde ambulans olarak hizmet verdi. 1950’li yıllardaki Derebucak yangınında da görev yapan 42 plakalı bu araç, emekliye ayrıldıktan sonra bir hurdalıkta kaderine terk edilmişti.

Konyalı Dr. Adnan M. Küçükçalık tarafından bulunup restore edilen bu nadide eser, günümüzde Bursa İnegöl Sağlık Tarihi ve Ambulans Müzesi'nde sergilenmektedir. Yazımıza kaynaklık eden fotoğrafa tekrar döndüğümüzde, dönemin sosyal dokusu tüm canlılığıyla karşımıza çıkar. Kadrajda yer alan "Attariye" levhası, kokulu bitki anlamına gelen Arapça "ıtr" kökünden gelir ve bugün kullandığımız "aktar" kelimesinin o günkü karşılığıdır. Yerel şivede "ettarlar içi" olarak anılırdı. Sakin trafikte çift yönlü akan yolda Minareli marka üç tekerlekli motosikletler, at arabaları, Aziziye Camii şadırvanı, lostra ayakkabı boyacıları ve elinde sepetiyle yürüyen Hacı emmiler dönemin ruhunu yansıtır. Yolun ilerisi ise Fatih Çarşısı ve eski İstanbul Caddesi’dir.
Şair Hayali’nin dediği gibi: "Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer." Mavi renkli Skoda; pikap ve dolmuş haliyle Konya insanının hafızasında silinmez bir yer edinmiştir. Şehir içi ulaşımda iz bırakan at arabası, fayton, Arçelik triportör, 0302 otobüs ve Skoda gibi simgelerin bir "Şehir İçi Ulaşım Müzesi" çatısı altında yaşatılması ve nostaljik seferlerle geleceğe taşınması, bu canlı hatıraları daima yaşatacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.