Konya Ovası'nda korkutan obruk!

Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Konya Ovası'nda son yıllarda artan obruk oluşumları, yeraltı su kaynaklarının bilinçsiz kullanımıyla yeniden gündeme geldi.

Uzmanlar, havzada ruhsatlı kuyuların çok üzerinde kaçak kuyu bulunduğunu belirterek hem su kaynaklarının hem de yerleşim alanlarının ciddi risk altında olduğuna dikkat çekiyor.

Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, yeraltı su seviyesindeki sürekli düşüşün obruk oluşumlarını hızlandırdığını söyledi.

"YERALTI SU SEVİYESİNDEKİ HAREKETLİLİK OBRUKLARI TETİKLİYOR"

Yeraltı su seviyesinin özellikle sulama dönemlerinde önemli ölçüde azaldığını ifade eden Prof. Dr. Arık, şu değerlendirmede bulundu:

"Obruklar aslında yeryüzü şekilleri ama son yıllardaki sayıca hızlı artışın temel nedeni, yeraltı su seviyesindeki dalgalanmalar olarak söyleyebiliriz. Yeraltı su seviyesi her geçen yıl düşüyor. Tarımsal sezonda ciddi bir şekilde düşüyor. Daha sonra kısmen yükseliyor, bu hareketler esnasında obruk oluşumları da artıyor. Tabii yeraltı su seviyesinin düşmesiyle, özellikle gevşek tutturulmuş örtü malzemesi içerisindeki efektif gerilme azaldığı için taneler arasındaki sıkışmayla karşılanıyor ve bölge içerisindeki bu sıkışmalar kimi yerde obruk olarak, kimi yerde de yer çatlağı olarak karşımıza çıkıyor. Bu obruklarla birlikte yer çatlakları da son derece ciddi riskler haline gelmeye başladı."

"İNSAN ETKİSİ EN BÜYÜK FAKTÖR"

Obrukların artık sadece belirli bölgelerde değil, beklenmeyen alanlarda da görülmeye başladığını dile getiren Arık, insan kaynaklı su tüketiminin en önemli neden olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Obruk sayısındaki duruma baktığımız zaman her geçen yıl havzada beklenen yerlerde ve bazı alanlarda beklenmeyen noktalarda obrukların oluştuğunu gözlemleyebiliyoruz. Özellikle son dönemlerde Seydişehir'de meydana gelmiş olan obruklar bunlara örnek olarak verilebilir. Tabii bölge içerisinde Karapınar, Çumra, Karatay gibi ilçelerimizin olduğu bölgelerde obruklar olmaya devam ediyor. Buradaki obrukların önemli bir bölümü, geçtiğimiz 4-5 yıllık periyot içerisinde sayıca en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. Bu yıl için henüz çalışmalarımız devam ediyor. Sahadaki envanter çalışmaları güncelleniyor. Güncel rakamları daha sonra vermek gerekir ama genel trende bakıldığı zaman obruk sayısının arttığını gösteriyor. Tabii obruklar tek başına doğal jeolojik olaylar olarak bakıldığı zaman bir sorun değil ama insanları, yerleşim alanlarını, enerji yatırım alanlarını, tarım alanlarını, enerji iletim hatlarını ya da diğer altyapı yapılarını, karayolları ve demiryolları gibi yapıları etkilediği için tehlike haline gelmeye başladı. Bu obrukların sayıca artışının temel nedeni, dediğimiz gibi yeraltı su seviyesindeki ciddi oynamalar, burada da en temel faktör insan faktörü. Tabii ki içinde bulunduğumuz kuraklık, yeraltı su seviyesinin düşmesine ciddi bir etken. Ama asıl önemli etkeni insanların yeraltı suyu kullanımı olarak söyleyebiliriz. Bu yeraltı suyu kullanımı dışında da kontrol edebileceğimiz çok önemli bir faktör yok. O yüzden yeraltı suyunun kullanımını eğer kontrol edebilirsek, orta ve uzun vadede obruk oluşumlarını da kontrol edebiliriz diye düşünüyorum."

140 BİN KAÇAK KUYU UYARISI

Konya Ovası'nda kaçak kuyuların ciddi boyutlara ulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Arık, bu durumun hem yeraltı su seviyesini hem de su kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti.

"Havzadaki yeraltı su seviyesinin düşmesinin temel nedeni yeraltı suyu kullanımı demiştik. Yeraltı suyu kullanımında ise ciddi sorunlar yaşıyoruz şu anda. Devlet Su İşleri'nin kendi açtığı kooperatif kuyuları ya da diğer kullanma amaçlı açılan kuyuların yanı sıra vatandaşların belgeli kuyuları ve belki bütün bunların toplamının 3 katı kadar belgesiz kuyu varlığı çok ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Havzadaki 30-35 bin belgeli kuyuya karşılık, 140 bine ulaşan belgesiz kuyu varlığı çok ciddi bir problem. Belgesiz kuyular bir taraftan yeraltı su seviyesinin düşmesini ciddi bir şekilde etkilerken, öte yandan herhangi bir teknik nezaretten yoksun açıldıkları için, yani bir jeoloji mühendisi desteği almadıkları için, kuyu açımı ve takibi esnasında yapılması gereken bazı teknik işlemler yapılmıyor. Özellikle kapalı geçilmesi gereken bazı tuzlu ve niteliksiz sular, daha alttaki nitelikli sularla karışarak suyun kalitesini de düşürebiliyor. Bu da ciddi bir çevresel sorun olarak karşımıza geliyor. Vatandaş kuyudan bir su üretiyor ama ürettiği suyun niteliği ne tarımsal kullanım için, ne de insani tüketim amaçlı olarak kullanılabilecek nitelikte değil. O nedenle yeraltı suyu kuyularının açılması ve takibi gerçekten teknik bir işlem. Bunun teknik elemanlar nezaretinde ve DSİ'nin lisanslandırdığı kuyular şeklinde yapılması gerekiyor. Havzadaki kaçak yeraltı suyu üretim kuyularıyla ilgili olarak da devletin ilgili kurumlarının ciddi önlemler alması gerekiyor."

Uzmanlar, kaçak kuyuların önlenmesi ve yeraltı su kaynaklarının kontrollü kullanılması halinde obruk riskinin orta ve uzun vadede azaltılabileceğini belirtiyor.

AJANSLAR

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YEREL Haberleri