Bab-I Aksaray Çeşmesinin Bize Söyledikleri

Başlıktaki ilk üç kelime aslında ne söyler diye sormak lazım. Öyle ya birinci kelime olan “bab” ne demek, isim tamlaması olarak “bab-ı Aksaray” olursa ne anlama gelir. Bir de çeşme ile birleşir ve “bab-ı Aksaray çeşmesi” diye isim olunca bize ne söyler? Ben biraz 60 yaş civarında olduğum için bu kelimelere aşinayım. Bu tür kelimeler konusunda bilgili olduğum için sözlüğe ve Google bakmadan anlayacak ve manasını çıkarabiliyorum. Osmanlıca kelimelere aşinayım, bir dönem ayrıca Osmanlıca sözlük alıp kitap okur gibi okudum. İlk iki kelimenin lügat anlamını ve mimari olarak betimlediği anlamını biliyorum. Bab kelimesi kapı demek, Aksaray ise o mıntıkada Konya’nın 12 tane kale kapısından birisi demektir. Şehrin Aksaray istikametine yönelik bir kapısının varlığına işaret eder.

5b84547d-b2d4-4a83-b3f7-35b3f421d3d0.jpg

Çeşme ne söyleyebilir. Çeşmelerin dili kitabeleridir. Kitabeler Türkçeyi Osmanlıca dediğimiz Arapça harflerle yazılmış mazideki iletişim panolarıdır. Kitabeler aslında önünde durana ve gelip geçene yönelik bir bildirim demektir. O günlerin bilboardu olduğu söylenebilir. Kitabelerden o eserin yapım tarihini, kimin yaptırdığını, üzerinde hikmetli söz ve kuranı kerimden ayetler olup olmadığını, ilk yapım tarihi veya tamir edilip edilmediğini görebiliriz. Yazısından ise estetik görünümü ve kullanılan malzemenin mermer, yöresel taş ve taş işçiliğindeki ustalığı anlarız. Bakıp geçen ise maalesef hiçbir şey anlamaz.

Bu çeşme nerede dediğiniz duyar gibiyim. Hem çok kolay bir yerde hem de meçhul bir yerde duruyor. Çeşmenin ismini aldığı bab-ı Aksaray kapısı günümüze gelmediği gibi aynı isimle var olan Bab-ı Aksaray mahallesi de yakın zamanlarda ortadan kalkmıştır. Eski Fenni fırına giden yolun başındaki Çarşı dolmuşlarının durağının olduğu sokaktan ilerleyince 200 metre ilerde duruyor. Çeşme müstakil çeşme olarak değil Bab-ı Aksaray mescidinin duvarına payanda olarak duruyor. O alandan belki elli kere geçtim ama yoğun araba parklarından dolayı çeşmenin önü ve mescidin önü kapandığı için dikkatimi çekmemişti. 2025 yılı Nisan ayı içinde gördüm ve fotoğrafladım.

b8b153af-a3f6-4996-b1eb-5c5f681aa8b1.jpg

Konya’nın kale kapıları demişken Konya'nın iç ve dış kale surları Sultan Alaattin Keykubat döneminde tahkim edilmiştir. 12 kapı ve burç inşa edilmiştir. Kale önüne ayrıca içi su dolu hendekler katılmıştır. Bu kapı Aksaray cihetine bakan ve Türbe önüne yakın olan kadim bir kapıdır. Mahalleye isim kaynağı olmuştur. Konya'nın kale ve surları önce 18 ve 19.yyda Osmanlı devleti valileri tarafından kamu binaları yapımında kullanılarak devre dışı kalmışlardır. Cumhuriyet döneminde de elde kalan Larende tarafı surları yıkılmıştır.

c233b874-6cbe-47e6-b746-6d5bc96bbdef.jpg

Konya dış kale surları Kapı Camii’nin hemen doğusundan başlayarak kuzeye doğru İstanbul Caddesi’ni takip ederek İsmet Paşa İlkokulu civarından batıya Hapishane Caddesi’ne doğru dönmekte, burada İmam-Hatip Lisesi ve Numune Hastanesini geçtikten sonra hafif bir kıvrılma ile Zindankale önünden güneye doğru bir kavis yaparak Sahip Ata Caddesi’ne ve Sahip Ata Caddesi’nde Havuzlu Meydan civarından kuzeye dönerek Kapı Camii’ne kavuşuyor olmalıdır. Yukarıdaki sıralamaya göre uygun olarak dış kale surlarındaki kapılar: Telli Kapı, Aksaray Kapısı, Debbağlar Kapısı, Ertaş Kapısı, Halkabeguş Kapısı, Ayas Kapısı, Sille Kapısı, Antalya (Meram) Kapısı, Çeşme Kapısı, Yeni (Demir) Kapı, Larende Kapısı ve At Pazarı (Pazar) Kapısı’dır. Osmanlı Döneminde bu on iki kapıdan dördü dışındakilerin kapatıldığını Evliya Çelebi nakletmektedir.

Bu kapılardan Aksaray Kapısı ise Konya’nın doğu bölgesine açılan kapısıdır. Bu kapının önünde yer alan günümüzdeki Babı Aksaray Mahallesi adını bu kapıdan almıştır. Bu kapının asıl adı ve yaptıranı hakkında bilgi mevcut değildir. Şehirden Aksaray’a giden yola açıldığı için sonradan böyle adlandırılmıştır. Kapı üzerinde şehri düşmanlardan ve kötülüklerden koruduğuna inanılan aslan heykeli mevcut idi. (https://www.konyapedia.com/makale/2789/konya-kalesi)

d4f2054d-5603-4da7-983e-7243ceb19d9d.jpg

1930’lu yıllardan bu yana farklı tarihlerde sur duvarı ve burç temelleri bulunmuş ve otel altı cam galeri, belediye katlı otopark altı cam galeri ve üzeri kapatılarak fiilen zemin altında kalmıştır. Dış kalenin Zindan olarak kullanılan kısmı otopark altındadır. Sur çukurları bir ara çöplük olarak kullanılmıştır. 1960'lı yıllarda Meram tarafın gelen bir selin de üzerinde Mareşal Çakmak ilkokulunun bulunduğu sur çukurlarına döküldüğü ve şehri kurtardığı görülmüştür.

Bab-ı Aksaray çeşmesi Fenni Fırın ile Çukur mektep arasındaki caddede aynı isimle yer alan Bab- ı Aksaray camisinin duvarına payanda olarak yer alan Osmanlı devleti son döneminde yapılmış kitabeli bir çeşmesidir. Aksaray kapısı ve mahallesi Selçuklular devrinden beri var olan 12 şehir kapısından birinin olduğu mıntıkadır. Bab-ı Aksaray mahallesi mescidinin kapısının solunda duvara gömülüdür. Niş hâlindeki çeşme, iki süs sütunçesine oturan bir kavisli kemerden oluşmuştur. Dışarıdan dikdörtgen formlu bordürlerle çevrilidir.

Alınlığındaki mermer kitabede besmele ile altında ikinci satırda Kur’an-ı Kerim İnsan suresi 21. Ayetinde yer alan “Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir, Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.” Ayetinin son kısmı yazılıdır. Ayet cennet ehline sunulan nimetleri ve tertemiz, şifalı suları ve içecekleri tasvir etmektedir. Bu çeşmeden akan su o cennet sularına bir numune olduğu gibi bundan daha güzel ve tatlı olanları cennette mükafat olarak bulunmaktadır müjdesi yazılmıştır.

Kitabede “Vesakahüm rabbuhüm şeraben tâhurâ” ayet-i kerimesi; altındaki satırda ise, “1329 27 Şevvâl, Çayırbağı, Teşrîn-i sânî 1324” ibareleri okunmaktadır. Çeşme nişinin üst kısmına ilâve edilen, uçlarında “Allah” ve “Muhammed” isimlerinin yer aldığı dikdörtgen formlu ilave mermer kitabede ise, “Bâb-ı Aksaray Mahallesi Camii, Tamiri: 1.9.1978” ibaresi konmuştur. Orijinal kitabesinden vaktiyle çeşmeden Çayırbağı suyu aktığı anlaşılmaktadır. Gülbezek kısmı sade olan çeşme Gödene taşından yapılmıştır

Kültürel ve tarihi miras ögesi olan çeşmelerimizde bir kitabe klasiği olarak İnsan Suresi 21.ayet yazılıdır. Tarihi çeşmelerde bu ayet ile birlikte Enbiya suresi 20.ayet ve cennette bulunan 4 pınar ile iki ırmak ismi yazılmaktadır. Bu anlam çerçevesi ile çeşmelere gelenler ve yoldan geçen kişilere isim, tarih gibi bilgilerle birlikte cennetteki akarsular ve ırmaklar anlatılmaktadır. Bazen iki satırlık bir kitabe için bir a4 sayfasını bulan ve meal ve tefsir çalışması gerektiren çalışma yapmak gerekir. Bunlardan birini acizane çocukluk mahallem olan Araplar mahallesi Saksağanlar sokaktaki Sille taşından yapılma ve halen kör tapalı vaziyette olan çeşme için hazırladım.

Kitabeler o günlerin iletişim panosu ve bilboardlarıdır. İletişim olması için kaynak, mesaj ve iketişilen muhatap lazımdır. Ünlü iletişimci Marschal Mcluhan mesaj aracın kendisidir der. Dolayısıyla çeşme, mezar taşı ve bina kitabeleri edebi, siyasi, ekonomik ve sosyal durum hakkında seyr-ü temaşa edenlere bir portre ve perspektif sunar. Demek ki yazan, gören ve okuyan bu konularda agah olur ise bir şeyler anlaması mümkündür

Bugün artık birçok kitabe duvarda asılı bir levha gibi yer almaktadır. Bakanlar da ister istemez bu iletişim panosundan bihaber olup bir şey anlamadan gelip geçmektedir. Yani amaçlanan iletişim kopuktur. Yeniden iletişim tesis etmek üzere bu tür iletişim kodlarını çözmek üzere bir orta ve uzun vadeli kitabeleri okuma çalışması planlanmalıdır. Sonuçlar dijital barkot olarak yansıtılmalıdır. Bunun için hat sanatının kodlarına aşinalık ve nümeroloji anlamında ebcet kodlarına ve edebi terkiplere vakıf olunması lazımdır. Herkesi bu mecraya dahil edelim ve maziperestlik yapalım düşüncesinde değilim. Öldük bittik ve her yer harabe demek yerine meraklısı arar bulur, okur, öğrenir ve çözüme kaynak olur. Karanlığa kızmak veya düşman olmak yerine aydınlık için bir mum yakmak gerekir. Sosyal medyada birçok sayfa olduğu gibi benim oldukça istifade ettiğim Osmanlıca Kitabeler ve Mezar Taşları sayfası kitabelerin çözümlenmesine önemli katkı sağlayan bir platformdur.

Çeşmeler bulundukları semtlere isim veren en önemli kültürel miras unsuru olduğu gibi kent belleğinin de en önemli nirengi noktasıdır. Bu vesile ile altını çizeyim Topraklık, Sedirler, Meram, Araplar, Hacıhasanbaşı Dörtyol, Bab-ı Aksaray, Türbe, Hacı Fettah, Şemsi Tebrizi, Gödene gibi mahallelerde bulunan bazı tarihi çeşmeler bakıma muhtaç vaziyettedir. Taşı çalınan, yıkılmak üzere olan kör tapalı vaziyette sayısı onları geçen tarihi çeşmeler bulunmaktadır. Tarihi çeşmeleri halkın ve çocukların ve tinercilerin zulmünden korumak için okul, muhtarlık, cami imamı, MEB, belediye iş birliği halinde farkındalık kazandırıcı ve aydınlatıcı çalışmalar yapmalıdır. (https://www.tybkonya.org.tr/araplar-mahallesi-demek-araplar-cesmesi-demektir-266yy.htm)

Bu tür tarihi eserlere yazıp çizenler, sevdiği kızın adını veya futbol takımını sprey boyalarla yazanlar için iki yöntem öneriyorum. Birincisi gençlere kendini ifade anlamında, deşarj anlamında grafity sanatını icra edecekleri alanlar sunulmalıdır. Underground yeraltı sanatı da denilen sprey boyalarla yapılan yazı ve şekilleri serbestçe yapacakları alanlar yerel yönetimlerce oluşturulmalıdır. Bu alanda kay kay pisti, paten sürme alanları ve akrobatik BMX bisiklet parkuru gibi kısımlarda olmalıdır. İsteyen buraya gelip espri ve sanatsal amaçlı boya duvarlarını kullanmalıdır. Yoksa gençler keyiflerine göre önlerine çıkan ilk tarihi esere veya çeşmeye paldır küldür yazı yazmaktadır. Ortam sunulursa insanlar kendilerine açılan alana gider ve oralara boya yapar ve yazı yazarlar.

İkinci öneri ise tarihi eserlere zarar veren kişilere karşı yasal yaptırımlar uygulamaktan geçer. Kültürel ve tarihi miras unsuru olan tarihi eserler birçok ülkede ve bizde emniyet güçleri ve adliye takibindedir. Tarihi eserlere zarar verenler için 2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kanunundaki ve mevzuatımızda olan idari ve adli cezalar ivedilikle uygulanmalıdır. İki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve beş bin güne kadar olan para cezaları uygulanmalıdır. Gerekiyorsa hem bu yasaya ilave hükümler koyarak hem de Kabahatler kanununa ilave yasal tedbirler eklenerek yaptırımlar artırılmalıdır

Yazımıza tarihi Aksaray kapısı ismiyle anılan çeşme biz ne söyler azımıza diye sormuştuk. Bu vesile ile Konya’nın kale kapıları ve kitabelerin önemi gibi konulara değinmiş olduk. Halen ismi bile kaybolan mahalleden tek yadigâr olarak 1906 yılında yaptırılmış Bab-ı Aksaray çeşmesi ve 19.yüzyılda yapılmış mahalle mescidi kalmıştır. Tarihi çeşmenin kaidesinin alt kısmının ve kaidesinin zamanla kirlendiği görülmektedir. Tarihi çeşmenin gövdesine uyduruk bir tel askı çakılmıştır. İlgili ve yetkili kurumlarca tarihi çeşmenin temizliğinin ve periyodik bakımın yapılması yararlı olacaktır. Çeşmenin kitabesinin anlamını içeren bir dijital barkot konulması bab-ı Aksaray mahallesi isminin ve çeşmesinin yaşatılması için destekleyici bir adım olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.