İsmail Detseli yazdı 'Şüphelendirmek'

İsmail Detseli yazdı 'Şüphelendirmek'

İsmail Detseli yazdı 'Şüphelendirmek'...

Uzun zamandan beri bu fıkrayı büyüklerimizden dinleriz hazır Mübarek Ramazan ayı gelmiş iken birde ben okuyuculara nakledeyim, belki duymayan vardır dedim.

Efendim oruç ayının yaz günlerine denk geldiği zamanmış, bilinmeli ki her otuz altı yılda Ramazan ayni günlere denk gelir. Çünkü yıl yıldan on gün evvel gelir derler onun bileni ben değilim neden evvel gelir o astronomi bilimcilerinin işi.

Biz konumuza gelelim. İşte böyle bir zamanda çobanın birisi dağda sürüsünü otlatmaktadır. Ramazan günüdür çoban da oruçludur. Ama nefsi onun, direncini kırar,

Ve Azığında ekmek var, Dağlarda bol kaynak suyu var, aç durmak niye, der ve Allahtan korkarak kendisi ve Rabbi için oruç tutan çobanın aklına şeytan girer, şu kepeneğin altına gir, (kepenek çobanı soğuktan ve yağmurdan koruyan Anadolu çobanlarına has yünden üstlük) orada orucunu kır ye seni kim görecek der, oda şeytana uyar kepeneğin içine girer, ekmeğini yemeye başlar. Ama bir ortağı vardır çobanın köpeği, köpekte acıkmıştır. Başlar kepeneği ayakları ile tırmalamaya çobana bana da ekmek ver demektedir acıkmış olan hayvan. Köpeğin orucu yoktur. Ve ısrarla kepeneği tırmalamaya devam eder. Köpeğin bu hareketine iyice sinirlenen çoban kepeneğin kenarını şöyle biraz kıyılatır (hafif açar) köpeğe seslenir. Defol git ulen git namussuz köpek şimdi ALLAH ı şüphelendireceksin der. Ve aklınca kimseyi şüphelendirmeden orucunu kırar.

YALANI YÜZÜNE VURULAN KADIN

-Yaşanmış Hikayeler-

Derler ya hani “komşu komşunun külüne muhtaç” diye.

İşte bu da öyle yaşanmış bir hikâye.

Dağ köylerinden olan köyümüz Kilisra’da bu olay geçmiş.

Yazın işlerin tam yoğun olduğu günlerdedir. Bizim köyümüze has otlaklarımız, çayırlarımız vardır. Haziran’ın 10 veya 15’inde o çayırların otunu biçer, kuruturuz. Kışın mallarımıza yedirmek için yeşil iken samanlığa koyarız. Çayırlarımızın köyümüze yakın olanları da vardır çok uzak mesafede olanları da...

Bir aile böyle uzak olan bir çayırdan otu biçmiş, evlerine getirecek taşıyacak merkepleri yetişmediğinden. Öğleyin eve otları yıkmak için gönderdikleri kızlarına “Komşularımız Ali Ağa’ya ya da eşi Fadime Abla’ya söyle, eğer evde boş merkepleri varsa, işleri de yoksa iki merkep versinler de, otumuzu bugün bir seferde kaldırıp gidelim yarın bunca yolu bir daha gelmeyelim. Sonra biz de onlara bir yardımda bulunuruz” diye seslenir. Kız eve gelir merkeplerin yükünü yıkar ve hemen komşuları Ali Emmiler’e gider.

Kapıdan seslenir kızcağız. Kapıya evin hanımı Fadime teyze çıkar, “Babam eğer eşekleri boş ise işleri de yoksa biz bir sefer ot saralım, yarın bu uzak yere bir daha gelmeyelim dedi babam” der kız. Fadime kadının cevabı da “Ah kızım biraz evvel geleydin olurdu, eşekleri oğlan falan semte otlatmaya götürdü. Evde eşeklerimiz yok” olur.

Fatma kadın evden komşunun kızını savmıştır. Evin reisi, kocası Ali emmi o anda namaz kılmaktadır. Konuşulanları duyar, yalan söyleyen hanımına da fena kızar ve hemen selam verip namazdan çıkar. Daha evine varmayan komşu kızına, pencereden seslenir:

-“Kızım Ayşe, Fatma, ne ise (ben ismini biliyorum ama açıklamak istemedim) bizim ahırın kapısını aç orada iki merkep, iki de at var. Hepsini sal git… Merkeplere yükünüzü sarın atlara da binip gelin, bu domuz karı sana yalan söyledi” deyiverir.

Ve yalan söyleyen, komşu kıymeti bilmeyen eşini de mahcup eder.

Hepside hakkın rahmetine kavuştular. Allah rahmet eylesin:

İSMAİL DETSELİ’DEN GÜNÜN MANİSİ

İki dönem Başkan oluş

Seçilebilmek çok zor iş

Meramda kültüre önem ver

Başkanım Mustafa Kavuş

Her gün ayrı açılışta

Bu ne azimli çalışma

Gece gündüz hiç durmuyor

Karatay da Hasan Kılca

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.