Fatma Güllüoğlu Birer

Fatma Güllüoğlu Birer

Annelik Vicdanı

Bir lütuf annelik, bir nasip. Aynı zamanda da büyük bir imtihan. Çocuğun üzerinde, ailenin üzerinde annenin etkisi çok. Hamileliğinde ne yediğinden tutun da ne giydiğine, psikolojisinin nasıl olduğundan tutun da uykusuna varana kadar birçok şey geçiyor bebeğe. Sonrasında da annenin ayak izlerini takip ediyor evlat. Doğruyu, yanlışı, yemeği, uyumayı birçok şeyi ebeveyninden özellikle de anneden öğreniyor.

Söylediklerini, yaptıklarını izleyip kaydettikleri kadar söylemediklerini, ifade etmediklerini merakla inceliyorlar. “Üzgün değilim” dedi annem ama gözünden su aktı diyebiliyor 3 yaşındaki bir çocuk. “Bardağı kırdığın için kızmadım dedi annem ama dişini sıktı”diyor 5 yaşındaki.Rol model olma’ ise biz uzmanların hep söylediği şey.

Araştırmalar “ne yaptığınız ne söylediğinizden beş kat daha önemlidir” diyor. Önce siz rotanızı belirleyin, psikolojinizi sağlam tutun, mutlu ve huzurlu olun ki evladınızda o yolda ilerlesin deriz hep. Buraya kadar pek de bir sorun görünmüyor. Sorun günümüz annelerine sürekli kesilen kabarık faturalar. O da ne mi?

Çocukluk dönemi özellikle 0-6 yaş çok önemli. Bunu artık herkes biliyor. Fatura nerede mi başlıyor? İşte tam da burada. 0-6 yaş döneminde evladınıza çok bağırdıysanız sosyal fobi geliştirmiş olabilirmiş. Özgüveni yerleşmemiş olabilirmiş. Size ve insanlara karşı güven duygusu bozulmuş olabilirmiş. Akademik başarısı zayıf kalacak olabilirmiş. Bir anne olarak onunla yeterince ( günde en az 5 saat) oynamadıysanız, bin bir etkinlik denemediyseniz, anne-çocuk atölyesine katılmadıysanız çocuğunuzun geleceği mahvolmuş olabilirmiş. Özellikle de ilk çocukta evliliği de oturma çabanızla eşinizle olan sıkıntılarınızda sizi ağlayarak gördüyse karşı cinse güveni sarsılmış olabilirmiş. Bu çocuğunuzun evlilikten uzak durmasını sağlayacağı gibi kendi cinsini tercih etmesine de sebep olabilirmiş.- Bir kez terlik fırlattıysanız, beş kez bağırdıysanız geçmiş olsun o çocuğunuzun geleceği bitti ve katili de siz oldunuz sayın annesi!

Oysa sosyal medyada hiç mi görmedin ponçik anne nasıl olunur, ses yükseltmeden bağırmadan nasıl iletişim kurulurmuş. Hem evi tertemiz olup hem çocuğuyla etkinliklere doyamayan “süper anneler” den hiç mi ilham almadın. Hepsi 3 saat uyuyup hiç de yardım almayıp nasıl da enerjik, nasıl da sevecenler. Sen ne yapıyorsun peki diyor faturalar. Annelerin omzuna tonlarca ağırlıkta yük yüklüyor. Hata ettin bundan sonrası felaket diyor. Yaptığın alışveriş faiziyle sana fatura edilecek diyorlar. Mış mışlar, miş mişler havada uçuşuyor.

Canım anne kardeşim sen ne yap biliyor musun? Şu senin anne vicdanına acı bırakan etrafında, sosyal medyanda kim varsa bir uzaklaş. Rahmandan daha merhametli kimse yoktur. O evlat seninle uyumlu ki sana gönderildi. Onun en “iyi” annesi bu dünyada sen olacaksın. Önce kendine odaklan. Mutlu musun, huzurlu musun, var mı bir problemin. Varsa bir problemin çözüm yollarına odaklan.

Parmak izi gibidir annelik de. Hepimizin karakteri, kişiliği, mizacı, ihtiyaçlarımız ve evlatlarımız farklı. Bağırmıştım travma mı yaşadı, vurmuştum psikolojisinde hasar mı kalır diye mi korkuyorsun. İnsan ruhu gelişebilen, değişebilen ve yaraları onarabilen özelliğe sahiptir. Sen bunların vicdan azabını yaşıyorsan sen “iyi” bir annesin. Daha da iyi olmak ise senin elinde. Geçmişten daha iyi bir kul, daha iyi bir eş, daha iyi bir anne olmak için önce niyet et. Sonra hatalarını ve yapmak istediklerini listele. Baktın işin içinden çıkamıyorsun o zaman bir uzmandan yardım al.

Başkalarının seni bataklığa gömmesine izin vermek yerine sen gölde açan bir Nilüfer ol.

Sevgilerimle güzel anne…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum