Araştırmacı-Yazar Ömer Tokgöz: Rıza Konyalı Konya şehrinin müzik çınarıdır

Araştırmacı-Yazar Ömer Tokgöz: Rıza Konyalı Konya şehrinin müzik çınarıdır

Araştırmacı-Yazar Ömer Tokgöz: Rıza Konyalı Konya şehrinin müzik çınarıdır

Rıza Konyalı halk müziği alanında Konya türküleri ile meşhur olmuştur. Konya mızrabı alanında sazı ve sözü ile ekol olmuş bir sanatçıdır. Geçtiğimiz günlerde vefat eden Rıza Konyalı 72.sanat yılını idrak etmiş değerli bir sanatçımız idi. Kendine has hançere sesi ve otantik stilde Konya mızrabı atan kabiliyetli ve mahir bir bağlama sanatçısı idi.

2ec03108-d8cd-4eed-9690-186e99aa7a96.jpg

Konyalı tanınmış halk müziği sanatçısı Rıza Konyalı ile 71.sanat yılı vesilesiyle 2024 yılı içerisinde bir araştırma dosyası hazırladım. Bu kapsamda İzmir’de yaşantısına devam eden rahmetli Rıza Konyalı üstadım ile 2024 yılı Ekim -Aralık ayları içinde birçok kez telefon görüşmeleri yaptım. İlk görüşmemizde kendimi tanıttım, tüm albümlerini dinlemiş bir hayranı olarak hürmetlerimi ilettim. Halini ve hatırını sorarak kendisine Konyalı hemşerilerinin selamlarını iletmiştim. Bu makaleye konu araştırmalarım ve yayınlanması için izinlerini almıştım. Rıza Konyalı’ dan hemşerilerine son selamı iletmek bana nasip olmuştu.

4c024fe2-a498-493c-bbed-a441aabf4cfb.jpg

Üstat Rıza Konyalı bu görüşmelerden çok memnun kaldı. Sanatçımız iyi olduğunu belirterek Konyalı hemşerilerine ve sevenlerine selam gönderdiler. Bu vesile ile beni unutmasınlar, Konya benim omuzumda duruyor. Yıllardır Konya’yı ve Konya türkülerini hakkını vererek ve onurla temsil ettim şeklinde mesaj vermişti. Sanatçı Rıza Konyalı, eşi vefat ettikten sonra hayatını İzmir’de huzur evinde sürdürüyor idi.

6b22e85a-cedf-4203-8e4f-c6e9ae2fae15.jpg

Daha önce de Rıza Konyalı hakkında sosyal medyada birçok kez ahde vefa amaçlı tanıtım yazıları hazırladım. Konya ve Rıza Konyalı adeta birbiri ile özdeşleşmiştir. Konya türküleri deyince ilk akla gelen kişi Rıza Konyalı’dır. Konya mızrabı denilince duayen bir sanatçı ve ekol olmuştur.

6b22e85a-cedf-4203-8e4f-c6e9ae2fae15.jpg

Rıza Konyalı TRT müzik kanalında katıldığı bir programda Konya türküleri için “ağlatır, hoplatır ve zıplatır demektedir. Ağlatan türkülere örnek olarak Bağlar gazeli, Bülbül, Turnalar, hoplatan türkülere: Şerif Hanım ve Kozandağı türküsü ve zıplatır olarak ise Kabak ve Konyalım türküsünü örnek verir.

Rıza Konyalı 1933 yılında Konya merkeze bağlı Acıdort köyünde doğmuştur. Çocukluğu ve ilkokul hayatı Acıdort köyünde geçti. Amcasının oğlu Udi Mehmet’in verdiği curayla çalıp söylemeye başlayan Rıza Konyalı 15 yaşındayken, çift sürerken kullandıkları atlarını satıp Konya’ya geldi ve bağlama satın aldı. Bir çetnevirde sesini dinleyip beğenen Kepekçi Mehmet’in aracılığıyla Kel Galip’in çalıştırdığı Kayıklı Kahve’de sahneye çıktı.

40ca09e9-5904-4dea-9158-0e29d11dbbb2.jpg

Burada Rıza Konyalı bağlama, Ahmet Çopur divan sazı ve Karkınlı Kara kanun çalıyorlardı. Bu sanatçılarla birlikte altı ay çalıştıktan sonra annesi tarafından köye götürülen Rıza Konyalı, bir yıl sonra tekrar Konya’ya döndü ve yine Kepekçi Mehmet’in aracılığıyla, bu sefer İsmail Şahinkaya’nın çalıştırdığı Kızlı Kahve’de sahneye çıktı. Bu dönemde Silleli İbrahim Berberoğlu’ndan saz dersleri de aldı. Bu arada Tahir’in çalıştırdığı Cumhuriyet Gazinosu’na geçti.

92df37cd-e8ec-42af-8581-0add770a9a8a.jpg

1958 yılında, çalışmakta olduğu Cumhuriyet Gazinosu’nun bırakarak İzmir’e giden Rıza Konyalı, İzmir’de bir askeri matinede çalıp söyledi. Matineyi düzenleyen kişinin tavsiyesiyle sazı bırakıp solist oldu ve New York Gazinosu’nda çalışmaya başladı. Ertesi yılki fuarda okuduğu “Dağdan indim düze ben” adlı uzun havayla Müzeyyen Senar’ı etkileyen Rıza Konyalı, Senar’ın tavsiyesiyle İstanbul’a gidip Odeon firmasından plak çıkardı. Daha sonra Coşkun Plak’a geçen sanatçı, çalışmalarını 1967’ye kadar İstanbul’da sürdürdü, sonra tekrar İzmir’e yerleşti. Bu arada Muzaffer Sarısözen’in davetiyle 1951 yılında Ankara Radyosu’nda Şerif Hanım ve Sille türkülerini çalıp söyledi. 1975 yılında İzmir Radyosu’na mahallî sanatçı olarak giren Rıza Konyalı’ nın 60 civarında bestesi vardır.

947aabdc-77f8-430e-a63d-9cc44fb25cae.jpg

Haliç Üniversitesinde Rıza Konyalı hakkında 2017 yılında yapılan bir akademik çalışmada: “Konyalı Rıza Konyalı, yöresel özelliklerini taşımasıyla, yetiştiği coğrafyanın özelliklerini taşıyan bir sanatçıdır. Yıllar boyunca çeşitli yerlerde sanatını ortaya koymuştur. Rıza Konyalı kendine has bir sese sahiptir. Kullanmış olduğu tonlar onu en iyi ifade edebileceğimiz noktaya, temel seslere göre bariton olarak değerlendirmemize sebep olmaktadır. Konya kültürünün önemli sanatçılarının Rıza Konyalı hakkındaki görüşleri şu şekildedir; “Konya Türkülerine ve Konya folklor’ üne sahip, özel bir sesi vardır. “Rıza Konyalı, Konya için çok önemli değerlerden birisidir.”, “İcra olarak otantik yapıya sahiptir.”, demişlerdir. Ayrıca ülkenin en önemli bağlama sanatçılarından olan Mehmet Erenler’ in, Rıza Konyalı ile ilgili olarak “kendisi ile Ankara Radyosu’nda tanıştık. Kendisi yöresine hâkim ve usta bir icracıdır” görüşlerini belirtmiştir.

b45b9044-c56e-451c-8902-feecb0d9c435.jpg

Rıza Konyalı, çıraklık ve kalfalık dönemleri boyunca Silleli İbrahim, Çopur Ahmet, Ahmet Gazi Ayhan ve Muzaffer Akgün’den müzikal tını ve bağlama icrası yönüyle beslenmiştir. Sanatçının birçok plak ve albüm kayıtları bulunmaktadır. Ayrıca “Kahvenin önünden gelir geçersin” adlı eser Rıza Konyalı’ dan derlenmiş yani Konyalı bu eserde kaynak kişi olarak yer almıştır. Eser böylelikle TRT repertuvarına alınmıştır. Kaynak kişi olduğu eserler ile ilgili yorumlarını Rıza Konyalı, “Ben kaynak kişi oldum ama sahibi olan ben değilim. Bizim türkülerimizin sahibi halktır. Türkülerimizin geçmişi 600-700 sene öncesine dayanmaktadır. Ancak türkülerimiz notaya alınırken o an ki icraya göre yazılmaktadır. Bu nota öylece kalır ancak biz tekrar icra ederken bu eserleri farklı yorumlarız. Ben eserleri hocalarımdan duyduğum ve gördüğüm gibi yorumlamaktayım. Tabi ki okurken kendi yorumumu da katıyorum.” şeklinde ifade etmiştir.

c217b2b2-dd1f-4c72-9c87-6e2342e69d0e.jpg

Rıza Konyalı ayrıca yöresi dışındaki eserleri de sıklıkla icra etmiştir. Sanatçının bu konuda “Yöremin dışındaki eserleri de seslendirdim. Sahnede dinleyenlerin istekleri üzerine her yöreden dilim döndüğünce eser okumaya çalıştım. Genellikle Neşet Ertaş’tan Kırşehir yöresi eserleri, Silifke ve Tokat gibi yörelerden eserler icra etmeye çalıştım. Her zaman insanların isteklerine cevap vermek zorunda olduğumu hissederek, Türkiye’nin yedi bölgesinden de eserler okumaya çalıştım.” şeklinde bilgi vermiştir. (Mesut Çelik, Rıza Konyalı’ nın Seslendirdiği Beş Konya Ezgisinin Yer Aldığı Anahtarlarda Diktesi ve Mevcut Arşivlerle Karşılaştırılması, Yüksek lisans tezi, Haliç Üniversitesi, S.B. Enstitüsü, İstanbul-2017)

Sanatçı Rıza Keleşer olan soyadını hem Konya şehrinin ismini duyurmak hem müzik sektöründe tanınmak üzere KONYALI olarak değiştirmiştir.

Rıza Konyalı Konya türküleri çalıp okuyarak meşhur olmuş, kendine has sesi ile söylediği Konya türküleri ve Konya mızrabı ile bilinmektedir. Rıza Konyalı 72 yıllık sanat hayatı içinde Konya türküleri deyince akla gelen ilk kişi olmuştur. Sadece Konya türküleri ile sınırlı bir repertuar ile yetinmemiş ve yeni türkü besteleri yapan bir sanatçıdır, Sanatçı bu süreçte 8 adet taş plak, 450 civarında 45 devirli plak ve 10’dan fazla albüm kaseti çıkarmıştır. Bazı plakları ve albümleri çok satanlar listesinde en üst sıralarda yer almıştır. Rıza Konyalı ülke düzeyinde tanınan, beğenilen ve sevilen bir sanatçıdır.

Rıza Konyalı kişilik ve sanatı ile bir Konya markasıdır.

Rıza Konyalı’ ya Konyalı hemşerilerinin takdir ettiği kadar uzun yıllar çalıştığı ve ikamet ettiği İzmir halkı ve yerel yönetimler tarafından da sevilip sayılmaktadır. Yaklaşık 67 yıllık müzik kariyerinde 450 taş plak çıkaran 92 yaşındaki sanatçı Rıza Konyalı, hayatını sürdürdüğü huzurevindeki arkadaşlarına türküleriyle vefat ettiği güne kadar moral kaynağı olmaya devam etmiştir. Müzik kariyerinde Müzeyyen Senar, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Mustafa Keser, Neşe Karaböcek gibi birçok sanatçıyla aynı sahneyi paylaşan Konyalı, şimdi de türkülerini huzurevindeki arkadaşları için seslendiriyor.

Rıza Konyalıyı bugünlere taşıyan ve meşhur eden Konya türküleri ve musikisi birçok araştırmacıya konu olmuştur. TRT sanatçı alımlarında yapılan sınavlarda ve eğitimlerinde Konya mızrabı atabilmek ve Konya türküsü söylemek önemli bir başarı unsuru sayılmaktadır.

Gazi Üniversitesinde 2017 yılında Konya türküleri üzerine yapılan bir akademik çalışmada: “Konya şehri, M.Ö. 7000’li yıllardan itibaren, zengin kültür izlerini bünyesinde taşımış, önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bunların yanı sıra, tarihte ipek yolunun ticaret ve konaklama merkezi olarak adeta bir müze şehri kimliğine sahip olan, başta Mevlâna olmak üzere birçok İslam büyüklerini yetiştirmiş, müzikal özellikleri yönünden de zengin bir Anadolu şehrimizdir.

Konya musikisi, üç temel alanda olgunlaşmıştır: Birincisi; Konya’ya Oğuz boyları ile gelmiş olan halk musikisidir. Köy ve obalarda gelişen, Türkçe söylenen bir müziktir. İkincisi; Türk Klasik Müziğidir. Klasik musiki, konaklarda, divanlarda yüksek kültürlü zümrenin müziği olarak gelişmiş, Arapça ve Farsça terennüm edilmiştir. Üçüncüsü: Tekke musikisidir. 13. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmış; ilâhî, kaside, na’t gibi dinî ağırlıklı bir türdür. Tarikatlarda kullanılan bu müzik türü “zikir ve sema” ya eşlik etmiştir. Mevlevîliğin ve Osmanlı devleti boyunca gelişen Mevlevîhane etkisi ile birçok Konyalı besteci yetişmiştir. Aynı damardan beslenen sayısız halk ozanı da halk müziğini bugüne kadar devam ettirmiştir.

Konya müziğini Konya’nın sınırları dışına çıkaran Silleli Âşık Sururi ve Âşık Semi, padişah huzurunda saz çalıp divan okumuşlardır. ‘‘Sulu kahve’’ de yıllar boyunca diğer yerel sanatçılarla türkülerini icra etmişlerdir. Erken cumhuriyet döneminde Ankara devlet konservatuarının uzman ve teknik elemanları Konya’ya kadar gelerek arşivleri için derlemeler yapmıştır. 1951 yılında kapatılan Konya halkevinin Konya musikisi üzerindeki olumlu etkileri olmuştur.

Konya’nın halk müziği, son derece zengin ve kendine özgüdür. Türkü derlemecileri Konya’dan yüzlerce türkü derlemişler ve bu türküler yıllarca radyolarda en beğenilen halk müziği örnekleri olarak çalınıp söylenmiştir. Konya türküleriyle ilgili ilk kapsamlı derleme çalışmalarından birini yapan Seyit Küçükbezirci’ ye göre Konya türküleri, Konya kültürünün bir aynasıdır.

Konya müzik kültürünün gelişmesine katkı sağlayan en önemli unsurlardan birisi de kaşık oyunlarıdır. Kaşık oyunları kökleri çok eskilere dayanmakta ve Horasan bölgesinde “Kaşoğ” adıyla eski tarihlerden bu yana oynanmaktadır. Kaşık, halk oyunlarımızın bir tamamlayıcısı olup, ritim çalgısı olarak da önemi büyüktür. Kaşık oyununun en iyi Konya bölgesinde korunduğu bilinmektedir. Kadınlı erkekli kaşık oyunları, şehir ve kaza merkezlerinden başka, bölge içinde konaklayan aşiret obalarında da her şenlik vesilesi ile oynanmaktadır.” Denilmektedir. (Berkay Gencer, Müzik Eğitiminde Konya Türkülerinin Tavır ve Okuyuş Stillerinin Analiz Edilmesi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara-Temmuz 2017)

Bu bağlamda Konya musikisi denilince Bozkır’ın çocuğu olan ova yaşamında hareketli ve ritimli kaşık havaları göze çarpar. Bu ritmik yapı ve atılan kıvrak mızrap ile kırık hava denilen türkü söyleme biçimi egemendir. Konya türküleri Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Konya türküleri başkent ve sancak merkezi olan Konya kentinin hinterlandında ve kültür etkileşimi içinde olan Afyon, Ankara, Aksaray, Antalya, Isparta, Karaman, Kırşehir, Mersin, Niğde gibi çevre iller başta olmak üzere tüm Türkiye genelinde sevilerek dinlenilmekte ve keyifle icra edilmektedir.

Konya’da yakılmış uzun hava türü ezgilere pek rastlanılmaz. Konya’da türkü icrası bakımından birkaç ana ekol vardır. Şehir merkezinde Mazhar Sakman, Ahmet Özdemir (Kör Ahmet) ve Mustafa Kazanlıoğlu (Kazanova) stili egemendir. Bozkır tarafında ise türkü icrasında kullanılan bağlama, ut ve kanun yanı sıra cümbüş, klarnet ve keman enstrümanları eklenmiştir. Bir tür Silifke türküleri tarzında icra yapılır iken, Sille beldesinde ise ayrı bir ekol olarak Mehmet Karol (Kör Mehmet) tarafından temsil edilen daha dingin ve sakin tarzda Konya türkülerinin icra edildiği görülür. Aşık Salihi (Halil Yılmaz) Rıza Konyalı’ dan sonraki dönemde meşhur olmuş ve ünü Konya dışına taşmış bir sanatkardır.

Konya mızrabı atmak veya tezenesi denilince bağlamaya tezenenin vuruluşu esnasında tarama tekniğine dayalı bir vuruş ve çalış söz konusudur. Yani "Konya mızrabı" hareketli kaşık havalarının yegâne usul, kıvrak ve hoşa giden yönüdür. Çopur Ahmet, Silleli İbrahim ve Rıza Konyalı üstatlar bu tarzın esas ustalarıdır, yeni kuşak olarak ise Hasan Genç vardır.

Bilindiği üzerine Konya türküleri üzerine en güzel değerlendirmeleri edebiyatçı yazar Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir isimli eserinde yapmıştır dedi. Tanpınar’a göre “Konya’da Mevlânâ kadar yükseklerde uçmasa bile varlığını bize onun kadar kuvvetle kabul ettiren ikinci -Selçuk epopesi de (destanı) düşünülürse- üçüncü bir varlık daha vardır, folklor. Ben Orta Anadolu türkülerini o gurbet, keder, türlü ten yorgunluğu ve iç darlığı dolu acı dert kervanlarını bu şehirde tanıdım.” demiştir.

Bu noktada merhum Alev Alatlı’dan ilginç bir yoruma göz atalım, “dünya görüşü ve müzik” başlıklı yazısında şöyle diyor: “Ancak, meselenin başka bir yönüne temas etmek istiyorum. Size biraz müziğin psikolojisinden ve dünya görüşleri ile ilişkisinden bahsedeceğim… Öncelikle anlamamız gereken, müziğin “dünya görüşü” nü yansıttığıdır; belli bir dönemin dünya görüşünü yansıtır müzik. Hemen bir örnekle açıklayayım; örneğin, Konya Ovası’nda güneş cura ile batar. Şöyle bir düşünün ne demek istediğimi. Cura sesinin, Konya ovasının yarattığı psikolojiyi düşünün. Aynı sesi sanayi toplumlarında bulamazsınız.” Rıza Konyalı da bu yorumu doğrulayan ve somut bir örnek olarak ilk defa cura çalarak kendini geliştirdiğini ifade etmektedir.

Daha eskilere gittiğimizde ise Evliya Çelebi’nin gezip gördüğü zamanda Konyalılar için “...saz, söz, ney, sema ve sefaya düşkündürler.” demektedir. Konya oturak âlemleri, öyle sanıldığı gibi, her rast gelenin, içine girebileceği bir ortam değildir. O meclise girebilmek için, yıllarca sözde sadakat, emanete sahip olma, mertlik, gözü peklik, hele hele eline, beline, diline sahip olma gibi dürüst karakterden, mümeyyiz vasıflardan, tecrübeden geçmiş olmak lâzımdı. Osmanlı devletinin son zamanlarında ve erken Cumhuriyet döneminde bazı muhitlerde içkili, oyuncu kadınlar ile yapılmış işret alemleri ve asayiş bozukluğu nedeniyle yasaklanan oturak eğlenceleri hiçbir zaman Konya barana geleneğini ve musiki gecelerini temsil etmez. Realite olarak zaman zaman yaşanmaktadır.

Konya türküleri özgün çalış ve mızrap tarzı ve seslendiriş şekli ile TRT sanatçısı ve türkü derlemecisi Nida Tüfekçi ve Yurttan Sesler korosu kurucusu Muzaffer Sarısözen’in ilgisini çekmiş ve bu alanda önemli çalışmalar yapmışlardır. Yine Konya türküleri ve mızrap tavrı TRT sanatçılarının gündeminde olan bir ekoldür. Mesela Şemsi Yastıman, Ali Ercan, Ahmet Gazi Ayhan, Kemal Koldaş ve Bircan Pullukçuoğlu gibi sanatçıların bizzat Konya’ ya gelerek Mazhar Sakman, Ahmet Özdemir, Mehmet Karol, Turhan Tokgöz gibi mahalli sanatçılardan Konya tavrı türküleri dinlediklerini, birlikte meşk yaptıklarını ve derlemeler yaptıklarını biliyoruz. TRT sınavları ve eğitimleri kapsamında bir bağlama sanatçısının Türkiye geneli tavırlar ile birlikte özellikle Konya mızrabı atabilmesi ustalığına işarettir. Hem enstrüman çalan hem de solist olarak Konya türküsü söyleyebilen bir sanatçı ise bu noktada yetkin bir sanatçı olarak kabul edilir.

Bağlama sanatçısı Rıza Konyalının diskoğrafisinde yer alan türkülerin konulara göre dağılımı

Rıza Konyalı otantik ve orijinal Konya türkülerinin patent kaynağıdır. Türkülerin Konya ağzı ve şivesi ile ve Konya tezenesi ile doğru şekilde icrasının numune-i imtisal kişisidir. Ekşi sözlük ve YouTube platformlarında Rıza Konyalı albümlerine yapılan yorumlarda Rıza Konyalı için en güzel "annem" kelimesini söyleyen türkücü betimlemesi yapılmıştır. Şu Sille'den gece geçtim türküsünü icra ederken türkünün yapısı gereği Rıza Konyalı 45 kez dizelerde ve nakarat bölümünde kulağa hoş gelen biçimde "annem" demektedir.

Rıza Konyalının 1974 yılında yaptığı Yeniden başlıklı albümünde Arif Sağ, Orhan Gencebay, Kadri Şençalar ve Mustafa Keser gibi alanında isim yapmış sanatçılar kendisine eşlik etmiştir.

Rıza Konyalının diskoğrafisini incelediğimizde 11 ayrı kategoride eserler seslendirdiği görülmektedir.

  1. Konya türküleri: Klasik ve kaşık havası olarak bütün Konya türkülerini seslendirmiş, Konya mızrabını ustalıkla kullanmış, kalın erkek sesi ile birlikte tiz perdelere inip çıkan geniş ses aralığı ve hançeresi ile dinleyen üzerinde ayrı bir keyif bırakan şekilde seslendirmiştir. Özellikle Fındık Fıstık Albümü tamamen Konya türkülerine özel hazırlanmış ve enstrümantal olarak zengin bir içeriğe sahiptir. Orijinal Konya ağzı, söz ve makam olarak nitelikli bir albümdür. Rıza Konyalı diskoğrafisinde ayrı bir yere sahiptir.
  2. Gurbet ve ayrılık türküleri: Dağdan İndim düze ben, Ağlaya ağlaya düştüm yollara, Genç yaşımda ellerin kahrını çektim.
  3. Tavsiyeler ve nasihatler içeren türküler: Görmüş geçirmiş bir insandan gençlere nasihatler içeren, Sakla samanı gelir zamanı, sakın oğlum sakın, bir baltaya sap olamadım, ne iş yaptıysam batırdım, ortaklık, Fazla zenginleşme, Cimri olma,
  4. Karşılıklı konuşma içeren türküler: Dayımın Kızı, Teyzemin kızı, Baldız, Deli Remzi, Deli Remzinin Hatice’ye mektubu, Emine'nin mektubu,
  5. Uzun hava türünde türküler: Küçük yaşta da görmedim anne kucağı, Biz Üç kardeştik, Konya Mahpusu, Hapishanelerde duman tütmüyor, Konyalı Cemil'in ağıtı, Manavgat yolları, Eylen turnam, Daha dolmadı mı?
  6. Komedi unsuru içeren türküler: 58 model Şevrole türküsü ile 2.el ve bakımsız arabanın çıkardığı sorunlar esprili dille anlatılır. Keloğlan'ın mektubu ise masal kahramanı bugün yaşıyor gibi tasvir edilir.
  7. Köyünden bahseden türküler: Üç kardeş düştük yola (uzun hava), Acemoğlu türküsü
  8. Kıbrıs Barış harekâtı türküleri: Helal olsun şanlı ordumuza, Asker türküsü, Karaoğlan
  9. Ankara ve Kırşehir yöresi türküleri: Fidayda, Şeker oğlan, Çiçek dağı,
  10. Almanya hasreti içeren türküler: Almanya’nın yolları Hüseyin’im,
  11. Sportif destek türküsü: Muhammet Ali

Son söz olarak yaşayan kültür değerlerimize yaşarken sahip çıkarak onurlandırmak bu şehirdeki sade vatandaştan şehri yöneten herkese sorumluluk yükleyen bir durumdur. Konya türküleri ve Konya mızrabı denilince akla Rıza Konyalı gelmektedir. Keşke 72 yıldır söylediği türküler ile Konya folkloruna can veren sanatçımıza kendi şehrinde vefa gösterilip sahip çıkılsa idi. Rahmetli Mehmet Kayık hasta iken ve Rıza Konyalı sağlıklı iken şu etkinlikler yapılabilse idi. 1930-1980 arası kuşakta yer alan Çopur Ahmet, Mazhar Sakman, Ahmet Özdemir, Mustafa Kazanova gibi merhum sanatçılar ve/veya en güzel Konya türküleri söyleyen Konya Bülbülü lakaplı Bedia Akartürk içinde sağ iken sahip çıkılması hususu izahtan varestedir. Bu kapsamda:

  • Konya türkülerine can veren mahalli sanatçılarımız için bir vefa ve sanat gecesi programı geleneği başlatılmalıdır. Kent merkezindeki ve ilçelerde sokak isimlendirmesinde bu isimlere yer verilmelidir. Mesela ivedilikle bir sokağa Rıza Konyalı ismi verilmelidir. Konya folkloru ve müziğine katkıları nedeniyle bu sanatçılarımıza veya yakınlarına Konya üniversiteleri ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bir teşekkür beratı, hemşerilik beratı hatta fahri doktora verilmelidir.
  • Konya kent müzesinde Konyalı mahalli sanatçılar seksiyonunda tüm görsel fotoğraflar, ses ve video görüntüleri digital olarak hizmete sunulmalıdır. Konya türkülerinin hikayeleri belgesel olarak başta seferberlik türküsü olan Menteşeli türküsü olmak üzere senaryolaştırılıp çekilmelidir. Osmanlı devletinin son zamanlarından bugüne kadar isim yapmış mahalli sanatçılarımızın biyografileri hazırlanmalıdır. Gramofon, plak, teyp, video olarak ses ve görüntüleri saptanıp arşivlenmelidir. Bu sanatçılar ve Rıza Konyalı özelinde makara teyp, plak, kaset, video kayıtları ve TRT arşivleri taranarak Rıza Konyalı-Konya türküleri şeklinde seçkin eserlerinden oluşan bir seri albüm hazırlanmalıdır.
  • Konya Baranası ve oturak akşamları otantik formu ve güncel haliyle bir kültürel oluşum olarak Valilik, Konya Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü ve Üniversiteler koordinasyonunda kurumsal olarak faaliyete geçirilmelidir. Bir konservatuar titizliğiyle yeni kuşaklara eğitim verilmelidir. Konya müzik festivali tertip edilerek, Konya halkına, ulusal ve uluslararası ölçekte konserler verilmeli ve “Konya Barana Geceleri” yapılmalıdır.

Bu vesile ile dönülmez yola giden Rıza Konyalı üstadıma tekrar yüce Mevla’dan rahmet dilerim, mekânı cennet olsun. Onu bir Sille türküsü ile yad edelim.

Rıza Konyalı- Şu Silleden Geçtim (1971)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.