Yarıklar kuraklığın göstergesi!

Konya Havzası'nda, yer altı sularının çekilmesi, toprağın göçmesi sonucu oluşan obruklara ek olarak, ovada yüzey yarıklarının da belirmeye başladığı gözlemlendi. Prof. Dr. Fetullah Arık, yüzey yarıklarının kuraklığın göstergelerinden biri olduğunu söyledi

Konya'da obruk tehlikesinin yanı sıra yüzey yarıkları da artış göstermeye başladı. Kuraklık ve yetersiz yağışlarla birlikte, ovada yer alan bölgelerde bu sorunların sıklığı giderek artıyor. Yüzey yarıkları ve obruklar genellikle birbirine karıştırılsa da, aslında tehlikenin boyutu değişmiyor. Yer altı su seviyesinin azalmasıyla birlikte, Konya Havzası'nda bu tür problemlerin daha fazla görülmesi bekleniyor. Konya'da en fazla yüzey yarıkları Karapınar ilçesinde gözlemleniyor. Ancak, Çumra, Emirgazi ve Tuzlukçu gibi diğer ilçelerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Geçmiş yıllarda Karapınar'da olduğu gibi, bu ilçelerde de yüzey yarıkları oluşmuştu. Yüzey bozulmalarının, yerleşim alanlarında ve yapıların deformasyonuna neden olduğu da biliniyor. Bu durum, bölgedeki yerleşim yerlerinde ve altyapıda ciddi sorunlara yol açabilir.

“DÜŞÜMLERİ METRELERLE İFADE EDİYORUZ”

Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Obruk Araştırma, Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, son dönemlerde artan yüzey yarıklarının yeraltı sularının çekilmesi ve kuraklığın bir göstergesi olduğunu söyledi. Arık, “Kuraklık ve iklim değişikliği bu seneye özgü bir problem değil. 2000 yıllardan itibaren ciddi bir kuraklık dönemine girdik ve halen bu sıkıntıları yaşıyoruz. Ama bu kuraklık sıkıntısını son senelerde daha da dramatik bir şekilde hissediyoruz. Özellikle 2023 – 2024 kış geçişi mevsimi, uzun yıllar ortalamasının altında seyretti, hem kar yağışı hem de yağmur yağışları açısından. Bahar yağmurlarını bekliyoruz ama istediğimiz seviyede değil. Bu durumlarda yeraltı sularına olumsuz etki ediyor. Yeraltı suları giderek düşmeye devam ediyor. Bizim, yıllık düşümlerle ilgili net gözlemlerimiz Nisan ayının sonunda yapılan ölçümlerle netleşecek. Ama görünen o ki ve elde olan verilere bakıldığında bölge içerisinde ciddi kuraklığın yaşandığı ve yeraltı sularında ciddi düşüşler olduğu gözlemlendi. Bu sorun yani yeraltı sularının düşüşü, bu senenin değil 40 – 50 yıldır sorgulanan bir durum. Daha önceden bu düşümleri santimetrelerle ifade ederken 2015 yılından itibaren metreler seviyesinde. Son birkaç yıla baktığımızda bazı gözlem kuyularında 20 metrenin üzerinde düşümler var ve bu çok tehlikeli bir durum. Çünkü yeraltı suyu geçmiş yağışlardan oluşan su, sonsuz bir kaynak değil. Havza içerisinde de buna bağlı olarak; özellikle kenar bölgelerde şuanda açılan sondaj kuyularında suyun bulunmaması gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkıyor. Yani şuanda kenarlarda yeraltı suyu tükenmiş vaziyette” diye konuştu.

“KİLOMETRELERCE TAKİP EDİLEBİLİYOR”

Obruklarla birlikte yüzey yarıklarının da kuraklığın bir göstergesi olarak kayıtlara geçmeli diyen Fetullah Arık, “Konya havzası içerisinde son 15 – 20 yıl periyodun içinde gördüğümüz kuraklığın bir belirtisi de yüzey yarıkları. Yüzey yarıkları, tamamen kuraklıkla ve orada bulunan gevşek malzemeyle ilişkilendirilebilecek bir olay. Bazen kilometrelerce uzunlukta, 5-10 genişlikte, 5-10 metre derinlikte de olabiliyor ve tehlike arz ediyor. Şu anda havzanın kenarlarında özellikle dağlarla ovanın sınırının olduğu bölgelerde, ovadaki kalın alüvyal nitelikteki malzemenin içerisindeki su kaybolduğu için bir bakıma sıkışma gerçekleşiyor. Bu sıkışmadan kaynaklı olarak da dağla ova arasındaki bölgelerde yarıklar meydana geliyor. Konya’da birkaç yıl önce bazı bölgelerde yüzey yarıkları oluştu. Bu yarıklar bazen kilometrelerce takip edilebiliyor. Ova içerisinde altta yine morfolojik olarak yükseltiler bulunan alanlarda da oluştuğunu görüyoruz. Birçok yerde obrukla da karıştırılıyor. Aslında bu yüzey yarıkları bir bakıma obruğun da habercisi gibi. Çünkü kuraklığın en bariz göstergelerinden birisi. Obruk zaten tek başına bir olay değil. Özellikle iklim değişikliği, kuraklık ve aşırı su talebinin tetiklediği bir olay olduğu için yüzey yarıklarının oluşum mekanizması da hemen hemen aynı kaynaktan geliyor. Dolayısıyla bizim buradaki en önemli başlığımız yine susuzluğumuz, yağışların azlığı, iklim değişikliği, kuraklık, aşırı ve kontrolsüz su tüketimi” ifadelerini kullandı.

“HEPİMİZE DÜŞEN ORTAK SORUMLULUKLARIMIZ”

Prof. Dr. Fetullah Arık, tarımsal sulamada kullanılan suların Türkiye genelinde yüzde 70'ler seviyesinde olduğunu belirtirken, Konya Kapalı Havza'sında bu oranın yüzde 84'e kadar yükseldiğini vurguladı. Arık, "Doğal koşulları değiştirme gibi bir şansımız yok. Kurak dönemi yaşıyoruz, bu durumu bütün dünya yaşıyor. Bizim elimizdeki suyu daha tasarruflu kullanarak, daha akılcı bir yola gitmemiz gerekiyor. Burada hepimize düşen ortak sorumluluklarımız var" dedi. Arık, suyun kabaca kullanımının üç ana kesime ayrıldığını belirtti: evsel kullanım, tarımsal sulama ve sanayide kullanım. Türkiye genelinde tarımsal sulamada kullanılan su oranının yüzde 70'ler seviyesinde olduğunu ancak Konya Kapalı Havza'sında bu oranın yüzde 84'e çıktığını vurgulayan Arık, "Bizim evlerde kullandığımız suyun tamamını tasarruf etsek, yüzde 10'lar seviyesinde bir tasarruf sağlanacak. Tarım sektöründe ise sürdürülebilir tarımsal modellere geçilmesi ve su tüketimi yüksek bitkilerin azaltılması gerekiyor. Kalıcı tedbirler alınması gerekiyor ve bu da devlete ve topluma sorumluluklar yüklüyor" şeklinde konuştu.

ABDULĞANİ ÇİFTÇİ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YEREL Haberleri