İsmail Detseli yazdı: 70 YIL ÖNCE REVANİLİ İFTAR

İsmail Detseli yazdı: 70 YIL ÖNCE REVANİLİ İFTAR

İsmail Detseli yazdı: 70 YIL ÖNCE REVANİLİ İFTAR...

Eskiden sanki Ramazan’a ayrı bir değer verilirdi köyde kentte büyük bir mazeret olmadan değil oruç yemek, orucu bozan şeylere bile azami dikkat gösterilir, büyük bir maneviyat duygusu sarardı insanları mübarek ayda.

Tabi bu arada bazı gecelerde zenginler köyün fakirlerini veya şehrin kimsesizlerini toplar, onlara iftar yemeği verirlerdi.

İnsan yaşamında bazı şeyler vardır ki akıllarda yer eder, unutulmaz izler bırakır genç dimağlarda. Köyümüzün zenginleri bunlara azami dikkat gösterirlerdi, hatta bazı aralarında ihtiyaçlı ve fakirleri yemek yedirmek için bölüşmede münakaşalar bile çıktığı olurdu.

snapinsta-app-430857752-431152286015892-4142271155666784278-n-1080.jpg

Benimde 1950’lili yıllardan aklımda kalan bir iftar yemeği var ki hala o güzel tatlı ve yemekler gözümün önünde durur.

Köyün zengini sayılan sahavetli bir aile olan Çimengil’in oğlu arkadaşım Necmettin, bir hafta önce bana “Ismayıl gardaşlık, filan gün akşam iftar yemeğini bizde yiyeceğiz, bir yere söz verme temam mı” dedi.

O gün geldi akşam vakti iftara yarım saat kala evimizin kapısını çalıp bizim bütün ailemizi çağırdığını ana babasının söylediğini aktardı, hazırlanmamızı istedi, ama anam merhum “Olmaz guzum, siz İsmail ile gidin biz evimizde iftar edeceğiz” dedi.

thumbs-b-c-2ab9122d55756d6c9077da0f70851095.jpg

Gittik akşam vakti, açlık çökmüş belki de ilk oruç tutmaya başladığım yıllarım. Yaşım küçük eve girince mis gibi kokular geldi burnuma. Bütün o güzelim yaprak sarması, etli kuru fasülye mevsime göre bulunan sebzelerden yapılmış salata gibi yemeklerin yanında benim çok dikkatimi çeken ve lezzetine doyamadığım, ömrümde hiç görmediğim bir tatlı vardı ki adının revani olduğunu bilmiyordum. Çok sevmiştim ama bizim gibi fakirlerin evlerinde olması, yapılması mümkün değil anacığım biri yapmayı ama malzeme yoktu.

Hem malzeme olsa bile o bolca şekeri bulup onun tadını vermek, onu hazırlamak mümkün değildi. İşte o iftarı hiç unutamam…

Allah rahmet eylesin, kabirleri cennet mekânı olsun böyle zengin ve sahavetli insanların.

ÇOCUK GÖNLÜMDEKİ O RAMAZANLAR

Fıkra gibi ibretlik bir öykü. Yaşadığım bir olayı anlatacağım.

Sene 1958… Ramazan bu yıllardaki gibi yaz aylarına rastlamakta idi. Ben de ihtiyaçlı bir ailenin çocuğu olduğum için zaten çokça yaptığım iş olan köyün sığırlarına köyümüzden bir ihtiyar emmi ile çoban olmuştum.

Yaşım 12… Tabii günler uzun ama köy yerlerinde böyle ulu orta çocuğum veya rahatsızım diyerek ayeneşkere (açıkça) oruç yiyemezdi kimse… Hem kınanır bu tipler hem de dışlanırdı. O yıllarda köy de aynı şehirler de aynıydı. Hele bilhassa Konya’da.

Bir akşamüzeri sığırları erken getirdik dağdan. Ramazanın 12 ya da 13’ü filan. Rahmetli anacığım köy ocağına odunları yakmış, akşam için yemek hazırlıyor. Ben hem susadım hem de çok acıktım. Akşama kadar dağlarda koşmaktan yorgun düştüm. Benim küçük yaşta çobanlık yapmama çok üzülen. Anacığım o perişan halimi görünce sordu: “Guzum çok yorulmuşsun ne istiyorsun sana iftarlık ne yapayım?” Zaten çikolata veya şeker isteyecek değilim, istesem de yoktur. “Anacığım top yumurta pişir bana, bazlama ekmeğe sıkma sık” dedim. Sıkma bizde basitti. Azık; peynir olur, yumurta, soğan olur, patates olur, ocakta ekmeği hafifçe ısıtan güzel anam hemen orada çabucak pişirdiği yumurtayı ekmeğe sıkıp elime tutuşturdu.

Sıkmayı iki elimle tutarak cami alışkanlığım var işte çocuk ruhu hemen mescide cemaatle namaza koştum daha iftara vakit varmış sanırım bir köşeye çekildim topun atılmasını bekliyorum. Cemaatten yaşlı bir emmi yanıma yaklaştı benim elimden sıkmayı aldı “kalk eşşoğlu eşek, senin tuttuğun oruç eksik olsun” git evine dedi, ardından bana bir de şamar vurdu.

Nasıl oldum donup kaldım, ağlayamadım tepki zaten gösteremezdim.

Bu duruma şahit olan mescidin imamı dedem merhum adamın yanına yaklaştı, “tüüü sana yazıklar olsun, sen bu hareketinle hem dünyanı yıktın hem de ahretini. Karşındaki çocuk Allah korkusundan yemiyor, içmiyor iftarı bekliyor. Allah katında onun derecesini sen bilir misin? Sen burayı çabuk terk et ve Allah’tan ve bu çocuktan af dile” dedi. Bütün oradaki cemaat de tepki gösterdi adama. O azarı işitince ben de hüngür hüngür ağlamaya başladım ve doğru eve geldim namazı kılmadan.

O elimden aldığı sıkma, bıraktığı yerde Ramazan sonuna kadar kalmış, hiçbir kurt kuş kedi köpek yememiş. Bütün köye bu durum yayıldı adam da mescide aylarca gelmedi, ben de gitmedim.

Bir akşam dedem merhum eve geldi “guzum o adam hata yaptı, peşiman oldu sen onu af edeceksin. Sen de bu cevher var” dedi ve onu o kadar kızmama rağmen affettim.

Allah hepsine rahmet eylesin, hiç kinim yok ona da.

Bizler de çocuk ruhundaki o Allah korkusunu Ramazan aşkını bilelim, hiç kimseyi incitmeyelim, hatta onları ibadetlere ve Allah sevgisine, kul sevgisine teşvik edelim.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.