İsmail Detseli'den Nasrettin Hoca ile Aksak Timur’un hikâyeleri

İsmail Detseli'den Nasrettin Hoca ile Aksak Timur’un hikâyeleri...

Gerçekle ne kadar ilgili çok bilinmez ancak, eski atalarımız tarafından biz çocuklara anlatılan kıssadan hisse alınası mecazi bir hikâye.

Nasrettin hocanın yaşadığı yıllarda sertliği ve gaddarlığı ile bilinen Timurlenk

(Aksak Timur) önüne gelen beldeleri yakıp yıkarak karşısına çıkan orduları yenerek ilerlerken Rivayete göre yolu Akşehir den geçecektir, bunu duyan Akşehir halkı Nasrettin hocaya giderek aman hocam yaman hocam Timur beldemize doğru geliyormuş bizi bu gaddar hükümdarın zulmünden ancak senin nükteli sözlerin ve üstün zekân kurtarır bize yardım et Timur u durdur diye yalvarırlar. Halkını çok seven ve de zekasına güvenen Nasrettin hoca Akşehir ovasına büyük bir otağ çadırı kurmalarını Akşehirlilere söyler. Ve büyük bir çadır kurdurur kendiside çok kıymetli bir hırkayı sırtına giyer başına da adeta sini büyüklüğünde birde fes ve sarık sarar o büyük çadırın içine girer oturur. Timur un öncü askerleri ovanın ortasında büyük görkemli bir çadır görünce merakla gelip çadıra bakarlar içersinde oturan adamada sen kimsin nesin diye sorarlar hoca askerlere (Haşa) ben ALLAHIM der. Siz gidin sizin kumandanınız gelsin benim yanıma ben sizi muhatap almam der. Askerler biraz kızgın birazda şaşkın ve korku içerisinde Timur’un yanına dönerler ve Efendimiz büyük bir çadır gördük ovanın yüzünde vardık baktık içinde hoca gibi bir adam var oturuyor necisin dedik ben ALLAHIM gidin sizin kumandanınız gelsin siz benim muhatabım değilsiniz dedi ve bizi kovdu derler bu duruma bir hayli sinirlenen o sert komutan yanına bir gözü kör asker alır atına binerek çadıra gelir tabi Timur o zamana kadar Nasrettin hocanın ismini duymuş ama kendisini hiç görmemiş sende kimsin be adam diye hiddetle sorar?. Hoca ben ALLAHIM der peki madem ALLAHSIN benim şu askerin gözü kör bunu iyileştir bakalım deyince hoca yoo Efendi ben belden yukarıya karışmam, der öyleyse benim ayağım topal bu ayağımı iyileştir der. Hoca olmaz ben belden aşağısına da karışmam, benim Allahlık alanım dar bir yer bu dar alanda bir rahatsızlık varsa söyle derman olayım deyince işin nükte ve şaka olduğu anlaşılır. Ve ismini duyup ta kendisini ilk defa gördüğü hoca ile aralarında samimiyet oluşur ve Akşehir e zarar vermeyeceğini söyler. O şehri talan etmekten vaz geçer. Orada geçici bir müddet kalmak istediğini söyler. Yalnız her ne kadar arkadaş olsalar da Timur o celal ve hiddetinden pek de taviz vermez. Bir gün hoca Nasrettin Timur a bahçesinden bir hediye götürmeye karar verir. Yanında bulunan komşularına bu hediyenin ne olması lazım olduğu hakkında fikir danışır. Kimisi ona ayva götür iyi olur der, Kimisi yok elma götür der, Bazısı olmaz yemeklik patates soğan götür der, Bunları Hoca dinler bahçeye iner bakar ki bahçede güzel yemişler var. O incir ağacından bir sepet yemiş toplar ve Timur’a götürür, götürürde pek pişman olur çünkü Timur bu gelen hediyeyi bir aşağılık olarak kabul eder ve askerlerine bu yemişlerin hepsini bu adamın kafasına vurun der. Askerler emri yerine getirirken bizim hoca her incir başına isabet ettikçe ALLAHIM şükür aklımı seveyim dermiş. Bunu duyan Timur hocaya bu yemişler, kafana vuruldukça neden ALLAH şükür diyorsun bu bana bir isyan mıdır? Deyince hayır hakanım ben sana hediye getireceğim dediğimde komşular bana patates soğan götür, Ayva Elma götür dediler de, Ben aklımı kullandım yemiş getirdim, Ya onların lafına uyup ta o Dediklerini getirseydim bu garip başımın hali nice olurdu diye ondan ALLAHA şükrediyorum der. Yine gülüşmeler ve ayrılış bir gün yine komşular gelirler aman hocam ocağına düştük çare sende bize rehber ol yardım et Timur yine sebze bahçelerimize bir dişi fil salmış bütün meyvelerimiz ve avar zavarımız mahvoluyor. Bizi bu dertten sen kurtarırsın haydi hep beraber gidelim bu fili bu bahçelerimizden çıkartalım derler. Hoca hadi peşime düşün de bir çaresine bakalım gerçi ben yakın bir zaman önce dersimi aldım ama sizin zarar çekmenize gönlüm razı olmaz der. Ve hep beraber Timur’un makamına gitmek için yola düşerler. Tam makama girecekleri sırada hoca arkasına döner bir bakar ki kimse kalmamış. Arkasındaki halkın hepsi dağılmış geriyede dönemez Timur ne o hoca yine niçin geldin der? Ulu hakan Akşehirlilerin size bir dileğini iletmeye geldim efendim sizin bir dişi filiniz varmış. Eee var; bahçelerde yayılırmış bu tek olunca avara zarar yapıyormuş. Onun için derler ki hakanımız birde erkek fil getirsin ikisi beraber hem otlasın hem de çoğalsın dediler. Der oda hay hay hoca der ertesi gün bir fil daha gelir. Bahçelere salınıverir bunu gören Akşehirliler aman hocam ne oldu biz bir filden bıkmışken fil iki oldu ne yaptın demezler mi? Hoca komşular benimle Timur a gelseydiniz, Dişi fili kaldırtacaktık gelmeyince fili çiftleştirdik, İkinci fili ben istedim akıllı deliye söyletir lafı derler. Ben o kadar deli’miyim yalnız başıma ne yapılırsa onu yaptım kusura bakmayın der. Ve adamları dertleriyle baş başa bırakır ve başından savar bakalım bizim ozan İsmail bu nükteleri nasıl hicveder gelin birazda onun kaleminden okuyalım ne dersiniz.

Duyulur ki Timur orduyu toplamış sefere gidiyor

Önüne gelen orduları belde ve köyü talan ediyor

Tehlike çabuk duyulmuş Timur Akşehir den geçecek

Timur un filleri güzelim bahçe bağı perişan edecek

Düşünmüş Akşehirli bu tehlikeyi kim durdurur

Böyle sert bir komutanla Nasrettin hoca konuşur

Aman düştük ocağına diyerek koşar hocaya

Ancak sen dur dersin bu Timurun ordularına

Diyerek bu bilge kişiye bir akıl danışılır

Hocanın emriyle ovaya büyük çadır açılır

Ta iki üç kilometreden görülür hocanın çadırı

Hocam çadırda başında sarık bağdaş kurup oturur

Timur un askerleri at sürer görünen o çadıra

Korkuyla bakarlar çadırda koca sarıklı adama

***********

Sorarlar sen necisin ki be adam neden burada oturdun

Hoca ben sizi muhatap almam der çağırın bana Timur’u

Askerler geri dönerler içlerinde hem hırs hem de korku

Anlatırlar hakanlarına biraz çekinerek oradaki durumu

Timur yanına bir ama asker alır vuru atına mahmuzu

Bakayım der kim bu cesur adam gösterin bana şunu

Gelir çadırın önüne de daha inmeden atın sırtından

Çık bakayım dışarıya der sen misin bana kafa tutan

Bu cesareti nereden aldın tiz karşıma çık bakayım

Hoca seslenir hey ayağıma gel çünkü ben bir ALLAHIM

Peki, madem ki ALLAH sın iyi et şu âmâ askerin gözünü

Göreyim senin ALLAH lığını inanayım gerçekleştir sözünü

Yok, arkadaş der bizim hoca ben belden yukarı karışmam

Senin kör askerinin gözüne kaşına çare falan bulamam

Öyleyse benim ayağıma bak sağ ayağım topaldır

Yo ben belden aşağıda karışmam benimki dar alandır

Bu cevabı alan Timur bakar ki bu hoca pek nüktedan

Akşehir de bana arkadaş olsun der böyle sevimli adam

İyi arkadaş olurlar ama Timur sertlikten taviz vermez

Nasrettin hoca da haddini bilir fazlada ziyaret etmez

Aradan günler geçerde hocanın aklına bir şeyler gelir

Düşünür komutan arkadaşına meyve hediye etmelidir

Gelir konu komşuyla konuşur ne hediye vermeli

Bu sert komutanın huzuruna neler alıp gitmeli

Kimisi patates soğan verelim kim elma ayva der

Bunlardan birisini götür sen hocam Timur a ver

Hocamız bahçeye iner bakar yine inciri seçer

Timur un karargahına varır ulu hakana buyur der

Komutan yemişleri görünce ap ayrı bir tavır alır

Askere emrederde yemişler hocanın kafasına atılır

Kafasına her yemiş geldiğinde hoca ALLAH dua eder

Ellerini havaya kaldırırda RABBİM sana şükür der

Sorar Timur hocaya neden ALLAHA şükrettiğini

Aklımı seveyim komutan der yapsaydım komşuların dediğini

Eğer komşulara uysam da patates ayva getirseydim

Ne olurdu bu akılsız kafam kim sorardı ölseydim

Sana yakın olmaktı sadece benim derdim

Yemişi de getirmezdim kızacağını bilseydim

Evine hüzünlü gelir hoca bakar yine komşular var

Aman hoca derdimiz bitmedi daha nice dertler var

Timur bir fil salıvermiş sebze meyvemizi yiyor

O güzelim bahçelerimizi bozup talan ediyor

Hakan seni pek sever ne olur beraberce gidelim

Timurdan rica edipte bu fili bağlatıver diyelim

Çaresiz hoca kabul ederde beraber yola çıkarlar

Timur un karargâhının tam önüne varıp dururlar

Buyur hocam sen önden gir bizde gelelim derler

Hocayı içeri sokunca hepside sıvışıp giderler

Bakar ki hoca kimse yok hepside kaçıp gitmiş

Hocada komutan Timur dan bir şeyler rica etmiş

Ulu hakanım sizin bahçelerde bir tek filiniz varmış

Yanında birde eşi olsa ikisi daha rahat yaşarmış

Bizim Akşehir ileri gelenleri filleri çift istiyor

Benim aracılığım ile sizden bunu rica ediyor

Demiş Timur un huzurundan oh diyerek ayrılmış

Ertesi gün Akşehir’in bahçelerine bir fil daha salınmış

Yine köylüler hocaya koşup gelmiş olan biteni sormuş

Hoca demiş Timur a gidenler beni bırakıp yok olmuş

Benimle gelseydiniz eğer Timur a. bu bela giderilirdi

Sizler riyakârlık edince fillerde erkekli dişili geldi

Ozan İsmail derki her yerde birlikten dirlik doğar

Şayet birlik beraberlik olmazsa aslanı kedi boğar

İnsanlar söz verince mutlaka sözlerinde dursun

Dikenli bahçelerin dikenleri açılan bir gül olsun

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YEREL Haberleri