İsmail Detseli yazdı: Üç nal ile bir at yorgun ata binilir mi?

İsmail Detseli yazdı: Üç nal ile bir at yorgun ata binilir mi?

İsmail Detseli yazdı: Üç nal ile bir at yorgun ata binilir mi?...

Değerli kardeşlerim biliyorsunuz at avrat silah gibi eşyaların Türk erkekleri üzerinde çok kıymetli bir yeri vardır. İnsanlar için bunlar olmazsa olmaz hatta gurur verici ve şanını yüceltici birer varlıklardır bizim yeni yetiştiğimiz dönemlerde 50-55 yıl önceleri köyün kasabanın hatta şehrin ağaları bile ya güzel hanımı ile ya çalışkan hanımı ile ya iyi bir çifte silahı hatta mavzeri ile tabancası ile ve hele hele tavlasındaki eyerli ve yürüyüşlü atı il anılırlardı. İşte bunların yaşandığı o yokluk ve kıtlık yıllarında.

Ulaşımın acil işlerin yük taşımanın çift sürüp ekin ekmenin hatta harplerin dahi atlar ile görüldüğü. Yörenin zenginlerinde. Ağa ve paşa gibi namlı adamların ahırlarında bulunan rahvan yürüyüşlü. Doru at. Kır at, pekmezköpüğü at yağız at diye namlarıyla tarif edilen atların fakir ailelerde olmayıp sadece o fakirlerin hayalini süslediği ve gecelerde rüyalarına bile girdiği yıllarda. Böyle at hayali ile yaşayan Kümük Ali isminde bir aile reisi varmış. Bu adam atı çok seven ama at almaya hiç gücü yetmeyen yeteceğine de ihtimal vermeyen Ali yakınlarındaki 5-6 km arası olan bir köyden almış hanımı yani yabancı köyden evli imiş. Adam fakir olduğundan bir at alıp binme hevesi ile yanıp tutuşuyormuş. Bir gün yolda giderken bir at nalı bulmuş sevinçle evine gelerek hanımına seslenmiş gel hanım bir at nalı buldum ne kaldı şurada üç nal ile bir at kaldı onları da bulduk mu şöyle ağa gibi ata binip salına salına bir gezeceğim demiş. Adam civar köylerden birinden evli imiş tabi hanımı da anne babasını görmeye hasretmiş adamın lafına karşılık kadında o hayal dürtüsü ile bey sen gez gel de birde ben anam gile gideyim o at ile demiş ortada at yok ama hayal kuvvetli. Adam hemen celallenmiş ve hanıma ulen hanım hiç yorgun ata binilir mi daha ben yeni indim sırtından diyerek elindeki tek nalı sinirle hanıma fırlatmış bakalım tek nal ile hayal deryasına dalan adamın yuvası ne olmuş gelin ozan İsmail in şiirsi dilinden dinleyelim.

Çok uzun yıllar önce atlar pek kıymetliyken

Acil işler ve harpler bile onlarla yapılırken

Ağlarda zenginlerde yağız atlar bulunur

Fakirlerin hanelerinde at hayali kurulur

İşte bir ev reisi böle hayal kurarken

Evinde bir kır atın olmasını isterken

Tarlaya gitmek için erken yola koyulmuş

İşte tam o sırada yerde bir at nalı bulmuş

Sevinçle alel acele hemen evine döner

Pencerenin altından hanım gel diye ünler

Bak ben bir nal buldum der üç nal birde at kaldı

Onları da bulduk mu şükür ki isteğimiz oldu

Eğer bu gerçekleşirse içimde çok heves var

Binerim o kır atıma dayanmaz artık yollar

Dünya gözüm açıkken muradımı alayım

Bana bir at ver ALLAH ım sana kurban olayım

Der de içindeki o büyük hayallerle yaşar

Dinler onu hanımı da onunda kanı coşar

Meğerse hayalci adam bir komşu köyden evliymiş

Hanımı da ana babasına çoktan beri hasretmiş

Ne olur adam sen geziden birde ben ata bineyim

Anamı babamı hevesle dim bir köyüme gideyim

Deyince adam hanıma kızar ve hiddetlenir mi?

Ulen kadın at terli yorgun hiç ata binilir mi?

Der elindeki tek nalı fırlatıp atar karısına?

Nalda gider saplanır zavallı kadının alnına

Garibim ne yazık ki hemen yere yığılır

Ortada at filan yok kadıncık ölür kalır

Hayalle yaşayan adamın yuvacığı dağılır

Üç çocukla dünyada perişan olur kalır

Hayal ile yaşa ama pek çokta hayale dalma

Bedavadan mal bekleyip çalışmadan da kalma

Ozan İSMAİL derki bir ile dört bulunmaz

Bir tek eski nal ile öyle at hayali kurulmaz

Umudu hayale bağlayanın dünyada yüzü gülmez

Hanımın binmesi ile terli at yorulup ölmez

Sende bin oda binsinde at a işler eşit bölünsün

Hikâyeyi okuyanlar düşünsün hem de gülüşsün

ORMANA MALİYECİLER GELİRSE

Alıntı;

Ramazan ve oruç ile pek ilgisi yok ama ben çok sevdim sizde okuyun seveceksiniz

Bir gün bir ormana maliyeciler gelir. Bunu gören tilki koşarak ormandan kaçarken kaplumbağa ile karşılaşır kaplumbağa tilkinin acelesini görünce merakla sorar:

- Hayrola tilki kardeş böyle acele nereye gidiyorsun? Diye sormuş kaplumbağa

- Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlar dan kaçıyorum. Demiş tilki

- İyi ama senle ne ilgisi var

- Olmaz olur mu? Bende kürk, hanımda kürk, çocukta kürk

Bunu duyan kaplumbağa ormanı terk etmek için koşmaya başlar. O sıra koşarak giden kaplumbağayı gören leylek sorar:

- Hayrola kaplumbağa kardeş böyle acele nereye?

Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlardan kaçıyorum.

İyi ama senle ne ilgisi var? Diye sorar leylek.

Olmaz olur mu bende ev hanımda ev çocukta ev.

Bunu duyan leylek ormanı terk etmek için koşmaya başlar. Maymun leyleği görür ve sorar:

- Hayrola leylek kardeş böyle acele nereye?

Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlardan kaçıyorum

- İyi ama senle ne ilgisi var? Diye sorar maymun.

Olmaz olur mu, bende yazlık hanımda yazlık çocukta yazlık.

Bunu duyan maymun paniğe kapılır ve ormanı terk etmek için koşmaya başlar. Bir müddet sonra yavaşlar ve şöyle der:

- Ya ben niye koşuyorum ki! Benim kıçım açık hanımın kıçı açık çocuğun kıçı açık!!!

İSMAİL DETSELİ’DEN GÜNÜN MANİSİ

İlçe Derbent soyu oğuz

Sağlıklar ondan sorulur

Oruç sağlıkta önemli der

Doçent Doktor Yusuf Yavuz

Geldi bak kadir gecesi

Bin aydan hayırlı müjdesi

Bir ömür yaşam ibadeti

Sevabı veriyor Rabbimiz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.