Konya Aydınlar Ocağı’nda Halil İbrahim Sayar anlatıldı

Konya Aydınlar Ocağı’nda Halil İbrahim Sayar anlatıldı

Konya Aydınlar Ocağı’nda Halil İbrahim Sayar anlatıldı.

Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta yazar kitaphan Mustafa Sinan Ümit 106 yaşında vefat eden hayırsever işadamı Halil İbrahim Sayar’ı anlattı.

Konevi derneği salonundaki programda açılış konuşması yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü merhum Halil İbrahim Sayar’ın çalışmaktan, hayır yapmaktan ve ibadet etmekten ömrü boyunca geri kalmadığına dikkat çekerek “İstanbul’a yerleşmiş olsa Türkiye’nin en meşhur iş adamlarından biri olabilirdi ama Sayar amca Konya’da olmayı seçti; iş dünyasında daha yolun başındayken sevilen, saygı duyulan iş adamlarından biriydi. Bir çok hayır hizmetinde bulundu. Allah ondan razı olsun” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen yazar ve kitaphan Mustafa Sinan Ümit eski zamanlarda yaygın olan (Akçakoca yüz yaşında) şeklindeki deyimi hatırlatarak “Tarihimizde Osman Gazi’nin silah arkadaşı ve Orhan Gazi’nin de Lalası olan meşhur bir Akçakoca vardır. 1320 yılına İzmit-Sapanca ve çevresini fethetmekle görevlendirildiğinde yüz yaşındadır ve Karadeniz kıyısında Düzce’ye bağlı Akçakoca ilçesi de onun adını taşımaktadır. (Akçakoca yüz yaşında) deyimi de yaşlı insanların çalışmalarına örnek olarak kullanılırmış” dedi.

106 yıllık ömrünün sonuna kadar çalışmaktan geri durmayan merhum Halil İbrahim Sayar’ın da Konya’nın Akçakoca’yı olduğuna vurgu yapan Ümit “Osmanlı eserlerini ihya etmekle görevli mimar Ekrem Ayverdi, 80 yaşına geldiği halde Estergon kalesinin rölevesini çıkarırken asistanları (Hocam kaleye biz inip çıkalım) dediklerinde tebessümle karşılayıp (Akçakoca yüz yaşında) diyerek onlarla birlikte çıkarmış. Keza, Edirne’deki Selimiye Cami 1975 yılında ibadete açılırken, mimar Sinan 85 yaşında idi. Sayar amcamız da bu mümtaz örneklerden biri oldu. 105 yaşına geldiğinde hazırladığımız pastayı kestikten sonra (Kitap fuarı açılmış, beni oraya götür. Sonra eve geçeriz) demişti” diye konuştu.

Halil İbrahim Sayar’ın soy kütüğüne dair bilgi vererek devam eden Ümit “Büyük büyük dedeleri Silleli testici Candarlı Halil İbrahim’dir. Onun Sıtkı ve Mehmet adında iki oğlu vardır ve Sıtkı Efendi, 1920 yılında dünyaya gelen Halil İbrahim Sayar amcamızın babasıdır. 1888 yılında dünyaya gelen Sıtkı Efendi diplomalı inşaat ustasıdır. Hacı Hasan Cami, Yapı kredi binası, PTT binası, Ziraat Bankası binası, Konya Lisesi, bugünkü adıyla taş bina Ereğli Sümerbank, Kayseri Sümerbank inşaatlarında çalışmıştır. Sekiz yıl askerlik yaparken de İstanbul Reşadiye Kışlasının yapımında çalışmıştır” dedi.

Sıtkı Ustanın oğlu Halil İbrahim Sayar’ın da 22 Ekim de asker olup, 2. Cihan harbi sırasında dört yıl askerlik yaparak 1946’da terhis edildiğini kaydeden Ümit, “Kışlada bir gün elli liralık banknotların yere saçıldığını görüp toplar. Yekûnu beş yüz liradır ve götürüp komutanına (Buldum) diyerek teslim eder. O paranın sahibi de sonra bulunur ve komutanı (Bu çocuk doğru çocuk) diyerek Halil İbrahim Sayar’ı metheder. O doğru çocuk, 31 Ocak 2026’da 106 yaşında vefat ettiğinde ardında doğru yaşanmış bir ömür bıraktı” diyerek sözlerini sürdürdü.

Sayar ailesinin iş hayatına dair bilgiler vererek devam eden Ümit “Sıtkı Sayar 1932 yılında nalburiye dükkânı açar. Oğlu Halil İbrahim Sayar da 1939 yılında, devam ettiği ortaokulu tahsilini terk ederek babasının yanında çalışmaya başlar. (Her müşteri bir okul gibidir) sözü Sayar amcamızın sözüydü. Müşterilerin sağlam elek arayışını dikkate alıp konuya yönelerek, boş vakitlerinde ekmeklik, baklavalık gibi farklı niteliklerde elekler çakar. Bu, onun girişimci yönünü gösteren bir vasfıdır” dedi.

Halil İbrahim Sayar’ın yıllarca bayiliğini yaptığı DYO boyalarının kurucusu Durmuş Yaşar ve oğulları ile tanışmasını da anlatan Ümit “Halil İbrahim Bey İzmr Fuarına gezmeye gittiğinde, Kemeraltı’nda tesadüfen gördüğü Durmuş Yaşar’ın iş yerine girip tanışır ve aralarındaki iş trafiği o gün başlayıp Türkiye’nin en başarılı DYO bayiliği, gelir vergisi rekortmenliği süreci başlamış olur” diyerek sözlerini sürdürdü.

Tevfikiye caddesinde 1932 yılında başlayan ticari hayatın uzun seneler aynı adreste ve sürekli büyüyerek sürdüğünü kaydeden Ümit “Sayar amcamız işini geliştirirken zaman içerisinde çevresindeki dükkânları da satın alarak ticarethanesine dâhil etmiş ve beş katlı bir binaya sahip olmuştur. On beş yıl önce de bu binayı Kızılay’a bağışlayarak hayır hizmetlerine dâhil etti. 1950 yılında Hacıveyiszade Efendi dükkâna gelerek Sıtytykı ustadan, çatısı akan caminin onarılmasını ister. Babası da bu iş için oğlu Halil İbrahim’i görevlendirir. O çalışırken seyreden Hacıveyiszade Efendi hem işini methedip hem de pazartesi ve perşembe orucu tavsiyesinde bulunur. Halil İbrahim amca ömrü boyunca bu tavsiyeye riayet etti” dedi.

Halil İbrahim Sayar’ın cami, okul, mezarlık, garip guraba gibi pek çok sayıda hayrı olduğuna işaret eden Ümit “Mahmut Sami Ramazanoğlu İmam Hatip Lisesi ve Hocacihan Tatbikat Cami onun, paradan başka gözyaşı döktüğü eserlerdendir. Zira 1997 yılında 28 Şubat hüküm sürmektedir. Buna rağmen, damadı hattat Hüseyin Öksüz’e rüyasında, işlerin yoluna gireceği müjdesini Sayar’a iletmesi haber verilir. Neticede ortaya bugünkü Lise binası ortaya çıkmıştır” diyerek devam etti.

Sayar’ın, yaptığı hayır işlerine dair bir çetele tutmadığını kaydeden Ümit “Biz onu dünya işlerini görürken ahiretini ihmal etmeyen bir insan olarak tanıdık. Ticaretinde, sanatında elek çakmıştır ama eleği duvara asmayıp, yüz yaşını geçtiği halde fabrikada işinin başında olmaya gayret etmiştir. Ardında pek çok hayırlı eser bırakarak göçtü, Allah ondan razı olsun diyerek sözlerini tamamladı.

Program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, kitaphan yazar Mustafa Sinan Ümit’e günün hatırası olarak kitap takdim etti.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.