Kalaycı: Emeklilikteki eşitsizlikler ve yapısal sorunlar giderilmeli
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda Kanun Teklifi görüşmelerinde ülke gündemine dair açıklamalarda bulundu.
MHP Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda Kanun Teklifi görüşmelerinde ülke gündemine dair konuştu. Kalaycı, Türk Bayrağına yapılan saldırıya değinerek, “Ay yıldızlı al bayrağımıza alçakça ve şerefsizce uzanan pis elleri kınıyor ve lanetliyorum. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır. Türk bayrağı bağımsızlığımızın timsali, şehitlerimizin örtüsü, milli birlik ve beraberliğimizin simgesidir. Türk bayrağı Türk milletidir, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik nişanesidir. 248 sıra sayılı Kanun Teklifinin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Sizleri ve aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum.” dedi.
“Kanun teklifi ile asgari ücret işveren desteği ve alt sınır emekli aylığı artırılmakta, dahilde işleme rejimi kapsamında KDV istisnasının süresi uzatılmakta, Anayasa Mahkemesinin bazı iptal kararları nedeniyle düzenlemeler yapılmakta ve mevzuattaki bazı belirsizlikler giderilmektedir.” diyen Kalaycı, “Bilindiği üzere 2026 yılına dair net asgari ücret, önceki yıla göre yüzde 27 oranında artırılarak 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak belirlenmiştir. Yine geçen yıl yapılan düzenlemeyle SGK primi işveren hissesi 1 puan artırılmıştır. Bu duruma göre, asgari ücretin işverene toplam maliyeti yüzde 28 oranında artışla 40 bin 874 lira 63 kuruşa yükselmiştir. Kanun teklifiyle işverenlerin iş gücü maliyetlerini düşürerek istihdamı korumaları ve artırmalarını desteklemek amacıyla 2016 yılında başlatılan asgari ücret desteği uygulaması 2026 yılı için yüzde 27 oranında artışla aylık 1.270 lira olarak sürdürülmektedir. Ekonomimizin rekabet gücünün olumsuz etkilenmemesi, kayıt dışı istihdama ve işçi çıkarmalarına neden olunmaması bakımından asgari ücret artışından gelen maliyetin hafifletilmesi yaklaşımını Milliyetçi Hareket Partisi olarak önemli görüyoruz. Asgari ücretteki artış ve prim oranının 1 puan artırılması esnafın ve çiftçinin ödediği SGK primlerini de artırmıştır. Buna göre esnafın ve çiftçinin ödeyeceği en düşük SGK primi aylık 12.139 liraya yükselmiştir. Özellikle küçük esnafımıza ve çiftçimize de destek sağlanması ya da esnaf ve çiftçinin BAĞ-KUR prim oranlarında indirim yapılması uygun olacaktır. Sosyal güvenlik sisteminde emekli aylığı bağlama şartları 1950’den beri en az 9 defa değiştirilmiştir. Sistemde yapılan değişikliklerin etkisi doğal olarak uzun yıllar sürmektedir.
Yapılan değişiklikler aylık bağlama sistemini karmakarışık hale getirmiş, milli gelirden emeklilere verilen payı düşürmüş, aynı hizmet süresine farklı emekli aylıkları bağlanmasına sebep olmuştur. Özellikle 1992 yılında yapılan değişiklik sosyal güvenlik sistemine büyük darbe vurmuştur. “Mezarda emekliliğe son” propagandasıyla 1991 yılında yapılan seçimler sonrası kurulan SHP-DYP koalisyonu 1992 yılında emeklilik yaş haddini kaldırarak kadınlarda 38, erkeklerde 43 yaşında emekli olma yolunu açmıştır. Bu düzenleme sosyal güvenlik sistemine devasa yük getirmiş, 2023 yılında yapılan düzenleme de bu yükü artırmıştır. Genç emeklilik nedeniyle sistem daha uzun yıllar olumsuz etkilenecektir. Nitekim emeklilik yaşı 65’e yükseltilmesine rağmen bugün fiili emeklilik yaşı hala 53, EYT’lilerde ise 48’dir. Aslında 1999 ve 2008 yıllarında yapılan düzenlemelerle sistemin tümüyle çöküşü önlenmiştir. Şüphesiz, 1992 yılında yaş haddi kaldırılmamış olsaydı, bugün sosyal sigorta sisteminin mali yapısı güçlü olacak, “emeklilikte yaşa takılanlar” diye bir durum söz konusu olmayacak, ayrıca emeklilerimize çok daha fazla maaş bağlanacaktı. Sosyal sigorta sisteminin; hukuki boyutu itibariyle “uygulanabilir”, mali boyutu itibariyle “sürdürülebilir” ve ilgili taraflarca “kabul edilebilir” bir yapıda olması önem arz etmektedir.”şeklinde konuştu.
SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE ETKİN TEDBİRLER ALINMASI GEREKİYOR
Sosyal güvenlik sisteminde etkin tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Kalaycı, “Sistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge olan aktif-pasif oranı 1,63 seviyesindedir. Prime esas kazancın düşük bildirilmesi ve kayıt dışı istihdam önemli bir sorundur. Prime esas kazancın düşük bildirilmesi nedeniyle ülkemizde asgari ücretle çalışanların oranının yüksek göründüğü bilinen bir gerçektir. Kayıt dışı istihdam oranı 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 26,9’dur. Sosyal güvenlik sisteminde sigortalı sayısının ve gelirlerinin artırılması için kayıt dışı istihdamın kayda alınması ve prime esas kazancın düşük bildirilmesinin önlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim alacaklarının etkin ve tavizsiz bir şekilde takip ve tahsil edilmesini, prim alacakları karşılığında edinilen taşınmazların gerçek değeri üzerinden hızla satılarak kaynağa dönüştürülmesini, hastane, ilaç ve tıbbi malzeme ödemelerinin etkin bir şekilde denetlenmesini gerekli görüyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2025 Aralık ayı itibariyle ülkemizde gelir ve aylık ödenen 17 milyon 15 bin emekli, dul ve yetim bulunmaktadır. Emekli, dul ve yetimlerin 11 milyon 539 bini SSK, 2 milyon 920 bini BAĞ-KUR, 2 milyon 442 bini memur emeklileri, 114 bini de primsiz aylık ödenen kişilerdir. Memur ve memur emeklilerinin aylıkları Ocak ve Temmuz aylarında toplu sözleşmeye göre artırılmakta, ayrıca enflasyon farkı yansıtılmaktadır. SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları ise 5510 sayılı Kanun uyarınca Ocak ve Temmuz aylarında bir önceki altı aylık enflasyon oranı kadar artırılmaktadır. Buna göre 2026 yılı ocak ayı itibariyle memur ve memur emekli aylıkları 18,6 oranında artırılmış, ayrıca memur taban aylığına 1.000 lira eklenmiştir.
SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları ise yüzde 12,2 oranında artırılmıştır. Alt sınır emekli aylığı da bu Kanun teklifiyle, yüzde 18,48 oranında artırılarak 20.000 liraya yükseltilmektedir. Böylelikle en düşük emekli aylığı 3.119 lira artırılarak, dosya maaşı 20 bin liranın altında kalan 4 milyon 917 bin emeklinin yararlanması sağlanmaktadır. Elbette gönül ister ki daha yüksek artışlar yapılabilsin. Emeklilerimiz ömrünün büyük bir kısmını üretime, ülkemizin kalkınmasına, katma değer yaratmaya adamış kişilerdir. Emeklilerimizin derdi derdimiz, beklentileri beklentimizdir. Emeklilerimizin beklentilerinin önümüzdeki süreçte karşılanacağına inanıyoruz.”dedi.
EMEKLİLİKTE EŞİTSİZLİKLER GİDERİLMELİ
Emeklilik sisteminde yaşanan eşitsizliklerin, yapısal sorunların mutlaka giderilmesi gerektiğini ifade eden Kalaycı, “Bağlanan emekli aylıkları, emeklilik tarihinde geçerli mevzuata bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu da aynı prim ödeme gün sayısına ve prim tutarına farklı emekli aylığı bağlanmasına neden olmaktadır. Bugün emeklilerimizin “Ben daha çok prim ödedim ama daha az prim ödeyenle yaklaşık aynı emekli aylığını alıyorum.” diye haklı şikâyetleri bulunmaktadır. Aslında ödenen primler ile bağlanan emekli aylıkları arasında bir denge olması gerekmektedir. Prim-maaş dengesi kısaca “ne kadar prim o kadar maaş” olarak ifade edilmektedir. Prim gün sayısı ve ödediği prim daha az olan sigortalılar ile prim gün sayısı ve ödediği prim daha fazla olan sigortalılara aynı tutarda emekli aylığı ödenmesi sosyal sigorta sisteminin ruhuna aykırıdır. Prim-maaş dengesi gözetilerek mevcut emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri giderecek intibak düzenlemesinin kademeli bir şekilde yapılmasını, ayrıca, emekli aylığı bağlanmasında güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranlarının gözden geçirilmesini gerekli görüyoruz. Sistemin emeklilik şartları da farklı hükümlere tabi bulunmaktadır. Emekli olabilmek için SSK’lılar 7200 gün, BAĞ-KUR’lular 9000 gün prim ödemektedir. Yine memur emekli aylığı ile SSK ve Bağ-Kur emekli aylığı artışlarının farklı hükümlere tabi olması nedeniyle her maaş artışı döneminde farklı oranlar ortaya çıkmaktadır. Sigortalılar arasında her bakımdan norm ve standart birliğinin sağlanması, tüm emeklilerin maaş artışlarının aynı esaslara göre belirlenmesi, emekli aylıklarında yapılan artışların genel enflasyon endeksi yerine bu kesimin tüketim kalıplarını ve hayat standardını dikkate alan özel bir endekse göre yapılması görüşündeyiz. Emekli aylığı, maaş ve ücret artışlarının kalıcı refah artışına dönüşmesinin tek yolu, enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesidir. Uygulanmakta olan dezenflasyon politikasının temel amacı enflasyonun düştüğü, istikrarın pekiştiği bir ortamda kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeyle kalıcı sosyal refahı sağlamaktır. Kim ne derse desin, program kararlı bir şekilde uygulanmakta, ekonomik göstergelerde olumlu gelişmeler görülmektedir. Türkiye ekonomisi en zor etapları geride bırakmış, en çetin süreçleri aşmıştır. Yıllık enflasyon, 2025 yılı sonu itibariyle yüzde 30,9’a kadar inmiştir. Cari açığın millî gelire oranı sürdürülebilir düşük seviyelerdedir. Merkez Bankası rezervleri rekor seviyeye yükselmiş, ülkemizin risk primi son yedi yılın en düşük seviyesine inmiş, dış borçlanma maliyetlerinde önemli iyileşme sağlanmıştır. 2025 yılı Bütçe performansı da beklenenden daha olumlu yöndedir. 1,8 trilyon lira gerçekleşen bütçe açığı geçen yıldakine göre yüzde 14,6, programa göre yüzde 6,8 oranında azalmıştır. Bu durum önümüzdeki süreçte bütçe imkanlarının artacağına işaret etmektedir. Kuşkusuz bütçe imkânlarındaki artıştan başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesimi hak ettiği payı mutlaka alacaktır.”şeklinde konuştu.
En düşük emekli aylığına ilişkin konuşan Kalaycı, “En düşük emekli aylığında yapılan artışa dair bazı çevrelerce yapılan değerlendirmelerde en düşük emekli aylığına bin lira artış yapıldığı iddia edilmektedir. Halbuki düzenleme yapılmasa alt sınır emekli aylığı 16.881 lirada kalacaktır. Dolayısıyla en düşük emekli aylığı bin lira değil 3.119 lira artırılmaktadır. Yine en düşük emekli aylığının ve net asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu sürekli olarak ifade edilmektedir. Aslında açlık sınırı diye resmi bir veri yoktur. Bu konuda çeşitli sendikaların belirledikleri birbirlerinden farklı tutarlar bulunmaktadır.
TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı dikkate alındığında gerek BAĞKUR’lu gerekse SSK’lılara ilişkin en düşük emekli aylığı öteden beri hep açlık sınırının altındadır. Tarım Bağkur emekli aylığı en düşük aylık olup 2002 Kasım’da açlık sınırının yüzde 17,2’si iken, bugün yüzde 66,3’üdür. Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri bu hesaba dahil değildir. Net asgari ücret ise ilk defa 2019 Ocak ayında açlık sınırının üzerine çıkmıştır ve son 8 yılın 6’sında da ocak ayları itibarıyla açlık sınırının üzerindedir. Net asgari ücret ise 2002 ocakta açlık sınırının yüzde 53,3’ü iken, bugün itibariyle yüzde 93’üdür. DİSK tarafından açıklanan açlık sınırı rakamlarına bakanlar da aynı sonucu görecektir. En düşük emekli aylığı ve asgari ücretin çeyrek altın fiyatıyla mukayese edilmesi sağlıklı ve isabetli değildir. Zira altın fiyatının dünyada çok yüksek oranda arttığını herkes biliyor. Net asgari ücret 2002’de 125 dolar, 2010’da 384 dolar, 2020 de 397 dolar bugün ise 648 dolar düzeyindedir. Net asgari ücretle Ankara’da alınabilen 200 gram ekmek 2002’de 909, 2010’da 1538, 2020 de 1550 bugün ise 1872 adettir. Cumhur İttifakı bugüne kadar verdiği hiçbir sözünü unutmamış, bir bir yerine getirmiştir ve getirmeye devam edecektir. Aslında, son on yılda emeklilere ve çalışanlara yönelik önemli düzenlemeler yapılmıştır. Nitekim, emekli esnaf ve sanatkârların emekli aylıklarından yüzde 15 sosyal güvenlik destek primi kesintisi 2016 yılında kaldırılmıştır. Emeklilerin 2017 yılından itibaren maaş promosyonu ödemesinden yararlanmaları sağlanmıştır. Emeklilere 2018 yılından itibaren Ramazan ve Kurban Bayramı’nda ikramiye ödenmektedir; Emeklilere 2019 yılından itibaren alt sınır aylığı getirilmiştir. 2022 yılında yapılan düzenlemeyle kamu avukatı, öğretmen, polis, bekçi, sağlık personeli, din görevlisi, uzman çavuş ve müdür gibi bazı unvanların ek göstergeleri 3600’e çıkarılarak emekli ikramiyeleri ve emekli aylıkları iyileştirilmiştir. Emeklilerimize 2023 yılında 5 bin liralık ödeme yapılmıştır. Emeklilere başta ulaşım olmak üzere bazı hizmetlerde indirimli uygulamalar başlatılmıştır.
Emeklilere de özel kota verilmek suretiyle Türkiye tarihinin en büyük projesi olan 500 bin sosyal konut seferberliği başlatılmıştır. Emeklilerin ve kamu çalışanlarının aylıklarındaki artışa 2022 ocak ayında, 2023 yılında ve 2024 yılı Ocak ayında refah payı eklenmiştir. Asgari ücret tarihî bir reformla 2022 yılından itibaren vergi dışı bırakılmış ve tüm çalışanların asgari ücret kadar gelirine vergi istisnası getirilmiştir. Sözleşmelilere ve taşeron işçilere yönelik düzenlemelerle yüzbinlerce çalışan kadroya alınmıştır. Geçici işçilerin çalışma sürelerinin on bir ay yirmi dokuz güne kadar uzatılmasına ve boş olan sürekli işçi kadrolarına geçirilmelerine imkân sağlanmıştır. Muhtarların, güvenlik korucularının ve muharip gazilerin aylıkları ile tıp ve diş hekimliği fakültesi son sınıf öğrencilerine ödenen aylıklar asgari ücrete çıkarılmış, çıraklar ve stajyerler ile kalfalara asgari ücretin belli oranları üzerinden aylık ödenmesi sağlanmıştır. Bakınız, asrın deprem felaketini yaşayan 11 ilimiz yeniden ayağa kaldırılacak sözü de tutulmuş, 455 bin konutun teslimi yapılmıştır. Dikkatinize sunuyorum. Saatte 23, günde 550 konut üretilmiştir. Acaba bunun dünyada eşi benzeri var mıdır? Milletimiz biliyor ki Cumhur İttifakı söz verdiyse mutlaka yapar. Elbette, yaparsa Cumhur İttifakı yapar. Önümüzdeki süreçte, emekli aylıklarını bütüncül bir şekilde artıracak ve eşitsizlikleri giderecek, BAĞ-KUR prim gün sayısını 7200’e düşürecek, 1’inci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verecek, ev kadınlarına prim desteğiyle birlikte emeklilik hakkı tanıyacak düzenlemelerin yapılacağına inanıyoruz. Ayrıca, Milliyetçi Hareket Partisi olarak proje hâline getirdiğimiz, asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve belirlenen gelir seviyesine erişene kadar ailelere asgari gelir desteği verilmesi uygulamasının hayata geçirilmesi de beklentimizdir. Teklifin yedi maddesi Anayasa Mahkemesi iptal kararlarına ilişkin düzenlemelerdir. Bu kapsamda; İş Kanunu’na eklenen geçici maddeyle 11.9.2014-15.10.2019 döneminde kamuda hizmet alımı kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerle ilgili kamu tarafından ödenen ve rücuya konu olan kıdem tazminatı tutarlarının tahsilinden vazgeçilmesi düzenlenmektedir. Bunun yanısıra, 2018 yılında verilen kadro kapsamı dışında kalan bazı taşeron çalışanları ile Belediyelerde “şirket işçisi” adı altında çalışanların mağduriyetinin giderilerek kamu işçisi statüsüne alınmaları uygun olacaktır. Devlet Memurları Kanunu’nun 56 ve 57’nci maddeleri adaylık devresi içinde göreve son verme başlığı altında tek madde halinde yeniden düzenlenmekte, 127’nci maddesinde zamanaşımı süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Türkiye Varlık Fonu, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, bunlar tarafından kurulacak şirketler veya bünyelerindeki alt fonlarla birlikte bunların kurucusu olduğu veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıklarının özel hukuk hükümlerine tabi oldukları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu denetimi kapsamında yer aldıkları hükme bağlanmaktadır.”dedi.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.