İsmail Detseli yazdı: Ramazan, gelecek ay’a bakın
İsmail Detseli yazdı: Ramazan, gelecek ay’a bakın
Köylüler ramazan ayının gelmesini dört gözle bekliyorlardı. Ülkemizde rasat ve gözlemcilikte pek ileri değildi o yılarda onun için sık sık yüksek bir yere çıkıp nöbetleşe ay ı (hilali) görmeye çalışıyorlardı. Yukarda gökteki Hilal i gördüler mi Ramazan girmiş oruçta başlamış olacaktı. İçlerinde birisi vardı ki oruçla Ramazan arasında bir türlü bağ kuramıyordu. Oruç yemek yememek anlamında bu Ramazan kim acaba diye merak ediyordu. Yine ay’ın görülmesi muhtemel bir gecede köy odasına toplanan köylüler sırayla nöbet tutup ay ı gözetlerken sıra bizim meraklı Hamza ya gelmiş oda ay ı görebilmek için dışarıda semayı seyrediyordu. Yanından birisi hafifçe böğrünü dürttü. Hey ne yapıyon len Hamza dedi. Heç göğe bakıyom deyip gelene geldin mi len İramazan dedi, oda geldim sana misafirim böğün (bugün) dedi. Gelende yukarı köylü kel İramazan dı, Hamza onu tanıyordu. Hemen telaşla içeri koştu gördüm gördüm geldi geldi, diye heyecanla bağırdı.

Köylüler kim geldi len Hamza kim geldi deyince beklediğimiz İramazan geldi.
Hem de ben yukarı göğe bakarken o dibime gelmiş böğrümü dürttü. Günlerden beri beklediğimiz yukarı köylü kel İramazanmış meğer hay len be bunun oruçla ne ilakası (alaka) var diyerek te köylülerine hayıflandı

HARAM LOKMANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bundan yıllarca önce Osmanlı döneminde İstanbul’da ahşap evlerin bol olduğu zamanda o zamanın itfaiyesi de tulumbacılardı. Tulumbacı erleri sırtlarında tulumlarla su çekerek
Emme basma tulumbalarla yangına su fışkırtırlar angını söndürürlerdi. Dönemin şeyhülislamı olan (günümüz diyanet işleri bakanı fetva makamı) bir adamın 7-8 yaşlarında bir oğlu tulumbacıların haberi olmadan arkalarından koşar. Tuluma bir çivi veya iğne batırır. Tulumdaki su akar yangına müdahale edemezmiş. Durumu tulumbacı başına söylerler fakat çocuk büyük bir zatın oğlu olduğu için ne şeyhe ne de bir başkasına şikâyet edemezler. Ondan sonra neler olmuş. Çocuk bu işten nasıl vazgeçmiş ozan İsmail’in hicvi şiirinde dinleyelim.
Ülkemizde ahşap evlerin bol olduğu zaman da
Çokça yangın çıkarmış o büyük İstanbul’da
Tulumbacılarla yangınlara müdahale edilir
Sırtlarında tulumlarla yangına su çekilir
Tulumbacı yüküyle rampalara tırmanır
Yangınlar büyüdükçe yağız gençler hızlanır
Tam böyle bir zamanda bir çocuk peyda olur
Tulumbacının sırtındaki tuluma çivi vurur
Boşalır tulumdan sular adam yangına gidemez
Çocuğun babası hatırlı kişi kimse şikâyet edemez
Bir gün beş gün beş sene çekerler hep sineye
Dilleri varmaz çocuğun suçunu babaya söylemeye
Bir çocuğun midesinde haram lokma var ise
Bilhassa anne çocuğa haram süt emzirirse
O haram çocuk üzerinde çok büyük etki yapar
Çocuk da gayri ihtiyari zararlı işler tutar
Nihayet tulumbacı başının iliğine tak demiş
Çocuğun işlediği suçu babasına söylemiş
Şeyh hiç bir şey demeden çekip gitmiş evine
Çocuğunun yaptığını başlamış düşünmeye
Çok düşünmüş aramış kendini şöyle taramış
Bu suçun sebebini kendinde bulamamış
Diyor ki şeyhülislam suç her hal hanımdadır
Bilerek bilmeyerek yaptığı bir hatadandır
Sabahleyin şeyh efendi hanımını çağırır
Çocuğunun yaptıklarını hanımına da anlatır
Ben bu gece çok düşündüm kendimi sorguladım
Çocuğa giden bu hatayı aradım bulamadım
Sende kendini yokla şöyle geçmişi düşün
Çocuğa bunları yaptıracak var mı hatalı işin?
Kadın düşünür bulur kabahat kendisinde
Der ki misafir idim bir gün komşu evinde
Çocuğa hamileydim bir özel günümdeydim
Komşunun mutfağında bir limona imrendim
Nefsim bana o anda bir değişiklik vermişti
Limonu görür görmez ekşi canım çekmişti
Yakamdaki iğne ile alıp limonu deldim
Komşudan izin almadan bir yudum emdim
Hem işleri bırak hatun git o komşu evine
Limona para öde komşudan helallik dile
Gider hatun komşuya bu durumu anlatır
Geçmişte yaptığı işten bir haylide utanır
Komşusu der ki helal olsun sana limon suyu
Çocuk ertesi gün hemen bırakır o kötü huyu
Ozan İsmail der ki haram yemek kötü iştir
Helal lokma yer yedirirsen temiz nesil yetişir

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.