Mevlâna müzesi bahçesindeki Şeyhülislam kabri ihya edildi

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz gazetemize Mevlana müzesi bahçesinde virane durumda olan Şeyhülislam Paşmakçı-zade Abdullah Efendi’ye ait kabrin ihya edildiğini açıkladı.

Tokgöz 2025 ve 2026 yılı içinde müze bahçesinde yaptığı üç ayrı saha çalışmasında bu tarihi mezar sandukası dağılmış durumda idi. Kirlenmiş ve virane durumdaki lahit mezarın kitabesinin çözümlenmesi ile 1732 yılında Konya’da vefat etmiş ve Osmanlı devletinde Şeyhülislam olan bir zata olduğu ortaya çıktı. 18.yüzyılda yaşamış olan Şeyhülislam Paşmakçı-zade Abdullah Efendi’nin kabrinin tamir edilip uygun yere kaldırılması için geçtiğimiz mayıs ayı içerisinde kamuoyuna ve müze yetkililerine çağrı yaptığını belirtti.

Müzeye bu doğrultuda yaptığı son ziyarette ise kabrin bakım ve onarıma alındığını gözlemledim. Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin kabri Neyzenler mezarlığı içinde uygun bir yere konumlandırılmıştır. Paşmakçı-zade sülalesi ilim ve irfan ehli bir aile olup birkaç kuşak ilmiye sınıfından insanlar ve şeyhülislam kişiler yetiştiren önemli bir ailedir. Devletine ve milletine ilmi bilgileriyle üst düzey hizmetlerde bulunmuşlardır. Aile kabri İstanbul’da bulunmaktadır.

Paşmakçı-zade Abdullah Efendi’nin özgeçmişi şöyledir: 1680 yılında İstanbul’da doğmuş ve 1732 yılında Konya’da vefat etmiştir. Aile olarak dini ilimlerle iştigal eden bir aileden gelmektedir. Şeyhülislam Paşmakçı-zade Ali Efendi'nin oğludur. İlk eğitimini babasından almıştır. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Müderris Abdullah Efendi sırayla şu görevlerde bulunmuştur. 1713'te Mora Yenişehir’de görev yaptı. Ardından en önemli iki bölgede Mısır’da ve 1714-1715 yılında İstanbul Kadılığı görevinde bulundu. Üç yıl sonra 1718 yılında nakibüleşraf tayin edildi. Sadrazam Damat İbrahim Paşa'nın görev döneminde Aralık 1719 yılında Anadolu Kazaskerliğine getirildi.

1725 yılında ise Rumeli Kazaskerliğine getirildi. 1728 yılında ikinci defa Rumeli kazaskerliğine getirildi. 1730'da çıkan Patrona Halil İsyanı nedeniyle görevine son verildi. Padişah 1.Mahmut döneminde 1730 yılında Şeyhülislam tayin edildi. I. Mahmut devrinde on ay kadar şeyhülislamlıkta kaldı. 1732 yılında görevden alındı. Hacca gittikten sonra dönüşte sürgün olarak Şam'a yerleşti. Üç ay Şam'da kaldıktan sonra Konya’ya yerleşmek için talepte bulundu. Bu talebi kabul edilip Konya'ya yerleştikten kısa bir süre sonra 1732 yılında vefat etti. Mezarı Konya Mevlâna Türbesi haziresine defnedildi. Sandukasının her iki tarafında sümbül, gül ve lale motifleri ile birlikte hançer, rahle ve kalem takımı motifleri yer almaktadır. Sandukanın üst kısımları çepeçevre lale motifi ile süslenmiştir. Kitabenin alınlık kısmında gülmotifine yer verilmiştir.

Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin kabir taşında şunlar yazılıdır:

Hazret-i Başmakcı zade şeyh-i islam-ı enam

Avdet-i hac eyledik de o siyadet ma’deni

Asitan-ı hazret-i monlaya(Mevlanaya) idüb itibar

Terkeyledi a’kıbet işbu mesceni

Mürg-i rûhu cennet-i a'lâya pervâz eyleyüb

(Can kuşu ulu cennete kanat çırpıp)

Cilvegah-ı kudsiyan oldu mezar-ı medfeni

İki destin ref’ idüb Fehim didi tarihini

Cennet olsun Seyyid Abdullah Efendi meskeni

Sene hicri 1145/miladi-1732

Kitabeye Hattat Fehim tarafından ebcet hesabı ile tarih düşürme sanatı uygulanmıştır. Düşürülen tarihin ebcet değeri; cennet 453, olsun 153, seyyid 74, Abdullah 142, efendi 145, meskeni 180 toplam: 1147 bir önceki mısrada iki eli kaldırıp tamiyesi ile 2 düşünce vefat tarihi 1145 olmaktadır.

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz açıklamasını şu değerlendirme ile tamamladı: Mevlâna müzesi her yönüyle kültürel ve tarihi mirasımızın odak noktasıdır. Mevlâna müzesi, orijinal şekliyle Mevlâna tekkesi ve dergâhı yüzlerce yıl Konya’ya ve oradan tüm dünyaya ışık tutan ve manevi dünyamızı aydınlatan önemli bir dergâh olmuştur. Dergâh haziresi burada görev yapan neyzenler, çelebiler ile birlikte ilim ve irfan ehli birçok kişinin kabrini ve türbesini de barındırmaktadır. Şeyhülislam Paşmakçı-zade Abdullah Efendi’nin kabrinin ihya edilmesi nedeniyle Mevlâna Müzesi Müdürlüğüne ve görevli personele teşekkür ederim. Ben kabri incelediğim için hemen kim olduğunu fark edebildim. Ancak kabir kitabeleri üzerinde açıklayıcı bilgi olmadığı için hem bu kabir hem diğer medfun kişilerin kimler olduğu kamuoyu için ve ziyaretçiler için meçhul kalmaktadır. Kabrin uygun bir noktasına şahidenin anlamını ve kendisini tanıtan bir dijital barkot konulmalıdır. Müze haziresindeki tüm mevtaların kitabeleri hakkındaki açıklayıcı bilgiler müze web sayfasına yüklenmelidir. Bu vesile cümlesine Allah rahmet eylesin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YEREL Haberleri