Sille’nin Son Müderrisinin Ardında Kalan Emanet

Sille’nin Son Müderrisinin Ardında Kalan Emanet

Bugün Sille’nin taş sokaklarında dolaşırken, burada bir zamanlar yükselen ilim halkalarının izlerini görmek zor değil. Bu köklü yerleşim, geçmişte yalnızca Konya’nın değil, çevresinin de önemli eğitim merkezlerinden biriydi.

Bugün Sille’nin taş sokaklarında dolaşırken, burada bir zamanlar yükselen ilim halkalarının izlerini görmek zor değil. Bu köklü yerleşim, geçmişte yalnızca Konya’nın değil, çevresinin de önemli eğitim merkezlerinden biriydi. Bu geleneğin hafızasında ise bir isim, diğerlerinden daha uzun süre yaşadı: Müderris Musa Kazım Efendi. Aradan geçen yıllara rağmen onun adını ve mirasını yaşatmaya çalışan torunu Abdullah Azimli, Sille’nin bu köklü hafızasını bugün de canlı tutmaya devam ediyor. Hayatını öğrenmeye ve öğrendiklerini öğretmeye adayan Musa Kazım Efendi, ilim yolculuğuna doğduğu Sille’de başladı. Konya’dan Manisa’ya, İstanbul’dan Bursa’ya ve Şam’a uzanan, yıllar sürecek bir eğitim yolculuğuna çıktı. Yıllar sonra Sille’ye döndüğünde elinde farklı ilim merkezlerinden edindiği bir birikim vardı. Onun hikâyesi, Sille’deki bir medresenin yeniden güç kazanmasının da hikâyesiydi.

sillenin-son-muderrisinin-ardinda-kalan-emanet-2.jpeg

SİLLE’DE BAŞLAYAN İLİM

Musa Kazım Efendi, ilimle iç içe bir ailede dünyaya geldi. Babası Hacı Hafız Mehmet Efendi de Sille’nin tanınan müderrislerindendi. Ailesinde nesiller boyunca müderrislik yapan isimlerin bulunduğundan, çocukluk yıllarından itibaren ilimle yakınlığı vardı. Henüz genç yaşta babasından Arapça dersleri almaya başladı. Ardından Sille Hacı Hafız Medresesi’nde eğitim gördü. Maksut, İzzi, Avamil, Kafiye, İzhar ve Molla Cami gibi temel eserleri okuyarak medrese eğitimindeki ilk basamakları tamamladı. İlim öğrenmek için farklı hocaların ders halkalarına katılması gerektiğine inanıyor, bunun için bulunduğu yerden ayrılmayı göze alıyordu. Önce Konya’ya gitti. İplikçi Medresesi’nde Parlakzade Hacı Ahmet Efendi’nin derslerine devam etti. Bir yandan da İplikçi Camii’nde müezzinlik yaparak hayatını sürdürdü. Sonra yol onu Manisa’ya götürdü. Muradiye Medresesi’nde Hacı Davut Efendi’den dersler aldı. Tasavvurat, Tasdikat ve İlm-i Kelam üzerine çalıştı. Öğrenme konusundaki gayreti kısa sürede hocalarının dikkatini çekti. Derslere hazırlanmak için geceleri dahi çalışan Musa Kazım Efendi, zamanının büyük bölümünü ilme ayırıyordu. Eğitim hayatı başta Manisa’dan sonra İstanbul, ardından Bursa ve nihayet Şam’a ulaşmıştı.

whatsapp-image-2026-09-29-at-11-23-50.jpeg

YOLUN UZADIĞI YER: ŞAM

Musa Kazım Efendi’nin ilim hayatındaki en önemli duraklardan biri Şam’dı. 1889 yılında ulaştığı Şam’da tefsir ve hadis başta olmak üzere çeşitli ilimlerde eğitim gördü. Buradaki çalışma düzeni, onun ilme yaklaşımının en belirgin örneklerinden biri hâline geldi. Günün büyük bölümünü derslere ve okumaya ayırıyor, uyku ve dinlenme süresini bile mümkün olduğunca azaltıyordu. Kendisini yetiştiren hocaların takdirini kazanmıştı. Öyle ki hocalarından biri, Musa Kazım Efendi’ye artık kendisine öğretebileceği fazla bir şey kalmadığını söyleyecek kadar onun seviyesini ilerlemiş görüyordu. Bir süre sonra talebelikten hocalığa doğru ilerledi. Hocası hastalandığında derslere onun yerine girerdi. Şam’daki eğitim hayatında Ümeyye Camii’nde vaaz vermesine izin verilmişti. Kendisine Şam’da kalması ve hocalık yapması için teklif sunulmasına rağmen kabul etmedi. Onun zihninde hâlâ tamamlanmamış bir ilim yolculuğu vardı.

sillenin-son-muderrisinin-ardinda-kalan-emanet-1.jpg

AİLESİ ONUN İZİNİ ARARKEN

İlim uğruna çıktığı yolculuk, yıllar geçtikçe Musa Kazım Efendi’yi ailesinden de uzaklaştırdı. Sille’deki yakınları kendisinden haber almakta zorlanıyor, nerede olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. Bu sırada Silleli bir tüccar olan Salih Efendi’nin yolu da Şam’a düştü. Ümeyye Camii’nde vaaz veren Musa Kazım Efendi’yi görünce onu tanıdı. Ailesinin kendisini aradığını öğrenen Musa Kazım Efendi, bir süre daha Şam’da kalmak istedi. Fakat Sille’den gelen bir mektup, onun için bu uzun yolculuğun dönüm noktası oldu. Annesi Hatice Hatun, oğlunun artık memleketine dönmesini istiyordu. Uzun süredir haber alamamanın verdiği endişeyi dile getiren annesinin çağrısı üzerine Musa Kazım Efendi, durumu hocalarına danıştı. Sonunda Sille’ye dönmeye karar verdi. 1890 yılında yeniden doğduğu topraklara ulaştı.

whatsapp-image-2026-09-29-at-11-23-50-1.jpeg

SİLLE’YE DÖNDÜ, MEDRESE YENİDEN CANLANDI

Musa Kazım Efendi’nin Sille’ye dönüşü, hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Farklı şehirlerdeki ve Şam’daki eğitiminden edindiği birikimi Sille’ye taşıyan Musa Kazım Efendi, Hacı Hafız Medresesi’nde ders vermeye başladı. Onun gelişiyle medresenin itibarı arttı. Sille’deki eğitim halkası genişledi, farklı bölgelerden öğrenciler buraya gelmeye başladı. Silleliler de kendisini kaybetmemek için medresenin şartlarını geliştirdi. Kısa süre içinde Hacı Hafız Medresesi, sadece Sille’nin değil, çevresinin de ilim merkezlerinden biri oldu. Burada geçirdiği yıllar boyunca talebe yetiştirmeyi sürdürdü. Bu dönem 1890’dan, 1924’e kadar 34 yıl devam etti.

whatsapp-image-2026-09-29-at-11-23-49-1.jpeg

1924: MEDRESE KAPANDI, İLİM YOLCULUĞU SESSİZCE SÜRDÜ

1924 yılında medreselerin kapatılmasıyla Musa Kazım Efendi’nin 34 yıllık müderrislik dönemi sona erdi. Sonraki yıllarda Musa Kazım Efendi daha içine kapanık bir hayat sürmeye başladı. Maddi imkânları oldukça sınırlıydı. Hayatının son dönemlerinde büyük bir sadelik içerisinde yaşadı. Sahip olduğu imkânları kendisi için çoğaltmak yerine ihtiyaç sahiplerini gözetti. Kendisine teklif edilen bazı maddi yardımlara mesafeli durduğu, hayatının son yıllarında içinde yaşadığı aktarılır. Musa Kazım Efendi, 1935 yılında hayatını kaybetti. Onun vefatı, Sille’nin uzun medrese geleneğinde de sembolik bir kapanış olarak görüldü. Cenazesine çok sayıda kişinin katıldığı Musa Kazım Efendi’nin vefatının ardından Sille’de söylenen söz, onun insanlar üzerindeki yerini anlatıyordu:

“Âlim öldü, âlem öldü, Sille’nin direği yıkıldı.”

sillenin-son-muderrisinin-ardinda-kalan-emanet-1.jpeg

SİLLE’DE KALAN MİRAS

Bugün medrese yapısı eski hâliyle ayakta olmasa da Musa Kazım Efendi’nin hala ayakta olan evi ile adı Sille’nin ilmî geçmişiyle birlikte anılmaya devam ediyor. Torunu Abdullah Azimli’nin işletmekte olduğu Müderris Et Mangal bir işletmeden çok daha fazlasını taşıyor. Burası, nesiller boyunca ilimle anılan bir ailenin evi. Aileye ait evin küçük bir bakımdan geçirilerek “Müderris” adıyla bir mekâna dönüştürülmesi de aslında bu geçmişi görünür kılma düşüncesinin bir parçası. Mekânın kapısından girildiğinde ziyaretçiyi yalnızca yemek yenilen bir restoran değil, İçeride bulunan aile yadigârı eşyalar, bölgenin hafızasını taşıyan manevi değerler karşılıyor. Abdullah Azimli’nin bu mekânı açmasındaki temel düşünce de yalnızca ticari bir işletme kurmak değil. Bu emaneti yaşatmak. Avcılıktan gelen et tecrübesiyle Sille’deki kafe ve restoranlara farklı bir alternatif oluşturmak için yola çıkmış. Sille’nin unutulmaya yüz tutmuş yemeklerini ve geleneklerini yeniden hatırlatan menüde bugün her yerde karşılaşılmayan, Sille’nin geçmişinden gelen yemeklerin yanı sıra Sille taşı üzerinde pişirilen tavuk pirzola, kuzu pirzola bulunuyor. Mekânın açılış amacının ticari kazançtan ziyade Sille’nin tarihini ve kültürel mirasını yaşatmak olduğunu belirten Abdullah Azimli, yemeklerin geçmişini ve nereden geldiğini ziyaretçilere aktardıklarını ifade etti. Azimli, “Bizim burayı açmamızın amacı tabii para kazanmaktan ziyade tarihimizi göstermekti. Biz bunları burada herkese anlatıyoruz. Yemeklerin tarihini, nereden geldiğini anlatmaya çalışıyoruz. Tarihi de canlandırmaya çalışıyoruz. Amaç para kazanmak değil, bunları tanıtmaktır. İnşallah millete faydalı oluruz.” dedi. Abdullah Azimli ziyaretçilerin hafızasını diri tutmak için de ağabeyi Prof. Dr. Mehmet Azimli’nin kaleme aldığı Son Müderris Musa Kazım Efendi: Sille Medresesi’nde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Neslin Hikâyesi kitabını ziyaretçilere hediye ediyor. Kitapta, Musa Kazım Efendi’nin hayatının yanı sıra Sille medrese geleneğine ilişkin belgeler de bulunuyor.

whatsapp-image-2026-09-29-at-11-23-49-2.jpeg

RUVEYDA KOÇYİĞİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.