Konya'nın o mahallesinde görsel şölen
Doğa Gözlemcisi ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz yıllardır Gödene mahallesinde güneşin doğuşunu, mehtaplı geceleri, endemik bitkileri gözlemleyip fotoğrafını çekiyor.
Doğa Gözlemcisi ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz yıllardır Gödene mahallesinde güneşin doğuşunu, mehtaplı geceleri, endemik bitkileri gözlemleyip fotoğrafını çekiyor. Bu kez Şubat ayında gerçekleşen ve bir doğa harikası olan mehtabı kare kare fotoğrafladı.
Tokgöz Gödene yaylasının 1400 m rakımlı Gödene tepesi eteklerinde olduğu için Konya ovası ve gökyüzü bütün açıklığı ile gözlenmektedir. Gödene mevkisi iklim olarak Konyaya göre yazın 4 derece daha az sıcak olduğunu, kışları ise en az -4/5 derece soğuk geçmektedir.

Gödene yaylasını çevreleyen dağlar kuzey doğudan Loras dağı, Kuzey batıdan Akören Toroslar'ı dağları ile ve doğudan Konya ovasından esen rüzgarlar ile etkileşim içindedir. Bu nedenle dört mevsim bol yağmur ve kar yağışı almaktadır. Gödene mahallesi ve yaylası Konyanın havası en temiz ve oksijeni bol bir coğrafik bölgesidir. Yörede organik tatlı su kaynakları ve çeşmeler bulunmaktadır.

Konya'nın Meram ilçesine bağlı Gödene Mahallesi Konyada şafak vaktinin en net ve en etkileyici şekilde izlenebildiği bölgelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Aynı şekilde ayın ilk hilal, ilk dördün, mehtap ve son dördün evreleri adım adım gökyüzünde gözlenmektedir.
Tokgöz önce sarı bir top gibi karanlık tepenin ardından ışıklar saçarak yükselen, daha sonra gümüş rengine boyanan ve karanlığı simli bir aydınlığa çeviren mehtaptan kim etkilenmez ki!.. Gökyüzünde gümüşten bir tepsi gibi parıldayan ay, kimilerini korkutmuş, kimilerine kurt adam öykülerini hatırlatmış, kimilerinin aklına kanlı vampirleri getirmiş ama en çok da aşk konulu öykülere ilham kaynağı olmuştur.

Önce sarı bir top gibi karanlık tepenin ardından ışıklar saçarak yükselen, daha sonra gümüş rengine boyanan ve karanlığı simli bir aydınlığa çeviren mehtaptan kim etkilenmez ki!.. Gökyüzünde gümüşten bir tepsi gibi parıldayan ay, kimilerini korkutmuş, kimilerine kurt adam öykülerini hatırlatmış, kimilerinin aklına kanlı vampirleri getirmiş ama en çok da aşk konulu öykülere ilham kaynağı olmuştur. Ahmet Hamdi Tanpınar mehtabı, bir "ayışığı ibadeti" olarak niteliyordu. Yazara göre mehtap alemi, "zevk tarihimizin en dikkate değer icadı, maşeri bir operaydı."

Araştırmacı Yazar ve doğa gözlemcisi Ömer Tokgöz açıklamasını şöyle tamamladı. Günümüz insanı şehir içinde günlük koşuşturmalar, yoğun trafik, bitişik nizam konutlar ve sitelerin içinde zaman geçirmektedir. Oturdukları evlerin semayı görmeyen biçimde dizayn edildiği ve gökyüzüne bakmanın özel bir çaba gerektirdiği görülmektedir. İnsanların her ayın 13.cü, 14. cü ve 15. gününde ortaya çıkan mehtap manzarasını çoğunlukla gözden kaçırdıkları görülmektedir. Oysa mehtap manzarası kaçırılmaması gereken bir görsel şölendir.
HABER MERKEZİ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.