Şeyhülislam Kabri Müze Bahçesinde Virane Oldu

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz gazetemize yaptığı açıklamada Mevlâna müzesinde 1732 yılında vefat eden Şeyhülislam Paşmakçızade Abdullah Efendi’ye ait olan kabir lahitinin virane vaziyette olduğunu ifade etti.

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz gazetemize yaptığı açıklamada Mevlâna müzesinde 1732 yılında vefat eden Şeyhülislam Paşmakçızade Abdullah Efendi’ye ait olan kabir lahitinin virane vaziyette olduğunu ifade etti. Saha çalışmaları kapsamında Mevlâna müzesinde Şeyhülislam kabrine ait mezar taşlarının dağılmış vaziyette olarak gözlemlediğini belirtti.

294 yıl önce Konya’da vefat eden Şeyhülislam Paşmakçızade Abdullah Efendi üst düzey bir din bilgini, hukukçu ve yöneticidir. Medreselerde Müderris olarak ders vermiştir. Abdullah efendi Mısır ve İstanbul Kadısı olarak görev yapmıştır. Rumeli ve Anadolu Kazaskeri olmuştur. Padişah 1.Mahmut döneminde ise 1731 ile 1732 yılları arasında 10 ay Şeyhülislam olarak görev yapmıştır.

1732 yılında Konya’da vefat eden eski Şeyhülislam Abdullah Efendi Mevlâna dergâhı haziresine defnedilmiştir. Mevlâna müzesi bahçesinde bulunan Şeyhülislam Abdullah efendiye ait kabir sandukası ise maalesef tahrip olmuştur. Baş ve ayak şahideleri ile birlikte dört parçaya dağılmış vaziyettedir. Dağılan kabir taşları Mevlâna müzesinin girişinde bulunan Ahmet Eflaki türbesinin sol arka tarafındadır. Kabir taşları bahçe duvarı dibinde ve bir ağaç altında âtıl vaziyette durmaktadır. Kabir taşlarının niye buraya bırakıldığı ve ne zaman bu hale geldiği bilinmemektedir.

Paşmakçızade Abdullah Efendi’nin özgeçmişi şöyledir. 1680 yılında İstanbul’da doğmuş ve 1732 yılında Konya’da vefat etmiştir. Aile olarak dini ilimlerle iştigal eden bir aileden gelmektedir. Şeyhülislam Paşmakçızade Ali Efendi'nin oğludur. İlk eğitimini babasından almıştır. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Abdullah Efendi sırayla şu görevlerde bulunmuştur. 1713'te Mora Yenişehir’de görev yaptı. Ardından Mısır’da ve 1714-1715 yılında İstanbul’da Kadı’lık görevinde bulundu. Üç yıl sonra 1718 yılında nakibüleşraf tayin edildi. Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın görev döneminde Aralık 1719 yılında önce Anadolu Kazaskerliğine getirildi.

1725 yılında ise Rumeli Kazaskerliğine getirildi. Buradaki görev süresi tamamlanmasına rağmen 1728 yılında ikinci defa Rumeli kazaskerliğine getirildi. 1730'da çıkan Patrona Halil İsyanı nedeniyle görevine son verildi. Padişah 1.Mahmut döneminde 1730 yılında Şeyhülislam tayin edildi. I. Mahmut devrinde on ay kadar şeyhülislamlıkta kaldı. İstişare meclislerindeki sert mizacı, itiraz eden yapısı nedeniyle olumsuz bir intiba bıraktığı için 1732 yılında görevden alındı. Hacca gittikten sonra dönüşte sürgün olarak Şam'a yerleşti. Üç ay Şam'da kaldıktan sonra Konya’ya yerleşmek için talepte bulundu. Bu talebi kabul edilip Konya'ya yerleştikten kısa bir süre sonra 1732 yılında vefat etti. Mezarı Konya Mevlâna Türbesi haziresine defnedildi. (https://islamansiklopedisi.org.tr/pasmakcizade-abdullah-efendi)

Tokgöz saha çalışmaları kapsamında bu mezar taşının nasıl dikkatini çektiğini ise şöyle belirtti. 20.11.2025 yılında Mevlâna hazretlerini ziyaret ettim. Bu esnada Ahmet Eflaki türbesinin arka tarafında ve duvar dibinde âtıl vaziyette duran mezar taşlarını gördüm. Müze ziyaret saatleri dolduğu için İkinci defa 2026 yılı şubat ayı içinde mezar şahidesindeki kitabesini temizleyip yazılarını belirginleştirmek üzere gittim. Sağanak yağmurlu hava şartları nedeniyle kitabeyi incelemeden geri döndüm. Nihayet üçünce defa mart ayında müzeye tekrar gittim. Kitabenin bulunduğu şahideyi temizleyip karbon kağıdı tekniği ile Osmanlıca Türkçesi ile yazılmış yazıları belirgin hale getirdim. Kitabeyi fotoğraflayıp bu konuda uzman olan dostlarımdan yardım aldım. Osmanlıca Mezar taşları ve Kitabeler sayfasındaki değerli üyelerin yardımı ile mezar taşının Osmanlı devletine Şeyhülislam olarak hizmet etmiş önemli bir ailenin ferdi olan Şeyhülislam Abdullah Efendinin bilgilerine ulaştım.

Şeyhülislam Abdullah Efendi’ye ait mezar taşındaki kitabenin anlamı:

1. Hazret-i Başmakcı zade şeyh-i islam-ı enam

2. Avdet-i hac eyledik de o siyadet ma’deni

3. Asitan-ı hazret-i monlaya idüb itibar

4. Terkeyledi a’kıbet işbu … mesceni

5. Mürg-i rûhu cennet-i a'lâya pervâz eyleyüb

(Can kuşu ulu cennete kanat çırpıp)

6. Cilvegah-ı kudsiyan oldu mezar-ı medfeni

7. İki destin ref’ idüb Fehim didi tarihini

8. Cennet olsun Seyyid Abdullah Efendi meskeni

9. Sene 1145

Vefat tarihine ebcet ile tarih düşürülmüştür. Düşürülen tarihin ebcet değeri; cennet 453, olsun 153, seyyid 74, Abdullah 142, efendi 145, meskeni 180 toplam: 1147 bir önceki mısrada iki eli kaldırıp tamiyesi ile 2 düşünce vefat tarihi 1145 olmaktadır.

Tokgöz Mevlâna müzesi, orijinal şekliyle Mevlâna tekkesi ve dergâhı yüzlerce yıl Konya’ya ve oradan tüm dünyaya ışık tutan ve manevi dünyamızı aydınlatan önemli bir dergâh olmuştur. Asitane olarak dünya Mevleviliğinin bağlı olduğu bir merkezdir. Mevlâna türbesi bir dergâh olmanın yanı sıra yüzlerce yıl dergâhta yaşamış önemli insanların defnedildiği bir hazire alanı (kabristan) olarak da kullanılmıştır. Neyzenler, Valideler ve Çelebiler ile birlikte Vali Ali Kemali Paşa ile Şeyhülislam Abdullah Efendi’ nin kabirleri de ayrı bir önem taşımaktadır.

Mevlâna türbesi farklı zamanlarda yapılmış başka türbeleri de içinde barındırmaktadır. Bunlar yedi ayrı kişiye ait olup Hürrem Paşa Türbesi, Sinan Paşa türbesi, Fatma Hatun türbesi, Hasan Paşa türbesi, Ahmet Eflaki Dede türbesi, Mehmet Paşa türbesi ve Tuzcu baba türbesidir. Ayrıca Osmanlı dönemi ünlü hiciv şairi Nef’i ve ünlü Pakistanlı şair Muhammed İkbal’in temsili makam taşları bulunmaktadır. Bugün kabri müze alanı dışında kalan Aşık Şem'inin kabri de yoğun bir şekilde ziyaret edilmektedir.

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz açıklamasını şu değerlendirme ile tamamladı. Mevlâna müzesi her yönüyle kültürel ve tarihi mirasımızın odak noktasıdır. Mevlâna müzesi içinde âtıl vaziyette bulunan bir ilim adamı ve Şeyhülislam Seyyit Abdullah Efendi’nin kabri ivedilikle duvar dibinden alınıp yeniden inşa ve restore edilmelidir. Kabrin uygun bir noktasına şahidenin anlamını ve kendisini tanıtan bir dijital barkot konulmalıdır. Müze haziresinde şahidesi bulunan tüm kişilerin kitabeleri hakkındaki açıklayıcı bilgiler web sayfasına yüklenmelidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YEREL Haberleri