İsmail Detseli'den Yaz ramazan aylarında kar kuyuları
İsmail Detseli'den Yaz ramazan aylarında kar kuyuları...
Bizim dağ köylerinde eskiden ramazana has bazı özellikler olurdu.
Bizim köyümüzde Bizans döneminde kalma ilginç birçok çeşit mağaraların yanında ne amaçla kullanıldığını bilmediğimiz ama birçoğunun şarap doldurmada biraz daha büyüklerinin ise zahire saklamada kullanılmış olacağını söyler di büyüklerimiz.
İşte böyle ağız genişliği 4-5 metreyi bulan köyün hemen yakınındaki bir kuyu yaz ramazanlarında serinlemek amacı ile kullanılır ve halkın hizmetine sunulurdu. Allı mahalle harmanlarında mevlitlerin harmanının altında bulunan bu kuyuya. O bol karların yağdığı kış günlerinde imece usulü köylüler toplanır o geniş ve 7-8 metre derinliğindeki kuyu tertemiz yapılır ardından etraflarından veya başka yerlerden getirilen karlar ile kuyu ağzına kadar doldurulup ağzı meşe ağaçlarının yaprakları ile sıkıca bastırılıp sonrada toprak ile örtülüp bırakılırdı. Daha başka Başpınar mahallesi tarafında ise ardıç altı sarnıcına da kıştan kar basılırdı.
Yazın her gün köylülerimize iftardan bir saat evvel ağzı açılan kuyudan tellal vasıtası ile yarı akşam mevlitlerin kuyusundan veya Ardıç altı sarnıcından kar dağıtılacak herkes kabını alıp harmanlara gelsin denirdi. (Kuyunun olduğu yer harmanlar) artık biz çocuklar büyük küçük herkes elinde o zamanın kıymetli kaplarından ya bir bakır tencere ya bir bakır tepsi alıp koşardık kuyu başına.
Köy muhtarı tarafından görevlendirilmiş bir bekçi veya aza kuyuya iner elinde bir kürek kova ile yukarı doldurup çıkardığı karları başka bir görevli kaplarımıza eşit miktarda dağıtırdı koşa koşa eve getirdiğimiz o kar tabağına anamız babamız birde pancar kaynatarak elde etmiş olduğumuz pancar pekmezinden katınca yaz sıcağının yaktığı buzdolabının ve soğutucuların olmadığı o günlerde öyle lezzetli olurdu ki sormayın işte en çok zihinlerimizde kalan unutamadığımız 50 yıl önceki bir yaz Ramazan hatırası.
KOŞARAK DAYAK YEMEĞE GİTMEK
Eski zamanlarda köylerin birinde çok azgın, kimseyi dinlemeyen muhtara bekçiye karşı koyan başkalarına hep zarar veren Turşu Ali derler birisi vardır.
Muhtara hep bu turşu Ali’nin yaptığı zarardan şikâyete gelirler. Muhtar heyet odasına çağırır, tembih eder ceza yazar. Turşu Ali yine bildiğini yapar, kötülükten vazgeçmez. Köyün Muhtarı Ahmet ağa akıllı adamdır, düşünür, aklına iyi bir fikir gelir.
Bir gün Ali’yi yanına çağırır “Bak sana öyle bir kötülük yaparım ölünceye kadar içinden çıkmaz, ona göre bir daha zarar yaptı diye şikâyet ettiklerini duymayayım, seni karşımda görmeyeyim” der.
Bizim Turşu Ali “Tamam” der gider, ama huylu huyundan vazgeçer mi… Yine aynı zarar ziyanı yapmaya devam eder. Muhtar, bakar olmuyor “Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diye düşünür ve şu taktiği uygular:
Bizim turşu Ali’yi, Ramazan ayının sıcak bir gününde okuma yazma bilmediğini bildiği için yanına çağırır “Ali sana bir işim düştü, bu işi ancak sen yaparsın, başkasına pek güvenim yok” der. O da zaten muhtarın gönlünü almak istemetedir “Baş üstüne muhtar emrindeyim” der. “Şu kâğıt acele karakola verilmesi lazım, sen ayağına çok çeviksin bunu karakola bir ulaştırıversen çok acil” der Muhtar. Daha evvel kâğıda şunları yazmıştır: “Bu kâğıdı getiren adam çok azgındır! Ben ceza ile söz ile bunun hakkından gelemedim icabına bakıver, Baş Efendi”
Böylece komutana verilmek üzere 30 kilometrelik yola bizim Turşu Âli’yi oruç ağızla yazı ile Karakola gönderir.
“Cevabını da seninle göndersin haaa” diye de tembihler. Ali koşa koşa karakola mektubu götürür. Komutana mektubu teslim eder. O da bizim turşuyu nezarete çekip hakkını teslim ediverir. Güzelce benzetir. Kâğıdı da eline tutuşturur “İş tamam” diye yazar, “Git muhtara kâğıdı ver sözüne de itaat et” der.
Akşama perişan bir halde köye dönen Turşu Ali’ye, Muhtar “Ne oldu Ali kâğıdı komutana verdin mi?” deyince Ali “Ulen Muhtar senin an… av… sen o kağıda ne. yazdıydın len? Valla duman ettiler beni” der ve itaat etmemenin cezasını böyle çeker. Bir daha da kimseye zarar ziyan yapmaz… O Muhtar gibi akıllı olacaksın, işi yerinden avlayacaksın.
İSMAİL DETSELİ’DEN GÜNÜN MANİSİ
Tam yarıya yaklaşıyor
Göklerden sevap yağıyor
Kul Allaha yaklaşıyor
Ruhlara huzur doluyor
Biter vücutta keder dert
Hak emrine uymak gerek
Oruç tutan bulur kuvvet
Sabrını yüce hak verecek
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.