TYB Konya’da “Sinema ve Anlam” programı düzenlendi
TYB Konya’da “Sinema ve Anlam” programı düzenlendi...
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla düzenlediği "Sinema ve Anlam" konulu program, TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Murat Ak’ın düzenlediği programda, yazar ve Mahalle Mektebi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Kasay, sinemanın modern dünyadaki işlevini, ideolojik boyutlarını ve hakikatle olan bağını katılımcılarla paylaştı.
Sinema Bir Bakış Açısı ve İdeolojik Duruştur
Sinemanın modern dünyada yeni bir anlatım dili olduğunu ifade eden Abdullah Kasay, "Sinema genelde bir eğlence alanı olarak görülüyor ama sadece bir eğlence alanı değil, daha ziyade anlam üretiminin olduğu bir sahadır. Sinema bir taraftan hikâye anlatırken bir taraftan da anlam inşa ediyor; duygularımızı ve algımızı yönlendiriyor. Hiçbir filmin ve hiçbir hikâyenin tarafsız olmadığını biliyoruz. Bu anlamda sinema, bir bakış açısı ve ideolojik bir duruş içerir. İzleyici ise bu sürecin pasif bir tarafı değil, anlamın oluşumuna aktif olarak katılan bir öznedir" dedi.
Bolluk Paradoksu ve Sanatın Diriliği
Günümüzde her şeyin aşırı miktarda bulunmasının insan üzerindeki etkilerine değinen Kasay, "Sosyologların 'bolluk paradoksu' dediği bir durumun içerisindeyiz. Her şeyden ve herkesten çok miktarda olması, bir şeyle olan ünsiyetimizi gitgide azaltıyor. Sinema da bu bolluk içerisinde bizim kendi büyük anlatımızı inşa etme kanallarımızdan sadece biridir. Bir eserin sanat sayılabilmesi için en başta eskimemesi, diri olması ve her çağda yeniden alımlanmaya devam etmesi gerekir. Neden hâlâ klasikleri okuyoruz? Çünkü her dönemde kendisini yeniden üretmeye ve açmaya devam ediyorlar. Sinemadan beklentimiz de hemen tüketilmemesi ve kendisini aşmaya devam etmesi olmalıdır" şeklinde konuştu.
Film Okumak Bir Müktesebat İşidir
Film eleştirisi ile film okuma arasındaki farka dikkat çeken Kasay, "Film eleştirisi genelde akademi içinde yapılan dar bir faaliyetken, film okumak bu salonda bulunan herkesin kendi müktesebatını işe koştuğu bir eylemdir. Bir filmi anlamlandırmaya çalışırken tarih, mimari, sosyoloji ve felsefe gibi disiplinleri kullanmak gerekir. Özellikle minimalist anlatı dediğimiz tür, kahramanın sonsuz yolculuğu gibi bize bir ödül vadetmez; hayatın kendi gerçekliğiyle eş değer bir yapı sunar. Bizi kendimizden uzaklaştıran değil, kendimize yaklaştıran bir sinema diline ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Kendi Hikâyemizi Anlatma Çabası
Yerli sinemanın önemli isimlerine atıfta bulunan Kasay, "Rahmetli Ahmet Uluçay ve Semih Kaplanoğlu gibi isimlerin kendi hikâyelerini anlatma çabaları çok değerlidir. Batı menşeli sinema dili, tüketilenin yerine hemen başkasını koyma becerisi üzerine kuruluyken, bizim kendi medeniyet değerlerimizi ve hakikatimizi sinemaya taşımamız gerekiyor. Tasavvuftaki birçok öge ve imge sinemada çok kolay işlenebilecekken, bunu yapabilen isimlerin sayısı maalesef azdır. Hangi disiplinden olursak olalım, kendi birikimimizi sinemaya yaklaştırmak ve metinler arası bir bakış sunmak mecburiyetindeyiz" dedi.
Program, Abdullah Kasay ve Prof. Dr. Murat Ak’a, Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve eski baro başkanı Av. Hasip Şenalp tarafından Katılım Beratı takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.