İsmail Detseli

İsmail Detseli

Büyük lokma ye büyük laf söyleme! Hayatta yaşadığım örneklerden;

Bir gün gelir başına bela açar

Dilinden dökülen o kötü sözler

Vücudu acep kaç yıl güçlü taşır

Çok sağlam diye güvendiğin dizler.

*/*/*/*

Yukarda yazmış olduğum bu sözü çok kullanırdı atalarımız. Bu ne güzel bir söz ne güzel bir öğüt değil mi. Günümüzde büyük lokma da zararlı olmaya başladı. Çünkü büyük lokmalar içeriği pek belli olmayan kazançlardan elde edildiği için bir de eskiden insanlar daima küçük lokmalarla yetindikleri için şimdiki büyük lokmalar yiyen insanlara zarar verebiliyor.

Bir de büyük laf söyleme öğüdü var ki bu lafın sonu mutlak hüsran, pişmanlık, nedamet ve geri dönüşü olmayan bir kötü yoldur.

Bunların birçok örneği geçmişte yaşandığı gibi günümüzde de yaşanır. “Hayat tecrübelerle doludur” derler. İnsanlar yaşam boyu 60-70 yıllık ömürlerin de öyle olaylarla öyle insanlarla öyle tecrübelerle karşılaşıyorlar ki bunlar birer ibret tablosu, birer yaşam öyküsü oluveriyor. Bazı insanlar, gerek Allah’ın bir şekilde verdiği nimet ve varlıkların bazıları da yine yüce yaratıcının lütfettiği bilgi birikiminden veya cesaretinden denebilir, güzel bir işe, güzel bir eşe bunun yanında bolca paraya, eve, bucağa, paraya kavuşunca bunu kendisinin bir becerisi gibi görüp gururlanır böbürlenir. Ve karşısındakileri daima hakir ve hor görürüler, fakire, düşküne veya normal hasbel kader kendi çabası ile geçinmeye çalışanlara tepeden bakarlar. İşte bunlara sonradan görme insanlar denir

Bunların yanında müstesna olanlar da var. Örneğin birçok maddi ve manevi varlıkları olmasına rağmen gayet sevecen, alçak gönüllü, gayet mütevazi olanlar da var.. Allah onlara sıhhat selamet versin.

Bunları niçin yazdım işte ondan bahsedeceğim. 1970’li yıllardı sanırım… O yıllardan bir anımı nakledeceğim. O günler ile bu günler arsında nelerin değiştiğini daha iyi mülahaza etmek için…

O günlerde tanıdığım bir mağrur insana söylediğim bir sözün gerçekleştiğini görünce çok ürperdim. Onun adına rabbimden haya ettim ve yine kendi adıma ve mütevazi insanlar adına rabbime çok şükrettim. Hani büyüklerimiz derler ya “Mağrur olma Padişahım senden büyük Allah var” diye. Bir köyden oğluna gelin alan bir aileyi tanıyordum. Aslında kendisi de şehre gelmiş bir köylü idi. Tabi bu aile köyden daha evvel gelmiş, mali durumu bir parça düzgün olan biraz da medeniyet öğrendiğini zanneden ama asla insanlıktan nasibini almayan kişi 8 çocuk sahibi idi. İnsanlara tepeden bakan bir hanımın evine tesadüfen misafir olduk. Merhum kocası tanıdık biri idi. Evin hanımı köyden aldığı o ağzında dili yok denen hanım hanımcık fakir aile çocuğunu, gelinin yaptığı ufak bir hatadan dolayı öyle bir azarlıyordu ki. Misafirlerin yanına da bu taziri yapması onun ne kadar görgüsüz olduğunu zaten belli ediyordu ailede… Samimiyetimden dolayı kadına bu tür şeyleri yapmaması, bunların çok ayıp olduğunu, hatası var ise geline bir tenhada söylemesini izaha çalıştığımda bana da “Gardaşım ben bunu dağdan getirdim, bunun yabani bir hayvandan farkı yok. Bir türlü eğitemedim bunu böyle el içinde irezil etmez isen bu adam olmaz, bundan ev kadını da olmaz” dedi. Benim de sabrım taştı açtım ağzımı “Getirmeseydin daha bilge şehirli bir gelin alsaydın, bunlar seni davet mi ettiler dünürlük için köye” deyine cevabı daha da ilginçti “Bulduk da almadık mı Ismayıl efendi. Kız mı bulabildik burada goca (şehirde)” diyordu.

Tabi aradan uzun yıllar geçti o ailenin beyi vefat etti. Kızları gelin oldu gitti, oğlanları evlendiler hepsi de yuvadan uçtular. Bu gelin hanım da o evde kaldı, kalmak mecburiyetinde idi. Çünkü kocası sarhoş, eve bucağa hayrı olmayan bir sorumsuzdu. Evin beyi ölünce, o sivri dilli hanım da felç geçirdi, yatalak oldu. Önceleri kocasından maaş alıyor, parası var, diye kendisine itibar eden evlatları yatağa düşünce ilgiyi kestiler ve mecburen o “dağdan getirdim” diye horlayıp küçümsediği ve daima azar ettiği gelin hanımın yanında kalmaya başladı.

Çünkü evlatları dahil onunla başka ilgilenen yoktu. Geline yaptıklarını bilen çevre komşularından o gelin hanıma “Sen de bakma bu zalim kadına, sana çok eziyet etti bu zamanında” demelerine rağmen tamı tamına 11 yıl süre bu helal süt emmiş gelin hem başka evlere temizliğe giderek kalabalık horanta çoluk çocuğuna rızkını temin ederek onları besleyip büyüttü ve hepsini everip gelin ederek yuvalarını kurdu o mağrur kadına ve sarhoş ayyaş kocasına da bakarak asil aile çocuğu gelin. Elin arı dağın karı diyerek yuvasına sahip bir ibret tablosu çizdi.

Yakın bir zamanda ağır hasta dediler ve o merhum dostumun felçli eşine geçmiş olsuna gittim. Dedim ki: Yahu yenge gelininden memnun musun? “Allah razı olsun, atası anası nurda yatsın. Kendisi de yokluk görmesin” dedi. Eskiyi şöyle bir hatırlattım unuttu mu acaba diye Hiç insan yaptıklarını unutur mu? Şöyle diyordu bana: İsmail Efendi o söylediğim laflar aklıma geldikçe kendime lanet ediyorum. Günahkâr akılsız kendini beğenmiş ben insanlara seslenmek istiyorum “asla kimseyi hor görmeyin kimseye kötü sözler söylemeyin yani ne oldum demeyin ne olacağım deyin” diyerek gözlerinden yağmur gibi yaş döküyordu….

Dua ile

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.